Yok Bende Bir Yüzü Ayrılığın
 

Ayrılık

Yok Bende Bir Yüzü Ayrılığın

Akhenaton

Yok bende bir yüzü ayrılığın; küskün bir bakış, sararan bir ten... Meczûb bir cân gibi çarpılıp gökten, göğsüme otağ kurdu hüznü ayrılığın...

Herkes, bir şeylerin nişanlısıdır. Ben, ölümle nişanlıyım Adât! Ölüm, bembeyaz bir at gibi koşar bende kuruyan topraklar boyu. Ölüm, beni topraktan yaratılan başka her bedenden kıskanır... Gün doğmaz ufkunda hiç susuz yalnızlıkların. Kelimeler boş, öbür kulağımdan çıkar anlattıkların. Gelmişse de bir bahâr, başkalarının bahârındır bu, benimki değil... Bende bir ömür tek mevsim kış; üşüyen gözyaşlarım kirpiklerimde donar, üşüyen gözyaşlarım kirpiklerimde donar...

"Hasretün, hasretün, hasretün, hasretün."; diye geçer, gönül defterinde vezni ayrılığın. Son "nefes"ini veren bir hastaya benzer, ömrü özlemekle geçen benzi âşığın.

Âh, alabilsem bir nefes... Âh, alabilsem bir nefes... Sensiz bu ellerde a cânım, âh alabilsem bir nefes... Eskiden güldüğün, ama şimdi olmadığın... yerlerde alabilsem bir nefes... Göğüs kafesimde bin yıllık bir konak gibi; artar her iç çekişimde nefesimin yükü. Vuslâtı mahşere kalmış her aşk gibi, hep acıyla biter, hep acıyla bu öykü... Yanımda sayardım seni, (keşke) dünyanın bir ucunda (da olsa) yaşasaydın; kavuşmasaydım hiç sana, ama sen yaşasaydın, ama sen yaşasaydın...

Eşi-benzeri yok ayrılığın... Aldığım her nefes, bir dünyâ cehennemi... Yetmiyor silmeye gözlerimdeki nemi, o incecik, hayâl hayâl parmakların...

Sandım ki, dünyâda gördüm cehennemi; özleminle kor gibi tutuşup yandıkça. Ölümün soğuk arzusu kaplar tenimi; çığlığım, atardamarlarımda yankılandıkça... Sen, hırçın bir denizdin; ben, fırtınadan korkan bir gemi. Ve duvar, korkularımdı; parçalamandan yelkenimi... Sen, gönlümün en saklı yerlerinden hâtırâ hâtırâ uzandıkça; ben, düştüğüm "kuyu"lardan tekrar tekrar dönerdim geri. Uzatırdım o en vefâlı sevgiliye ellerimi, sahte sevgilerde bir ahdevefâ bulmadıkça, sahte sevgilerde bir ahdevefâ bulmadıkça...

Dini-imanı yok ayrılığın; açarken en derin yaraları rûhumun gövdesinde... Cân veriyor bütün gülüşlerim, kanlı bir gülün gölgesinde... Cân veriyor bütün gülüşlerim, kanlı bir gülün gölgesinde...

Hırçın denizlerim var benim... Tuzlu köpükleri gibi gönlümü toz çölüne dönüştürdüğüm gözyaşlarım var... Yılların yorgunluğunu çeke çeke şu ince tenim,  etse de gençliğime artık âh-u zâr, etse de gençliğime artık âh-u zâr...

Sevme beni ve beni sevme. Ama uzak olma yüreğimin sokaklarından. Ne el ele tutuşup sahilde yürüyelim, ne suskun gözlerin anlatsın bana martıları. Yüzüm; bir ölünün kesik yüzünden alıntı; sevme beni hiç sevme. Kanar dudaklarım, dokunuşlarından.

Zehirli bir okken yalnızlık göğsümde, yüzümdeki en son gülümsemeyi de saçlarında bıraktım... Yüreğimi dolduran o kaybolmuş hülyâları,  gözlerimden o hiç düşmeyen yaşlarımda bıraktım... Hep karla kaplı kalmayacaktı ya vuslat vâdisinin gizli yolları; elbet ben de sana birgün kavuşacaktım, elbet ben de sana birgün kavuşacaktım...

Bahârı, yazı yok ayrılığın... Tüm mevsimler bir... Tüm mevsimler bir... Şimdi gönlümdeki tüm duâlar, sana ermek... sana ermek içindir...

(Oysa ki sevgilim,) ben, ipekten bir şal gibi bürürüm sessiz rûhuma seni. Baştanbaşa seni bürünürüm kırılganlıklarımda; yanarım bir mum gibi sende, yaşarım baştanbaşa seni...

(Oysa ki sevgilim,) ölüm, aşılmaz bir duvar ördü toplardamarlarımla sen arasında. Ne sen aşabilirdin o duvardan, ne ben yeniden (bir başkasını) sevebilirdim... Seni bir "mahkum" gibi saklarken yüreğimin dört duvarı arasında; ne sen vazgeçebilirdin benden, ne seni sevmekten ben vazgeçebilirdim...

Mehmet Akif Ardıç (Akhenaton),
21 Kasım 2010, Pazar.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Selma .D, 21.11.2010, 20:07 (UTC):
:)

Yorumu gönderen: Akhenaton, 21.11.2010, 18:07 (UTC):
:)9 Sizin sorduğunuz hiçbir şeye kızmam, merak etmeyin... Zaten, ne yazsanız, ne sorarsanız, kimse kızamaz size. Çünkü öyle bir elektriğiniz var...

Yorumu gönderen: Selma .D, 21.11.2010, 17:59 (UTC):
Ben korkmuyorum ama yinede kızdıracağım diye korkuyorum.Hem sorda dememişsin sormamda geçti zaten :)

Yorumu gönderen: Akhenaton, 21.11.2010, 17:22 (UTC):
O kadar korkuttum mu milleti :)9

Yorumu gönderen: Ebruli.., 21.11.2010, 16:40 (UTC):
Hep cok derin hep cok icli.. Dökturmussunuz yine kaleminizle.. Yureginize saglik (affiniza ve hos görunuze siginarak) "molla kazim" : )

Yorumu gönderen: Selma .D, 21.11.2010, 15:53 (UTC):
Yüreğine sağlık bi şey soracağım akhenaton ama korkudan soramıyorum.

Yorumu gönderen: Deniz, 21.11.2010, 15:13 (UTC):
...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36660942 ziyaretçi (102681625 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.