Zihinden Kopya Çekme Teknikleri, II
 

Memory, hafıza, kopya çekme, ezberleme, süper zeka, hıfzetme, kolay öğrenme

Zihinden Kopya Çekme Teknikleri

2. Bölüm

Akhenaton

İsterseniz bu bölümde, geçen bölümde teorik olarak bahsettiğimiz BAĞ'ın işe yarayıp yaramadığına bir göz atalım ve BAĞ'ın "zihinden kopya çekme"deki fonksiyonunu üzerimizde deneyelim. İlk vereceğimiz örnekte 25 kelimeyi bağların da yardımıyla sadece 5 ya da 10 dakika çalışarak hafızamıza alalım. Daha sonra, 3-5 gün sonra hala bu, bilgi zihnimizde duruyor mu diye kontrol edelim. Bu kelimeler, şöyle olsun:

«gizli ilimler, kedi, çizme, kitap, kültür - sanat, anne, buzdolabı, soğan, terlik, vazo, fil, kolbastı, Tarkan, kaval, kuş, Aydın, Adana, uçak, maymun, ruj, Monalisa, elma, açacak, ansiklopedi, baca.»

Şimdi bu 25 kelimeden SIRASINI HİÇ BOZMADAN bir kurgu kurmayı deneyelim. Öyle bir kurgu ki, içinde hep tuhaflıklar, şaşırılacak şeyler ve ilginçlikler barındırsın:

Gizli İlimler sitesini geziyordum. O anda arkamda bir kedi sesi duydum. Bir baktım ki bizim çizmeli kedi. Elinde bir kitap, öylece okuyor. Hey ne okuyosun diye sordum. Çizmeli kedi ki, kültür sanat. O anda içeri annem girdi. Buzdolabındaki soğanı sen mi yedin diye bana çıkıştı. Anne, buzdolabında soğanın ne işi var, git Allah aşkına diyecek oldum, terliğini çıkarıp kafama attı. Ben, hemen eğildim ve terlik, bu kez vazoya çarptı ve vazoyu kırdı. Bir baktım vazonun içinde bir fil... Fil, kosbastı oynuyor... Pop yıldızı Tarkan'sa filin üstüne binmiş, kaval çalıyor. Kavalın içinden bir kuş uçtu. Baktım ki, Aydın'ın kuşu. Kuşa, kardeş sen nerelisin dedim; Adanalıyık, Allah'ın adamıyık dedi. Bi baktım, Adana uçağındayım. Uçağın pilotu, bi tane maymun. Maymun, dudaklarına ruj sürüyor. Ruju aldı, resim yaptı. Bi baktım Monalisa'nın resmi. Monalisa, Yatağın altında elma arıyor. Sonunda elmayı buldu ve açacakla elmayı soydu ve yedi. Sonra da açacağı ve elmanın kabuklarını ansiklopedinin koyarak ansiklopedinin içindeki baca resminden çıktı gitti...

Dikkat ettik mi, nesneleri sıralamada "hikayeleştirme"den yararlandık ve her nesneyi diğer bir nesneyi hatırlatacak şekilde sırayla birbirine bağladık. Bu nesneleri bağlarken de zihnimize "tuhaf", "acayip" gelen eylemleri seçtik. Peki hatırlarken artık bizim için zor ve karmaşık olacak mı? İlk kelimeyi hatırlama gerekiyor sadece. Neydi: "Gizli ilimler". Bu siteyi gezerken ne sesi duydunuz: Bir "kedi" sesi. Hangi kedi bu: "Çizme"li kedi. Çizmeli Kedi, ne yapıyor: "Kitap" okuyor. Ne kitabı okuyormuş? "Kültür - Sanat". Kedi, kültür sanat kitabı okurken içeri kim girdi: "Anne". Ne dedi: "Buzdolabındaki..."ni sen mi yedin. Buzdolabında neyi yemişiz: "Soğan"ı... Bu soğan yüzünden biz ne yedik annemizden: Kafamıza bi "terlik". Peki bu terlik, kafamıza çarptı mı? Yok, "vazo"ya çarptı ve onu kırdı. Vazonun içinden ne çıktı: Bir "fil"... Fil, ne yapıyor: "Kolbastı" oynuyor. Kol bastı oynayan bu filin üstünde kim var: Pop yıldızı "Tarkan". Tarkan ne yapıyor orda: "Kaval" çalıyor. "Kaval"ın içinden ne çıktı: Bir "kuş". Kimin kuşu o: "Aydın"ın. Aydın'ın kuşu nereliymiş? "Adana"lı! Birden nerde buldunuz kendinizi? Adana "uçağ"ında. Uçağın pilotu kim: bir "maymun". Maymun, ne yapıyor: Dudaklarına "ruj" sürüyor. Sonra o rujla maymun ne yaptı: "Monalisa"nın tablosunu. O tabloda Monalisa ne yapıyor: Aç kalmış zavallım ve yatağın altında yiyeceği bi "elma" arıyor. Neyle soydu o elmayı: "açacak"la. Elmanın kabuklarını ve açacağı ne yaptı? "Ansiklopedi"nin içine koydu. Ansiklopedinin içinde ne resmi vardı: "Baca"...

Evet, gerçekten de saçma bir hikaye. Ama bize ezberlemede ve BAĞ KURMA'da yardımcı oluyor mu? Evet! Zaten saçma ve tuhaf olduğu kadar, bize İLGİNÇ ve ACAYİP göründüğü kadar hatırlayabiliriz bu sırayı. Nesneleri birbirine bağlamada bize ne kadar ilginç, tuhaf, acayip gelirse; o BAĞ'ı da o denli güçlü kurmuşuzdur. Bu, bizim hayalgücümüze ve imgelemedeki yaratıcılığımıza bağlı. Peki bu hikayeyi bugün bu 10-15 dakika içinde 4-5 kez kendi kendimize tekrarlasak ve nesneleri bağlarkenki bu İLGİNÇLİK, TUHAFLIK ya da SAÇMALIKLARI üstüne basa basa tekrar etsek, bu bilgi, hafızamızda ne kadar kalabilir? Eğer yarın ya da 4-5 gün sonra sınav varsa; sınavda bu sıralamanın hepsini hatırlarsınız. Elbette ki sınavda bu tür nesneleri ezberle gibi kolay çıkmaz. Ben, sadece hafızanızı geliştirmek ve ezberlemekte BAĞ kurmanın ve bilgileri birbirine BAĞLAMANIN önemini anlattım. Gerçek anlamda derslerin konularını zihinde yarattığımız alana depolamaya daha sonra geleceğim...

Nesneleri birbirine bağlamaktaki diğer bir yöntem de bu nesnelerin BAŞ HARFLERİNDEN bir kelime üretip ANAHTAR TEK BİR BAĞ yaratmadır ki, en çok başvurulan yöntemdir. Örneğin; Türkçe dersinde yumuşak sessizle sert sessizleri nasıl ayırt edebiliriz? Türkçe'de sert sessiz olan harfler, F, H, Ç, P, K, S, Ş, P harflerdir. Bunun dışında yer alanlar da yumuşak sessizlerdir. Yani; B, C, D, G, Ğ, J, I, M, N, R, V, Y, Z harfleri. Peki biz, sadece SERT SESSİZLERİ ÖMÜR BOYU ZİHNİMİZDE SAKLAYACAK ŞEKİLDE öğrendiğimizde aynı zamanda da YUMUŞAK SESLİLERİ DE öğreniriz değil mi: Nasıl? Sessiz bir harf, SERT SESSİZ değilse o zaman YUMUŞAK SESSİZDİR. Yani ayrı ayrı iki formül üretmemize gerek yok...

Şimdi, bu sert sessizleri ezberlemenin, hatta ÖMÜR BOYU ezberleyebilmenin, aklımızda tutabilmemizin bir yolunu bulalım: Nasıl: Bu sessiz harflerden ANLAMLI BİR CÜMLE TÜRETEREK. Öyle bir cümle ki, TÜM sert sessizleri içersin ve içinde yumuşak sessizlerden hiç bir harf yer almasın... Nasıl bir kelime olurdu bu: "FISTII ŞAHAP". Artık karşımızda bizim için hiçbir ANLAM İFADE ETMEYEN harfler topluluğu ya da 8 farklı bilgicik (8 farklı garf) yerine yerine şimdi zihnimizde ANLAMLI ve TEK BİR ANAHTAR CÜMLEMİZ oldu. Bu kelimenin sesli harflerini atalım; Türkçe'deki sert sessizleri elde ettik. Yani; F, S, T, K, Ç, Ş, H ve P harflerini... Peki sınavlarda bu anahtar kelimeyi hatırladık. Ya karıştırırsak YUMUŞAK SESSİZ ya da SERT SESSİZ harfler mi olduğunu? İşte bu yüzden de elde ettiğimiz bu anahtar cümleyi, (diğer bilgiyle karıştırmamak için) "SERT" kelimesine bağlayalım. Şöyle ki; Fıstıkçı Şahap abimizin ÇOK SERT biri olduğunu, ne zaman ondan fıstık, leblebi almaya gitsek yüzümüze dik dik, SERT SERT baktığını hayal ve bunu zihnimizde canlandıralım. Böylece ne yapmış olduk? Önce bizim için anlam ifade etmeyen harflerden bir anahtar cümle kurduk ve bu anahtar cümleyi SERT kelimesiyle birbirine bağladık. Artık bir sonraki yazılıda bu soruyu hiç yanlış cevaplamamıza ihtimal var mı?

Ya da Arapça dersimiz olsun. Türkçe'de sert ve yumuşak ayrımı olduğu gibi Arapça'da da AY ve GÜNEŞ harfleri diye bir ayrım vardır. Yani "Şemsî" ve "Kamerî" harfler. Şemsî harfler, hangileriydi:

ت، ث، د، ذ، ر، ز، س، ش، ص، ض، ط، ظ، ل، ن

Peki Kamerî harfler hangileriydi:

أ، ب، ج، ح، خ، ع، غ، ف، ق، ك، م، و، ه، ى

Peki biz yine bu iki guruptan sadece birini öğrendiğimizde, aslında iki gurubu da; yani hem güneş (şems) hem de ay (kamer) harflerini de öğrenmiş oluruz değil mi? Örneğin kamerî harfleri öğrendiğimizde, ezberleyeceğimiz bu anahtar kelimesinde olmayan her harfin şemsî harf olduğunu da bilebiliriz değil mi? O yüzden sadece bir gurubu ezberlememiz yeterli. Tekrar ilk örnekteki gibi birbirinden bağımsız bu harflerden bir cümle elde edelim;

اَبْغِ حَجَّكَ وَخَفْ عَقِيمَةٌ

Yani "EBĞİ HACCEKE VE[K]HAF AGÎMETÜN".

[K]H harfinin Hırıltılı He'yi خ ,   Î harfinin saklı, uzatan bir Ye ي,  Yuvarlak He ه harfinin de bazen üzerine iki nokta gelerek Te'ye ة dönüştüğü bilgilerini de hatırlayalım... Şimdi zihnimizde bu anahtar kelimeyi çağıralım: EBĞİ HACCEKE VE[K]HAF AGÎMETÜN ve bu anahtar cümleyi hızlıca zihnimizde açılımını yapalım: . Yani, E = Elif, B = Be, Ğ = Ğayın, H = Ha, C = Cim, K = Kef, V = Vav, [K]H = Hırıltılı Ha, F = Fe, A = Ayın, G = Kaf, Î = (Uzatan) Ye, M = Mim, TÜN = İki ötre almış ve üzerine iki nokta gelmiş Yuvarlak He. Artık bizim için daha kolay oldu değil mi? Karşımıza çıkan bir harfin bu anahtar cümlede yeri varsa bu harfe "Kamerî Harf", bu anahtar kelimede yoksa "Şemsî Harf" diyeceğiz. Peki ya Lamelif لا ?  Aslında Lamelif diye bir harf yok. Lamelif لا,  şemsî bir harf olan Lam ل ile kamerî bir harf olan ا harfinin birleştirilmesiyle doğan  sunî bir harftir. Bu da ek bir bilgi olsun...

Peki diyeceksiniz ki, bizim işimiz hep harflerle değil ki. Çoğu zaman isimleri, coğrafî adları ya da diğer kelimeleri de ezberliyoruz. O zaman nasıl kullanacağız bu yöntemi: O zaman, bu kelimelerin İLK HARFLERİNİ alacağız ve anahtar kelimemizi bu ilk harflerden meydana getireceğiz. Anahtar cümlemizin açılımını yaparken de her harfin zihnimize kaydettiğimiz sembolünü bulacağız. Örneğin Yedi Meşaleci şairler; Sabri Esat, Yaşar Nabi, Vasfi Mahir, Cevdet Kudret, Ziya Osman, Muammer Lütfi ve Kenan Hulûsî olsun. Baş harflerini alalım. S, Y, V, C, Z, M, K. Anlamlı bir cümle elde etmeye çalışalım: "CÜZZAMLI KLAVYESİ". Peki ne alaka? Hayal gücünüzde canlandırın: Bu Yedi Meşaleciler döneminde şairler, şiirlerini hep bilgisayarda klavye yardımıyla yazıyorlarmış. Bir ara cüzzam hastalığı başgöstermiş ve tüm klavyeleri meşalelerle yaktıkları için kendilerine "Yedi Meşaleciler", kullandıkları bu klavyelere de "Cüzzam Klavyesi" adını vermişler. Evet, yine aslı olmayan, saçma sapan bir öykü. Ama hafızamız, bu hikayeyi İLGİNÇ bulduğu için kolay kolay unutmayacaktır ve 5-10 yıl sonra bile "Yedi Meşaleciler" deyince, bu "Cüzzamlı Klavyesi" anahtar cümlesi hemen aklımıza gelecektir. Peki nasıl kullanacağız bu anahtarı: Tek tek harflere ve sembolize ettikleri şairlere bakalım: C = Cevdet Kudret, Ü = BOŞ, Z = Ziya Osman, diğer Z ve A = BOŞ, M = Muammer Lütfi, L ve I = BOŞ, K = Kenan Hulûsî, L ve A = BOŞ; V = Vasfi Mahir, Y = Yaşar Nabi, E = BOŞ, S = Sabri Esat, İ = BOŞ. Dikkat edin, bu yöntemde ezberlemek için değil; önceden ezberlediğimiz isimlerin arasında BİR BAĞ KURMAK için anahtar cümle kullandık. Hani sınavda Yedi Meşaleciler'i yazın dediğinde bu, bizim için birbirinden farklı 7 farklı bilgicikti ya. Biz, bu 7 farklı bilgiciği tek bir anahtarla hafızamızda simgeledik ve bir BÜTÜN haline getirdik. Böylece sınavda, çok çalıştın ama aklına 1-2 tanesi gelmedi diye bir sorununuz kalamz. Neden? Çünkü anahtar bir kelime, o dilimizin (ya da kalemimizin) ucunda olan o kayıp 1-2 şairin adlarını kolayca tekrar aklınıza getirecektir. İlla CÜZZAMLI KLAVYESİ demeniz gerekmez. Kendiniz de üretebilirsiniz; örneğin "KAZMACI VEYSİ". Bunda boş olan harf, bakın daha az. Sadece SESLİ harfler boş durumda. Nasıl bir hikaye canlandırabiliriz zihnimizde: Bu 7 şair, bir zaman define aramaya gitmişler gece. Hepsi de elinde birer tane meşale taşıyorlarmış ve Kazmacı Veysi Efendi de onlarla beraber gidiyornuş defineyi çıkarmak için.

Peki sayılarla ne yapacağız? Sayılardan da böyle anahtar cümle kurulmaz ki! Tarih dersinde bir sürü tarih var. Nasıl ezberleyeceğiz? Mesela bir arkadaşımın telefon numarası var. Nasıl ezberleyeceğiz? İşte bunun için de bize SAYISAL BİR ALFABE gerekiyor. Öyle ki, kelimeler, bizim için anlamlıdır ve kolayca bağ kurulabilir. Ama sayılar, öyle değildir. Çünkü bir nesne gibi teferruatları zihinde canlandırılabilir bir özellikte değildir. Nasıl hikaye kuracaksınız; 1, 2'ye şöyle dedi. 7, 6'ya bi yumruk salladı. 8, 3'e aşık oldu diye mi? Elbette ki hayır. Şimdi 0'dan 9'a kadar her rakama bir veya bir kaç harf atayalım ve kendimize bu yeni alfabemizi hazırlayalım. Unutmayın, bu alfabeyi adımız gibi ezberlememiz gerekiyor. Çünkü ilerleyen konularda da zihinde açacağımız "sıralı bellek"te yine bu sayısal alfabeden yararlanacak ve bu zihinde oluşturduğumuz bu alanı onlarca, yüzlerce sıfırlarla, beşlerle, dokuzlarla, yedilerle, ikilerle dolduracağız. Tıpkı bir bilgisayarın hafızası gibi...

Hiç düşündünüz mü; bilgisayar, onlarca bilgiyi, yazıyı nasıl aklında tutar? Çünkü onun hafızası, sadece rakamlardan ibarettir. Güneş'i, bilgisayar'ı, İstanbul'u, insanı, kediyi, ağacı, kalemi.. Hiçbir şeyi tanımaz, ayırt edemez. Ama her nesneyi ve her harfi sayılara dönüştürür. Matrix filminde o akıp geçen rakamları görmüşsünüzdür ya. Onun gibi. İnsan zihniyse; tam tersine; zekidir ve hayal etme yeteneğine sahiptir. Yani imgeleme gücüne. Bu yüzden de aklındaki tüm bilgilerin bir çoğu, kendisi için anlamlı kelimelerden oluşur. Oysa biz, şimdi bizim için anlamsız olan, ama bir kompitür için anlamlı olan sarı ve rakamları da bizim için anlamlı, imgelenebilir bir hale getireceğiz. Bunu yaparken de o kompitürün çalışma prensibinin tam tersini gerçekleştireceğiz. Yani, o kelime, resim ya da diğer bilgileri SAYILARA dönüştürürken; biz de SAYILARI imge ve harflere dönüştüreceğiz. Aşağıdaki alfabeyi bir sonraki derse kadar, çok ama çok iyi bir şekilde ezberleyelim ve her fırsatta bunu bir oyun gibi daha da geliştirelim.

0 = S, Ş, Z
1 = T, D
2 = N
3 = M
4 = R
5 = L
6 = Ç, C
7 = K, G, Ğ
8 = F, V
9 = P, B

Gördüğümüz gibi sayısal bir alfabe hazırladık. Ancak alfabedeki tüm harfleri kullanmadık. Sadece 18 sessiz harfi seçtik. Diğer kalan 10 harfi de YARDIMCI HARFLER olarak kullanacağız ve bu harflerden, bir kelime oluştururken JOKER HARFLER OLARAK yararlanacağız. Şimdi; üstteki alfabeyi ezberledik mi? O zaman biraz alıştırma yapalım. Tarihleri KELİMELERE ve anlamlı İMGELERE dökmeyi deneyelim. Örneğin; Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicreti. 622. Şimdi 622'yi sırayla harflerle kodlayalım. 6 = C ya da Ç; 2 = N, 2 = N. Şimdi bu kodlardan anlamlı bir KELİME yaratalım. CNN. Hani şu haber televizyonu. Anahtar cümlemizi yarattık; şimdi bu anahtar cümleyi de o tarihte yaşanan olayla bağlantılayalım: Hicret. Ve hemen zihnimizde canlandıralım. Hz. Muhammed' Mekke'den Medine'ye hicret ederken, CNN televizyonu da bunu canlı yayında veriyordu. Kurduğumuz bağ, TUHAF ve ÇOK İLGİ ÇEKİCİ değil mi? O dönemde televizyon mu vardı ki? İşte asıl mesele bu: Evet, yoktu; ve siz şaşırdığınız gibi hafızanız da bu bilgiyi İLGİ ÇEKİCİ olarak gördüğü, hayret ettiği için asla unutmayacaktır. Ömrünüzün sonuna kadar! Peki diyelim, din dersinde yazılıda çıktı. Hz. Muhammed, Mekke'den Medine'ye kaç yılında hicret etmiştir. Hicret? Aklımıza hemen hangi kelime geldi? CNN! Hemen bu anahtar kelimeyi yine sayısal alfabemiz yardımıyla rakamlarına ayıralım: C = 6, N = 2, N = 2. Yani 622! Artık sınavlarda tarihleri karıştırmamız diye bir şey söz konusu olabilir mi? Çünkü artık sayılar ve rakamlar da bizim için anlamlı ve imgelenebilir oldu.

Başka bir örnek; Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi. Kaç yılında? 1453. Kodlara dökelim; 1 = T  ya da D, 4 = R, 5 = L, 3 = M. Şimdi anlamlı bir cümle elde edelim. Unutmayalım, nu cümleyi elde ederken, sırasına muhakkak dikkat edeceğiz. Ne olabilir bu cümle: TERLEME. Sayısal  alfabemizde sesli harf olmadığı için buradaki E'leri joker olarak kullandık. Kurgumuzu oluşturalım. Fatih, toplarıyla Bizanslılar'ı iyice bir terletmişti. Bu aşırı terleme yüzünden İstanbul'ı teslim etmeye mecbur kaldılar. Yarın yazılıda İstanbul'un fethi soruldu. Zihnimizi azıcık karıştıralım? Fatih? İstanbul? Fetih! Aaaaa, TERLEME! Bizans gavurlarını ne terletmişti bizim o yeniçeriler! Hemen bu anahtar cümlenin kodlarını zihnimizde çözerek rakamlara çevirelim; T = 1, R = 4, L = 5, M = 3. Artık tarihleri unutmanıza imkan var mı???

Örneğin bir arkadaşınız var; ismi de Ayşe. Telefon numarası; 939 47 53. Gerçi şimdi cep telefonumuz var; tüm numaraları kaydediyor. Ya bir gün cep telefonumuzu yolda düşürürsek ya da kaybedersek? Nasıl ezberleyeceğiz bu numarayı? Kodlamaya çalışalım; 9 = P ya da B, 3 = M, 9 = P ya da B, 4 = R, 7 = K ya da G ya da Ğ, 5 = L, 3 = M. Şimdi anlamlı bir kelime ya da cümle oluşturun: "PİMPİRİKLİM". Şimdi Ayşe'nin her şeyden korkan, küçücük bir ses duysa korkudan telaşa kapılan bir insan olduğunu hayal edin ve bu hayali güçlü bir şekilde zihninizde imgeleyin (canlandırın). Şimdi, hafızamızdan bu bilgiyi geri çağırmayı deneyelim. Ayşe... Neydi ona verdiğimiz ad; PİMPİRİKLİM. Hemen bu harfleri sayısal alfabemizin yardımıyla tekrar rakamlara dönüştürün; P = 9, M = 3, P = 9, R = 4, K = 7, L = 5, M = 3. Yani; 939 47 53... Eğlenceli, öyle değil mi? Tabii bu alıştırmaları oyuna dönüştürerek bol bol yapmanız ve bu imgeleme yeteneğinizi gittikçe geliştirmeniz gerekiyor. Örneğin öğretmeniniz dedi ki; yarın kim Pİ sayısının 300 hanesini ezberleyip de gelirse ona 100 vereceğim. Öğretmen bile ezberleyemez bunu. Zaten atmıştır kimsenin ezberleyemeyeceğini bildiği için. Peki biz, bu 300 tane rakamı bize anlamlı gelen kelimelere dönüştürürsek? Belki 1 saatimizi alacaktır; ama bu 1 saatin sonunda elde ettiğimiz başarı da bize büyük bir keyif verecektir. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere...

Akhenaton.

<< Önceki Sayfa / Sonraki Sayfa >>





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Sessiz sakin , 29.11.2015, 13:58 (UTC):
O kadar yazıyo hiç yorulmuyolarmı okumak bile yorucu ama herkes üşengeç değil

Yorumu gönderen: dilara, 19.10.2014, 19:03 (UTC):
bunlar deyil çünkü yanlış bilgi

Yorumu gönderen: engin gökmen, 05.02.2010, 21:29 (UTC):
maşaallah
yeni doğan evladımıza ,öğreniminde yardımcı olacağını ...İyi çalışımlar . selametle

Yorumu gönderen: Coşkun, 05.02.2010, 19:51 (UTC):
Hikayeleştirme harika bir yöntem. İlk monalisalı hikayeyi bir okuyuşta ezberlediğimi fark ettim::)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36742714 ziyaretçi (102827068 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.