Zener Kartları
 
zener kartları

Zener Kartları

Önbilgi: En bilinen duyularımız, görme, işitme, koku alma, tat alma ve dokunmadır. Ama bunların yanında bir de kimilerinin ESP (Extra-Sensory Perception - Aşırı Duygusal Algılama) olarak adlandırdığı ve "olacağı önceden sezme" denilen gizemli bir altıncı his vardır. Acaba beynimizin bilimin henüz keşfedemediği olağanüstü yetenekleri mi var? Ya da beş duyumuz bildiğimizin ötesinde bir algılama duyarlılığına mı sahip? [1]

Zener kartları, ESP / Duyu ötesi algı testlerinde kart tahmin alıştırmalarında kullanılmak üzere, algısal psikolog Karl Zener tarafından tasarlanan 25'lik kart setidir. Her biri 5'erlik daire, kare, dört kollu eşit haç, beş ucu sivri yıldız ve hareli karttan oluşan bu set, ESP kartları diye de bilinir.[2] Zener kartları, psişik güçlere sahip insanları ortaya çıkarmak için dizayn edilen testlerde kullanılmaktadır.

ESP’nin bilimsel saygınlık kazanması ise elbette romanlar, söylentiler veya efsaneler üzerindeki çalışmalarla olmadı. Profesör Rhine, bazı insanların telepatik güçleri olduğunu kanıtlamak için bugün Zener Kartları olarak bilinen testi, denekler üzerinde uyguladığında, telepatik güçlere sahip olduğuna inanılan deneklerin 25 destedeki tüm kartların arkasındaki şekilleri doğru bildiği gözlendi. İstatistiksel anlamda, şans olarak açıklanması mümkün olmayan bu başarılı deneyler sonrasında bilimsel platformda yankı uyandıran Profesör Rhine’nin deneyleri başka bilim insanları tarafından da farklı denekler üzerinde uygulanıp, benzer sonuçlara ulaşılınca, bilim dünyası, insan beyninin “açıklanamayan” bir güce sahip olduğunu resmen kabul etmiş oldu.[3]

Rhine'nin deneyleri, bazı insanların duyudışı algılama yeteneğine sahip olduğunu gösterdi. Bulgularını "Duyudışı Algılama" adlı kitabında topladı. Ancak bu kitap ilgiyle karşılandığı gibi deneylerin matematiksel geçerliliği konusunda eleştiriler de aldı. Rhine, bunun üzerine deneylerini daha sıkı biçimde denetledi ve 1937 yılında "Zihnin Yeni Cepheleri" kitabını yazdı. Bu kitabındaki istatistikleri, Amerikan Matematik Kurumu tarafından geçerli olarak kabul edildi. Bundan sonra Duke Üniversitesinde ayrı bir parapsikoloji laboratuarı kuruldu.1940'lı yıllarda Rhine, artık sadece duyudışı algılamanın varlığını kanıtlamaya çalışmıyor, aynı zamanda bunun ortaya çıkış nedenlerini de araştırıyordu.[4]

ESP

Çoğunluk, ESP'nin var olduğu görüşünde birleşmektedir. Hem de ESP'nin doğası gereği araştırılması zor olduğu halde. Çünkü bu deyim, birisinin görünüşte beş duyusundan hiçbirini kullanmaksızın bilgi sahibi olabileceği fenomenini kapsamakta ve telepati ile geleceği görebilmeyi de içermektedir.

Zaman zaman altıncı hissin fiziksel olduğu ve burun içindeki bir bölgenin Dünya'nın elektromanyetik alanını algılayabildiği düşünülür. Bu da pekala yön belirleme duyumunun kaynağı olabilir.

Hayvanlar gibi insanların da yeryüzünde gezinen ve hava basıncıyla değişime uğrayan titreşimleri algılayabilmesi olasıdır. Beyin, herhangi bir anlam taşıyıp taşımadıklarına bakmaksızın bu titreşimleri algılayabilir.

Beynin karmaşık yapısı ve işleyişi hakkında pek çok şey biliyoruz. Ama hala keşfetmeye muhtaç olduğumuz çok şey var. fMRI taramaları kullanılarak yapılan araştırmalara karşın, beyni okuyabilecek bilgisayarlar üretebilmiş değiliz.[1]

Deja Vu

Deja Vu, Fransızcada "zaten görmüştüm" anlamına gelmekle birlikte, yaygın kullanımı "ben bu anı daha önce de yaşamıştım" anlamındadır.

Bu, gerçek anlamda hatırlamaktan oldukça farklıdır. İzlediğiniz filmin bir yerinde onu daha önce de izlemiş olduğunuzu hatırlamak bir deja vu değildir. Çok daha farklı ve garip bir duygudur deja vu. Yapmadığınızı bildiğiniz halde bir şeyi daha önce de yapmış olduğunuz hissine kapılmaktır.

Belki asıl şaşırtıcı olan, deja vu'nun genellikle son derece sıradan ve hiç de dramatik olmayan anlarda gelişmesidir. Acaba bu, şimdiki hayatımızı daha önce de yaşadığımızı mı göstermektedir? Yoksa bilinçaltımız olayları bilincimizden bir mikro-saniye önceden kaydetmekte ve bu yüzden de algı bilincimize eriştiğinde onu hafıza mı sanmaktayız? [1]

Telepati

Telepati, fikir ve görüntülerin bazen birbirlerinden çok uzakta olan bir beyinden diğerine aktarımıdır. Kabile toplumlarında bu çok olağan bir olgu olarak kabul görürdü.

Bilimsel toplumlar ise telepatinin özel bir yetenek olduğunu ve yalnızca ruh ve mistikle açıklanabileceğini kabul etmektedir.

Sihirbazların hileleri bilindiğinden telepatiye de kuşkuyla bakılmasını olağan karşılamak gerekir. Ama yine de açıklanması gereken birçok şey olduğu kesindir.

Sevdiklerinin hasta ya da tehlikede olduklarını, haber kendilerine geleneksel kanallardan erişmeden çok önce "bildiklerini" söyleyen pek çok insan var. Aynı şekilde daha telefon çalamadan arayan dostunu düşünenlerin sayısı hiç de az değildir.[1]

ZENER KARTLARI İLE DURUGÖRÜ TESTİNE BAŞLA >>

Kaynaklar

[1] Judy Allen, "Bilinmeyenler Ansiklopedisi", Gün Yayıncılık, İstanbul 2006, s.24-25.
[2] Cenk Tekin, "Ruh ve Doğa Ötesi Bilimleri Sözlüğü", Paragraf Yayınları, Ankara 2005, s.249.
[3] "Kahin mi Şarlatan mı?", Chip Dergisi, Şubat 2003, s.145.
[4] The Joy of Knowledge Encyclopaedia.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36810728 ziyaretçi (102946037 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.