Es-Sabur Ism-i Serifi
 
es sabur

Es-Sabûr İsm-i Şerîfi

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Esmaül Hüsna Özel Bölümü

“es-Sabûr” (الصبور), Allah’ın 99 güzel isminden biridir.[1]

Sözlükte “tahammül etmek, kendini tutmak, sızlanmamak” anlamındaki sabr kökünden mübalağa ifade eden bir sıfat olan [2] “es-Sabûr”, “çok sabırlı” demektir.[1]

“es-Sabûr”, terim olarak suçlulara mühlet verip hemen cezalandırmayan ve cezalandırmalarını sonraya bırakan, acele etmeyip sabreden ve gücü yettiği halde kendisine asi olan kişilerden öç almakta acele etmeyen anlamlarına gelir.[1]

Sabır,“aklın ve dinin yapılmasını gerekli gördüğü şeyleri yerine getirebilmek, yapılmamasını istediklerinden uzak durmak için nefsi kontrol altında tutma” olarak açıklanmıştır. Allah’a nisbet edildiğinde ise “günahkârları cezalandırma konusunda acele etmeyip lutfuyla muamele eden” mânasına gelir.[3]

Kurân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır:

وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَكِن يُؤَخِّرُهُمْ إلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَاء أَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ

“Eğer Allah, zulümlerinden dolayı insanları hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat, onları belli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.” [4]

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ

“(Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.” [5]

Bu isim Kurân-ı Kerîm’de geçmemekte, esma-i hüsna’nın sayıldığı hadis-i şerifte yer almaktadır.

Sabır kavramı, Kurân-ı Kerîm’de sık sık geçer. İbnü’l-Cevzî, Kuran’da yer alan sabır kavramının anlamlarını üç noktada özetlemiştir. Birincisi ve en çok kullanılanı “kendini tutma”dır. İkincisi; [6]

وَاسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ

“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin” [7]

meâlindeki âyette olduğu gibi “oruç”, üçüncüsü de; [2]

فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ

“Öyleyse onları ateşe karşı bu kadar sabırlı kılan nedir?” [8]

âyetinde yorumlandığı üzere “cüret”tir.[8][6]

Kurân’da sabır başta Resûlullah olmak üzere peygamberlere ve insanlara nisbet edilmiş, erdemli bir davranış olarak emredilmiş, çeşitli mükâfatlar, dünyaya ve âhirete yönelik iyi sonuçlar sabra bağlanmıştır, [9] ancak Allah’a izâfe edilmemiştir. Bununla birlikte çeşitli âyetlerde başta zalimler olmak üzere kötü insanların davranışlarından Allah’ın asla gā fil olmadığı, [10] bozguncuların fiillerine hemen mukabelede bulunmayı murat etseydi yeryüzünde bir tek canlı bile bırakmayacağı, ancak onları belli bir zamana kadar ertelediği belirtilmekte, böylece sabır kavramının içeriği dolaylı olarak Allah’a nisbet edilmektedir.[11][6]

Sabûr, Ebû Hüreyre’den nakledilen esmâ-i hüsnâ listesinde sadece Tirmizî tarafından zikredilmiştir.[12] Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’den rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber şöyle demektedir: [6]

“Başkalarından duyduğu eziyete Allah’tan daha çok sabreden bir kimse yoktur. İnsanlar Allah’a ortak koşup denginin ve çocuğunun bulunduğunu söyledikleri halde O yine de insanları rızıklandırmakta, kendilerine sıhhat ve âfiyet vermektedir” [13]

Bu ismi bilen her müslüman, karşılaştığı zorluklara sabredip sebat göstermeli, çevresine sabırlı olmayı tavsiye etmeli ve sabırda ileri gitmelidir. Müslüman, kendisine eziyet veren ve kötülük yapanlara sabretmeli ve ani tepki vermekten kaçınmalıdır. Bilmelidir ki, Yüce Allah sabredenleri sever ve O, daima sabredenlerle beraberdir:

وَاللّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Allah sabredenlerle beraberdir.” [14]

وَالْعَصْرِ ﴿١﴾ إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ ﴿٢﴾ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

“Asra yemin olsun ki insan ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler dışında.” [15]

Her müslüman Allah’tan başkasına dönüp bakmamalı, yalnız O’ndan yardım dilemeli, sadece O’ndan korkmalı ve ümit ertmeli, bir zararın defi ya da bir hayrın gelmesini yalnız O’ndan dilemelidir. Bilmelidir ki Allah, dilediğine zarar verir dilediğine de yarar sağlar. Yüce Allah, hoşnut olduğu fiilleri de sabredilecek zorlukları dayaratmıştır. Öfkesinden, rıza ve hoşnutluğundan sığınılan tek varlık O’dur. Bu yüzden Peygamber Efendiimiz (sav) şöyle dua etmiştir:

"Ey Allah’ım Senin öfke ve kızgınlığından rıza ve hoşnutluğuna sığınırım. Cezalandırmandan bağışlamana sığınırım. Senden yine sana sığınırım"

Bu isimden kulun payına düşen şudur:

Asilerin cezasını kâdir iken (elinde güç ve imkan varken) acele etmeyip onlara tevbe edecek kadar zaman tanıyan “es-Sabûr” (الصبور) olan yüce Allah’ın sabrından ibret almalıyız.

Birçok insan, O’nu tanımadığı, O’na inanmadığı ve O’na karşı bütün kötülük ve günahları işlediği halde O sabretmekte ve onları hemen cezalandırmamaktadır. Biz de şahsınıza karşı işlenen, hata, suç ve kusurlara karşı sabırlı davranmalı ve hemen öç alma yoluna girmemeliyiz. Allah’tan gelen bela, musibet ve mihnetlere sabretmeli ve asla isyan etmemeliyiz.[16]

es-Sabûr İsm-i Şerîfinin Havvas ve Faziletleri

  1. Başladığı işi zevkle bitirebilmek, acizlikten kurtulmak, musibet ve bela zamanında dayanabilme gücünün kendisine verilmesi için 298 kere “Yâ Sabûr” okunur.[17]
  2. Gün doğmadan önce 100 kere zikreden kimse Allah tarafından korunur ve başına bela ve musibet gelmez.
  3. Vücudunda bir rahatsızlık olan kimse, hergün yürekten 33 kere “Yâ Sabûr” derse şifa bulur.
  4. Bu adı çokça anan kimselerin başlarına bir bela ve musibet geldiği taktirde; Allah, onların rızkını artırmak suretiyle teselli etmiş olur.
  5. Bu ismi sıkça anan kimseler, yaptııkları işleri tamamlamadan bırakmazlar ve çalışmaktan usanç duymazlar.[18]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯

Kaynaklar

[1] Ömer Faruk Hilmi, “Esmaül Hüsna Havas ve Esrarı” Sultan Yayınevi, İstanbul, s.164.
[2] Diyanet İslam Ansiklopedisi, “Sabûr” maddesi, c.35, s.361.
[3] Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ś br” md.; Lisânü’l-AArab, “ś br” md.; Kā mus Tercümesi, “ś br” md.
[4] Nahl 16/61.
[5] İbrahim 14/42.
[6] el-Bakara 2/175.
[7] el-Bakara 2/45.
[8] Nüzhetü’l-ayün, s. 387-388.
[9] M. F. Abdülbâkī el-Mucem, “ś br” md.
[10] İbrâhîm 14/42.
[11] en-Nahl 16/61; el-Kehf 18/58; Fâtır 35/45.
[12] “Daavât”, 82.
[13] Müsned, IV, 395; Buhârî, “Edeb”, 71, “Tevĥîd”, 3; Müslim, “Münâfiķī n”, 49-50.
[14] Bakara, 2/249.
[15] Asr 1-3.
[16] Ömer Faruk Hilmi, a.g.e., s. 260.
[17] Ömer Faruk Hilmi, a.g.e., s. 298.
[18] İmam Ahmed bin Ali el-Bûnî, “Şemş’ül Maârif”, çev. A. Nebil Fazıl Aslan, Seda Yayınları, İstanbul 2001, c.1, s.772.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50097164 ziyaretçi (127156146 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler