Kuran-i Kerim'deki Kelimelerin Sirri 11
 
cennet

Kurân-ı Kerîm’deki Kelimelerin Sırrı 11

Abdurrahman Yördem

Kategori: Kuran-ı Kerim'in Sırları

Me’va Cenneti / Me’va Gezegeni

Daha önceki yazılarımda; meleklerin bazılarının insan formunda olduklarını (MELEK - ELÇİLER), bunların gökyüzünden dünyaya bulutla gizlenmiş (GAMAM) bir araçla (TUR) geldiklerini ve geldikleri gezegenin Me’va Cenneti/gezegeni olduğunu yazmıştım.

Bu yazımda da ME’VA (مأوی) CENNETİ/GEZEGENİ konusunu; Kurân-ı Kerîm’den ve Hz. Muhammed (sav)’in göklere yolculuğu olan MİRAÇ ile ilgili bize anlattıklarından yola çıkarak incelemelerde bulunacağım.

“Me’va cenneti” kelimesi, Kuran-ı Kerîm’in Necm suresi 14-16 ayetlerinde geçer:

عِندَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى ﴿١٤﴾ عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى ﴿١٥﴾ إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَى

14. Sidretül-Müntehâ’nın yanında.
15. Mevâ cenneti, onun (Sidre’nin) yanındadır.
16. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı (Necm 14-16)

Sevgili Peygamberimizin (sav), göklere yolculuğu esnasında evrenimizin en son noktası olarak anlattığı Sidretül-Münteha, yani son gök katmanında gördüğü olağanüstülüklerin anlatıldığı ayetler ve bu gök katmanında bize bildirilen bir barınak/yaşanılan bir gezegen olan ME’VA CENNETİ.

Bugüne kadar yazılan eserlerde “ahiret cenneti” olarak geçen bu kelime, neden gezegen? Bu konuyu âyetler ışığında inceleyelim.

İki kelimeden oluşan özel bir isim olan “meva cenneti”nin kelimelerini ayrı ayrı incelersek;

“Me’va” kelimesi, Kurân-ı Kerîm de birçok âyette geçmektedir:

فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَى

“Şüphesiz Cehennem, (onun için) bir barınma (me’va) yeridir.” (Nazi’at 39)

فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَى

“Artık şüphesiz Cennet, (onun için) bir barınma (me’va) yeridir.” (Nazi’at 41)

Yine Tahrim suresi 9. âyet, İsra suresi 97. âyet, Rad suresi 18. âyet, Tevbe suresi 73 ve 95. ayetler, Enfal suresi 16. ayet, Nisa suresi 97 ve 121. ayetler, Al-i İmran suresi 162 ve 197. ayetlerde Me’va kelimesi; Cehennem’de barınılacak yer olarak anlamlandırılmış.

Secde 19. ayette Cennet’te barınılacak yer olarak anlamlandırılmış.

Hadid suresi 15. ayet, Casiye suresi 34. ayet, Ankebut suresi 25. ayet, Nur suresi 57. ayet, Yunus suresi 8. ayet, Maide suresi 72. ayet, Al-i İmran suresi 151. ayetlerde de Meva kelimesi ateşte barınılacak yer olarak anlamlandırılmıştır.

“Me’va” kelimesi, sadece yukarıda belirttiğim Necm suresi 15. âyette özel bir isim/yer’in ismi olarak anlamlandırılmıştır. Evrende bulunan yeri de âyette bildirilmiştir. Me’va, Evrenin son gök katmanı olan “Sidretül-Münteha”da bulunmaktadır.

Yani Meva cenneti, ahiret cenneti değildir. Bu evrende bulunan bir gök cismidir. Peki cennet olarak niye adlandırılmıştır?

Cennet kelimesi de Kurân-ı Kerîm âyetlerinin büyük bir kısmında geçmektedir. Kısacası “mutlu olarak yaşanılan yer” anlamındadır.

Dünyadaki bahçeler, Kurân-ı Kerîm de “cennet” kelimesi ile bize bildirilir. (Bakara 265 ve 266, En’am 99, .....)

Yüce kitabımızda hemen hemen tüm ayetlerde “cennet”, ahiret cenneti olarak bildirilir.
Bazı âyetlerde ise ahiret cennetleri özel olarak adlandırılır. Adn cenneti (Tevbe 72, Saff 12, Kehf 31, Ra’d 23, Nahl 31, Meryem 61, Ta-ha 76, Fâtır 33, Sad 50, Mü’min 8, Beyyine 8 ), Firdevs cenneti ( Kehf 107, Mü’minun 11), Naim cenneti (Hac 56, Şu’ara 85, Saffat 43, Vakı’a 12)…

Ahirette bulunan cennetler; biliyoruz ki bu evrenin bozulması sonucunda yeni yaratılacak olan ahiret evreninde yaratılacağından; halen bu evrende bulunan Me’va cenneti, kesinlikle ahiret cenneti değildir. (En iyisini Allah cc bilir).

gezegen

Bu gezegen; Dünya gezegenine benzeyen bazı özellikleri olmasına rağmen çok farklı özellikleri de bulunan bir gök cismidir.

Dünya’daki gibi toprağı olan bu gezegenin toprağı; daha zengin elementlerden oluşur. Yaratılış formatının uygulandığı bu topraklardan insan formu robotlar, dünyaya gönderilmiş; hayvanlar (Zümer 6), bitkiler veya başka araçlar, bu topraklarda ilahi katta ilahi yazılımla kodlanmış atomların oluşturduğu moleküllerin tohumları ile üretilir.

Daha açık olarak anlatmaya çalışayım: Dünya’da bitkilerin, bir ulu ağacın yetişmesini örneklersek bu konu daha iyi anlaşılacak umarım. Yüz metrenin üzerinde yüksekliği olan ulu bir ağacın yaratılışını düşünürsek... Bir tohum. Hücre içinde bulunan DNA ve genlerin dizilimi; bu ağacın tüm projesini içinde barındırmaktadır (İlahi yazılım). Toprak içindedir. Ancak şifrelendiğinden hücre çalışmamakta ve kendini dış etkenlere karşı korumaktadır. Şifreyi açacak anahtarı beklemektedir. Üzerinden sular geçse, yine de etkilenmemektedir. Ancak takdir edilen damla (ilahi yazılım) tohuma eriştiğinde şifre açılır ve hücre çalışmaya başlar. Toprağa uzantılar salarak “gen”ler deki projeye göre toprağı süzmeye başlar. Topraktaki atomları su ile birlikte tohuma, daha sonra filize, daha sonra gövdeye, dallara, yapraklara, meyvasına taşır ve zamanla tohumdaki projeye (ilahi yazılıma) uygun bir ağaç haline gelir. Olay, bu kadar basit değildir. Ayrıca dışarıdaki etkenlerden, hava, rüzgâr, ışık, toz, canlı varlıklar da bu yazılıma ilahi emir gereği katkıda bulunur. Bu olay, Dünya’da gözümüzün önünde olduğundan olağan haline gelmiştir.

Bir başka örnek daha vermek istiyorum. Elementler atomlardan meydana gelir. İyi de nasıl faklı oluyorlar. Çünkü her elementin atom yapıları farklıdır. ilahi yazılım/ kodlandırma gereği her elementin atomları içindeki proton, nötron, elektronlar ve içinde bulunan birçok çekim alanları ayrı ayrı kodlandırıldığından; her element atomunun iç yapısında değişiklikler olmuş, bu nedenle ayrı maddeler oluşmuştur.

İşte İlahi Emrin uygulandığı; Levh-i Mahfuz/ İlahi bilgi işlem merkezinde oluşan yaratılış kodlandırılmasının ve cisim hale getirilmesinin, uygulandığı yer de bu evrende “Me’va Cenneti”dir.

Bu gezegen, çok hızlı hareket etmektedir. Çünkü bir zamanlar Hz. Âdem yaratılmadan önce İblis burada bulunmuş ve diğer insan formu melekler ile cisim halinde bu gezegende yaşamışlardır. İblis/cinler çok hızlı bir boyutta yaşadıklarından insanlar tarafından görülmezler. Ancak Hz. Âdem de bu gezegende yaratılıp yaşadığı dönemde İblis’i görmüş ve tanımıştır. Rabbimiz, secde olayından sonra Hz. Âdem’i uyardığında; o, İblis’i tanıyordu.

Gezegenin hızlı olması yaratılış olayını da hızlandırdığından Dünya’da asırlarca yetişecek bir ulu ağaç, bu gezegende bir gün gibi kısa zamanda yetişebilir. Ayrıca toprağının elementleri; Dünya’yla kıyaslanmayacak kadar fazla olması da bu hızı oluşturmaktadır. Gezegenin hızlı olması sonucunda burada yaşayanların yaşlanmaları ve bozulmaları da binlerce sene sürer.

Daha önce yazmış olduğum Hz. Âdem’in yaratılışı, yazımda belirttiğim gibi; Hz. Âdem de Rab katında yaratılmış/kodlandırılmış “embriyo”nun, Me’va gezegeninde toprakla bir şekilde ilişkilendirilerek bedeni yetişkin olarak yaratılmıştı. Eşi de; Âdem’den alınan bir hücrenin toprakla ilişkilendirmesi ile yetişkin olarak yaratılmış ve bu gezegende yaşamalarına uymaları için yaratılışlarında dış deri bütün vücutlarını kaplamıştı. Yedikleri meyve, bu dış deriyi eritmiş ve gezegende yaşama imkânları kalmamıştı.

İşte İnsan formu melekler de; bu topraktan ilahi yazılım gereği yaratılan insan robotları beden olarak kullanıyorlar.

Yine uzay araçları; ilahi yazılım olarak projelendiriliyor. Aynı topraktan imal ediliyorlar. Bu yazılım da; tüm uzaydan gelecek tüm etkenlerden korunmuş bir metal oluşması, bu metalin şekil alması, tüm teknolojik aletlerin sabit olarak şekillenmesi, çalışması gibi bir uzay aracında olması gereken tüm parçaların bu metalle şekillenmesi bulunmakta. Toprakla ilişkilendirilen molekül, bu yazılım gereği topraktaki atomları harekete geçirerek uzay aracının imalatını oluşturmakta. TUR, Me’va gezegeninde bu şekilde yüzlerce fabrika ve binlerce çalışan olmadan böylece imal edilmektedir.

Yine Hz. Musa’nın kavmine yiyecek getirilmesi, bu gezegenden olmuştur. Hz. Meryem’e, Havarilere gelen yiyecekler de bu gezegende yetiştirilmişti. (En iyisini Allah cc bilir)

Abdurrahman Yördem,
Ocak 2019.

«6789101112»





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Nur, 02.09.2019, 07:19 (UTC):
Sayfanız Çok Aydınlatıcı Emeğinize Sağlık ...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 51949445 ziyaretçi (131731750 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler