Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern)
 
Yerebatan Sarnıcı

Basilica Cistern

Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern)

Tarihte İstanbul her zaman en sık kuşatma tehlikesiyle karşı karşıya olan şehirlerden biri olmuştur. Bu kuşatmalar sürecinde yaşanan en önemli sorun da yiyecek ve içecek kaynaklarının tükenmesidir. İşte bu sorunun çözülmesi amacıyla Bizans İmparatoru 1. Justinianus tarafından 527-565 yılları arasında yaptırılan Yerebatan Sarnıcı’nın ilk ismi, "Bazilika Sarnıcı" dır.

Sarnıcın suyu, İmparator Valens tarafından 368’de yapılan 971 metre uzunluğundaki Valen (Bozdoğan) kemeriyle İmparator Justinianus’un yaptırdığı 115,45 metre uzunluğundaki Mağlova Kemeri yardımıyla şehre 19 kilometre aralıkta olan Belgrat ormanlarındaki Eğrikapı Su taksim merkezine getiriliyordu.

Yerebatan Sarnıcı’nın planı Alman denizaltıcılar tarafından çıkarılmıştır. Uzunluğu 140 metre genişliğiyse 70 metre olan dikdörtgen biçimde dev bir yapıdır. 52 basamak taş merdivenle yerin altına doğru inilen bu sarnıçta içinde her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Birbirine 4.8 metre aralıklar dikilen bu sütunlar her sıra 28 tan olmak üzere 12 sıra meydana getirmektedir.

Suya içerisinde yükselen bu sütunlar uçsuz bucaksız bir ormanı anımsatmaktadır. Sütunların başlıkları yer yer farklı özellikler taşır. Bunlardan 98 adedi Corinth üslubu yansıtırken bir bölümü Dor üslubunu yansıtmaktadır.

Sarnacı 4,80 metre tuğlayla örülmüş kalın bir tabakayla sıvanarak horasan harcından su geçirmez hale getirilmiştir. 9,800 metre² alanı bulunan sarnıç ortalama 100,000 ton su depolama hacmine sahiptir.

Sarnıçtaki sütunların köşeli ya da yivli biçimde olan birkaç tanesi hariç büyük çoğunluğu silindir biçimindedir. Bu sütunlar içinde üzeri oyma ve kabartma halinde Tavuz Gözü, Sarkık Dal, Gözyaşı şekillerinin tekrarıyla süslenmiş olanları özellikle dikkati çeker Bu sütunlar, Bizans döneminde "Farum Tauri" denilen bugünkü Beyazıt Meydanı’nda kalıntıları bulunan4. yüzyıl zamanına ait büyük Theodesius’un zafer akındaki sütunların benzeridir.

Bir söylentiye göre, üstündeki şekillerin gözyaşına benzemesin nedeni Büyük Bazilika’nın inşâsında ölen yüzlerce köleyi anlatır..Sarnıcın orta yerini geçtikten sonra, güneybatı duvarından içeriye doğru, yaklaşık 40 metre uzunluğunda 30 metre genişliğinde düzensiz bir çıkıntı halinde görülen kısım ağırlığı taşıyabilmesi için geçmiş, yüzyıllarda yapılan onarımlar sırasında örülen duvarlardır. En uzun yerinde 9 sütun, en dar yerindeyse 2 sütun olmak üzere toplam 40 sütun bu duvarların arkasında kaldığı için görülmemektedir. Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki 2 sütunun altında kaide olarak kullanılan 2 Medusa başı Roma Çağı heykel sanatının şaheser örneklerindendir. Sarnıcı ziyarete gelenlerin şaşkınlıklar içerisinde seyrettikleri 4.yy. ait bu başların hangi yapıdan alınarak buraya getirildiği konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte Genc Roma Çağı’na ait antik bir yapıdan sökülerek buraya getirildiği zannedilmektedir.

Medusa’yla ilgili mitolojiye dayandırılan birçok söylenti bu yapıyı daha da gizemli kılar. Bir söylentiye göre Medusa Yunan Mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan 3 Gorgonadan biridir. Bu üc kız kardeşten yalnızca Yılan Başlı Medusa olumludur. Ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusa’nın da bu düşünceyle buraya konulduğu zannedilmektedir.

Yine bir rivayete göre Medusa siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücuduyla övünen bir kızdır. Yunanlı Tanrı Zeus’un oğlu Perseus’u sevmektedir. Tanrıça Athene de Perseus’u sevmekte ve Medusa’yı kıskanmaktadır. Athene, Medusa’nın saçlarını korkunç yılanlar biçimine sokar. Artık Medusa kime baksa, baktığı kimse taş kesilir. Perseus Medusa’nın büyülendiğini düşünerek başını keser ve kesik başı eline alarak savaşlara katılır. Başı görenler taş kesilir ve Perseus savaşları kazanır.

Bu olaydan sonra Medusa’nın eski Bizans’ta kılıç kabzalarına ve sütun kaidelerine ters ve yan olarak işlendiği söylenmektedir. Diğer bir rivayete göre ise Medusa kendisini Perseus’un kılıcında görmüş ve taş kesilmiştir. Bunun için buradaki heykeli yapan heykeltras ışığın yansıma pozisyonlarına göre Medusa’yı normal, ters ve yan olmak üzere üc ayrı pozisyonda yapmıştır. Normal pozisyonda çalışılmış olan Medusa başı Didim’den getirilmiştir.

Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un Osmanlılar tarafından 1453’te fethinden sonra, bir süre daha kullanılmış ve pâdişâhların oturduğu Topkapı Sarayı’nın bahçelerine buradan su verilmiştir. Durgun su yerine çeşme suyunu yani akan suyu tercih eden Osmanlıların şehirde kendi su tesislerini kurduktan sonra kullanmadıkları anlaşılan sarnıç, 1544-1550 yıllarında Bizans kalıntılarını araştırmak üzere İstanbul’a gelen Hollandalı gezgin P. Gyllius tarafından yeniden keşfedilmiştir. Basilika Sarnıcı kurulduğundan günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir. Osmanlı imparatorluğu döneminde 2 defa restore edilen sarnıcın ilk onarımı 18. yüzyılda 3. Ahmet zamanında Mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. 19. yüzyılda 2. büyük onarım Sultan 2. Abdülhamit zamanındadır. Cumhuriyet dönemindeki en büyük onarım 1985’te İstanbul Belediyesi tarafından başlatılmıştır. İçerisindeki 50.000 ton çamurun çıkartılması ve gezi platformunun yapılmasıyla birlikte 9 Eylül 1987’de tamamlanmış ve tekrar ziyarete açılmıştır. Yerebatan Sarnıcı her gün 09.00 – 17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Harita

İlgili Videolar








Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36805528 ziyaretçi (102936898 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.