El-Hayy Ism-i Serifi
 
El Hayy

El-Hayy İsm-i Şerîfi

Hazırlayan: Akhenaton

El-Hayy (الحيّ), Sözlükte “yaşamak, diri ve canlı olmak” anlamlarına gelen “hayat”, “hayevân” kökünden sıfat olup “diri olan, yaşayan” demektir.[1] Zıddı ölüm ve nakstır. Dinî terim olarak, ezelî ve ebedî hayat sahibi olan ve asla ölmeyen tektir.

Kuran-ı Kerim’de yer alan “hayat” kavramını altı grupta mütalaâ eden Râgıb el-İsfehâni, bunların beşinin hakikat ya da mecaz anlamlarıyla bitkiler, hayvanlar ve insanlar için yani fâni olanlar için kullanıldığını, Allah için kullanılanın ise “ölümsüzlük” (bekâ) anlamına geldiğini ifade etmektedir. Dolayısıyla bu anlamda hayy, “hakkında ölüm geçerli olmayan varlık” demektir.[1][2][3]

Hadis-i şeriflerde de bu anlama rastlanılmaktadır. Peygamber efendimiz, dualarından birinde şöyle buyuruyor: [1]

“Allah’ım! Beni hak yoldan saptırmadan senin izzet ve yüceliğine sığınırım. Senden başka ilâh yoktur. Sen, ölmeyen ve dirisin. Cinler ve insanlar ise ölümlüdür.” [4]

Her türlü canlıyı yaşatıp öldüren, tekrar dirilten ve hayat-ölüm çerçevesinde kurduğu bir nizamla tabiati yöneten bir varlığın kendisinin ebedî hayatla hayy olması, aklen ilmen ve dinen bir zorunluluktur.[5]

Râzî’ye göre, Hayy ve Kayyum isimleri Kuran’da birlikte zikredildiklerinden [6] dolayı son derece övgüye mazhardırlar. Kayyum, her şeyi ayakta tutan, ıslah eden, uygun hale koyan, bütün müm-künatı kavrayan, sonradan olan bütün varlık üzerinde etkili olandır. Hayy, bütün varlığı idrak eden, kavrayan, bilen, faal, aktif ve her şeye tesir edendir. Bu manalar ise tam bir ilim ve tam bir kuvvetle ancak mümkün olabilir.[7]

“Onlar kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi?” (Fussilet 15)

ayeti, bu kudretin âlemin sahibine gerekli olduğunu ifade etmektedir. Bu da Allah’ın Hayy ve Kayyum sıfatlarıyla muttasıf olduğunu ispat etmektedir.[8]

Hayy ve Kayyum sıfatları, Kuran diliyle büyük isimler diye nitelendirilmiştir; çünkü sebebi, Allah’ın vahdetini ifade ettiğinden, kesreti, zıddı, niddi ve misli reddettiğindendir. [9] Böyle olunca da, Hıristiyanlıktaki teslis akidesinin batıl oluşunun bütün delillerini camidir. [10] Aynı zamanda tabiatperestlerin, putperestlerin ve kâinatın yaratılışını tesadüfün ellerine teslim eden felsefecilerin inançlarının kökünü kazımıştır. [11] Çünkü koskoca kâinatı yaratan ve idare edenin diri, ezelî ve ebedî olması gerekir. “Kör bir kuvvet, akıl ve idrak sahibi bir mahlûk vücuda getiremez…” [12] sözü, doğru bir sözdür.[13]

İmam-ı Gazali, el-Hayy ismi hakkında şöyle demektedir:

Allah, daima uyanık ve yapıcıdır. Çünkü fiili ve idraki olmayan, ölü demektir. İdrakin en az derecesi, idrak edenin kendi nefsini bilmesidir. Kendini bilmeyen (tanımayan), cemat ve ölü demektir. Şu halde tam anlamıyla kayıtsız şartsız diri olan, bütün varlıklar kendi fiili, bütün idrak edilecekler kendi idraki tahtında bulundurandır. Şüphe yok ki bunların hepsi, sadece Allah için bahis konusu olabilir. İşte bu sebeple Allah, gerçek ve kayıtsız şartsız Hayy olandır. O’ndan başka her canlının hayatı, idraki ve fiili kadardır yani onunla ölçülebilir ve mahduddur.[14]

Hayy ismi, Kuran-ı Kerim’de beş âyette Allah’a izafe edilmektedir. Bunlardan üçünde [15] Allah lafzı ya da bu lafzın yerini tutan zamirin sıfat durumunda zikredilmiştir. İkisinde de [16] doğrudan doğruya lafza-i celâlin yerini tutmaktadır.[1][32]

Hayy isminin geçtiği iki âyetin meali şöyledir:

“Allah, O’ndan başka tanrı yoktur; diridir, her şeyin varlığı O’na bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları O bilir. O’nun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür. ” (Bakara 255)

“Sen, daima diri (Hayy) olan (ve sonsuza dek) ölümsüz olan (Allah) a tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması (Sana) yeterlidir.” (Furkan 58)

Allah’ın Hayy ismine sahip olmasıyla hayat devam etmektedir. Allah’ın hayat sıfatından hiçbir mahlûk müstağni olamaz. Çünkü O’nun hayatı samedîdir (her varlığın ihtiyaç duyduğu bir hayattır), müstakildir yani onu gıdalandıracak ve onu sonsuza kadar uzatacak bir vasıtaya muhtaç değildir. Hatta Allah, îla-i kelimetullah ve mukaddesat uğrunda ahiret hayatını dünya hayatına tercih eden şehitlere, öldüklerini bile bilmedikleri daimi bir hayatı Hayy isminin genel kapsamından dolayı vermektedir. Şehitler böyle bir hayat için gençliklerinin baharında ölüme razı olmaktadırlar.[17] Kuran’da;

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar…” (Âl-i İmran 169-170)

buyurulmaktadır.

El-Hayy İsm-i Şerîfinin Havvası

Hz. Muhammed (s.a.v.), Hayy ve Kayyum sıfatlarını övmüş, onlara son derece değer vermiştir. Hz. Ali, Bedir savaşında, savaşmasının yanı sıra, aynı zamanda Allah Resulünü de kontrol ediyordu. Savaş sona erene kadar birkaç kez bu kontrolü tekrarladı. Her kontrol için gittiğinde Hz. Muhammed’in secde halinde olduğunu ve sürekli, “Ya Hayyü Ya Kayyum” sıfatlarını zikrettiğini, söylemiştir.[18] İbn Abbas ise, ben de işittim ve “Ya Hayyü Ya Kayyum”un üstüne başka hiçbir dua etmiyordu, demiştir. [19]

Ebussuud, Hz. İsa (a.s.) bir mucize olarak ölüleri diriltirken o da, “Ya Hayyu Ya Kayyum” söylerdi; Âsıf b. Berhıya da Belkıs’ın tahtını celbederken onun da “Ya Hayyu Ya Kayyum” dediğini, söylemiştir.[20][21]

Hayy ve Kayyum isimleri Allah’ın en büyük isimlerindendir; hatta bu iki isim “İsm-i A’zam” olarak da kabul edilmektedir. [22] Hz. Muhammed (s.a.v.) bu iki isme ayrıca, İsm-i Azam vasfını taşıdıkları için, Rahman ve Rahim kelimelerini de eklemiştir.[23]

Hz. Muhammed (s.a.v.), “Her kim, kendisinden başka İlah olma-yan, Hayy ve Kayyum olan Allah’tan affını dilerse, (büyük günahlardan olan) savaştan kaçsa bile günahları bağışlanır.” buyurmuştur.[24]

Hz. Ömer’den rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu demiştir: Birisi bu pazarlardan birine uğradı ve şöyle dua etti: “Allah’tan başka İlah yoktur. O, tektir; ortağı yoktur; mülk O’nundur; övgüler O’na aittir; O, diriltir ve öldürür; O, ölmeyen diridir. Hayır O’nun elindedir; O, her şeye gücü yetendir. Bu duasından sonra Allah ona bir milyon sevap yazmış, bir milyon günahını silmiş ve onun için cennette bir köşk bina etmiştir.” [25]

Ebu Said el Hudrî’den rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu, demiştir. Her kim yatağına girdiğinde: ”Kendinden başka İlah olmayan, Hayyu Kayyum olan Allah’tan affımı istiyorum ve O’na tevbe ediyorum, derse, denizin köpükleri miktarı günahları olsa bile, Allah onun günahlarını örter, siler.” [26]

Enes İbn Malik’ten rivayet edilmiştir. Resulullah şöyle demiştir: “Ya Hayyu Ya Kayyum, peygamber’in (s.a.v.) ettiği duasındandır. [27] Kettanî, Peygamberi ruyamda gördüm; ey Allah’ın Resulü, Allah’a dua et de, kalbimi öldürmesin dedim, o da bana günde kırk defa,”Ya Hayyu Ya Kayyum, Senden başka İlah yoktur, söyle” buyurdular.” [28]

Hz. Muhammed (s.a.v.) Zeyd İbn Samit’e uğradı; o da namaz kılmış şöyle dua diyordu: “Allah’ım, Senden istiyorum; hamd Sana aittir, Senden başka İlah yoktur. Ey Sevgili, Ey Cömert olan, Ey yeri ve gökleri yaratan, Ey iyilik ve büyüklük sahibi! Peygamber (s.a.v.) Allah’ın en büyük ismiyle dua ediyor ki, onunla dua edilirse cevap verir; onunla istenirse verir. Ya Hayyu Ya Kayyum…” buyurdular. [29]

Peygamber efendimiz, kızı Hz. Fatıma’ya, ” Ya Hayyu Ya Kayyum, ey yeri ve gökleri yaratan, Senden başka İlah yoktur. Senin rahmetinle sana sığınırım; bütün halimi ıslah et; beni bir an bile nefsimle baş başa bırakma, duasını bizzat öğretmiştir” [30]

Peygamber efendimizi (s.a.v.) önemli bir şey ilgilendirip üzdüğünde, başını semaya kaldırıp şöyle derdi: “Büyük Allah’ım, Seni bütün eksiklik ve ayıplardan tenzih ederim.” Dua konusunda gayret ve içtihat edip seçmek durumunda kalınca da: “Ya Hayyu Ya Kayyum” derdi. [31]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯

Kaynaklar

[1] Yrd. Doç. Dr. Niyâzî Beki, “Abdülkâdir Geylâni ve Esmâ’ül-Hüsnâ Kasidesi”, Sultan Yayınevi, İstanbul 2001, s.164-165.
[2] Râgıp el-İsfehâni, “el-Müfredat”, hyy” maddesi.
[3] “Lisânü’l-Arap”, “hyy” maddesi.
[4] Müslim, “Zikir”, 67.
[5] Prof. Bekir Topaloğlu, “hay” maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, cilt: XVI, s.549.
[6] Bkz. Bakara, 2/255; Âl-i İmran, 3/1; Tâ Ha, 20/111.
[7] Razî, Ebu Abdullah Muhammed b. Ömer b. el Hasen b. el Hüseyin, Mefatihu’l Ğayb, Beyrut, 1420/1999, I, 126.
[8] Süleyman Koyuncu, “Allah’ın Hayy ve Kayyum Sıfatlarının Kelâm Bağlamında Değerlendirilmesi”, Iğdır Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 6, Ekim 2015, s. 165.
[9] Molla Ali Kârî, “Şerhu Kitabi’l Fıkhi’l Ekber”, Mısır, 1323/1902, s. 32.
[10] Razî, a.g.e, VII, 129.
[11] Muhammed et Tahir b. Muhammed b. Muhammed et Tahir İbn Âşur, “Tahrir Ve’t Tenvir”, Tunus,1418/1997,
[12] Ferit Kam, “Vahdet-i Vücud”, Ankara, 1417/1994, s.103.
[13] Süleyman Koyuncu, a.g.e., s.167.
[14] İmam-ı Gazali, “Esmaü’l-Hüsna Şerhi”, Mütercim: M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005, Mütercim ilavesi, s.174.
[15] el-Bakara 2/255, Al-i İmran 3/2, Gâfir 40/65.
[16] Tâhâ 20/111, Furkan 25/58.
[17] Süleyman Koyuncu, a.g.e., s.168-169.
[18] Razî, a.g.e, VII, 5.
[19] Razî, a.g.e, VII, 6.
[20] Ebussuud, Muhammed b. Muhammed b. Mustafa, “İrşadü’l Akli’s Selim İla Mezaya’l Kitabi’l Kerim”, Beyrut, ts, II, 3.
[21] Süleyman Koyuncu, a.g.e., s.166.
[22] Hanefî, İbn Ebi’l İzz, “Şerhu’l Akideti’t Tahaviye”, Beyrut, 1408/1988, s.121.
[23] Tirmizî, Ebu İsa Muhammed b. İsa b. Sevre, Sünen, İstanbul, 1402/1981, V, 517, bab,65, h.3478.
[24] Tirmizî, Sünen, V, 568.
[25] Ahmed b. Hanbel, Ebu Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel b. Hilal b. Esed, Müsned, Müessesetü’r Risale, 1421/2001, I, 410, h.327.
[26] Ahmed b. Hanbel. Müsned, XVII, 130, h. 11074.
[27] Müttekî el Hindî, a.g.e, VII, 70, h.18000.
[28] Şatibî, İbrahim b. Musa b. Muhammed, el Î’tisam, Suudiyye,1412/1992, I, 332.
[29] Abdülvahhab, Abdullatif b. Abdürrahman b. Hasan b. Muhammed, Minhacü’t Te’sis Ve’t Takdis Fî Keşfi Şübehat, Darü’l Hidaye,ts, I, 187; el Müttekî el Hindî, a.g.e, II, 139, h. 3498.
[30] Abdülvahhab, Abdullatif b. Abdürrahman b. Hasan b. Muhammed, Minhacü’t Te’sis Ve’t Takdis Fî Keşfi Şübehat, Darü’l Hidaye,ts, I, 187; el Müttekî el Hindî, a.g.e, II, 139, h. 3498.
[31] Müttekî el Hindî, a.g.e, VII, 69, h.17999.
[32] Muhammed Fuda Abdülbaki, hyy” maddesi, “el-Mu’cemu’l-Müfehres li Elfâzi’l-Kurâni’l-Kerîm”, İstanbul 1982.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: osman, 31.01.2020, 12:27 (UTC):
hocam birde bir sıkıntım var. görünmeyen varlıklar tarafından sesler duyuyorum.
Bu varlıkların cin mi peri mi uzaylı mı olduğunu bilmiyorum.
sürekli kulağımın dibinde konuşuyorlar...
bu varlıklarla ilgili bir araştırma yaparsanız sevinirim..
yani konu açarsanız...

Yorumu gönderen: Akhenaton, 30.01.2020, 10:38 (UTC):
Merhaba Osman. Yabancı dizileri sadece Ok.Ru, Youtube gibi sitelerden "embed" yoluyla ekledim. Yani kendi upload ettiğim diziler değil ve elimde de böyle upload edebilecek diziler yok ))

Hrkül ve Zeyna, benim de en sevdiğim yabancı dizilerdi. Bu iki diziyi de acaba biri ok.ru ya da başka bir platforma upload etmiş mi diye araştırdım. Ama ne yazık ki Zeyna'nın ilk bölümü hariç hiçbir bölümlerini bulamadım.

Eğer bu bölümleri bir dostumuz upload ederse ya da nette bulursa zevkle bu dizileri de paylaşırım. Çünkü en az senin kadar benim de yeniden izlemek istediğim diziler bunlar... Sağlıcakla kal...

Yorumu gönderen: Osman, 29.01.2020, 17:47 (UTC):
Hocam elinize sağlık sizden bir isteğim olacak. şu yabancı diziler eklemişsiniz.
benim zamanımda herkül vardı. Onun bütün bölümlerini ekleyebilirseniz. izlerim...
yok olmaz derseniz de canınız sağolsun.
Bu arada konu baya iyi açıklanmış.. elinize sağlık..



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 52532656 ziyaretçi (133389067 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler