Ümmül-Kitab el-Kitab ve Levh-i Mahfuz Kavramlari Üzerine
 
neml 45

Ümmü’l-Kitab, el-Kitab ve Levh-i Mahfûz Kavramları Üzerine

Hazırlayan: Akhenaton

Ümmu’l-Kitâb

“Ümmu’l-kitâb” (اُمُّ الْكِتَابِ), Kurân-ı Kerîm’de Levh-i Mahfûz’u ifade etmek üzere kullanılan terimlerden biridir. Bu terkip, Arapçada “kitabın anası”, “ana kitap”, “esas kitap”, “asıl kitap” gibi anlamlara gelmektedir.[1] İki ayette geçen bu kelimeyle de bu anlamın murat edildiği söylenmiştir. Yani kitabın aslı, Allah’ın nezdindeki ana kitap ki o da Levh-i Mahfûz’dur.[2][3]

Ümmü’l kitab tamlamasındaki “ümm” kelimesi, “ana”, “asıl”, “esas”, “kaynak” gibi anlamlara gelmektedir.[4] Ümmü’l kitab ise “kitabın aslı” demektir. Araplar, bir şeyin aslı yerine geçen her şeyi, “onun anası” diye adlandırırlar.[5] Daha yaygın kullanımıyla Ümmü’l- kitab kavramını “Ana kitap” olarak çevirmek mümkündür.[6]

Ümmü’l-kitab kavramı, genellikle “Levh-i Mahfûz” olarak anlaşıldığı için ulvi ve süfli aleme dair bütün olayların tamamının bu kitaba yazıldığı iddia edilmiştir. Nitekim bu iddia da “Allah var iken hiçbir şey yoktu. Arşı su üzerindeydi. Gökleri ve yeri yarattı ve daha sonra her şeyi Zikr’e yazdı.” rivayetine dayandırılmaktadır.[6][7]

Filozoflara göre eşyayı topluca içermesi yönüyle akl-ı evvele “ümmü’l kitab”, eşyayı ayrıntılı bir şekilde açıklaması dolayısıyla da nefs-i külliye, “kitab-ı mübin” adı verilir. Buna göre ümmü’l kitab, kendisinde yokluk bulunmayan ve hakikatlerin mahiyeti diye adlandırılan şeydir. Eflatun’un ifadesiyle ideaların veya idealar ideasının mahiyetine “ümmü’l kitab” denir. Bu mahiyet, kitabın kendisinden doğduğu şeydir. Kitapta mahiyetin iki yönünden ancak bir yönü sadece varlık yönü vardır.[5][8]

يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ

“Allah dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır. Ummu’l-kitap O’nun yanındadır.” (er-Ra’d, 13/39.)

وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلْكِتَٰبِ لَدَيْنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ

“O katımızda bulunan ummul-kitapta mevcut, yüce ve hikmet dolu bir kitaptır.” (ez-Zuruf, 43/4)

Bu iki ayetin ortak noktası, ikisinde de “ummu’l-kitab”ın Allah’ın nezdinde olduğunun belirtilmesidir. İki ayette de bunun altı çizilmiştir. Allah nezdinde bulunan kitabın “Levh-i Mahfûz” olduğu ise aşikardır. Buna dayanarak ummu’l-kitap ile de Levh-i Mahfûz’un kastedildiği söylenebilir.[3]

Erken dönem kader tartışmalarına baktığımızda Levh-i Mahfûz, kitab ve ümmü‘l-kitâb kavramlarıyla bağlantı kurularak, ilahi ezelî bilgi ve kader problemi etrafında ele alınmıştır. İnsan davranışları, ezeli ilahi ilmin içerisine sokulmuş ve hafaza meleklerinin insan fiillerini asıl nüsha olan ümmül kitap’tan istinsah ettikleri ve insanların buradaki kayda göre amelde bulundukları iddia edilmiştir.[9][10]

Razi’ye göre iki kitap bulunmaktadır:

  1. Meleklerin mahlukat için yazmış olduğu kitap. İşte bu kitap mahv ve isbatın mahallidir.
  2. İkinci kitap, Levh-i Mahfûz’dur.

Bu kitap da ulvi ve süfli alemin bütün hallerini içeren kitaptır ki devamlı olandır. Bunda silip yazma bulunmaz. Çünkü Allah, mevcut ve madum olarak bütün malumatı onların değişmelerine rağmen bilir. Bu bilme devamlı olup İlahi bilgi değişmez. Bu yüzden Ümmü’l kitab aynı zamanda ilahi ilimdir.[4][8]

Taberî, Kurân’ın aslı anlamındaki Ummu’l-Kitab’ı, dinin direklerini (imâduddîn), farzlarını (ferâiz), hadlerini (hudûd) ve insanoğlunun ihtiyaç duyduğu diğer dini hususları içeren şey olarak ele alır.[11] (Kitabın temeli) anlamındaki aslu’l-kitap ile ummu’l-kitab’ı eşit şekilde görmede Zemahşeri, Taberi ile aynı görüştedir.[12]

El Kitab

Bir çok ayette vahyin somut halini ifade etmek üzere “el-Kitab” şeklinde geçmekte olan bu terim farklı şekilde de anlaşılmaktadır. Bu yoruma göre; vahiy, ilahi hitap ve konuşma olduğuna göre; kitap, yazılı bir metni değil, sözlü bir faaliyeti ifade etmektedir.[13][14]

Ragıb İsfehani, Levh-i Mahfûzun Kurân’da “el-Kitab” kelimesi ile ifade edildiğini fakat içeriği hakkında bilgi verilmeyip insanın anlayışına kapalı bir alan olduğunu söylemektedir.[7]

“Kitap” kavramı, genel anlamda ilahi vahyin bütününü içine almaktadır. Bu anlamda kitap ilk peygamberden son peygambere kadar hepsinin aldığı ilahi vahyin adıdır. Kurân’a muhatap olan toplum, “Kitap” kavramından ilahi vahyi anlamaktaydı. Bu kavram, vahiy anlamında sözlü bir faaliyet olup Yüce Yaratıcı’nın peygamberlere konuşmasıdır. Yazması ve yazdırması şeklinde bir faaliyet değildir.[13][14]

Levh-i Mahfûz

Sözlükte “yazı yazmaya uygun yassı ve düzgün yüzey” anlamındaki levh ile “korunmuş” anlamındaki mahfûz kelimelerinden oluşan Levh-i Mahfûz “üzerine yazı yazılan, silinmekten ve değişikliğe uğramaktan korunmuş düzgün satıh” demektir.[15]

“Levh-i Mahfûz” terkibi, Kurân’ın çok şerefli ve değerli olduğu ve Levh-i Mahfûzda bulunduğu ifade edilen bir sûrede geçer. Kurân-ı Kerîm’de Levh-i Mahfûz yerine “kitâb”, “kitâb mübîn”, “kitâb meknûn”, “kitâb mestûr”, “ümmü’l-kitâb” terkipleri de kullanılır. Çünkü müfessirlere göre Kurân’da bunlarla kastedilen şey, Levh-i Mahfûzdur.[16]

Bu tür ayetlerin genel muhtevasından anlaşıldığı üzere kâinatta meydana gelecek bütün varlık ve olaylar bu kitapta yazılmıştır. Gökte ve yerde küçük büyük ne varsa, insanların ecelleri, fertlerin ve milletlerin başına gelecek musibetlerin tamamı Allah’ın ilminde yer almış ve “Levh-i Mahfûz” denilen bir kütüğe kaydedilmiştir.[15]

Kitapların kaynağı ve aslı olan ana kitap, “Levh-i Mahfûz” veya ilahi ilim olarak anlaşılmaktadır. Değişecek ve değişmeyecek olan her şey burada yazılıdır. Her şey yazılmış bitmiş ve kalem kurumuştur. Kainatta yeniden yazılacak ve programlanacak hiçbir şey yoktur.[8] İnsanın yaptığı davranışlar hesaba esas olmak üzere bir kere ve yapıldıktan sonra kayda geçirilmektedir.[5][8]

Kurân’da, şayet bütün denizler mürekkep, bütün ağaçlar da deniz olsa, hatta bunlara yedi deniz daha eklense, yine Allah’ın ilmi bitmeden bunların tükeneceği belirtilmektedir.[17]

Allah katında bulunan Levh-i Mahfûz, Allah’ın mülkünde ve melekutunda vaki olan her şeyi şamildir. O, fasit ve batıl olmaktan münezzehtir. Zaman durdukça baki kalacaktır. Belagat ve fesahat yönünden de son derece muhkemdir.[18]

İbn Abbas’tan bu konuda şöyle bir nakil yapılmıştır:

Levh-i Mahfûz’u oluşturan levha beyaz inciden yapılmıştır. Uzunluğu yer ile gök arası kadardır. Genişliği ise Doğu ile Batı arası kadardır. İki kenarı inci ve yakuttur. İki kapağı kırmızı yakuttandır.[19]

Yine İbn Abbas’a dayandırılan ve et-Taberani’nin naklettiği bir hadise göre, Hz. Peygamber de, bu levhanın beyaz inciden yaratıldığını, sayfalarının kırmızı yakuttan, yazısının ise nurdan olduğunu söylemiştir.[20]

ed-Dahhak, İbn Abbas’tan şunu rivayet etmiştir: Levh, kırmızı yakuttandır... Onun kitabı nurdur, kelamı nurdur. Allah, her gün ona 360 kere bakar. Her bakışta dilediğini yapar; konulanı kaldırır, kaldırılanı koyar, fakiri zengin, zengini fakir kılar, diriltir, öldürür, dilediğini yapar. Ondan başka ilah yoktur.[21]

Muhammed Hamdı Yazır da Levh-i Mahfûz’un yazılı bir kitap olduğunu söylüyor. O, bir kalemle yazılmıştır. Ona göre Kalem suresinde kendisine yemin edilen kalem, bu Levh-i Mahfûz’u yazan kalemdir.[22]

er-Razi de Levh-i Mahfûz’un, göklerin ve yerin yaratıldığı gün yazıldığını söylüyor.[23] er-Razi, bu konuda şöyle bir hadis de nakletmektedir:

“Allah var idi, O’nunla beraber hiçbir şey yok idi. Sonra levhayı yarattı ve kıyamete kadar mahrukatın tüm hallerini oraya yazdı.” [24]

Razi’ye göre Levh-i Mahfûz, ümmü’l-kitaptır, her şeyin aslı, esasıdır. Kurân da Allah’ın indindeki Levh-i Mahfûz’da sabittir ve oradan dünya semasına, oradan da maslahata uygun olarak Hz.Muhammed’e (sav) indirilmiştir.[25]

İslâm âlimleri Levh-i Mahfûz’un keyfiyeti hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.

  1. Levh-i Mahfûz gayb âlemine ait bir husus olup mahiyeti bilinmemektedir. Tasvirine ilişkin rivayetler asılsız ve felsefî teorilere bağlı yorumlar anlamsızdır. Sadece onun bütün nesne ve olayların ilâhî kalemle yazıldığına, Allah’ın tabii ve içtimaî kanunlarını ihtiva eden bir kitap olduğuna inanmak gerekir. Râgıb el-İsfahânî ile Selefiyye âlimleri bu görüştedir.[26]
  2. Levh-i Mahfûz, Allah ile melekleri arasında bir vasıtadır. Yedinci kat göğün üstünde olup arşta ve İsrafil’in gözleri önünde bulunur. İçinde bütün nesne ve olayların bilgisi ayrıntılı olarak yazılmıştır. Allah bir şeyi yaratmayı dilediği zaman bu, Levh-i Mahfûz aracılığıyla İsrafil’e intikal eder ve gerçekleşmesi için Cibrîl’e emir verilir. İbn Abbas’a atfedilen rivayetlere dayanan bu görüş, Ehl-i sünnet çoğunluğuna aittir.[27]
  3. Levh-i Mahfûz, en büyük feleğe ait küllî nefistir. Bilginin âlimin zihninde ortaya çıkışı gibi varlık ve olaylar da Levh-i Mahfûz’da zuhur eder. İbn Sînâ gibi bazı İslâm filozoflarının görüşü benimser. Sünnî kelâmcılar, kıyametin kopması için İsrafil’in sûra ilk defa üflemesinin ardından helâk olmayacak nesneler arasında Levh-i Mahfûz’un da bulunduğunu kabul eder.[15]

Gayb âlemine ilişkin bir konu olması dolayısıyla Levh-i Mahfûz hakkında benimsenecek görüş, ayetlere ve sahih hadislere dayanmalıdır. Bu sebeple Levh-i Mahfûz’un, Selefiyye âlimlerinin belirttiği gibi mahiyeti bilinmeyen ve ilâhî ilmi ihtiva eden bir kitap olduğu şeklindeki görüşün kabul edilmesi isabetli görünmektedir.[15]

Levh-i Mahfûz’da zamana ya da kişiye özel hükümler, kişinin varlığına ve zamanın devamına bağlı olarak hükmi niteliklerini sürdürürler. Şahsa ya da zamana bağlı olmayan hükümler ise daimi olup geçerliliklerini sürdürürler.

“Levh-i mahv ve’l isbat” adı verilen rıza levhası, zorunluluk arz eden bir levha değildir. Buradaki hükümler, kulun değişen durumuna paralel olarak değişebilir. Melekler, burada yazılan şeyleri bilirler. Bu sebeple kişinin davranışına uygun olarak Levh-i mahv ve’l isbatta yazılan şeyler değişebilir.

İbn-i Kemal’e göre bu levhada said olarak yazılan daha sonra şaki olabildiği gibi, bunun tersi de olabilir. Nitekim Hz. Ömer, “Beni saidler defterine yaz!” diye dua etmiştir. O’na göre, Tedbirinizi alın (Nisa-71) ve kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın (Bakara-195) gibi ayetler yazılanın yine yazan tarafından bozulabileceğini göstermektedir.[6][8]

Levh-i Mahfûz’u somut bir kitap olarak değerlendirmemek lazımdır. Esasen Levh-i Mahfûz’un, ilahi bilginin kendisiyle sembolize edildiği bir kavram olduğuna dair de görüşler vardır. Bununla beraber Levh-i Mahfûz ile bazı teknolojik veya ilmi buluşlar arasında benzerlikler veya benzetmeler kurabiliriz.[17]

Bu ilahi kitap, bizim anladığımız manada mürekkeple yazılmış bir kitap değil kainatın taslağıdır ki, bu da Levh-i Mahfûz’dur. Bütün dallarıyla, çiçek ve yapraklarıyla koskoca ağacın planı küçük çekirdekte mevcutsa kainat da bütün ayrıntılarıyla ezeli ilimde mevcuttur. Bunun maddi kitapla bir ilgisi yoktur. Her şey kaybolmayan, eksilmeyen ve artmayan bilgide vardır.[28][33]

Mü’minun suresi 62. ayette Levh-i Mahfûz’un hakkı söyleyen bir kitap olduğu belirtilmektedir:

وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

“Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.” (Mü’minun 62)

Bu ayet, mecazi manada kullanılmış olabilir. Burada hakkı söylemek demek, yani sadece gerçekleri ihtiva etmek, doğru şeyleri kaydetmiş olmak anlamına gelebilir. Ama burada hakiki manayı anlamaya da engel yoktur. Hatta teknoloji ilerledikçe ve yeni yeni harika kayıt araçları icat edildikçe, bu ve benzeri ayetleri hakiki anlama hamletmek daha doğru bile olabilir. Kıyamet günü herkes hesap için İlahi huzura haşrolunduktan sonra kitap ortaya konulacaktır.[30]

Bazı ayetlerde bu kitabın şahit de olacağına dair işaretler vardır. Kitap dilinde şahit olmak, gerçekleri olduğu gibi görüntülü olarak yansıtmaktır. Demek ki her şeyi kapsayan bu kitap, hem bütün sesleri, hem de görüntüleri muhafaza etmektedir. Tıpkı bugünkü teknolojik kayıt araçları gibi. Fakat onlardan çok daha ötede, çok daha mükemmel olarak...

Esasen bazı ayetlerde o gün insanın ellerinin konuşacağı, ayaklarının şahitlik yapacağı da belirtilmektedir.[31] İşte ortaya konacak olan bu kitap da, konuşup şahitlik ederek hakkı izhar edecektir.[32]

Bu kitaba göre herkes hesap verecektir. Muhtemelen bazı kişiler itirazda bulunacak, işte o zaman bu kitap konuşarak hakikati ortaya çıkaracaktır. Nasıl bugün teknolojinin bize sunduğu pek çok kayıt cihazı sesi ve görüntüyü kaydedip yansıtıyorsa, o kitap, yani Levh-i Mahfûz da o gün konuşarak, -belki de itiraz eden kişinin sesinden- gerçekleri ortaya çıkaracaktır.

İlahi değer ölçülerinin geçerli olduğu bu zamanda insanlar dünyadaki hayatlarını sesli ve görüntülü olarak izleme imkanına sahip kılınacaklardır. Sorgulama İlahi Kayıt Merkezi’ndeki görüntü ve ses kayıtlarına göre yapılacak ve Kurân’daki ifadeye göre insan, sorgulama sırasında dünyadaki hayatını görüntülü olarak izleyip hakkındaki kararı bizzat kendisi onaylamak zorunda bırakılacaktır. İşte ayet şöyle diyor:

بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِه۪ بَص۪يرَةٌۙ وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذ۪يرَهُۜ

“İnsan bilakis, kendi aleyhine gören bir (şahid) olacak, o bütün özürlerini ortaya koysa bile.” (Kıyame, 14-15)[30]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯

Kaynaklar

[1] Prof. Dr. Hasan Elik, "Kurân’ın Korunmuşluğu Üzerine", Fikir Yayıncılık, 24-25.
[2] Elmalılı Hamdi Yazır, "Hak Dini Kuran Dili", IV/3003.
[3] Yard. Doç. Dr. Hidayet Aydar, “Kurn’da Kitap Kavramı ve bir Kitap Olarak Levh-i Mahfûz”, s.111.
[4] Razi, Tefsir-i Kebir, c.13, s.472-473; Râgıb, Müfredât, s.22; İbn-i Manzur, Lisanu’l-Arab, c.1, s.103.
[5] Razi, Tefsir-i Kebir, c.13, s.473; Tahanevi, Keşşâf, c.1, s.91; İbn-i Manzur, Lisanu’l-Arab, c.1, s.104; Ali İmran-185, Maide-105, Casiye-28, Yunus-23, Yasin-12; Beyine ümmü’r-re’s, başın anası denmesi gibi.
[6] Buhari, Sahih, (Bed’u’l Halk,1), c.4, s.73; Kemal Paşazade, a.g.e., s.174.
[7] Râgıb, Müfredât, s.456.
[8] Mücteba Altındaş, “Kuran’da Kitap Kavramı” (doktora tezi), Ankara 2012, s.85, 86-88.
[9] Ebu’l Haccâc Mücâhid, Tefsîru Mücahid, s.592
[10] Mücteba Altındaş, a.g.e., s.8.
[11] Taberî, Câmiu’l-Beyân, III, 311. Aynı zamanda bak: Berg, JAAR , 63: 4 (1995), s. 765; Kinberg, Muhkamât and Mutashâbihât, s. 151.
[12] Sahiron Syamsuddin, “Muhkem ve Müteşabih”, çev: Dr. Yavuz Fırat, bilimname XII, 2007/1, s.212.
[13] Prof. Dr. Hasan Elik, a.g.e., s.43.
[14] Mücteba Altındaş, a.g.e., s.147.
[15] Yusuf Şevki Yavuz, “Levh-i Mahfûz” maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c.7, s.151.
[16] İbnü’l-Cevzî, V, 450; VI, 189, 481; Fahreddin er-Râzî, XXIX, 237.
[18] er-Razi, XXVII/194.
[19] et-Taberi, Tarih, 1/28-30; en-Nesefı, IV/347; İbn Kesir, Tefır, VIII/394; aynı müellif, el-Bidaye, 1/14; el-Belhi, 1/87-88; Şİhabuddin Mahmud el-Alusi, RuhuTMeani fi Tefsiri T-Kurâni T-Azim ve’s-SebTl-Mesani, Bulak 1301, IX/340; el-Bursevi, X/395-396.
[20] et-Taberi, Tarih, 1/28-30; İbn Kesir, Tefsir, VIII/394; aynı müellif, el-Bidaye, 1/14; el-Belhi, 1/87-88.
[21] el-Kurtubi, XIX/196. Ayrıca bk. et-Taberi, Tarih, 1/28-30; İbn Kesir, el-Bidaye, 1/14; el-Belhi, 1/88.
[22] Yazır, VIII/5262.
[23] er-Razi, X W 5 1 .
[24] er-Razi, XIX/66.
[25] Geniş bilgi için bk. es-Salih, 49-62; el-Kattan, 100-117; Mevlüd Güngör, Kurân Araştırmaları I , İstanbul, 1995, 35-64; Elik, Kurân’ın Korunmuşluğu Üzerine, 61-65.
[26] İbn Kayyim el-Cevziyye, s. 39-41; Şerḥu’l-ʿAḳīdeti’ṭ-Ṭaḥâviyye, s. 159; Reşîd Rızâ, VII, 394-395, 471-472.
[27] Makdisî, I, 161-164; Gazzâlî, s. 212; Kurtubî, XIX, 198; İbn Kesîr, I, 14
[28] Ateş, Çağdaş Tefsir, c.3, s.142.
[30] el-Kıyame, 75/14-15.
[31] Bk. Yasin, 36./.
[32] Yard. Doç. Dr. Hidayet Aydar, a.g.e., s.122.
[33] Mücteba Altındaş, a.g.e., s.18.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Akhenaton, 10.06.2019, 07:52 (UTC):
Eyvallah, teşekkür ederim.

Yorumu gönderen: abdurrahman yördem, 09.06.2019, 18:47 (UTC):
Sevgili Mehmet Akif kardeşim,
güzel bir çalışma tebrik ediyorum. ancak dikkatimi çeken kısım beş yüz yıl ile bin yıl arasında; konu ile ilgili ne söylenmiş bunları aktarmışsın. diğer yazarlar gibi. bugünkü bilim ile başka şeyler söylemek gerekmez mi? diyeceksin ki alim insanların yazdıklarını aktardım. sitede yazmış olduğun binlerce yazı araştırma sonucu. o insanlar bu kadar zengin bilgiye sahip değillerdi. ancak cesaretli idiler. ve bildiklerini düşünceleri ile birleştirerek bugüne gelen fikirlerini ortaya koydular. onları küçümsemiyorum. fakat günümüz insanı onlardan çok şanslı. ulaşamayacağı bilgi yok. sadece düşünecek. cesaret edecek. geleceğe yol gösterecek.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 51962693 ziyaretçi (131782569 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler