Bilokasyon Olayinin Kuran-i Kerim Isiginda Incelenmesi
 
bilokasyon, bilocation

Bilokasyon Olayının Kurân-ı Kerîm Işığında İncelenmesi

Abdurrahman Yördem

Kategori: Parapsikoloji

Kurân-ı Kerîm ayetleri incelendiğinde; hiçbir peygamberin böyle bir olay yaşadığını göremeyiz. Hatta bir meleğin aynı anda birkaç yerde olmasının bile mümkün olmadığı Kitabımızda bize bildirlir. Örnek olarak ölüm melekleri vardır. Her canlının canını ayrı bir melek alır. Yani örfe dayalı bir inanış olan Azrail’in aynı anda birçok yerde can alır inanışı doğru değildir. Bu konu açıkça Kurân-ı Kerîm’de bildirilmiştir. İnsanın canını ölüm melekleri alır. Yani bir melek söz konusu değildir. Her görevli melek, birinin canını alır.

Bir diğer örnek, savaşlarda müminlere yardım eden meleklerden bahsedilirken bir ya da birkaç melekten bahsedilmez. Binlerce meleklerden bahsedilir. Burdan anlaşılan, yaralamalardan öldürmeye her meleğin ayrı bir görevi vardır. Yoksa iki yerde birden olma mümkün olsaydı; aynı melek, savaşta binlerce şekilde olarak bütün işleri yapabilirdi. Ancak bu sünetullaha aykırıdır.

Kurân-ı Kerîm’de Hz. Süleyman ile ilgili bir olay anlatılırken; Saba melikesinin tahtının ışınlanması anlatılır. Burada da taht aynı anda iki yerde değildir. Çok hızlı bir şekilde taht bir yerden bir yere gelmiştir.

Peki konu daha sonra neden bütün kültürlerde, özellikle dini inançlarda kendine yer bulmuş bunu inceleyelim. "İki Yerde Birden Olmak" yazısında görüldüğü gibi parapsikolojik ortamlarda, Hıristiyanlık inanç kültüründe, İslam dininde de tasavvuf inancı içersinde bu konu inanç konusu haline gelmiştir. Yani bu olaya inandığınız zaman böyle bir olayın varlığından söz edebiliyorsunuz. Ancak bu olaya inanmadığınız zaman böyle bir olay tamamen yok durumuna geliyor. Yani bu olay, tamamen bir inanç konusudur.

Bu olay nereden kaynaklanmaktadır, yine Kitabımızın yardımı ile çözmeye çalışalım. Kitabımızda; insan gibi sorumlu bir tür varlıktan bahsedilir. Cinler ve elebaşları Şeytan’dan. Yine kitabımızda Hz. Adem’in yaratılışı olayından dolayı Şeytan’ın insana düşman olduğu bildirilir. Ayrıca bu varlıkların; insanın göremeyeceği yerden insanları izledikleri bize bildirilir. İnsana vesvese (sinyallerle) vererek onu aldatacağı da bildirilir.

Şeytan ve cin ordusu; yapısı enerji/madde olduğundan dolayı insana görünmez ve insanın bulunduğu boyuta gelip gidemez. Böyle olsaydı, görünüp kaybolarak insanları şaşırtırdı. Ellerine aldıkları silahlarla insanları öldürüp kaybolabilirlerdi. Bu nedenle insanların zaaflarına göre çeşitli tuzaklar kurarak insanı aldatırlar, inanç sistemini bozarlar. Ayrıca insanları şeytanlaştırarak türlü kötülükleri bunlar vasıtası ile yaparlar.

Bu tuzakları kurarken iki şekilde insana yaklaşırlar. Birinci şekilde beynin belirli bir merkezini onlara açan insanlara sinyaller vererek çeşitli görüntüler ve seslerle bu insanları kendi güdümüne alırlar ve bu şekilde istediklerini yaptırırlar. İkinci şekilde yine onlara yakınlaşacağına inandıkları insanlara çevredeki havayı şekillendirerek görüntüler verirler. Böylece bu görüntülerle bu insanları aldatarak diğer insanları da etkilemeye çalışırlar. Burada amaçları, özellikle doğru dini inançları karıştırarak inanç sapmaları oluşturmaktır. Daha sonra da insanları diğer insanlarla savaştırarak ölümlerine sebep olmak ya da kendisini intihar ettirmektir.

Geçmişte büyücülerin, zamanımızda medyumların yaptıklarına bakarsak bunu daha iyi anlarız. Bunlar, birinci şekilde güdüme alınmıştır. Çevrelerinde bulunan insanlara ikinci şekilde görüntüler verilerek illüzyonlar yapılır. Diğer insanların gözünde bunlar güçlü hale getirilir. Daha sonra bu insanların yanlış mesajları diğer kişilerce inanç haline getirilir. Ruh çağırmada gelecek kişinin görüntüsü sağlanır. Bir topluluğa UFO’lar gösterilecekse, gökyüzündeki hava UFO şekilleri haline getirilir. Ya da uygun bir toplulukta bir çocuğun güdüme alınması ile geçmişte yaşamış bir kişinin hayatı bu çoçuğa anlatırılır. Bunlar, tamamen beyne verilen sinyallerle oluşturulur.

Hz. Adem, yaratıldığı gezegende eşiyle birlikte cennet denilen bahçede yaşarken; Şeytan, bu gezegenden kovulmuştu. Ancak Hz. Adem ve eşini gözlemleyebiliyordu. Yasak ağaca meraklarını gördüğü anda eline fırsat geçmiş, onlara muhtemelen bir yılan görüntüsü ya da başka bir görüntü oluşturarak onları aldatmıştı. Yine Hz. İbrahim’i çocuğunu kurban etmemesi için ona görüntüler vererek aldatmak istemiş, ancak muvafak olamamıştı.

Cinlerden Müslüman olanlar olsa da; bunlar, insan boyutu ile ilgilenmezler. Kendi hayatlarını yaşarlar. Bunun tersi olsaydı, Hz. Sülemanın emrine Müslüman cinler verilir, onlara hizmet ettirilirdi. Halbuki Hz. Süleyman’ın emrine verilen cinler, arada isyan etmek istediklerinde görevli melekler tarafından cezalandırlıyorlardı.

Tarih boyunca Şeytan ve orduları tarafından kurulan bu tuzaklar sonucunda tek tanrılı dine inananların dışında bulunan topluluklar, çok tanrılı inançlara saplanmışlar. Efsanelerle süsledikleri inançların bazıları günümüze kadar ulaşmıştır. Günümüzde buna ilave olarak "parapsikoloji" adı altında bilim oluşturularak bu bilime dayanan çeşitli inanç sistemleri oluşmuştur.

Tek tanrılı dinlerde de bu tuzak bir şekilde tutmuş ve inanç sistemi içerisine bu tip inançlar yerleşmiştir. Kurân-ı Kerîm, Araf suresi 16. ve 17. ayetlerde İblis/Şeytan, Rabbimize şöyle dedi:

فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ ثُمَّ لآتِيَنَّهُم مِّن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ وَلاَ تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ

— Öyle ise beni azdırmana karşılık and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın.

Görüldüğü gibi Şeytan, dini inançlarını yaşamakta olan Allah’ın doğru yolunda olan insanlara tuzak kuracağını ve saptıracağını and içerek Rabbimize bildirmiş.

Konumuza dönersek; dikkat edildiğinde Hıristiyan dininde azizlere yakıştıırlan iki yerde birden olmak olayı, İslam’da velilere, şeyhlere yakıştırılmıştır. Bugüne kadar okuduğum hiçbir kitapta iki yerde birden olduğu iddia edilen kişilerin kendileri, böyle bir olaydan bahsetmemişlerdir. Ancak çevrelerindeki bazı kişiler ve daha sonra gelenlerin aktarımı ile bu olaylar anlatılmıştır.

Zaten Şeytan’ın o Mübareklere yaptırım gücü olamamıştır. Ancak bu olayı kabul edenlere şüpheyle bakmak gerekir. Bir kişinin Mekke’de ya da başka bir yerde görülmesi olayı; bu olaya hazır olanlara Şeytan’ın gösterdiği bir görüntüden ibarettir.

Bugün televizyon sayesinde uzaklara verdiğimiz bu görüntüler, zamanla teknolojinin ilerlemesi ile havanın şekillendirilmesini sağlayacak ışınların keşfedilmesi ile insanlar tarafından da yapılabilecek görüntülerdir.

Abdurrahman Yördem,
30 Mayıs 2018.

Abdurrahman Yördem'in Diğer Makaleleri ❯






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50386698 ziyaretçi (127802570 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler