Hz. Yahya (A.S.) (Vaftizci Yahya)
 

Hz. Yahya (Vaftizci Yahya)

Nureddin Turgay

Hz. Yahya (İncil'de geçen adıyla Vaftizci Yahya), Kuran'da adı geçen peygamberlerden biridir. Yüce Allah tarafından, Kuran'da: "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" (Meryem, 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (as), Zekeriya (a.s)'in oğluydu. Kendisine Yahya adı da, Allah tarafından verilmişti.

Yahya (a.s)'nin yüzü güzel, kaşları çatık, saçları seyrek, burnu uzun, sesi ince ve parmakları kısaydı. O, İsa (a.s)'dan 6 ay önce dünyaya gelmişti. Yani İsa (a.s)'dan 6 ay büyüktü. Dolayısıyla, Hz. Musa'nın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu.

Daha küçük yasta iken, kendisine hikmet verilmişti. Yaşıtı olan çocuklar kendisine: "Ey Yahya! Bizimle gel, oynayalım." dedikleri zaman:

"Ben, oyun için yaratılmadım" derdi. [1]

Onun küçüklüğünden itibaren böyle temiz, saygılı ve ibâdet ehli olduğu, Kuran'da söyle haber verilmiştir:

"(Ona çocukluğunda): Ey Yahyâ! Kitabi, kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocuk iken, ona, hikmet'i verdik (Tevrat'ı öğrettik). Tarafımızdan (ona) bir kalp yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok muttaki idi. Anasına ve babasına itaatli idi, bir serkeş ve asi değildi. Dünyaya getirildiği günde, öleceği gün de, diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de, ona, selâm olsun!" [2]

Bu ayetlerde görüldüğü gibi Yüce Allah, Yahya (a.s)'nin çeşitli güzel vasıflarını haber vermiş ve onu selamla anmıştır. Bu, onun doğduğunda, vefat ettiğinde ve ahiret gününde Allah'ın himâyesinde bulunduğunu ifâde etmektedir. Her insanın başına geleceği kesin olan bu üç yalnızlık ve korku günlerinde Allah'ın selâm ve esenliği içinde olmak, ne büyük bir bahtiyarlıktır. Bu üç durumda Allah'ın himayesinde bulunmak, bir çeşit devamlı bir şekilde Allah'ın himayesinde bulunmak demektir. [3]

Yahya (a.s) Allah'ın emrettigi gibi kitabi kuvvetle tuttu. Önce Tevrat'a ve daha sonra İncil'e uygun hareket etti. Bu mukaddes kitapların hükümlerinin milleti tarafından yaşanması için çalıştı. Hz. Muhammed (sav) onun bu mücâdelesi hakkında söyle buyurdu:

"Yüce Allah, Zekeriyya (a.s)'nin oğlu Yahya (a.s) ya, hem kendisi amel etmek, hem de amel etmeleri için İsrail oğullarına emretmek üzere, beş kelime emretmişti. Kendisi bu hususta biraz ağır ve yavaş davranınca, İsa (a.s) ona:

Sen, hem kendin amel etmek hem de amel etmelerini İsrâil oğullarına emretmek üzere, beş kelime ile emrolunmuştun. Bunu İsrail oğullarına ya sen tebliğ edersin, ya da ben tebliğ ederim, deyince, Yahya (a.s):

Ey kardeşim! Sen bu vazifeyi yerine getirmekte beni geçersen, ben azaba uğramamdan veyâ yere batırılmamdan korkarım, dedi ve hemen İsrâil oğullarını Beytü'l-Makdis'te topladı. Beytü'l-Makdis, İsrail oğulları ile doldu. Yahya (a.s) yüksek bir yere oturarak Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra söyle dedi:

Yüce Allah, bana, hem kendim amel edeyim, hem de amel etmenizi size emredeyim diye beş kelime emretti. Onların ilki, Allah'a hiçbir şeyi şerik koşmaksızın, O'na ibâdet etmenizdir. Bunun misâli, öz mali olan altın ya da gümüşle bir köle satın alıp çalıştıran bir adama benzer ki, köle çalışmasının kazancını, efendisinden başkasına ödüyordur. Hanginiz, kölesinin böyle davranmasına sevinir, razı olur? Hiç kuskusuz, sizi yüce Allah yarattı ve rızkınızı vermektedir. Öyle ise Allah'â, hiçbir şeyi şerik koşmaksızın, ibâdet ediniz.

Allah namaz kılmanızı size emretti. Namaza durduğunuzda, yüzünüzü sağa sola çevirmeyiniz. şüphe yok ki Yüce Allah, kulu, yüzünü başka tarafa çevirmedikçe, hep ona yöneliktir.

Allah size oruç'u emretti. Bunun misâli, yanında misk kesesi olduğu halde, bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondaki misk kokusunu duyan bir kimseye benzer. Hiç şüphesiz oruçlunun ağzının kokusu, Allah'ın katında misk kokusundan daha güzeldir.

Allah size sadakayı emretti. Bunun misâli, düşmanın esir edip elini boynuna bağladıkları ve boynunu vurmak üzere yaklaştırdıkları bir kimseye benzer ki o, "canimi elinizden kurtarmak için size bir fidye, kurtulmalık versem, olmaz mi?" diyerek kendisini onlardan kurtarıncaya kadar, az çok kurtulmalık akçesi öder durur.

Allah size Allah'ı çok zikretmenizi, anmanızı da emretti. Bunun misâli, düşmanın süratle kendisini takibe ettiği bir kimseye benzer ki, sağlam bir kaleye gelip onun içine sığınmıştır. I,îte kul da, Allah'ı zikir ile meşgul oldukça, şeytandan böyle korunur." [4]

Bu hadiste görüldüğü gibi tevhit inancı, namaz, oruç, zekât ve zikir gibi ibâdetler, yalnız Hz. Muhammed (sav)'in ümmetine mahsus ibâdetler değildir. Daha önceki peygamberlerin de ümmetlerine emrettigi ibâdetlerdir.

Yahya (a.s)'da, babası Zekeriyya (a.s) gibi milleti tarafından şehit edildi. [5][6]

Kaynaklar

[1] es-Salebî, el-Arais, Mısır 1951, 375 vd.
[2] Meryem, 19/12, 13, 14, 15.
[3] Muhammed Ali es-Sabûnî, Safvetu't-Tefâsîr, İstanbul 1987, II, 213.
[4] et-Tirmizî, es-Sünen, el-Emsâl, 3; Ahmet b. Hanbel, el-Müsned, IV, 202.
[5] Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kurân Dili, İstanbul 1971, I, 421.
[6] Şamil İlam Ansiklopedisi.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 49930197 ziyaretçi (126786141 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler