Yeniden
 

Romantik kadın, woman

Yeniden

Ayşegül Osmanoğlu

Son zamanlarda aklım çok karışıktı ve rûhum da... Çevremdeki tüm yakınlarım eskisi gibi olmadığımdan,yüzümün gülmediğinden şikâyet ediyorlardı. Önce çok alındım. Hatta tavır yaptım bu söyledikleri için. Bana göre beni normaldim. Sonra bir-iki derken ve çıkan sesler çoğalınca, dikkate almaya başladım. Kendimi mercek altına almaya karar verdim. Yavaş yavaş acı gerçekler ortaya çıkmaya başlamıştı. Haklılardı. Aynaya baktığımda somurtkan, iki kaşının arası birbirine daima yakın olan bir insan çıkıyordu karşıma ve ben bile rahatsızlık duyuyordum bu hâlimden... İnsanlardan gittikçe uzaklaşıyordum veya en ufak şeyler bile sert tepkiler veriyordum. Katı, yıkılmaz ve oldukça sınırlayıcı kurallarım, hiç bir esnek davranışa müsâde etmiyordu.

Ve birgün bir arkadaşım dedi ki: "Eğer şu içindeki gerçek seni tanımasam, dışarıdan görünenle asla arkadaşlık kurmazdım..." Bu, beni önce yaraladı. Ama sonra kendime getirdi. Bir şeyler yapmalıydım, hem de hemen... Önce bir kalem ve kağıt aldım elime. Kağıda yukarıdan aşağıya bir çizgi çektim ve kendimde gördüğüm olumlu ve olumsuz yönlerimi sıralamaya başladım. Şu kadarını söyleyeyim; çıkan tablo, çok da iç açıcı değildi. Buna rağmen dedim ki:

"Hayır! Gözün korkmasın, yeniden başlayabilirsin. Nefes aldığın sürece bir şeyleri tamir etme ve onarma şansın sürüyor. Yeter ki sen, bunu gerçekten iste ve vaktini iyi değerlendir."

Öncelikle yapmam gereken, beni olumsuz yönde etkileyen şeyleri tespit edip onlarla usûlünce vedalaşmaktı. Çünkü onlar özgür kaldığında, ben de özgür kalacaktım. Hayatımda gereksiz yükleri yüklenmekten, yani Allah'ın bana yüklemediklerini kendime iş edinmekten vazgeçecektim. Bunun için aklıma sürekli olarak kişisel gelişim kitaplarında sıkça bahsedilen bir metod geldi.

Sabahın erken saatlerinde kalktım ve kendime sessiz bir ortam hazırladım. Yere oturup bağdaş kurarak gözlerimi kapattım. Zihnim berraklaşıncaya kadar bekledim. Sonra kendimi bir deniz kenarına götürdüğümü canlandırdım kafamın içinde... Sahile vuran dalgaları sanki duyar gibiydim. Öylesine konsantre olmuştum... Sonra, başladım beni her üzen yıpratan şey için vedâ töreni düzenlemeye... Her biri için yanan bir mum bırakıyordum... Sıra sıra arka arkaya dizilişlerini ve dalgalarla beraber gidişlerini izliyordum zihnimin içinde. Yavaş yavaş hepsi de gözlerimin önünden kayboldular... Bense içimde bir hafifleme hissettim.

Onlara kızgın değildim... Nasıl kızgın olurdum ki? Bana hayatta neler yapmamam gerektiğini öğreten, aslında iyi niyetli dostlarımdı hatalarım... Ama vedalaşmalıydım... Çünkü üstüme yapıştıkça büyüdüklerini ve yaşam yükümün altında daha fazla ezilmeme sebep olduklarını gördüm... Bu bundan sonrasında hata yapmayacağım anlamına gelmiyordu. Elbette ki yapacaktım; ama artık eski hatalarımdan kurtulmam, yeni doğrularımla hayatıma bir yön verirken bana yeni şeyler öğretecek yeni hatalara yer açmam gerekiyordu.

Bitmişti... Gözlerimi açtım... Hayatı yeni baştan -şüphesiz ki son kez olmayacak- şekilde kucaklamaya hazırdım...

Ayşegül Osmanoğlu,
1 Kasım 2010.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36640125 ziyaretçi (102645527 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.