Ahbar'uz-Zaman ve Ibrahim bin Salukiyye
 
Ahbaru Zaman

Ahbar'uz-Zaman ve İbrahim bin Salukiyye

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: İnternet Hurafeleri

Yorumlara bırakılan bir soru üzerine cevaplandırma ihtiyacı duydum.

Elden ele gezen bir görselde var olmayan bir yazarın var olmayan bir eserinde koronavirüs ile ilgili kehanetlerin varlığından bahsediliyor. 11. yüzyılda yaşadığı iddia edilen “İbrahim bin Salukiyye” adlı bu hayali karakter, o dönemin kayıtlarında ve kütüphane kataloglarında adının bile geçmemesi bir yana, künyesinin içinde geçen “salukiyye” ile bu uydurma haberi ortaya atanların bu milleti “salak” yerine koyma niyeti gözlerden kaçmıyor.

Bu uydurma haberin içeriği şöyle:

Müellif: İbrahim bin Salukiye.
Müellifin vefat tarihi hicri 463.

İki rakam eşit olunca (misal 20=20) o zamanın hastalığı yayılınca hacılar ziyaretleri men edilince, velveleler gizlenince, çekirge istilası olunca, Rum meliki ani bir hastalıktan ölünce, kardeş kardeşten korkunca, çölde Yahudiler gibi olduğunuz zaman. Fiyatlar yükselip işler kesata uğradığı zaman, çocukların saçlarını ağırtan insanların 3’te birinin öleceği temelleri yıkan Mayıs depremini bekleyiniz.

Söylediğimiz gibi, hiçbir kütüphane katalogu ve 11. yüzyılla ilişkilendirilmiş el yazması bir eserde böyle bir müellifin varlığından söz etmiyor. Kitabın adını taşıyan “Ahbaru’z-Zaman” ise, anlam olarak “ahirzamandan haberler” değil “zamandan haberler” anlamına geliyor ki isim olarak Abdulkerim Muhammed Nâsır ve Ebu’l Hasan Ali Bin hüseyin Bin Ali Mesûdî gibi yazarların bu adı taşıyan birer eseri var. Fakat ne bu eserler, bir kehanet kitabı niteliğinde ne de kıyamet alametlerinden ya da ahirzamandan bahsediyor. İçeriği, genel olarak Arap tarihi üzerine. Yani bahsi geçen bu iki eserin de kıyamet alametlerinden bahsetmesi ya da içeriğinde kehanetler barındırması ile uzaktan yakından ilgisi yok.

Abdulkerim Muhammed Nâsır’ın eseri olan “Ahbaru’z-Zaman”, miladi 1435 senesinde kaleme alınmış. Mesûdî’nin “Ahbaru’z-Zaman” ise 9. yüzyıllarda. Hayali karakterimiz İbrahim bin Salukiyye’nin ise bahsi geçen görselde hicri 463, yani miladi olarak yaklaşık 1070 yıllarında öldüğü yazıyor. Ayrıca görselin üst kısmında bulunan Arapça ifadede geçen “Maris ayı”, yine iddia edildiği gibi “MAYIS” değil “MART” anlamına gelmektedir.

Antik Roma’da Mart ayının adı, Martius’tu. Bu ad, Roma savaş tanrısı olan Martius’tan gekmekteydi. Martius (Mart), o dönemde yılın ilk ayıydı. M.Ö. 45 yılında Roma İmparatoru Julius Sezarın takvim reformuyla yıl, 1 Ocak’ta başlatıldı ve bu uygulama, 1564 yılında Fransa’da resmileşti.

Martius’un Almanca karşılığı “März”, İtalyanca ve ispanyolca karşılığı “Marzo”, Hollandaca karşılığı “Maart”, Fransızca karşılığı “Mars”, Arapça karşılığı ise “Maris“tir. Dolayısıyla uydurma görseldeki ifadede geçen “Maris”, Mayıs değil Mart ayı demektir. “İki rakamın eşitliği” ifadesinden ise 20 = 20 anlaşılamaz. Kaldı ki “20”, bir rakam değil bir sayıdır ve o kültür ve dönemde miladi değil hicri takvim esas alınmaktadır.

Peki bu asılsız haberin kaynağı ne? Bu haber, ilk olarak 7 Mart 2020’de ve saat 17:47’de Facebook’ta bir Iraklı grup tarafından gönderi olarak paylaşıldı:

ahbaru zaman

Bu post, önce 9 kişi tarafından paylaşıldı. Gönderi, ilk yayınlandığı platformda çok fazla etkileşim almamasına rağmen paylaşılan diğer platformlarda yayılma imkanı buldu. روح المكان وثقافة الفنغ شوى adlı Facebook grubunda aynı paylaşım, insanların ilgisini çekip 239 yorum aldı ve 110 kişi tarafından paylaşıldı:

ahbaru zaman

Son olarak Fraj Heni adlı bir kullanıcı, bahsi geçen bu uydurma haberi 16 Mart 2020’de saat 8:50’de “Bakara Suresi Okuyun” adlı Arapça bir paylaşım grubunda paylaştı ve bu paylaşım da 98 kişi tarafından kendi profillerinde ve başka diğer Facebook gruplarında paylaşıldı:

ahbaru zaman

Ve bu paylaşım, önce whatsap sonra da diğer sosyal medya kanalları aracılığıyla Türk kullanıcılara da ulaştı. Ürdün kaynaklı fatabyyano.net adlı websitesinde bu haberin asılsız olduğuna dair bir makale yazılarak paylaşımdaki Arapça metnin içerdiği tarihi hatalara ve gramer yanlışlarına değinildi. Tarihte İbrahim bin Saluki adında bir müellifin yaşamadığına ve el-Mesûdî’nin “Ahbaru’z-Zaman” adlı eserine değinildi. Bahsi geçen makalede bu bahsi geçen eserin varlığı iddia edilen “Ahbaru’z-Zaman” ile hiçbir ilgisi bulunmadığı, el-Mesudî’nin eserinde Hz. Adem’den bu yana insanlık tarihinin kurgusal olarak anlatıldığı, fakat eserin hiçbir yerinde gelecekten haber veren bir bölümün bulunmadığı üzerinde duruldu.

Sonuç olarak söyleyebiliriz ki, tarihte İbrahim bin Salukiyye adında bilinen hiçbir müellif bulunmamaktadır. “Ahbaru’z-Zaman” ise, bu isimde eserler veren farklı yazarların olmasının yanında bu eserlerin hiçbirinde geleceğe dönük kehanetler değil, Hz. Adem’den yazıldığı döneme kadarki olan Arap tarihi, kurgusal hikayelerle anlatılmıştır.

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 52532411 ziyaretçi (133388149 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler