Istar Kapisi
 
İştar kapısı, ishtar gate

İştar Kapısı

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Babil

Babil İmparatorluğu zamanında güzelliğe verilen önem, belki de tarihi boyunca tüm Mezopotamya topraklarındaki en üst seviyesine çıkmıştır. Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Babil Asma Bahçeleri ve Nabukadnezar’ın inşa ettirdiği ünlü “İştar Kapısı”, bu iddiayı ispatlar niteliktedir.[1]

Asur Devleti’nin tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte Babil Kralı Nabopolassar, geriye kalan mirası sahiplenmek için harekete geçerek Harran’a kaçan son Asur kralı 2. Assur-uballit’i devre dışı bıraktıktan sonra, ona destek veren Mısır’ı da yenilgiye uğratmıştır. Böylece Babilliler, Mezopotamya’ya hakim olmuşlardır. Uluslararası ticareti kontrol eden ve Mezopotamya’nın en bereketli topraklarına sahip olan Babilliler, oldukça refah içinde yaşamışlardı. Öyle ki Babil, eski dünyanın gıpta ile baktığı görkemli bir kent konumundaydı. Yeni yıl şenliklerinde kullanılan tören yoluna açılan ünlü İştar Kapısı ve Babil Kulesi bu görkemin en güzel ifadesi durumundaydı.[2][3]

İştar Kapısı, Mezopotamya’da Yeni Babil İmparatorluğu kralı 2. Nebukadnezar tarafından savaş ve aşk tanrıçası İştar adına yaptırılmış kent giriş kapısıdır.[4] İştar Kapısı, bir bakıma Ortadoğu’ya, Mezopotamya medeniyetine ve kültürüne ve bu toprakların dünyaya yaydığı ışığa açılan kapıdır.[5]

Bugünkü Irak’ta bulunan eski Babil kentinin surları üzerinde, “Tören Yolu” denen ana caddeye açılan, bir iç avlu ile ayrılmış iki anıtsal girişten oluşan, tuğladan yapılmış dev boyutlu kapı, M.Ö. 575’te Yeni Babil Devleti’nin başkenti Babil’in iç ve dış sur duvarlarını birleştiren, kentin 8. kapısı olarak inşa edilmiştir. Babil Kralı 2. Nebukadnezar tarafından Tanrıça İştar adına yapılan bu kapı anlaşılacağı üzere İştar’a duyulan saygı ve hürmetin bir nişanesi olmuştur.[6][5]

Antik Babil şehrin merkezinde tapınaklara ayrılmış kutsal bir alan vardı. Esagila ya da Esagil adıyla da anılan Marduk’un meşhur tapınağı ile Etemenaki de denilen Babil kulesi ya da ta zigurat buradaydı. Bu kompleks, son şeklini Nabukadnezar zamanında (M.Ö. 604 – 562) almıştır. Burası Dünyanın ve Öbür dünyanın (cennetin) merkezi kabul edilirdi. Yaradılış mitinin yer aldığı Enuma Elişt’e göre Babil, dünyanın mesnetidir. Babil dünyanın merkezidir, temelidir.

Efsaneye göre Marduk, Babil’deki zigurat ve tapınak kompleksini bizzat kendi talimatları doğrultusunda yani “Yukarı Göklerin Yazısına” göre yaptırmıştır.[6]

Nebukadnezar’ın askerleri yeni topraklara girdiklerinde oradaki halkı köleleştirip zenginliklerini yağmalıyordu. İşte Babil bu şekilde inşa edilmişti. Karısı için Babil’in ünlü Asma Bahçeleri’ni yaptırdı.[7]

Babil’in İştar Kapısı (M.Ö. 6. yüzyıl) olarak adlandırılan tanrıça İştar’a izafeten yapılmış kapının giriş kısmında da, tanrıça İştar’ın kutsal hayvanı aslan betimlenmiştir. Burada görülen, kapı girişine bir aslan motifinin işlenmesi geleneğinin, Frig döneminde tanrıça Kybele’ye tapınım amaçlı yapılan anıtsal kaya anıtlarının ön cephesinde, kapının iki yanına işlenen aslanlar olarak devam etmesi mümkündür. Bu fikir, düşünce boyutundan öteye geçememiştir. Çünkü bu konu hakkında, kesin bir yorum yapmak için gerekli yazılı ve arkeoloji belge yoktur.[8]

Şüphesiz Babil şehri, gelip geçenlerden, çarşılardan dolayı canlı ve hareketli bir ticaret merkeziydi. Şehirde heykellerin arasından tabanı fırınlanmış kil topraktan yapılı ve bugüne kadar bozulmadan kalabilen asfalt döşeli geniş bir yol uzanıyordu. Asfaltın üzerini de seramik yer karoları kaplıyordu. “Marduk Yolu“ denen bu yolun iki tarafını üzerleri renkli çinilerle süslü 120 aslan resmi vardı. Asuri yılbaşı olan 1 Nisan törenlerinin yapıldığı Marduk yolunun bir ucunu görkemli bir giriş olan İştar Kapısı oluşturuyordu. Kapının renkli seramikten yapılı hayvan ve çiçeklerle süslü iki girişi vardı. Seyreden kişi, bu taş yapılarda bir canlılığın fışkırdığını zannederdi.[9]

Uzaktan Babil’e doğru ilerleyen bir yolcunun ilk göreceği şey kalınlıkları 15 m. Yi bulan çift sıralı devasa surlar ve ünlü Babil kulesidir. Babil kulesi ya da ziguratın güneyinde, Babil’in koruyucu tanrısı Marduk’a adanmış görkemli ve dev bir tapınak daha vardı. Şehri kuşatan surları geçmek isteyen bir kişinin şüphesiz kullanabileceği birçok kapı vardı. Ama bunların içinde en ünlüsü Marduk Tapınağına giden “Tören Yolunun “başlangıcı olan İştar tapınağıydı. İştar Kapısı ile Marduk Tapınağı arasındaki kutsal yolun iki tarafında yükselen duvarlarda yolu bekleyen 60 şardan 120 aslanın figürü bulunuyordu. İştar kapısının aslı Berlin, Pergamon Müzesindedir. Bu kapı 12 metre yüksekliğindedir. Kapının yapımında kullanılan boya hala nasıl yapıldığı bilinmeyen mavi ağılıklı sarı sırlı tuğlalardandır ve üzerinde Marduk’un simgesi olan ejder ve boğa kabartmaları bulunmaktadır.[6]

iştar, ishtar, inanna
Tanrıça İştar (İnanna)

Tanrıça İştar

Tanrıça İştar, sevildiği kadar korkulan da bir tanrıçadır. Nitekim simgesi olan Aslan, düşmana korku dosta güven salsın diye tören salonlarına ve duvarlarına çok görkemli ve asi bir şekilde nakşedilmiştir.[5]

İştar, antik Yunan’daki Afrodit’in karşılığıdır ve tıpkı onun gibi aşk ve güzellikle anılır. İştar’ı yalnızca Babil’de değil, Asur ve Sümer medeniyetlerinde de görmek mümkündür (bu medeniyetlerdeki İnanna, İştar’ın karşılığıdır).[6][5]

İştar aslında biraz da karşıtlıkların tanrıçasıdır. Aşk ve güzelliği bünyesinde barındıran tanrıça, aynı zamanda savaş ve kanı da bünyesinde barındırmaktadır. Bu yönüyle antik Yunan’daki muadili Afrodit’ten ayrılır.

İştar, bir bakıma Afrodit ve Tyke (kader tanrıçası) karmasıdır diyebiliriz. Peki bu durum İştar’da nasıl vücut bulmaktaydı ki insanlar onun bu karmaşasından korunabilsin. Aslınca cevap, çok da zor değil. İştar’ın simgesi olan aslan, her şeyi açıklar mahiyettedir. İştar’a bağlılığını sunan ve tapınağına hediyeler de bulunan kişiye sevgi ve cömertliğini gösteren tanrıça, kendisine ve kendisine tapınan devlete düşman olanlara da savaş ve kan olarak geri dönüyordu. Bu sebepledir ki, İştar’ın aslanları, dosta güven sunarken düşmana korku salıyordu.[5]

iştar kapısı, aslan

Mimari Özellikleri

Babillilerin ünlü iştar kapısı Mezopotamya çini sanatının en görkemli örneklerindendir. 2. Nebukadnezar devrinde yapılan İştar kapısı’nı koruyan boğa kabartmaları firuze, beyaz sarı kahverengi kabartma çinilerle işlenmiştir.[10]

2. Nebukadnezar Dönemine ait (M.Ö. 605-562) yazlık sarayın ön kısmında bulunan İştar Kapısı’nı süsleyen boğa, aslan ve ejderha rölyefli, sırlı tuğla bezemelerde ünlüdür.[11][12]

Kapı, 12 metreden biraz yüksekti ve kabartma ejderha ve boğa figürlerinin yer aldığı sırlı tuğlalarla kaplanmıştı. Kapı, arka arkaya iki girişten oluşuyordu ve güney tarafında geniş bir sahanlık bulunmaktaydı. Kapının arkasında başlayan ve günümüzde 800 m’den fazla bir bölümü izlenebilen taş ve tuğla döşeli Tören Yolu’nun iki yanında bir ayağını kaldırmış pişmiş topraktan aslan heykelleri diziliydi. Cadde üzerinde 120 aslan heykeli, kapının cephesindeyse 13 sıra halinde 575 ejderha ve boğa figürü bulunduğu sanılmaktadır.[6][5]

Pişmiş toprak, sırlı ve kabartmalı tuğlaların birleştirilmesinden oluşan, boğa ve ejder kabartmaları, Yeni Babil Devleti’nin başkenti Babil’in iç ve dış sur duvarlarını birleştiren Tanrıça İştar adına yaptırılmış olan anıtsal çifte kapıya aittir.[13]

Bu güçlü çift kapı, bastiyonlarla desteklenmiş olup, muhtemelen hepsi Geç Babil dönemine ait birden fazla inşa safhası göstermektedir. Bu yapı evreleri, duvarların süslenmesinde kullanılan tekniklerle belirlenmektedir.[14]

Kapının duvarları, Tanrı Adad’ın kutsal hayvanı boğa ve Babil’in baş tanrısı Marduk’un kutsal hayvanı ejder ’Muşuşu’nun kabartmaları ile süslenmiştir.[13][6] Aslan ise şüphesiz Tanrıça İştar’ın simgesidir ve kutsal tören yolunun her iki yönünü süslemektedir.[6]

Tanrıça İştar’ın kutsal hayvanı olan aslan kabartmaları ise Babil’deki tören yolunun iki yanını süslemekteydi. Anıtsal yol kentin merkezindeki Marduk tapınağından başlayarak İştar Kapısı’nı geçer ve sur dışında yeni yıl bayramının kutlandığı ’bayram evi’nde son bulurdu. İştar kapısı ve Tören yolu Yeni Babil Çağı’nın en parlak devri olan 2. Nabukadnezar zamanında M.Ö. 6. yüzyıl sonlarında yapılmışlardır. Kapının ve tören yolunun bir canlandırması da ayrıca sergilenmektedir.[13]

Babil yazıtları Gök Tanrısı Marduk’un mavi giysisinden bahseder, yıldızlar onun eteğinin parlak süsleridir. M.Ö. 570’te inşa edilen 7 katlı Ziggurat, tepesinde mavi renkli tanrı Marduk’un evi ile efsaneye dönüşen ünlü Babil Kulesi’dir. Tapınağa İştar kapısından geçerek uzun bir cadde boyunca yüründükten sonra ulaşılırdı. Gerek İştar kapısı gerekse tapınağa giden yolun cadde duvarları ultra-marin kaplıydı.[15][16]

Kapıda genel olarak deniz yeşili ve çini mavisi renkleri ağırlıktaydı.[17]

iştar kapısı, kazı

Tarihçe

Eski Babil’in kuzeyden gelen saldırılar ile (Hitit saldırıları) yıkılmasından neredeyse bin yıl sonra kurulan Yeni Babil Devleti, geçmişin tüm görkemini yeniden yansıtan ve Tanrıça İştar’a yaraşan güzellikte bir kapının inşasına başlamıştı. [6][5]

İştar Kapısı, günümüzde Irak toprakları içinde bulunan Babil şehrinin surları üzerinde ve Tören Yolu denen merkezi caddeye çıkan bölgede yapıldı. Yapı malzemesi olarak tuğlanın tercih edildiği kapı, oldukça büyüktü ve hem şehrin hem de krallığın önemli simgelerinden biriydi. M.Ö. 575’li yıllarda şehrin 8. büyük kapısı olarak tasarlanmıştı. Yüksekliği ise kaba hatlarıyla beraber 12 metreden biraz yüksekti. Arka arkaya dizilmiş şekilde iki kapısı vardı ve güney kısmında geniş bir alan mevcuttu. Tören Yolu ise taş ve tuğla döşeliydi. Yan kısımlarda birer ayağını kaldırmış olan ve dönem şartlarına uygun olarak pişmiş topraktan yapılmış aslan heykelleri mevcuttu. Yol boyunca yaklaşık 120 heykeli vardı. Kapının cephe kısmı ise çeşitli boğa ve ejderha kaplamalı figürlerle bezeliydi. Bu figürler de yaklaşık olarak 575 adetti.[18][17]

Babil medeniyeti ve etkileri kendinden sonra gelen ilahi dinlerde de anılmaktadır. Öyle ki; büyük Babil devletinin yıkılışı eski ahitte (Tevrat) açıkça anılmaktadır: [5]

“Uluslara duyurun, haberi bildirin! Sancak dikip duyurun, hiçbir şey gizlemeyin! Babil ele geçirilecek deyin. İlahı Bel utandırılacak, İlahı Marduk paramparça olacak. Çünkü kuzeyden gelen bir ulus ona saldıracak, ülkesini viran edecek. Orada kimse yaşamayacak, insan da hayvanda kaçıp gidecek.” [19]

Bugünkü Babil şehrinde caddenin düzeyi birkaç kez yükseltilmiş olduğu için kapının kabartmalarının alt sıraları toprak altında kalmıştı. Irak Eski Eserler Bakanlığı bu caddeyi, üstteki düzeylerden birini temel alarak bugünkü Babil şehrinde yeniden inşa etmiştir.[5]

iştar kapısı, kazı

Kazı Çalışmaları

Alman arkeologların 1899 tarihinde kazıya başlatıkları sırada kentin ve kapının fiziki durumu oldukça iyi durumdaydı.[17] 2500 yıllık kent, kapısı da dahil neredeyse bütün görkemiyle duruyordu. Kenti asıl bekleyen tehlike bir asır sonra baş gösterecekti.[7]

Kentin önemli simgesi sayılan kapıya 1902’de ulaşıldı.[17][7] Kentin farklı bölgelerine farklı zamanlarda dizilmiş kapılardan biriydi. İlk keşfedildiğinde duvarlarının büyük bir kısmı halan daha sağlamdı. I. Dünya Savaşı döneminde bölgede yapılan kazılara ara verildi.[17]

Savaş bitiminde bölgenin egemen devleti Osmanlı İmparatorluğu fiili olarak yıkılma sürecine girmişti. Almanlar bölgeyi ele geçiren İngilizlerle anlaşarak kapının bazı kısımları ile bazı kalıntıları başkent Berlin’e taşıdılar.[17][7]

1. Dünya Savaşı çıktığında kazıya ara verildi. Dört yıl sonra savaş sona erdiğinde, Almanya’nın müttefiki ve o toprakların hakimi Osmanlı İmparatorluğu da yıkılmıştı.[7]

1920’li yıllarda müzelerde sergilen kısım kapının tamamı değildi; fakat önemli bir kent simgesi artık biliniyordu.[17] sergilenen kısmı kapının tümü olmasa da antik Babil’in kalıntıları binlerce yıl sonra gün ışığına çıkmış oluyordu.[7]

2. Dünya Savaşı sonrasında da büyük ölçekteki kazı çalışmaları İtalyanlarca gerçekleştirildi.[17]

1979’da Saddam Hüseyin’in iktidara geldi [7] ve 1980’lere kadar orijinal kapının yerine kopyaları tasarlandı.[17] Yeniden canlandırılan İştar Kapısı, Irak’ta, ABD askerleri tarafından en çok fotoğraflanan ve görüntüleri internette paylaşılan yer olmuştur.[22]

Saddam Hüseyin kendisini Fenike kenti Sidon’u yıkan, Mısır ordularını yenilgiye uğratan Babil kralı Nebukadnezar ile özdeşleştiriyordu. Tıpkı antik Babil gibi birgün Saddam Hüseyin’in Irak’ı da çöktüğünde tarihi eserlerin korunması sorunu gündeme geldi.[7]

2003-2004 yılları arasında Amerikan ve Polonya askerleri antik kentin bulunduğu kazı alanını askeri üs haline getirmiş ve tarihi dokuya zarar vermişlerdi.[17][7] Britanya Müzesi’nin yaptığı bir çalışmada, bölgenin üs yapılması sonucu oluşan hasarın boyutlarının büyük olduğu tespit edildi.[7]

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde Irak’ta Ninova, Nimrut ve Babil kentlerinde yapılan kazılarda bulunan eserierin pek çoğu Batı ülkelerindeki müzelere taşınmıştır.[23] Yapının pek çok unsuru da Berlin Müzesi’nde bulunmaktadır.[13]

Asur kazılarında bulunan eserlerin bir kısmı Almanlara verilmiştir. Gemiye yüklenen bu eserler, 1. Dünya Savaşı sırasında İtilâf Devletleri’nin gemiye el koymalan ve içindeki eserleri Lizbon Limanı’na boşalttırmaları sonucunda el değiştirmiştir. Portekizliler eserlere el koymuşlar ve geri vermeye yanaşmamışlardır. Nipur şehrinin bulunduğu yerde, Niffer Höyüğü’nde Amerikalılar tarafından 1888-1900 yıllarında yapılan kazılarda bulunmuş binlerce tablet, Pennsilvania Üniversite Müzesi’ne gönderilmiştir. 1898’de Babil kazılarında bulunan sırlı tuğlalar, Berlin Müzesi’ne götürülerek, orada birleştirilmiş ve ünlü “İştar Kapısı” yeniden yapılmıştır.[23]

İştar Kapısı, Babil kentinin giriş kapısı ve kapıya yaklaşırken geçilen geniş koridoru çevreleyen surlardaki çini kaplamaları olduğu gibi Berlin’e taşınmış; orijinaline uygun şekilde yeniden monte edilmiş, fakat kapının yüksek ve geniş arka bölümü ise binaya sığmamıştır. Iraklılar ise kapının orijinalinin bulunduğu yere bir maketini yapıp: “Çalınmadan önce burada böyle bir dünya harikası vardı.” ifadesini içeren bir bilgi yazısı eklemiştir.[20][21]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯

Kaynaklar

[1] Haldun Tolan, “Güzellik ve Sanat Üzerine”, D’art Magazine, Kış 2018, s.4.
[2] Kemalettin Köroğlu, “Eski Mezopotamya Tarihi”, İletişim Yayıncılık, İstanbul 2013, s.181, 200-201, 206.
[3] Yrd. Doç. Dr. Engin Eroğlu, “Pers Kralı Büyük Kyros’un Siyasi ve İktisadi Politikaları”, History Studies, Volume 8, Issue 1, March 2016, DOI Number: 10.9737/hist.2016118182, s.40.
[4] A. Erkan Şahmalı, “İnsan, Kent ve Kültür”, Teknik Müşavir (dergi), Ekim 2017, sayı: 42, s.35.
[5] https://www.murekkephaber.com/uc-kapinin-hikayesi-istar-kapisi/4304/
[6] Guide of Pergamon Museum, Berlin 2016; Evin Esmen Kısakürek-Arda Kısakürek, “Bizimkiler: İlkler” (Anadolu Merkezli Dünya Tarihi), 1. Kitap, s.221-222.
[7] www.bbc.com/turkce/ozeldosyalar/2015/03/150303_vert_cul_babil_istar_kapisi
[8] Canan Albayrak, “Anadolu’da Kybele - Attis Kültü” (yüksek lisans tezi), Gazi Üniversitesi, Arkeoloji Anabilim Dalı, Ankara-2007, s.95.
[9] “Babil Kulesi ve Tapınağı”, Hujada (aylık dergi), İsveç Asuri Federasyonu, İsveç 1982, s.15.
[10] H. Hilal Büyükçanga (Eren), “Anadolu Selçuklu Seramiklerinde Figürlerin Dili ve Resim Eğitimi Açısından İncelenmesi” (yüksek lisans tezi), Selçuk Üniversitesi, Konya 2006, s.8.
[11] Sakine Çil, “Tuğlanın Mimaride Kullanımı”, 2. Uluslarası Pişmiş Toprak Sempozyumu, Eskişehir 2002, s.115.
[12] Tuba Korkmaz, “Karo Üretiminde Kullanılan İnkjet Teknolojisinin Seramik Sanatında Alternatif Bir Teknik Olarak Değerlendirilmesi”, idil, 2017, Cilt: 6, Sayı: 34, s.1867.
[13] “İstanbul’un Gezginleri”, İstanbul Arkeoloji Müzesi, 3 Mart 2013, s.12.
[14] Prof. Dr. Tayfun Yıldırıım, “Geç Asur-Geç Babil Arkeolojisi”.
[15] A. Turani, “Dünya Sanat Tarihi”, Remzi Kitabevi, 13. Baskı, İstanbul 2007, s.106.
[16] Dr. Ceren Yıldırım, “Geçmişten Günümüze Mavi Simgeciliği ve Sanat”, Route Educational and Social Science Journal, Volume 4(8 ), December 2017, .s246.
[17] https://tr.wikipedia.org/wiki/İştar_Kapısı
[18] “İştar Kapısı” maddesi, AnaBritannica, Ohan Matbaacılık bas., Beyoğlu, İstanbul, c.12. s. 138, ISBN 975-7760-68-4.
[19] Kitabı Mukaddes (Eski Ahit) Yeremya, bölüm 50:2-3.
[20] U. İşven, “Kaçırılan Tarih”, www.milliyet.com.tr/kacirilan-tarih/ugur-isven/ege/yazardetay/12.03.2012/1514163/default.htm, 12.03.2012.
[21] Nurten Bulduk (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Müzesi, Müze Uzmanı), “Evrensel Müzenin Önemi ve Değeri Bildirgesi Bağlamında Kültür Varlıklarının İadesinin İrdelenmesi”, SAÜ Fen Edebiyat Dergisi (2013-I), s.40.
[22] Yorumlama Rehberi, “Geçmişe Hücum: Osmanlı İmparatorluğu’nda Arkeolojinin Öyküsü, 1753-1914”.
[23] “Yitik Mirasın Dönüş Öyküsü”, Kültür Bakanlığı, ISBN 975-17-3057-0, s.14.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 49801764 ziyaretçi (126491207 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler