Kuran-i Kerim'deki Kelimelerin Sirri 4
 
Venus

Kurân-ı Kerîm’deki Kelimelerin Sırrı 4

Abdurrahman Yördem

Kategori: Kuran-ı Kerim'in Sırları

Kevkebe

Kurân-ı Kerîm’de; En’am 76, Yusuf 4, Nur 35, Saffat 6 ve infitar 2 ayetlerinde geçen “kevkebe” (كوكبه) kelimesi, meallerde “yıldız” olarak geçer. Ancak Yüce Kitabımız’da yıldızın karşılığı “necm” (نجم) olarak geçer ve 53. sûrenin de adını alır.

Araştırmalarımda faydalanmış olduğum “kurânmeali.com” sitesinde Türkçe 28 ayrı meal ve İngilizce 2 adet meal bulunmaktadır. Bu meallerde bu kelimenin (kevkebe) ayetlerdeki mealinin ne olduğunu incelediğimde;

En’am sûresi 76. ayetteki karşılığı: Edip Yüksel mealinde “gezegen”, diğer meallerde “yıldız”, İngilizce meallerde de “star” olarak meallendirilmiş.

Yusuf sûresi 4. ayetteki karşılığı: Bahaeddin Sağlam, Edip Yüksel, Mustafa İslamoğlu meallerinde “gezegen”, diğer Türkçe meallerde “yıldız”, İngilizce Muhammed Marmaduke Pickthall mealinde “planet”, Yusuf Ali mealinde “star” olarak meallendirilmiş.

Nûr sûresi 35. ayetteki karşılığı: Yine Edip Yüksel mealinde “gezegen”, diğer meallerde “yıldız”, İngilizce meallerde de “star” olarak meallendirilmiş.

Saffat sûresi 6. ayetteki karşılığı: Abdulbaki Gölpınarlı mealinde “ziynetler”, Ahmet Tekin mealinde “yıldızlar”, “gezegenler”, Elmalılı orijinal mealinde “ziynetler”, “kevâkib”, Edip Yüksel mealinde “gezegen”, diğer Türkçe meallerde “yıldız”, İngilizce Muhammed Pickthall mealinde “planet”, Yusuf Ali mealinde “star” olarak meallendirilmiş.

İnfitar sûresi 2. ayetteki karşılığı: Ahmet Tekin ve Edip Yüksel meallerinde “gezegen”, diğer meallerde yıldız, İngilizce Muhammed Pickthall mealinde planet, Yusuf Ali mealinde “star” olarak meallendirilmiştir.

Bu kelimenin Osmanlıca-Türkçe sözlükte anlamı ise:

  1. Necim, yıldız
  2. İnsan cemaati, süvari alayı

olarak açıklanmaktadır.

Görüldüğü gibi bu kelime ile ilgili değişik mealler bulunmakta. Gezegen ve yıldız. Ayetleri incelerken göreceğiz ki bu kelime değişiklikleri, Rabbimizin bize bildirdiği bilgileri, yanlış anlamamıza sebep olmaktadır. Ne olur deyip geçiştirilmemesi gerekir.

“Kevkeb”, gezegen midir? Şimdi bunu inceleyelim.

1979 yılı basımı Sayın Mehmet Eminoğlu’nun hazırlamış olduğu “Kurân Işığında Kainat ve Göklerin Fethi” adlı kitabında bu konuda;

“Kevkeb”, bir orduya bağlı silahla mücehhez bir süvari gurubuna denir. Bunun şartı da üzerindeki silahtan dolayı parlak olmasıdır. “Kevkebe” de bir süvari müfrezeye denir. Bu manalardan anlaşılır ki, “Kevkeb” veya “Kevkebe”, parlaklığını hariçten alır. Zira bir demir, parlaklığını şua akseden bir şeyden alır. İkinci olarak “Kevkebe”nin “müfreze” manasını almasından bunun bir idare merkezine bağlı olduğu meydana çıkar. Şu halde “kevkeb”, parlaklığını hariçten aldığı gibi bir merkezin gezegen uydusudur.

Denilmektedir. Bu açıklamalara göre “kevkeb”, “gezegen” anlamında kullanılmıştır. Yakın gök ise Güneş Sistemi olmalıdır.

Bu kitabı okuduğumda meallerde “yıldız” geçen bu kelimenin gezegen olabileceğine inanmıştım. Çünkü “yıldız” kelimesi, Kurân-ı Kerîm’de “necm” olarak yazılmaktaydı. Bu ayetlerde neden “kevkeb” denmişti? Sebebini incelemeye başladım.

1- En’am sûresi 76. ayet:

فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ اللَّيْلُ رَأَى كَوْكَبًا قَالَ هَذَا رَبِّي فَلَمَّا أَفَلَ قَالَ لا أُحِبُّ الآفِلِينَ

Üzerine gece bastırınca bir yıldız/gezegen gördü. ‘Rabbim budur’ dedi. batınca da ‘ben batanları sevmem’ dedi.

Hz. İbrahim’in heykellere ve yıldızlara tapınan kavmine Allah’ın birliğini ve tevhidi ispat etmek için misaller vermesi esnasında geçen bu olayda “kevkeb” kelimesi özellikle kullanılmış bir Kurân mucizesidir. Ayette dikkat edilirse bir yıldızdan bahsedilir. Gökyüzünde bir yıldızın gözükmesi söz konusu değildir. Yıldızlar görüldüğünde görüş açımıza göre birçok adettir. Fakat burada bir yıldız gördüğü bildirilir.

Venüs gezegeni hakkında Vikipedi (özgür Ansiklopedi) maddesinde;

Venus Büyüklüğü açısından Dünya ile benzerlik gösterdiğinden Dünya ile kardeş gezegen olarak da bilinmektedir. Gökyüzünde Güneş’e yakın konumda bulunduğundan ve yörüngesi Dünya’nınkine göre Güneş’e daha yakın olduğundan, yeryüzünden sadece Güneş doğmadan önce veya battıktan sonra görülebilir. Bu yüzden Venüs, “AKŞAM YILDIZI”, “SABAH YILDIZI” veya “TAN YILDIZI” olarak da isimlendirilir. Bir diğer adı da “Çoban Yıldızı”dır. Görülebildiği zamanlar, gökyüzündeki en parlak cisim olarak dikkat çeker.

İfadeleri yer almaktadır.

Venus
Venüs gezegeninin dünyadan görünüşü. (Güneş doğmadan önce)
Venus
Venüs gezegeninin dünyadan görünüşü. (Akşam)

İhtimalle Antik Çağ’da vuku bulan bu olayda gökyüzünde gözüken tek parlak cisim, Venüs gezegeniydi ve yıldız zannediliyordu. Nitekim Vikipedi’de de belirtildiği gibi “Akşam Yıldızı” olarak biliniyordu. Aslında ayette “necm” (yıldız) kelimesinin kullanılmaması Kurân-ı Kerîm’in mucizesini gösterir.

2- Yusuf sûresi 4. ayet:

إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَا أَبتِ إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِي سَاجِدِينَ

Bir vakit Yûsuf, babasına şöyle demişti: “Babacığım, ben rüyada on bir yıldızla (gezegenle), Güneş’i ve Ay’ı gördüm; onları bana secde ediyorlar gördüm.”

Dikkat edildiğinde Yusuf Sûresi’nde adet verilmekte, bu da ancak gezegen sayısı ile ilgili olabilir. Ayrıca Hz. Yusuf (a.s.), dünyayı temsil etmekte; secde eden Ay, Güneş ve bu sistem içinde bulunan gezegenlerden bahsedildiği açıktır. Rabbimiz, bize Güneş sisteminde bulunan gezegen sayısı hakkında da ipucu vermektedir.

3- Nur sûresi 35. ayet:

اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونِةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاء وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O’nun nurunun temsili şudur; Duvarda bir hücre, içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus, sanki inci gibi parlayan bir yıldız/gezegen. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile nerede ise aydınlatacaktır. Nûr üstüne nûr. Allah, dilediği kimseyi nûruna ulaştırır. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Ayette “kevkeb”, inci gibi parlayan bir cisim olarak gösteriliyor. Vikipedi (özgür Ansiklopedi) İnci maddesinde;

İnci, pearl İstiridye gibi bazı kabuklu deniz hayvanlarının içinden çıkarılan, genellikle süs eşyası olarak kullanılan küçük tane. Bunlar, küçük, yuvarlak, yüksek değerli, sert, sedef rengindedirler. Hayvanın vücuduna bir kum tanesi, bir parazit veya yapay olarak bir sedef parçası girince etrafında bunu kaplayan sedefimsi bir madde oluşur. Böylece tabaka üst üste gelerek küresel inci meydana gelir.

İfadeleri yer almaktadır. Yukarıdaki tarife göre incinin oluşumu ve yapısı, yıldızın oluşumu ve yapısına mı, yoksa gezegenin oluşumu ve yapısına mı benzemektedir? Ayrıca inci, kendi ışık vermez, ancak ışığı yansıtarak parlar.

4- İnfitar sûresi 2. ayet:

وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انتَثَرَتْ

Yıldızlar (gezegenler), dağılıp-yayıldığı zaman.

İnfitar Sûresi’nde de Kıyamet zamanı, gezegenlerin yörüngelerinden çıkıp dağılmaları en iyi şekilde anlatılmaktadır. Kurân-ı Kerîm’de yıldızların “Kıyamet saati”ndeki halleri, başka şekilde ifade edilmektedir.

Mürselat 8 ve Tekvir 2 ayetlerinde “yıldızların söndürüldüğü” ifadesi vardır. Bu ifade ile daha önce çökmüş olan yıldızların bize gelen ışıklarının karadelik tarafından çekildiğinden ışıkların sönmesi şeklinde bir algının oluşmasını açıklar.

5- Saffat Sûresi 6. ve 7. ayet:

إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاء الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ ﴿٦﴾ وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَانٍ مَّارِدٍ

Biz, en yakın göğü ziynetlerle, yldızlarla/ gezegenlerle donattık. O’nu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.

Sonuç olarak “kevkeb” kelimesini gezegen olarak kabul edersek, Saffat sûresinin 6. ve 7. ayetlerinin bize bildirdiği “yakın gök” ifadesinin Güneş Sistemi olduğu, Güneş Sistemi’nde bulunan çeşitli astroid kuşaklarının da şeytan taşlanması ve sistem dışına kaçmasını engelleme görevi bulunduğu düşünülebilir. İşte bu kelimenin doğru kavranması sonucu bilimsel bir sonuç.

Bu kelime üzerinde niye durdum, açıklayayım. Dinimizi öğreneceğimiz âlimlerin ne kadar yavaş gelişim gösterdiğini açıklayan bir durumla karşı karşıya olduğumuz açıkça görülüyor. Belki bin yıl önce yapılan meallerde gezegenler bilinmediğinden bu yanlış yapılabilir. Bunu kabul ediyorum. Çünkü o günün bilim insanları, o günlerde kaynak kitap bulma zorluğu içindeydi. Bilimsel gelişmeler de bugüne göre kıyaslanmayacak kadar azdı. Yine de o şartlarda eser ortaya koymaları, bize dinimizi açıklamaları kutlanacak bir durumdu. Ancak günümüz din bilginlerinin artık bilimsel gelişmelere açık ve cesaretli olmaları gerekir.

“Yıldız olsa ne olur, gezegen olsa ne olur, ne farkı var?” diye düşünmemek gerekir. Çünkü Kurân-ı Kerîm’deki kelimeleri günümüze göre doğru açıklamak; bilimde de gelişmemizi sağlayacak, Evren’i, Evren’in çalışmasını, insanı, insanın yaratılışını ve çevresindeki tüm yaratılanları ve doğadaki olayları daha iyi kavramamızı sağlayacaktır. Allah’ın yaratılış sırlarını da daha iyi anlamamızı oluşturacaktır.

Abdurrahman Yördem,
Ekim 2018.

«1234567»





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Warcraft, 10.10.2018, 23:50 (UTC):
Hocam birde kuranda bütün alemlerden diye geçen bir sure var bütün alemlerden peygamberlere selam olsun deniliyor.. Bu nedir acaba? paralel evrenler olabilir mi?



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50812683 ziyaretçi (128796285 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler