Yeryüzünün İlk Savaşı: Melekler ve Cinler
 

Yeryüzünün İlk Savaşı: Melekler ve Cinler

Hazırlayan: Akhenaton

İnsanın ilk ne zaman savaşmaya başladığı antropologlar ile tarihçiler arasında süregelen büyük bir tartışmadır. İskeletlerinde mızrak izleri bulunan Neandertal insan örnekleri bulunmasına rağmen bazı antropologlar bunların savaş sonucu değil de kurban edilme, cinayet ya da av kazaları nedeniyle ortaya çıktığını düşünmektedir.[1]

Hala ilk olup olmadığı tartışılan ilk arkeolojik savaş kaydı, Mısır’da Nil nehri bölgesinde bulunan ve “117. Mezarlık” diye bilinen bölgedeki 7.000 yıllık savaş hakkındadır. İskeletlerinde ok başı bulunan birçok vücut, bir savaş sonucu ölenlere ait olabilir.[2] Bununla birlikte tarihte bilinen ilk savaşın M.Ö 2700 yılında Sümerler ve Akadlar arasında bugün Basra olarak bilinen bölgede gerçekleştiğini ileri sürenler de vardır.

İslam inancına göre insanların yaptığı ilk savaş ise Hz. Şit ile Kâbil oğulları arasında yapılmıştır. Hz. Şit, Şam’dan Yemen tarafına gidip, azgın ve sapık bir hâlde yaşayan Kâbil’in oğullarını Allah’a îmân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Fakat bu kavim, Hz. Şit’in dâvetini kabul etmeyip, sapıklıklarında ısrâr ettiler ve Hz. Şit, onlarla savaş yaptı. Bu savaşta kılıç kullandı. İlk kılıç kullanan odur. Hz. Şit,Yemen’deki bu azgın kavmin bir kısmını kılıçtan geçirmiş, bir kısmını ise esir almıştır.[3]

Bunun dışında Şeytân’ın Hz. Adem’e secde etmeyerek Allah’ın huzurundan kovulmasıyla İblis (Şeytân), Hz. Adem ve onun soyuna, yana “insan”a düşman olmuş ve kıyamete kadar insanları aldatmak, onları yoldan çıkarmak için Allah’tan mühlet istemiştir. Kurân’a göre Şeytân, insanın en kadîm ve apaçık düşmanıdır.[4] Hz. Adem’in oğullarından Kabil ise kardeşi Habil’i öldürerek ilk kanı dökmüş ve ilk cinayeti işlemiştir.

Fakat bizim bu yazımızda bahsedeceğimiz savaş, insanlarla insanların yapmış oldukları savaşlar değil, insan yaratılmadan önce meleklerle cinlerin yapmış oldukları düşünülen ve meleklerin komutanlığını henüz Allah’ın huzurundan kovulmamış olan İblis’in yaptığı, çoğu teorik bilgilere dayanan ilk savaştır.

Kuran-ı Kerim’e göre cinlerden ilk yaratılan varlık, “Cânn”dır. Cânn (الجان), genellikle cinlerin atası ya da cin türü anlamında kullanılan bir terimdir.[5][6] “Bir şeyi örtmek, gizlemek” mânasındaki "cenn" kökünden türemiş bir isim olup “kendisini örten, duyulardan gizlenen varlık” demektir. Bazı şarkiyat araştırmacıları, cân kelimesinin Arapça asıllı olmadığını ileri sürmüşlerse de iddialarını kanıtlayıcı deliller ortaya koyamamışlardır.[5]

Kurân-ı Kerîm’de 7 yerde geçen "cân" kelimesinin 3 ayrı anlamda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Hz. Adem’in kuru balçıktan, cânn’ın ise ısı derecesi yüksek, dumansız ve saf ateş alevinden yaratıldığı anlatılırken [7] cinlerin atası anlamında, cennet hûrilerinin tavsifi sırasında, “daha önce hiçbir insan ve cin (cân) eli değmemiş” denilmek suretiyle de [8] cin türü anlamında kullanılmıştır. Hz. Mûsâ’ya verilen asâ mûcizesinde, değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini belirten âyetlerde [9] "cân" kelimesi, “yılan” anlamına gelmektedir. Hz. Âişe’den rivayet edilen bir hadiste, Resûlullah, cânn’ın saf ateş alevinden yaratıldığını bildirmiştir.[10] İbn Abbas’ın ise cânn’ı "cin türünden dönüştürülmüş yılan" anlamında kullandığı rivayet edilmektedir.[11][5]

Tefsirciler, "cân" kelimesinin tefsirinde farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu görüşleri şu beş noktada toplamak mümkündür:

1. Cinlerin atası. Bu görüşte olanlara göre cân ve onun soyundan gelen cinlerle İblîs ve onun neslinden olan Şeytânlar, birbirinden tamamen ayrı cin taifeleridir. Çünkü cinler ölür, mümin ve kâfir gruplarına ayrılır. Şeytânlar ise İblîs’le birlikte ölecektir ve hepsi de kâfirdir. Âlimlerin çoğunluğu, bu kanaattedir.

2. İblîs. Hasan-ı Basrî, Katâde b. Diâme ve Mukatil b. Süleyman gibi âlimler bu görüşü benimsemişlerdir. Bazı müellifler, cânn’a İblîs anlamı verilmesinin Eski Ahit’te yer alan bir kıssayla bağlantılı olduğunu savunurlar. Çünkü Eski Ahit’te, cennette bulunduğu sırada Havvâ’yı Yahudilerce kötülük ruhunu temsil eden yılanın aldattığı ifade edilmektedir.[12] Bu yılanın ise İblîs olduğu bilinmektedir. Aynı yorumu, cânn’ın ateşten yaratıldığını, İblîs’in de kendisinin ateşten yaratılmış olmasını gerekçe göstererek Hz. Âdem’den üstün olduğunu ve bu sebeple ona secde etmediğini haber veren [13] Kurân-ı Kerîm’e dayandırmak da mümkündür.

3. Cin iken yılana dönüştürülmüş bir taife.

4. Cinnin eş anlamlısı, Şeytânların dışındaki cin türü.

5. Kurân’da Hz. Âdem’in yaratılmasından önce yeryüzünde fesat çıkarıp kan döktükleri meleklerin diliyle ifade edilen [14] yaratıklar. Bu yorumların hepsi, cânn’ın, kelimenin sözlük anlamına ve Kurân’daki kullanılışına da uygun düşen “duyularla algılanamayan varlık” olduğu noktasında birleşmektedir. Bu muhtevanın yaygın ifadesi ise cin şeklinde olmaktadır.[5]

Muinüddin Muhammed Emin Hirevi, "Altıparmak Peygamberler Tarihi" adlı eserinde şunları nakleder: Allah, Kurân-ı Kerîm’in Hicr süresi 27. ayetinde şöyle buyurur:

وَالْجَانَّ خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ السَّمُومِ
Vel canne khalagnēhu min gablü minnâris-semûm.
"Adem’den önce cinlerin babası olan Cân’ı (semum) ateş(ind)ten yarattık"

Ayetteki “semûm ateşi” hususunda, bazıları, “Bu, ateşin alevidir.” demişler; bazıları da “O, öldürücü derecede sıcak olan sam rüzgarıdır.” demişlerdir. Önceki ayetin de yardımı ile, ibareden anlaşılan bunun bir çeşit ateş olduğudur. Fakat, bedenin gözeneklerine, yani derideki o küçücük deliklere nüfuz edip, içine işlediği için buna, “semûm” ismi verilmiştir. İnsanın içine işleyen rüzgara da bu yüzden “sam rüzgarı” denmiştir. Bir rivayette, “Semûm, dumansız ateştir. Yıldızlar da bu ateşten yaratılır.” denmiştir ki, bu, “semum ateşi” ile geçen ayetteki “ateşin mârici”nin aynı olduğunu gösterir. Buna göre aynı şeyi anlatan bu kelimelerden biri, o ateşin yalın, saf ve dumansız bir ateş olduğunu, diğeri de yakıcı ve kavurucu olduğunu anlatmış olur. Âlûsî, “semum ateşi”ni, “fevkalade hararetli ateş” diye tefsir ederken buna işaret etmektedir.

Bazı hadislerde Cân’nın yaratıldığı ateşin, bildiğimiz ateşlerden çok daha sıcak olduğu bildirilmektedir. Ebu Davud et-Tayalisî’nin İbn Mes’ud’dan naklettiği bir hadise göre, “Bu (dünyada gördüğümüz) ateşler, Cân’nın yaratıldığı ateşten yetmiş kat daha hafiftir.” [15]

Bu, öyle büyük bir ateştir ki, hem nûr’u, hem de dumanı vardır. Allah, nurdan melekleri, zulmetten ise cinleri yaratmıştır. Cinlerin babasına “Dümas” ya da “Tarnüs” derlerdi. Melekler, nurdan yaratıldıkları için ibadete başladılar. Cinler, zulmetten (karanlıktan, ateşin siyah kısmından) yaratıldıkları için de küfür, isyan ve tuğyan ettiler. Zamanla çoğaldılar. Allah, bunlara bir “şeriat” (yasa) gönderdi. Tâate ve ibadete çağırdı. Tanüs ve evlâdı itâat edip Allah’a ibadete koyuldular. Bir müddet bu halde devam ettiler.

Aradan 6030 ya da 5020 yıl (Muhyiddîn-i Arâbîye göre ise  4020 yıl) geçti. Bu müddetin sonlarına doğru, inat ve isyâna başladılar. Çünkü ateşin zulmet (karanlık) kısmından yaratılmışlardı. Kibre düşüp ibadeti bıraktılar. Allah, onların büyüklerini çeşitli cezalarla helak etti. Zayıfları, şeriatten ayrılmamıştı. İbadete devam ediyorlardı. Onun için sağ-salim kaldılar.

Allah, kendi cinslerinden “Hülyânis” nâmında birini bunlara vâli tayin edip yeni bir şeriat emretti. İlkin itâat ettilerse de, uzun bir devir geçtikten sonra bunlar da âsî oldular. Allah, bunların da kibre düşenlerini helak edip doğru yolda olanları sağ bıraktı ve bunların başına “Halet”  adında bir cinni hâkim etti.

3. bir devir geçti ve onlar, yine doğru yoldan ayrıldılar ve Allah’ın gazabına uğradılar. Sâlihlerden çok az kimse kaldı. Zamanla çoğaldılar. İçlerinde “Hamüs” adlı birisi, en iyileriydi. Onu kendilerine vâli yaptılar. Hamüs, bütün ömrü boyunca “emr-i bil mâruf nehy-i anil münker” (kötülükten sakındırıp iyiliği emretme) ve ilâhî kanunun hükümlerini uyguladı. Ölümünden sonra Cânn’ın kötü evlatları, nimetlere küfredip, isyan ve fesat yolunu tuttular.Allah, onlara da nasihatçiler ve uyarıcılar yolladı. Fakat bu, fayda vermedi. Dördüncü devirde nihayet buldu.

Allah’ın gönderdiği melekler, onların birçoğunu katletti. Geriye kalanlar, adalara, harabelerde saklandılar ve dağıldılar. Bülüğa erişmeyenleri melekler esir ettiler. Onlardan biri de İblis’ti.[16]

Bu olay, Kurtubî Tefsirinde şöyle anlatılıyor;

“Şehr b. Havşeb ve bazı usulcüler der ki: İblis yeryüzünde yaşayan ve meleklerin kendileri ile savaştığı cinlerdendi. Melekler, onu küçükken esir almış, o da meleklerle birlikte ibadet edip durmuş ve meleklerle birlikte ona da hitap edilmiştir.” [17]

İblis, meleklerle göğe çıkıp ve onların aralarında büyüyüp günden güne ilerledi. Öyle ki, meleklerin âlimi (hocası) oldu. Derler ki, onun babası “Hablis” adında ve bir aslan; annesi “Teblis” de bir kurt suretindeydi. Baştan babasına isyan etti, sonunda bu belaya düştü.

Bir rivayete göre İblis’in göğe çıkmasına sebep, Cân evladı helâk olunca, fesatlarından ötürü İblis, onlardan ayrılıp bir köşede ibâdetle meşgul oldu. Şöyle ki, onun edebinden ve ibadeti çokluğundan melekler dua edip: "Böyle bir kimsenin meleklerle beraber olması uygundur." dediler.Allah, meleklerin duasını kabul edip onu dünya semâsına çıkardı. Burada da o kadar ibadet etti ki, 2. kat gök melekleri, İblis’i kendi yanlarına istediler. Allah, onların bu isteklerini kabul buyurdu ve böylece 7. kat göğe kadar yükseldi.

Cennet meleklerinin reisi olan Rıdvan: "Yâ Rabbi, bütün gök tabakalarındaki melekler, onun ibadetiyle haz duyuyorlar. Birkaç gün de Cennet’tekiler ondan istifade etseler olmaz mı?" dedi. Allah, onun bu isteğini kabul edip İblis’i Cennet’e aldı.[18] Kendisine cennetlerin muhâfızlığını ve hazinedârlığını verdi.[19] İblis, ibadete devam etti. Arş-ı Âlâ’da yakuttan bir minber üzerinde oturur, meleklerse başucunda nurdan bayrak tutarlardı. Bu vaziyette meleklere vaaz verirdi. Etrafına o kadar melek toplanırdı ki adedini yalnız Allah bilirdi.[18] Onun Cennet’teki lakabı ise Azazil’di.[19]

İblis, Allah’a engin kulluğunun karşılığını -diğer cinlerin cezâlandırılmasına karşın- böyle gördü. Melekler, ona hürmet ediyorlardı. Dilediği zaman yeryüzünde, dilediği zaman gökyüzünde, dilediği zaman da cennetlerde kalıyordu. Fakat içi huzursuzdu ve hemcinsi olan, ateşten yaratılmış cinlerin savaşları durmadıkça da bu huzursuzluğu asla geçmeyecekti.[19]

İblis, böylece ibadete nice yıllar devam etti. Bir zaman geldi ki yeryüzünde vaktiyle helâk olan kavimden sağ kalıp öteye beriye dağılanlar ve dağlarda yaşayanlar, zamanla çoğaldılar. Öyle ki yeryüzünü doldurdular. Fakat Allah’a nasıl ibadet edileceğini bilmiyorlardı. İblis, bunları hak yola davet etmek için Allah’tan izin istedi. İsteği kabul olup bir kısım meleklerle beraber yeryüzüne indiler. O kavmi doğru yola davet ettiler. Fakat çok az kimse bu davete icâbet etti.

Bunun üzerine İblis, Cehlut bin Belânet isminde salih bir kimseyi, o kavmin büyüklerine gönderdi. Elçi, emre uyarak o kavme geldi. Doğru yola davet etti. Fakat kendisini dinlemeyip şehit ettiler. İblis’in haberi olmadı. Elçi geç kalınca bir başkasını daha gönderdi. Onu da şehit ettiler. O da gelmeyince, İblis, birbiri ardınca birçoklarını gönderdi. Hepsini şehit ettiler. En son gönderilen Yusuf bin Yâsif adında biri, bir hileyle ellerinden kurtulup İblis’e geldi ve durumu anlattı.

İblis, bin yıla yakın bir zaman, barışı sağlamak için çalışmıştı. Fakat elinde iman etmiş olan bir avuç mü’min cinle hiçbir şey yapamamıştı. Sonunda onların cezalandırılmadan yola gelmeyeceklerini anlamıştı.[19] İblis, Allah’tan izin isteyip meleklerle birlikte o kavmin üzerine yürüdü ve çoğunu öldürdü. Geriye kalanı ise etrafa dağıldılar.[16] Pişman olmuşlardı; fakat iş işten geçmişti.[19]

Dahhak’ın Abdullah b. Abbas’tan naklettiği bir rivayete göre de: Allah, Hz. Âdem’den önce cinleri yaratmıştı. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp, kan dökünce, İblisin başkanlığında özel bir kısım melekleri göndererek onlarla savaş yaptırmış ve onları mağlup ettirmiştir. Allah, bu özel meleklere, yeryüzünde bir halife yaratacağını beyan edince onlar da insanları cinlere kıyas ederek: “Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?” diye sormuşlardı. [18]

Bir görüşe göre melekler, yukarıda bahsettiğimiz cinlerle meleklerin savaşından önceki duruma istinaden, cinlerin fesat çıkartmalarını ve kan dökmelerini görmüş ve bilmişlerdi. Çünkü yeryüzünde Âdem’in yaratılışından önce cinler vardı. Onlar, orada fesat çıkartmış ve kan dökmüşlerdi. Allah, onlara meleklerden bir ordu ile İblis’i göndermiş, İblis onları öldürüp denizlere ve dağların başlarına kaçmak zorunda bırakmıştı. İşte İblis, o andan itibaren gurura kapılmıştı. İşte meleklerin: "Orada fesat çıkartacak, kanlar dökecek bir kimse mi yaratacaksın?" sorusunu sadece durumu anlamak üzere sormuşlardı. Yani "Acaba bu halife, bundan önce gördüğümüz cinler gibi mi olacaktır, olmayacak mıdır?" demek istemişlerdir. Bu şekildeki açıklama, Ahmed b. Yahya Sa’leb tarafından yapılmıştır.[20]

Abdullah İbn Ömer: «Cân oğulları diye anılan cinler, Hz. Adem’in yaratılmasından 2000 yıl evvel yeryüzünde idiler. Yeryüzünü fitne ve fesada vermek suretiyle bozdukları ve kanlar döküp cinayetler işledikleri için, Allah onlara karşı meleklerden müteşekkil bir ordu gönderdi. Melekler tarafından iyice hırpalanan bu fesatçılar denizlerdeki adalara sığınmak suretiyle canlarını kurtarabildiler. Bunun üzerine Allah, meleklere: “Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım….” dedi.»

İbn-i Abbas şöyle diyor: «Yeryüzünde ilk önce cinler yaşarlardı. Onlar, arzda (yeryüzünde) kanlar akıttılar, birbirlerini öldürdüler. Allah, onlara İblis’in komutasında meleklerden askerler gönderdi. İblis ile onun komutası altında bulunanlar, öteki cinlerle savaşarak, onları denizlerdeki adalara ve dağların etrafına sürdüler. Bu zaferi kazandıktan sonra İblis’in kalbinde gurur doğdu ve: “Ben, kimsenin yapmadığı bir iş yaptım” diye övündü. Allah, onun kalbinde doğan bu gururu bildi. İblis’in yanındaki melekler, bunu bilmiyorlardı. Allah, İblis’in yanında bulunanlara: “Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım” dedi. Buna karşılık olarak melekler: “Sen, bizim kendilerini tenkile memur edildiğimiz cinlerin yaptığı gibi orada fesat çıkaracak ve kanlar dökecek biri mi yaratacaksın?” dediler.» [21][22][23]

İblis yeryüzünü bunlardan temizleyince, Allah, yeryüzünün idaresini de ona verdi. İblis, kâh göklerde Allah’a ibadet eder, kâh Cennet’te taatle meşgul olurdu. Ne zaman ki yerlerin ve göklerin idaresi kendisine verildi, benlik sıfatı açığa çıktı ve kendine gurur ve büyüklenme geldi.

Bu haldeyken meleklerden bazıları Levh-i Mahfûz’a baktıklarında, gördüler ki; Allah’a yakın olanlardan birisi, pek yakında Allah’ın gazâbı ve lânetine uğrayıp kovulacak. Derhal İblis’in huzuruna geldiler. İblis, onları üzüntülü görünce sebebini sordu. Melekler, gördüklerini haber verdiler ve bu belânın kendilerinden birine gelmemesi için dua istediler. İblis: "Bu belâ, bize ve size değildir. Ben, o yazıyı senelerdir görüyorum. Kimseye söylemedim." dedi. Onlar, dua etmesi için ısrar ettiler. İblis, el kaldırıp: "Yâ Rabbi! Bunları bu beladan emin kıl!" dedi. Gururundan kendisini söylemedi ve kalbine zerre kadar bir korku da gelmedi. Bunun için sonsuza dek mahrum ve hüsrâna müptelâ oldu.O bela, kendine geldi.[16]

“Şahrat’ün-Nâr” Hikâyesi

Ünlü “Şahratun-Nâr” hikayesi hakkında Ebû Ali Sina derki: Hz. Adem’in mushâfında (Hz. Adem’e indirilen kitapta) görmüşler ki, Allah, Hz. Adem’i yaratmadan önce cinnî bir “şahıs” yarattı ve ona “Şahratun Nâr” ismini verdi. Şahratun-Nâr’ın sureti (şekli) şöyleydi. Başı insan başı gibi, 2 eli ve 2 ayağı insan gibi olup, başından ayağına kadar insan yüzü gibi; elinde, ayağında, karnında ve başında tam 4000 adet yüzü vardı. Her yüzünde de insan gibi kaşı, burnu, ağzı ve gözü vardı. Allah, onu ateşle havadan yaratmıştı. Suyla toprak, ona karışmamıştı. Allah, ona 900.000 yıl ömür verdi.

Bir Şahratun Nâr, Allah’a yalvarıp edip dedi ki;

“Ey İlahi Mevlâ! Bu kulunu yalnız yarattın, bana cana yakın bir yoldaş yoktur ki onunla arkadaş olayım.”

Allah, onun duasını kabul etti ve o yalvarışı, nefsinden bir nur zâhir olup, dişi bir Şahratun Nâr yaratıldı. Bunlara Hz. Adem gibi nefis verildi ve birlikte oldular. Dişisi, hamile kaldı ve uzun zaman sonra 4000 tane oğlan doğurdu. 900.000 yıl içerisinde Şahra cima etti ve nesli çoğaldı. Şahra’nın nesli, yeryüzünü doldurdu.

Daha sonra Şahra’nın nesli, Şahra ölünce, Allah’ı unutup kötü yola saptılar, toprak ve rüzgar oldular. Çoğalıp dünyayı doldurdular. Daha sonra fesada başladılar, tesbih ve tehlili (Allah’ın birliğini ikrar etmeyi) unuttular. Yedi kat yer, inledi ve Allah’tan bu soyun üzerinden kaldırılmasını niyâz etti. Allah, 7. kat semânın meleklerine emretti ki:

“Şahra’nın kavmiyle savaşıp onları helâk ediniz.”

7. semânın melekleri, bu kavmi helak etmeden aciz oldular ve bu duruma çok üzüldüler. Allah, “hamele-i arş”tan iki melek gönderdi. Bu iki melekten ilkinin ismi “Havle” (حول) ve diğerinin ismi ise “Kuvveh” (قوه) ti. Bu iki melek, gelip bu cinleri helak ettiler ve Şahra’nın kavminden geriye sadece iki kişi kaldı. Birisi erkek, diğeri ise dişiydi. Bu kalan cinler, onların neslinden olup, daha sonra yine çoğaldılar. Allah, onların her birinin üzerlerine birer müvekkel (vekil olarak tayin olunmuş) Melek koydu.[24]

Kaynaklar

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Tarih_öncesi_savaş
[2] http://www.eokulegitim.com/tarihteki-yapilan-ilk-savas-nedir/
[3] http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3767
[4] Yasin Suresi, ayet 60.
[5] Ahmet Saim Kılavuz, "Cân" maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, cilt: 7, s.139-140.
[6] İlyas Şanlı, "Kuran’a Göre Şeytân’ın İnsanı Aldatma Yöntemleri" (lisans tezi), Ankara Üniversitesi, Temel İslam Bilimleri, Tefsir Anabilim Dalı, Ankara 2006, s.71.
[7] el-Hicr 15/27; er-Rahmân 55/15.
[8] er-Rahmân 55/56, 74.
[9] en-Neml 27/10; el-Kasas 28/31.
[10] Müslim, “Zühd”, 60
[11] Müsned, I, 348.
[12] Tekvîn, 3
[13] el-A’râf 7/11-12.
[14] el-Bakara 2/30.
[15] www.gizliilimler.tr.gg/Semum.htm
[16] Muinüddin Muhammed Emin Hirevi, "Mearıcu’n Nübüvve" (Altıparmak Peygamberler Tarihi), çev. Muhammed Altıparmak, Berekat Yayınevi, İstanbul 1978.
[17] http://www.sorusorcevapbul.com/soru-cevap/seytan-ve-cinler/iblis-cinlerden-oldugu-halde-neden-meleklere-gelen-secde-emrine-dahil-olmustur
[18] http://www.arastiralim.net/ilk/melekler-insanlarin-yeryuzunde-fesat-cikaracagini-nasil-biliyordu.html
[19] Ahmet Cemil Akıncı, "Cinler Âlemi", Ailem, İstanbul 2008, ISBN: 978-975-45-270-1, s.51-60.
[20] Elmalılı Tefsiri, Bakara Suresi, ayet 30.
[21] Taberi, "Tefsir", I , 195-214; "Tarih", I/1,107-112;
[22] www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1765
[23] www.sorusorcevapbul.com/soru-cevap/melekler/cinler-insanlardan-once-mi-yaratildi/
[24] Uzun Firdevsî, "دعوت نامه"





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Mustafa Kartalcıklar, 12.11.2015, 10:28 (UTC):
Çok yararlı bir metin. İSLAMİ ESASLARA DAYALI VE KUR'AN-I KERİM ayetlerine dayalı esaslar çerçevesinde Müslüman cinler ile İblise tabi cinlerin mücadelesi konusunda "5" adet kitap yazdım. Bunlardan ikisi basıldı ve Birinci baskıları Tükendi. Halen diğerleri ile baskısı bitenleri yeniden basılması aşaması devam etmektedir.
Halen, "YÜZÜKLERİN EFENDİSİ" dizisine İslami Esaslara dayalı olarak "ANTİ TEZ OLARAK FANTASTİK BİR KİTAP YAZMAYA ÇALIŞIYORUM.
Bu çalışmam sırasında
* Tarih öncesi savaşlar,
* Kullanılan silahlar,
* Muharebe usulleri
* Melek, Cinler hakkında görsellere
* Tarihte bilinen böyle bir savaş varlığı
konusunda kaynaklara dayalı bilgilere ihtiyacım var. Bu konuda bana yardımcı olabilirmisiniz?
AYRICA; SİTENİZİN AMBLEMİ OLAN ANLAMLI RESMİ KİTABIMIN BİTMESİ HALİNDE "YUKARIDAKİ KAPAK RESMİ OLARAK KULLANABİLİRMİYİM?"
Saygılarımla.



Yorumu gönderen: zeki, 06.10.2015, 10:06 (UTC):
Oncelikle Allah (c.c) herseyi bilen ve gorendir. Cinleri yarattiginda cinlerin gelecegini nasil bi yaratik olacağini elbette biliyordur.iblisin ibadetini yatigi siralarda gelecekte nasil kibirli bi seytan olacaginida biliyordur elbetki. O halde nasil iblise guvenir. Herseyi bilen ve goren oldugunu asla inkar etmiyorum. Sadece merak ettigim icin mantikli bi cevap aradigim icin soruyorum. İblisin nasil bi yaratik olacagini bile bile neden 7. Kat goğe cikiyor cennete gidiyor.biz insan oglu Allah katinda cinlerden ustunsek nasil bize musallat olabilir ve insan oglunu oldurebilir??

Yorumu gönderen: kamil, 26.09.2015, 07:48 (UTC):
NO:6

açıklamalarımızı 1. no dan başlayıp okursanız anlatılmak istenilen daha iyi anlarsınız.

“İblis’den başka bütün melekler Âdem’e secde etti. İblis ise dayattı, kibirlenmek istedi. Çünkü o kafirlerden idi veya kafirlerden oldu.” (Bakara, 2/34; Sâd, 38/74),

“Meleklere, “Âdem’e secde edin.” dedik, İblis müstesna, hepsi secde ettiler. O, cinlerdendi; Bundan dolayı Rabbinin emrinden çıktı...” (Kehf, 18/50)

Bakara-30

Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.

Aziz ve celil olan Allah`û Alem Doğruları söyletir ve Hidayete erdirir.

AŞK içinde kalın...

Yorumu gönderen: kamil, 26.09.2015, 07:35 (UTC):
NO:5

“Hatırla o zamanı ki hani Rabbin meleklere, “Ben, kupkuru hale gelmiş bir çamurdan ve suretlenmiş bir balçıktan bir insan yaratacağım. Binaenaleyh onun yaratılışını bitirdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz derhal onun için secdeye kapanın.” demişti. Bunun üzerine bütün melekler toptan secde ettiler. Ancak İblis, secde edenlerle beraber olmadı, dayattı.” (Hicr, 15/28-31; Sâd, 38/71-74)

üstteki Ayet-i Kerimede kup kuru hâle gelmiş çamur (ölü toprak) ve suretlenmiş balçık (biçimlenmiş organik maddeler=ölü olmayan sulu toprak)`tan İn-San (İn=Sığınak Barınak Ev/San=Şanlı Biz`i Biz yapan tamamlayan) yaratacağım ve onun yaratılışının bitmesinden sonra üflenen Ruh ile hayat bulmasından sonra siz (Melekler) O Yarattığım İnsan`a hepiniz secdeye kapanacaksınız (Boyun bükeceksiniz) saygı göstereceksiniz demişti ve nihayetinde yaratılma işlemi bitip Ruh üflendiği vakit bütün melekler secde ettiler. sadece İblis secde etmedi çünkü iblis meleklerden değildi o Can Cin`lerden idi İblis`in Mele-i Âlâ (Yüce melekler topluluğu)`ndan kovulma sebebi secde etmemesi değil idi, iblis ben şu yarattığından (İnsan`dan) daha hayırlıyım beni ateşten o nu ise kuru ve ıslak pis kokuşmuş bir çamurdan yarattın dediği vede kibirlenerek büyüklük tasladığı için Mele-i Âlâ`dan kovuldu, aziz ve celil olan Allah Ruh`undan üfleyip hayat bulan İn-San Misalen şu hükümde idi kontağı açılıp çalıştırılmış el fireni çekilmiş vede vitesi boşa alınmış bir otomobil gibiydi tek eksiği bir sürücüsü idi bu tekrar insanın yaratılışı iblisin kendisinde bir kibrin başlaması ve o kibir ile kendisini büyük görmeye başlamasından dolayı idi aziz ve celil olan Allah meleklerin sezemeyip bilemediği bu durumu Hakkı ile bilmekte idi bu sebepten dolayı yer yüzünde bir halife yaratacağım demişti meleklerde buna şaşırıp bizler seni tesbih ve tasdik ediyorken sen yine yer yüzünde kan döküp bozgunculuk yapacak birilerinimi yaratacaksın diye sormuşlardı ve meleklerin bu biçimde bir tutum sergileyerek vede şaşırarak bu soruyu sormaları yaratılacak insan için değil idi insanın tekrar yaratılmasına şaşırmışlardı melekler insanın bozguncu kan dökücülüğüne öncelerden şahitler olmuşlardı aradan geçen baya uzun ca bir zamandan sonra tekrar insanın yaratılması meleklere tuhaf garip gelmişti çünkü insanın tekrar yaratılmasının asıl sebebini bilmiyorlardı buna istinaden aziz ve celil olan Allah elbette Ben sizlerin bilemeyeceklerinizi bilirim dedi meleklerde amenna dediler itaat edip boyun büktüler (secde ettiler). Can`ların artık araçlarına binme zamanıydı inlerine girip fiziki nimetleri tatmaları için İnsan tekrar yaratılmıştı.

Yorumu gönderen: kamil, 26.09.2015, 06:56 (UTC):
NO:4

üstteki anlatıdan alıntıdır:(5. Kurân’da Hz. Âdem’in yaratılmasından önce yeryüzünde fesat çıkarıp kan döktükleri meleklerin diliyle ifade edilen [14] yaratıklar. Bu yorumların hepsi, cânn’ın, kelimenin sözlük anla mın a ve Kurân’daki kullanılışına da uygun düşen “duyularla algılanamayan varlık” olduğu noktasında birleşmektedir. Bu muhtevanın yaygın ifadesi ise cin şeklinde olmaktadır / Dahhak’ın Abdullah b. Abbas’tan naklettiği bir rivayete göre de: Allah, Hz. Âdem’den önce cinleri yaratmıştı. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp, kan dökünce, İblisin başkanlığında özel bir kısım melekleri göndererek onlarla savaş yaptırmış ve onları mağlup ettirmiştir. Allah, bu özel meleklere, yeryüzünde bir halife yaratacağını beyan edince onlar da insanları cinlere kıyas ederek: “Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?” diye sormuşlardı. [18]),,,

Bakalım Kur-an Ayet-i Kerimelerinde aziz ve celil olan O Rahman ne buyuruyor.

“Ben o (Âdem’den) daha üstünüm. Çünkü (ey Allah'ım), beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (A’raf, 7/12; Sad, 38/76)

“(Allah) Cân’nı da ateşin mâricinden (dumansız ateş alev`den) yarattı.” (Rahman, 55/15)

“Andolsun ki biz, insanı pişmemiş çamurdan, kokuşmuş cıvık balçıktan yarattık. Cân’nı da (insandan) daha önce semûm ateşinden yarattık.” (Hicr, 15/26-27)

(Se-Mûm=Nur`un Nar`ı, daha`da anlaşılabilir bir biçimde şu açıklamayı yapabiliriz Nur-u Muh-Ammed`in Nur`undan dışına yansıyan Ateş)

“Hatırla ki biz, meleklere, “Âdem için secde edin.” demiştik ve onlar da secde etmişlerdi. Fakat İblis secde etmemiş,..” (İsra, 17/61), “... dayatmıştı.” (Taha, 20/116).

Yorumu gönderen: kamil, 26.09.2015, 06:46 (UTC):
NO:3

AŞK nasıl yaratıldı,

Hiç bir şey yoktu O ndan başka ve hiç bir şey yaratılmazdan evveldi
bir istenç ile kendinden bir nur yaratma istenci ile Yaradan Nur`u Muh-Ammed i yarattı kendi Nur`undan yarattığı o Nur`a hayran oldu seyrana daldı ve Aşk ı yarattı yarattığı Nur`u Muh-Ammed Yaradan`ının Nazar etmesinden (bakmasından) kendisini seyrana dalmasından Nur`undan mahçubiyetinden bir miktar eridi su ya döndü ve Yaradan onu çok sevdi ve onun Nur`undan başka Nur`lar da yarattı ve Nur`u Muh-Ammed e olan yoğun sevgisinden Can`ı yarattı Nur`undan eriyip su ya dönmüş kısmından onun uğruna Cisim Alemini yarattı (Fizik-Alemi) ve Zaman sürecinide yarattı ve yarattığı Cisim Alemine Kudretinden nizamlar koydu Ruhundan üfleyip Cisim Alemine Hay-at (Dir-ilik) verdi cisim Aleminde Nokta da Toprak ve Hav`ayı yarattı ve Ruhunu Noktada gezdirip Her türden Can-Lı lar yarattı ve bir zaman geldi yarattığı Nur`larına ev ler (İnsan- ve mahluklar) ı yarattı ve o tekbir insandan başka bir çoklarını yarattı yarattığı Nur`u Muh-Ammed uğruna sevgiyi Aşk ı ve Cüm`le i yarattı...

NOT:
(Muh-Ammed=Muh-Öz,İlik/Ammed=Ahmed=seçilmiş kişi)

Cisim Alem yaratılmadan evvel yaratılmış olan Can=Cin, Evet Can kardeşler Can=Cin Nur`dan yaradılmıştır Nur`da Kan bulunmaz olmayan kan da akmaz bunu bu şekilde idrak edesiniz, Kan fizik alemde ki Can`a ev sahipliği yapan Ten`lere mahsustur ve sadece cisimde bulunur vede akar, Can=Cin`ler asla yer yüzünde kan dökmemişlerdir olmayan şeyi zaten dökemezler,

Yorumu gönderen: kamil, 26.09.2015, 06:39 (UTC):
NO:2

``AŞK``

Kıştan Yeni Çıkmış Bir Bahar Akşamı
Bomboş ve Uzun Bir Yolda Yürüyorum
Ve Seni Düşünüyorum Hava İse Buz Gibi
ama Ben Üşümüyorum İçimde Senin
Sevgin Var Volkan Gibi Kaynayan
Bağrımı Deliyor Bu sevgi Bu duygu
Sanki Parçalarcasına Bir
Bilsen Seni Nasıl Sevdiğimi.

Bu günden tam 21 yıl önce yazmış olduğum bir dizi Şiirlerimden
aklımda kalan bir dize 100 kadar yazdığım aklımda kalan ve tam
olarak unutamadığım dizeleri AŞK nede güzel ve güçlü bir duygudur,
yandıkça bitmeyen ve sönmeyen bir ateştir AŞK kavuşamanın ve yanıp
küle dönmenin adıdır AŞK, cüz`ünden kül`e çevirir AŞK ve gönülleri
kavurur yakar kül`e dönmüş olsada şu biçare gönlüm içindeki AŞK ateşi
belki ilk demlerindeki kadar harlı alevli değil belki coşkun akan bir
nehrin sükunete kavuşmuş halidir o AŞK ateşi sönmez hiç bir zaman,
küllerinin arasında hâlâ yanan közleri vardır karıştırdıkça gönlün külünü
közler altında hala yanmaktadır,
bir sevgiliye duyulan özlemin ifadesi olan mecazi Aşk`ımdan bir dize
sevipte kavuşamadığım sevgiliye olan duygu ve hislerimin dile gelişi
yaşadığım bazı haller ve gördüğüm rüyalar bir sevgili gibi sarıp
sarmalar ve sanki işe gidecekmişim gibi haydi kalk der yaz der
yapılacak bir vazife var bir amacın var bir görevin var her ne kadar
birçokları umursamasada gönlü incilmiş gönlüne hüzün dolmuş elbet
birileri için bir derman bir anlam bir umuttur bir kişi dahi olsa
umudunu kaybetmesine mani olur belki kim bilebilir ki. Nefes alırız yaşarız
nefesi alan biz olsak ta nefesi bir aldıran var Yaradan`dan umudu kesmek en büyük günah o en büyük günaha düşmesin Yaradanın yarattığı gönüller nedir Aşk sevginin sevmenin en yoğun hal`i dir AŞK bir sevgiliye iyi güzel bir gönle bir kişiliğe bir evlada ve başka başka
bir çok larına hissedilen sevmenin en yoğun hal`i dir AŞK.
Şahsım olarak AŞK artık bambaşkadır Kül`e dönmüş biçare gönlümde AŞK ın külleri ve arta kalan köz leri kalmıştır, AŞK tan geçmişdir artık bu gönül
Neyleyeyim AŞK ı AŞK ı Yaradan varken.

Yorumu gönderen: kamil, 26.09.2015, 06:29 (UTC):
açıklamamız uzun olduğundan parçalar halinde yapacağız vede numaralı olarak yapacağız bilginize.
NO:1
Çok güzel kurgulanmış bir anlatım ne diyelim neredeyse inanacaktım bu anlatılan hikayelere neden derseniz bu anlatılanlar Hak olunan Hakikat bilgileri değildir, bunlar sadece bazı kişilerin kendilerince akıl vede mantık yollu zanlarından ibarettir, Aziz ve celil olan Allah elbette herşeyi Hakkı ile bilendir görendir işitendir, Ey Can kardeşlerim bu anlatılanlara bizler kanamayız Hak olunan Hakikatler bizlere Aziz ve celil olan Allah`ın ihsanda bulunduğu ilmi sebebi ile bu zanlara kanıp inanamayız, bu hususlarda sizlerede Allah azze ve celle nin izni takdiri vede ilmi ile bir nebze de olsa az biraz açıklık getirelim. Fizik Alem yaratılmadan ve O nun dışında hiçbirşey olmadan evvel bir istenç ile Yaratmaya başlayan yaradan ilk neleri yaratmış hep beraberce görelim.

Yorumu gönderen: mehmet, 06.08.2015, 21:11 (UTC):
Gercek dil samki
???? Sanki hikaye gbi, (

Yorumu gönderen: abdullah toruk, 16.03.2015, 02:48 (UTC):
çok gu<zel yazı olmuş tsekekkur ederim ye-cuc ve ma-cuc u de anlatırmısınız

Yorumu gönderen: Maskeli Angel, 15.03.2015, 03:07 (UTC):
melekleri araştırırken baka bir sitede daha okumuştum buna benzer bir yazı.. uzun zaman sonra sanırım unutmaya başladım yanlışmı söylüyorum acaba diye bir vesveseye kapılıp tekrar araştırma gereği duydum.. Burası okuduğum ikinci site ve okuduğum ilk sitede anlatılan sözlerin burda olduğunuda gördüğümde anladım.. Yalnız iblis kelimesi yerine orada Azazel kullanılmalıydı şeytana dönüşmeden önceki hali anlatılıyordu çünkü alt kısımlarda şeytan kelimesi kullanıabilir miş orası ayrı tabi...
bu arada ozamanlardada insanlar üzerine verilen sınav süresi varmış sanırım.. cinler ateşin zehirli kısmından yaratılırken insanlarda toprağın inkar kısmından yaratılmış.. yani bir parça isyanla yaratılmışız sanırım.. bU biz büyürken hem iyi hem kötü olmamazı sağlayacak parçaydı galiba.. Yani itaat edip edemeyeceğimizi ölçmek için.. yaradılan cinler de de aynıydı. Karanık taraları onların sınavıydı sanırım.. Yani böyle düşünüyorum bilmiyorum ama matıken bakılıcak olunursa yoksa sırf isyan etsinler de toplayıp herbirini yakalım amacıyla yaratılmamışlardır.. Oyüzden okuduğum üzre defalarca elçiler gönderilmiş... Böylesi bir zaferde iblisin gurura kapılması ve ozamanlar ortaya çıkması beklenilecek birşey miydi bilemem allah bilir tabi.. ama oda ateşin zehrinden yaratıldığı için savaşa girip kazandığında aklı karışmış olabilir... Bu arada onun kanatları olduğunuda biliyorum.. Şeytanlaşmaya başladığında kanatlarının karardığını dinlemiştim bir hocadan... Ve meleklerin kanatlarını kuşların kanatlarına benzetmeyin onlar dört üç yada iki kanatlı dırlar diye okumuştum... Neyse ne diğelim iblis kibirini hiç kazanmasaydı..:D Bizede musallat olmasaydı harika olurdu tabi ama.. Neyse herkez için hayırlısını diliyorum..:D

Yorumu gönderen: nurten güven, 08.10.2014, 22:04 (UTC):
Bismillahirahmanirrahim....elbette aklımızın hayret hayran ve alamayacağı kadar... insan diyoruz ki kademe kademe eğer..tüm bu kademelerden geçib insanlık katında aklımızı arındırıp ışık yolunda gelişme göstermemiz engelleyici değİl... de ileri gerici değilde ışık olursak RABBİM bizi muhafaza edecektir İNŞŞALLAH AMİNNNN.....

Yorumu gönderen: Mahlas, 19.09.2014, 08:48 (UTC):
Çok ilginç bir yazı, okurken ister istemez insanın düşünce sınırlarını zorluyor.
Savaş ve gurur demek ki insanoğlu daha yeryüzüne gelmeden önce var olmuş şeyler. O zamanlar iblis belki de kendine göre, böbürlenip bir çok şeyi başardığı için gurur yapmakta haklıydı...

Çağ değişmiş, birçok kavim gelmiş geçmiş, fakat görülüyor ki, zaman sadece yaşananların şeklini değiştirmiş. Okuyunca daha iyi anlıyor insan, her insanda neden bir parça iblis olduğunu.
Bu fesatlık ruhu her yerde kendini göstermiş. "Nereden nereye" dedirtiyor insana, zafer kazanan gurura kapılıyor.. Biraz daha geniş çerçeveden bakarsak savaş, gurur, fesatlık ve canice ölümler insanoğulları arasında çok daha ileri boyutlarda boy göstermesine rağmen o zamana bakılırsa Yüce Allah daha sabırlı insanlara karşı... Bir İblis gitmiş yerine binlercesi gelmiş...

Yorumu gönderen: meraklı68, 18.09.2014, 11:11 (UTC):
Çok güzel bir yazı olmuş.Yazmış olduklarının bir çoğunu bende okumuştum. Emeğine sağlık.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36750851 ziyaretçi (102841516 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.