Kuran-i Kerim'deki Kelimelerin Sirri 10
 
spaceship

Kurân-ı Kerîm’deki Kelimelerin Sırrı 10

Abdurrahman Yördem

Kategori: Kuran-ı Kerim'in Sırları

Tur / Uzay Aracı

Elçiler / insan formu melekler / bizim uzaylılar, gamam/bulut ile gizlenmiş bir uzay aracı ile geliyorlar. Bu araç, Kurân-ı Kerîm ayetlerinde bize bildiriliyor. Özellikle Hz. Musa dönemini anlatan ayetlerdeki bazı detaylar, böyle bir aracın olduğunu bildiriyordu. Hatta diğer ayetlerde; bu aracın içinde bulunan daha küçük uzay araçları da bize bildiriliyor.

Ayrıca Hz. Muhammed (sav)’in göklere seyahati (Miraç) ile bize anlattıkları, böyle bir aracın ve içinde bulunan daha küçük aracın olduğunun varlığını da bize bildiriyor. Bu bilgilere göre aracın şekli, büyüklüğü, hızı, gökler arası ve geçişin nasıl olduğu da bize bildiriliyor.

Şimdi bu bilgilere göre incelememize başlayalım.

وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُواْ مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Sizden misak almış ve Tur’u üstünüze yükseltmiştik (ve demiştik ki:) ‘Size verdiğimize sımsıkı yapışın ve onda olanı (hükümleri sürekli) hatırlayın ki sakınasınız.’ (Bakara 63)

وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُواْ مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُواْ قَالُواْ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُواْ فِي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُمْ بِهِ إِيمَانُكُمْ إِن كُنتُمْ مُّؤْمِنِينَ

Hani sizden misak almış ve Tur’u üstünüze yükseltmiştik (ve): ‘Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin’ (demiştik). Demişlerdi ki: ‘Dinledik ve isyan ettik.’ İnkârları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: ‘İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?’ (Bakara 93)

وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِمِيثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُواْ الْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لاَ تَعْدُواْ فِي السَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَاقًا غَلِيظً

Kesin söz vermeleri dolayısıyla Tur’u üstlerine yükselttik ve onlara: ‘Bu kapıdan secde ederek girin’ dedik ve onlara: ‘Cumartesi (günü) haddi aşmayın’ da dedik. Ve onlardan kesin bir söz aldık. (Nisa 154)

وَنَادَيْنَاهُ مِن جَانِبِ الطُّورِ الْأَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِيًّا

Ona, Tur’un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık. (Meryem 52)

يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ قَدْ أَنجَيْنَاكُم مِّنْ عَدُوِّكُمْ وَوَاعَدْنَاكُمْ جَانِبَ الطُّورِ الْأَيْمَنَ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَى

Ey İsrailoğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur’un sağ yanında sizinle vaatleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik. (Ta-Ha 80)

Bugüne kadar yazılan tefsirlerde “tur”, dağ olarak düşünülmüş ve bu görüş, tüm tefsir yazanları tarafından kabul edilmiştir. Bunun nedeni, Araf suresi 171. ayettir:

وَإِذ نَتَقْنَا الْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَأَنَّهُ ظُلَّةٌ وَظَنُّواْ أَنَّهُ وَاقِعٌ بِهِمْ خُذُواْ مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine yükseltmiştik. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki:) ‘Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün ki sakınasınız.’ (Araf 171)

Bu ayette bildirilen dağın kaldırılması ile yukarıda meallerini vermiş olduğum, Bakara 63, Bakara 93 ve Nisa 154. ayetlerde tur un yükseltilmesi aynı olduğundan TUR a dağ denmesi doğru zannedilmiştir.

TUR ile ilgili ayetleri incelediğimizde; Hz. Musa döneminde geçen ve kavminden bazı kişileri de yanına alarak gözlemledikleri bu olay ile ilgili:

  1. TUR’un üzerilerine yükseltildiği,
  2. Kendilerinden misak/söz alındığı,
  3. Tevrat’a sımsıkı sarılmaları sözü alınmış,
  4. ve bu söz alındıktan sonra TUR’a kapıdan secde ederek girmeleri emredilmiş,
  5. Cumartesi günü yasağı ile ilgili haddi aşmamaları emredilmiştir.

Kısacası ortada bir araç bulunmakta, araç bir miktar yükseltilerek altına gelen bu insanlara görülmeyen bir yerden (ses aygıtı olabilir) Rabbimizin emirleri insanın anlayabileceği şekilde tebliğ edilmiş. Orada bulunan insan formu melekler de onları kapısı olan bu araca almışlardır.

Yükseltilen, dağ olsaydı; bu anlatılanlar ne şekilde gerçekleşebilirdi düşünmek gerekir. Bu olaydan çok önceleri Hz. Musa, kavmi ile Firavun’un ülkesinden giderken geçtiği çölde yiyecek ihtiyaçları olmuştu. Hz. Musa’dan bu talepleri olmuş, bunun üzerine Rabbimizin emri ile insan formu melekler, onlara yiyecek getirmişti. Ta-Ha suresi 80. ayette bu olay bize bildirilirken bulundukları yere “tur” ile geldikleri, İsrailoğulları ile “tur”un sağında vaatleştikleri ve kudret helvası ile bıldırcın indirdikleri bize bildiriliyor.

Ayrıca Meryem suresi 52. ayette; başka bir zamanda Hz. Musa ile söyleşirken TUR’un yanına yaklaştırıldığı bize bildiriliyor. Yani TUR yükseliyor, TUR’a yaklaştırılıyor. 1400 yıl öne insana bu olay nasıl anlatılacaktı! Düşünmemiz gerekir.

TUR’un görülmesi olayı Hz. Musa tarafından halka anlatılmış ki, bu haber, Firavun’a kadar intikal etmiş ve bunun üzerine, Firavun, yanındaki Haman’a yüksek bir kule yapmasını emretmişti:

Firavun dedi ki: ‘Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa’nın ilahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum.’ (Kassas 38)

Ayrıca Hz. Muhammed (sav), Kudüs’ten göklere yolculuğu bu araçla yapmıştı. Yanında Cebrail, insan formu ile ona eşlik etmişti. (İnşallah Miraç konusunu bugünkü anlayışla geniş bir şekilde yazmaya çalışacağım)

Sina
"Mountain of Sinai" (Sina / Tur Dağı) betimlemesi.

Öyleyse bu araç neye benziyordu? İşte Araf suresi 171. ayet bize bunu bildiriyor: “Dağ”a benziyordu. Çok büyüktü ve aşağıdan yukarıya daralıyordu. Bugünkü uçan daire çizimlerine benziyordu. Daha önceki yazımda demiştim: Şeytan / cinler, kopyacı idi. Bu aracı devamlı gördüklerinden (çünkü devamlı cezalandırılıyorlar) bu aracın görüntülerini kopyalayarak insanları aldatmaya devam ediyorlar.

Bugün uzay filmlerinde olduğu gibi büyük olan bu uzay gemisinin her tarafa gitmesi mümkün olmadığından insan formu meleklerin görevlerini yapmaları için; bünyesinde ufak araçlar da bulunuyordu. Hz Muhammed (sav), “İsra” denilen gece yolculuğunda Mekke’den Mescid-i Aksa’ya daha ufak bir araç olan BURAK la gitmiş, daha sonra göklere yolculuğu başka bir araçla yapmıştı. Anladığım kadarı ile büyük olan bu uzay aracı, dünyada Kudüs civarında bir yerlerde konaklıyor. Diğer bölgelere küçük olan uzay araçları ile iletişim yapılıyordu.

Fil Olayı’nda da Yemenli fil ordusu, bu küçük araçların ateşi ile yok edilmişlerdi.

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَابِ الْفِيلِ ﴿١﴾ أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ ﴿٢﴾ وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ ﴿٣﴾ تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ ﴿٤﴾ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍ

Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi?
2. Onların ‘tasarladıkları planlarını’ boşa çıkarmadı mı?
3. Üzerlerine ebabil (sürü sürü) kuşlarını gönderdi.
4. Onlara ‘pişirilip-sertleştirilmiş balçık taşları’ atıyorlardı;
5. Sonunda onları, yenik ekin yaprağı gibi kıldı. (Fil suresi 1-5)

Yine Hz. Süleyman’ın uçan aracı da bu araçlardandı. (Sebe 12) Hatta Hüdhüd’ün aracı, (Neml 22) Yemen melikesini getiren araç (tahtın daha hızlı getirilmesi, melikenin de hızlı bir araçla geldiğini gösterir Neml 38) hep bu araçlardandı.

Bu araçların hızları hakkında şunu söyleyebilirim: Hz. Muhammed (sav) efendimiz’in anlattığına göre; Mekke-Kudüs arasında yapmış olduğu yolculukta; aşağıdaki olayları gördüğünü belirtmiş ve bazı olaylardan bahsetmiştir. Öyle ise küçük uzay araçlarının hızı, bugünkü hızlara yakın saatte 1000-1500 km olabilir.

“Tur”un hızı ile ilgili yine Peygamberimiz (sav) in anlattıklarından yola çıkarak şunları söyleyebilirim: Evrenimizin gök katmanları ile oluştuğunu Kurân-ı Kerîm bize bildirir. Miraç yolculuğunda; her gök katmanından diğer gök katmanına ulaşmak için gök kapılarından geçildiği anlatılır. Yani bugün solucan deliği dediğimiz mekândan mekâna kısaca atlama olayı…

Yani “Tur” denilen araç, gök kapılarını (solucan deliği) kullanarak hesaplanamayacak bir hız boyutu ile gök katmanlarını geçebiliyordu. Ancak hadiste anlatıldığına göre gök kapılarının bekçileri vardı ve herkesi bu gök kapılarından geçirmiyorlardı. Hatta Hz. Muhammed (sav) Efendimiz’e peygamberliğin gelip gelmediğini Cebrail’e soruyorlardı. Yani anlayacağınız pasaport kontrolü vardı. Bunu niye söylüyorum? Bazıları var ya, mübarekler. Bedenen gökleri gezerler. Levh-i Mahfuz’a bile gidebilirler. İnanmayın!

Elçiler / insan formu melekler, halen bu araçlarla Dünya’mızı gözlüyorlar. Yöneticileri uyarmak için o ülkelere afetler, kazalar oluşturuyorlar. Bugünkü teknolojik aletlerle gözükmemeleri ise, çevresinde bulunan Gamam / yapay bulutun engellemesi nedeniyle oluyor.

Peki, bu araçlar hangi fabrikalarda imal ediliyordu? Hangi madenden yapılıyorlardı ki tüm evreni; herhangi bir tehlikeden etkilenmeden gezebiliyordu? Nereden geliyordu?

Bu araçlar, Hz. Âdem’in yaratıldığı gezegenden, yani MEVA CENNETİ’nden geliyordu. İnsan formu meleklerin bulunduğu bu gezegende imal ediliyorlardı. Ancak bu imalat, bizim bildiğimiz gibi yüzlerce fabrika ve binlerce insanın çalışması ile imal edilmiyordu. Bu araçlar, insan formu melekler (insan robotlar); Hz. Âdem’in yaratılış formatı ile yaratılıyordu. Bu konuyu “MEVA CENNETİ” adlı yazımda daha geniş anlatmaya çalışacağım.

Son söz, ALLAH CC EN İYİSİNİ BİLİR.

Abdurrahman Yördem,
Aralık 2018.

«6789101112»





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: abdurrahman yördem, 31.12.2018, 19:50 (UTC):
ayrıca "melek" konulu yazımı da okumanı tavsiye ederim.

Yorumu gönderen: abdurrahman yördem, 31.12.2018, 16:21 (UTC):
"elçiler" adlı yazımda bunu açıklamıştım. sevgiler.

Yorumu gönderen: Warcraft, 31.12.2018, 11:35 (UTC):
Hocam meleklerin uzaylı olduğu konusuna nasıl vardınız?
ben genede bu konu hakkında şüpheliyim...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 51949375 ziyaretçi (131731434 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler