El-Muid Ism-i Serifi
 
el Muid

El-Muîd İsm-i Şerîfi

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Esmaül Hüsna Özel Bölümü

el-Muîd, yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan anlamına gelen Yüce Allah’ın isimlerinden biridir. Dönmek anlamındaki “avd” kökünden gelen “i’âde” masdarı, “söz vb şeylerin tekrar dirilmesi” manasındayken Allah’a nispet edilince “öldükten sonra diriltmeyi, yeniden yaratmayı” (iadetü’l-halk) ifade eder.[1][2]

Başlangıçta insanları halk eden (yaratan), şüphesiz ki Allah’tır. Onları haşretmek suretiyle tekrar iade edecek (yaratacak) olan yine O’dur. Eşyanın hepsi O’ndan olmuştur, yine O’na avdet edecek (dönecek)tir. O’nunla başlamış ve yine onunla avdet edecektir.[3]

Kurân-ı Kerîm’in Allah’ın varlığını ve ahiretin gerçekliğini ispat konusunda izlediği metot, “Nerden geldim ve nereye gidiyorum?” sorusuna tatminkar bir cevap bulma esasına dayanır. Düşünen her insanın sormaya mecbur olduğu bu sorunun birinci kısmında ateist ya da materyalist bir izah tarzını benimsemeyip kendisine ve içinde yaşadığı tabiata hakim, mutlak kudrete sahip bir Yüce Yaratıcı’nın varlığına inanan kimse, söz konusu sorunun ikinci kısmını cevaplarken de aynı müspet düşünce tarzını sürdürerek ahiret hayatının ölümsüzlüğünü de kolaylıkla benimser.

Bundan dolayı Kurân’da Allah’a imanla ahirete iman esasları çok sık olarak genellikle bir arada zikredilmiştir. Bütün bu aklî ve naklî delillere rağmen, bir inanç konusu olması, duyuların ötesinde bulunması, her yaşayana göre şu anda mevcut olmayıp gelecekte gerçekleşecek bir hadise olması gibi sebepler dolayısıyla ahiret vakıasının insan tarafından doğrudan idraki mümkün değildir.

Bu konuyla ilgili olarak sıralanan bütün deliller,  sadece akla ışık tutmaktadır. Kabul veya red kararı, ancak akıl ile iradenin işbirliğine bağlı bir olaydır. Bununla beraber vahyin ışığı olmadan insan aklı tek başına bu yolda yürüyemez.

Ufku dar, ruh dünyası kararmış ve ilk yaratılışlarını unutmuş olanlar, sathi bir düşünce tarzıyla;

مَنْ يُحْيِي الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ

“Şu çürümüş, zerresi bile kalmamış olan kemikleri kim diriltebilir?” (Yasin 78)

tarzında bir şüpheye kapılabilirler. Ancak böyle bir tereddüdün “nereden geldim, nereye gidiyorum” şeklinde ifade edilen “mebde’ ve mead” (başlangıç ve sonuç) probleminin sonuç kısmıyla ilişkili olduğu şüphesizdir.

Kurân-ı Kerîm, böyle bir soruyu:

يُحْيِيهَا الَّذِي أَنشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ

“Onları ilkin yaratan, tekrar diriltir.” (Yasin 79)

şeklinde cevaplamak suretiyle dikkatleri problemin başlangıç kısmına çekmektedir. Zira başlangıca inanan, sonucu da tabii olarak kabul etmek zorundadır. Yani insan, kendisinin de dahil bulunduğu bu alemin kendi kendine değil, tabiatüstü ve mutlak kudret sahibi bir yüce yaratıcı tarafından yaratılıp idare edildiğini kabul ettiği takdirde O’nun ikinci hayatı da yaratıp devam ettireceğine inanmakta hiçbir güçlük çekmez. Bu sebeple Kurân, ilk yaratılış yanında yeniden yaratılış ve diriltme konularını genellikle aynı ayetlerde ele alıp;

كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

“Ey kafirler! Siz ölü (yok) ken sizi dirilten, dünyaya getirip hayat veren Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? O, sonra size ölümü tattıracak ve sizi tekrar diriltecek ve sonunda yine O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara 28)

ayetinde görüldüğü üzere dengeli bir biçimde incelemektedir.[2]

El-Muîd İsm-i Şerîfinin Havvas ve Faziletleri

Bu ism-i şerîfi zikretmeye devam eden kimsenin elinden giden her şeyi yerine gelir, geri döner.

Bir işe ya da herhangi bir şeye başladığı halde o iş bozulur ve geri kalırsa, bu işin düzelmesini, ıslah olmasını isteyen kimse, 7 sabah namazını takiben mükemmel bir temizlik ve tam bir itikat ile 124 defa “Yâ Muîd” okursa, bozulmuş olan o işi yoluna girer.[4]

Ruhâni, şerefli ve Rabbânî bir gizliliği bulunan bu adı çokça ananların herhangi bir şekilde ellerinden çıkan veya zorla alınan mallarını Hak Teala onlara geri vereceği gibi fesat ahlaklı kimseleri debu ahlaklarından vazgeçirip onları hak yoluna çevirmiş olur.[5]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯

Kaynaklar

[1] Râğıb el-İsfehânî, “el-Müfredât”, “avd” maddesi; “Lisânü’l-Arab”, “avd” maddesi.
[2] Yrd. Doç. Dr. Niyazi Beki, “Esmaül Hüsna Kasidesi”, Sultan Yayınevi, İstanbul 2001, s.157-159.
[3] İmam-ı Gazali, “Esmaül Hüsna Şerhi”, Merve Yayınları, İstanbul, s.173.
[4] Es-Seyyid Süleyman El Hüseynî, “Havasü’l-Kurân”, Esma Yayınevi, İstanbul, s.127-128.
[5] İmam Ahmed bin Ali el-Bûnî, “Şemş’ül Maârif”, çev. A. Nebil Fazıl Aslan, Seda Yayınları, İstanbul 2001, c.1, s.712.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50954930 ziyaretçi (129152440 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler