Zaman Zaman...
 

Zaman Zaman...

Ayşegül (Hiçdüşünce)

Zaman zaman her şey öylesine üstüme üstüme geliyor ki... "Hadi, her şeyi olduğu gibi bırak... Çık dışarı, koşmaya başla ve hiç durma... Bacakların yorulsa da; sen, yorulma, durma!" diyorum...

Yolumun üstüne rengârenk çiçekli bayırlar çıksın, üstüme gölge yapacak ağaçlar... Atayım kendimi çimenlerin üstüne... Kollarım, başımın altına yastık gibi kıvrılsın... Gözlerimi kapatayım, uzaktan bir deniz sesi gelsin... Nazlı dalgalar, kulağıma ninni olsun... Ilık bir rüzgâr, yüzümü okşasın ve beni sakinleştirsin... Etrafımda sarı, mor, beyaz ve mavi mis kokulu çiçekler, içimi ferahlatsın... İstemiyorum geri dönmeyi, yüreğimi sıkan ellerden usandım...

Kaçmak mı bu? Evet... Kaçmak istiyorum... Hiç kimsenin ulaşamayacağı engin ormanların olduğu bir dağın tepesinde küçük tahtadan bir kulübem olsun.. Sonra... Sonra, minik bir bahçe yapayım önüne... Sabahın ilk ışıkları ile uyanayım... Yeni doğan güneşim ışıkları ile yıkanayım ve canlanayım. Bahçemden, kendi ellerimle yetiştirdiğim sebzelerimden toplayım... Kahvaltı masamda taze çiçekler, tüm kokusunu yaysın.. Ne telefon olsun, ne de başka herhangi bir teknolojik alet...

Akşamları ormanlar, soğuk olur. Odun toplarım... Minik şöminemi yakarım. Kendi yaptığım battaniyeme sarılırım. Ayağımda da pembe kalp desenli pofuduk terliklerim... Mımmmm... Mis kokulu bir kahve ve en sevdiğim kitaplardan birini alıp okuyayım çıtır çıtır yanan ocağın karşısında... Ne güzel olurdu!

Aslında benim için,.kendim için kafamın içinde böyle bir yer oluşturdum. Bunaldığım zamanlarda gözlerimi kapatıyorum ve gidiyorum kulübeme. Sonra gözlerimi açıyorum. "Nedir dayanamadığın?!" diyorum...

Kalplere sığamayacak kadar büyük acıları yaşayan insanlar aklıma geldiğinde; benimkiler, gittikçe küçülmeye başlıyor. Kendi kendime kızıyorum. Ne kadar insânî olduğu tartışılacak bir kıyaslama belki; ama benden çok daha ağır sıkıntılar yaşayan insanları görünce, küçülen dertlerime şükrediyorum ve dua ediyorum:

"EY YERLERİN, GÖKLERİN VE BENİM SAHİBİM! Beni dayanamayacağım yüklerle deneme! Sana sığındım..."

Yaşamın beni boğduğunu; insanların, hayatı benim için güçleştirmek adına her şeyi yaptığını ve artık dayanamayacağımı düşündüğüm zamanlarda aklıma daima toprağa attığımız tohumların o nârin bedenleriyle kaskatı toprağı yararak yeryüzüne çıkarıp merhaba demeleri geliyor... Bana, "nelere dayanabileceğime" dair bir şeyler anlatıyor.....

Ayşegül,
10:37:29, 18 Mayıs 2010, Salı.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36629460 ziyaretçi (102626940 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.