Kuran-i Kerim'deki Kelimelerin Sirri 7
 
elektrik, electric

Kurân-ı Kerîm’deki Kelimelerin Sırrı 7

Abdurrahman Yördem

Kategori: Kuran-ı Kerim'in Sırları

Melek

Melek konusu, 21. yüzyılda nasıl anlaşılmalı, beni çok düşündürmüştür. Geçmişe baktığımızda ulema, kendi çağlarındaki bilgiye göre Kuran ayetlerini yorumlayarak melek adlı varlıkları anlamaya çalışmışlardır. Genel anlayış; Allah’ın emrinde olan kuvetler/varlıklar olarak anlaşılmıştır. Ancak bu varlıklara bazen insan karakteri verilerek ve yakıştırmalar yapılarak, Kitap ehlinin anladığı şekilde tarifler de yapılmıştır.

21.yüzyıl bilimine göre Kuran ayetlerinin yorumlanması ile melek varlıklar nasıl anlaşılır, bunu yazmaya çalışacağım. Muhakkak ki geçmişte yapılan yanılmalar, benim için de geçerlidir. Çünkü yüzyıllar sonra bilimin geldiği noktada insanoğlu, yeni yorumlar ve yeni tanımlar yapabilir. Rabbimizin Kuran-ı Kerim’de bildirdiği bu varlıklar; madde aleminin varlıkları olmadığından (melekut aleminin varlıkları) ve teknolojik aletlerle; işte bu melek diyebileceğimiz bir sonuç elde edemediğimizden, ancak bize bildirileni yorumlayarak bu varlıkları anlayabiliriz.

Hangi Malzemeden Yaratıldılar?

Meleklerin “nur”dan yaratıldığı kabul görmüştür. Bugün bilim buna ne diyor: "enerji/elektrik". Ayrıca bilim, bugün atomaltı parçacıkların ve kuvvetleri oluşturan parçacıklarının tamamının elektrik yüklü olduğunu keşfetmiştir.

Evrenimizde canlı cansız bütün varlıklarda elektrik bulunmaktadır. İnsanın vücudu elektrikle çalışmaktadır. Duyduğunuz ses, kulaktan beyine elektrik vasıtası ile iletilir. Koku, duyu organlarımızın hissettikleri ve iç organların çalışmaları elektrik vasıtası ile olur. Beyin; düşünceleri, hayalleri ve vücudun tüm fonksiyonlarını elektrik aracılığı ile oluşturur. Kimyasal reaksiyonlar, fizik kanunları, biyolojik olaylar, diğer bilim dallarındaki kurallar hep elektrik vasıtası ile olmakta.

Kısacası “elektriğin” olmadığı hiçbir ortam bulunmamaktadır. Gökyüzü, uzay, yıldızlar ve diğer gök cisimlerinin tamamında elektrik bulunmaktadır. Bugün teknolojimiz, elektrik ile işlemektedir. Elektriğin olmadığı bir ortamda makineler hiçbir işe yaramaz hale gelmektedir.

Peki bu elektrik, nereden geldi ve kim bu evrende her noktaya bu elektriği koydu? Düşündünüz mü? Bu elektrik nasıl bir şey ki; bulunduğu ortamda ne yapacağını biliyor? Oradaki ortama kendini uyarlıyor. İnsanın emrine girmiş; yaptığı programlara uyarak hareket ediyor. “Buradan git!” diyorsun, “Burada dur!” diyorsun, depolayabiliyorsun, insan olarak istediğin şekle sokabiliyorsun. Telefon oluyor, televizyon, bilgisayar, otomobil, tren, uçak, ışık, ses, görüntü, “atom bombası” oluyor.

İşte, bugünkü bilgilerle “melek” adlı varlıkların malzemesini bu şekilde açıklayabilirim: “elektrik”. Melek, elektrik mi? Hayır. İnsan ve diğer canlıların bedenleri nasıl toprak olup toprağa benzemiyorsa melek adlı varlıkların bedeni de elektrikten olup elektrik değildir.

Varlık âleminin her noktasında elektriğin olması demek, melek varlıklarının olmadığı bir yerin bulunmadığı anlamına gelir. Rabbimiz tarafından ilahi yazılım ile görevlendirilmiş / kodlandırılmış / programlanmış bu varlıklar; yaratılan tüm âlemlerin çalışmasını, şekillenmesini oluşturur.

Meleklerin Şekilleri Var Mı?

Meleklerin şekilleri konusunda pek bilgimiz bulunmamaktadır. Ancak “İstedikleri şekle girerler” ifadesi de yanlıştır. Böyle bir iradeleri bulunmamaktadır. Özellikle verilen görevin dışında başka bir bilgileri bulunmadığından görevlerine göre şekilleri olacağı muhakkaktır. İnsana benzer bir şekillendirme yerine “canlı” kelimesinin barındırdığı varlıkların şekillendirmesini düşünmek daha doğrudur.

Canlıların ortak olan özellikleri; malzemelerinin toprak olması, üremeleri, beslenmeleri ve ölmeleri ortak özellik olduğu halde; “bakterinin” de canlı olması, bitkilerin, hayvanların, insanların canlı kategoride bulunması ve hiçbirinin şekil olarak, büyüklük olarak birbirine benzememesi gibi “melekler” de birbirine benzemez. Yaratılış malzemeleri aynı; fakat hız boyutları ve şekilleri farklıdır.

Görev ve Özellikleri

Melekut aleminin / yaratılış ve işleyişin bulunduğu alemin varlıkları olan Melekler; programlandıkları görevin dışında başka bilgileri yoktur:

وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ ﴿٣١﴾ قَالُواْ سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا إِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

31. Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: “Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin.” dedi.
32. Dediler ki: “Sen, yücesin. Bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.” (Bakara 31-32)

Cebrail, vahiy meleğidir. Peygamberlere mesajı getirir ve onları eğitir. Söylendiği gibi birçok görev üstlenemez. Bir meleğin birçok görev üstlenmesi, ona irade verilmesini gerektirir. İradesini kullanması için de sorumluluk alması gerekir ki, meleklerde irade ve sorumluluk yoktur. Görevlerini yapmaları zorunludur. Seçme hakları yoktur. Görevlerini erteleme söz konusu değildir.

Hani bazı hikâyelerde anlatılır ya, ölüm meleği şimdilik vazgeçti daha sonra geldi. Allah’ın yarattığı ve işleyişini düzene koyduğu sünettulaha aykırı şeyler bunlar.

Dedikleri gibi süper kahraman bir varlık olsaydı; Bazı savaşlarda Peygamber Efendimiz’e (sav); üç bin ve beş bin melek görevlendirilmez, Cebrail gönderilir ve bu meleklerin tüm görevlerini yapardı. Ya da bir melek görevlendirilir, beş bin meleğin görevini üstlenirdi. Allah, düşündüğümüz gibi süper kahraman bir varlık yaratmaz. Çünkü insanlar, böyle varlığa tapınmaya yönelirdi.

إِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِنِينَ أَلَن يَكْفِيكُمْ أَن يُمِدَّكُمْ رَبُّكُم بِثَلاَثَةِ آلاَفٍ مِّنَ الْمَلآئِكَةِ مُنزَلِينَ ﴿١٢٤﴾ بَلَى إِن تَصْبِرُواْ وَتَتَّقُواْ وَيَأْتُوكُم مِّن فَوْرِهِمْ هَذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُم بِخَمْسَةِ آلافٍ مِّنَ الْمَلآئِكَةِ مُسَوِّمِينَ

124. O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?
125. Evet, siz sabır gösterir ve Allah’tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder. (Al-i İmran 124-125)

إِذْ يُوحِي رَبُّكَ إِلَى الْمَلآئِكَةِ أَنِّي مَعَكُمْ فَثَبِّتُواْ الَّذِينَ آمَنُواْ سَأُلْقِي فِي قُلُوبِ الَّذِينَ كَفَرُواْ الرَّعْبَ فَاضْرِبُواْ فَوْقَ الأَعْنَاقِ وَاضْرِبُواْ مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍ

12. Rabbin meleklere vahyetmişti ki: ‘Şüphesiz ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkâr edenlerin kalplerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse, vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına.’ (Enfal 12)

Yukarıdaki ayetlere dikkat ettiğimizde Bedir Savaşı’nda NİŞANLI BEŞ BİN melek bize bildiriliyor. Hâlbuki müşriklerin sayısı bu kadar değildi. O zaman diyebiliriz ki; her meleğin ayrı ayrı yaralamalarda birer görevi bulunmaktaydı. Müslümanlarca atılan her ok ve her kılıç darbesi, bir meleğin görevi olarak yapılıyordu. Hangi meleğe ne görev (nişanlı /programlı) verilmiş ise o uygulanıyordu. Bu konuyu Rabbimiz; Enfal suresi 17. ayette bize daha açık olarak bildiriyor:

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü; attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı. Mü’minleri kendilerinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için yaptı. Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir. (Enfal 17)

Meleklerin cinsiyeti yoktur. Canlılar gibi üremeleri söz konusu değildir. Görevlerine göre yaratılırlar, görevleri bittiğinde başka bir göreve programlanırlar:

وَجَعَلُوا الْمَلَائِكَةَ الَّذِينَ هُمْ عِبَادُ الرَّحْمَنِ إِنَاثًا أَشَهِدُوا خَلْقَهُمْ سَتُكْتَبُ شَهَادَتُهُمْ وَيُسْأَلُونَ

19. Onlar, Rahman’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Acaba meleklerin yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir. (Zuhruf 19)

إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلَائِكَةَ تَسْمِيَةَ الْأُنثَى

27. Gerçek şu ki ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. (Necm 27)

Ayrıca görevlerine göre belirli bir hız boyutunda hareket ederler. Bu hız boyutları, sayısını ancak Allah’ın bileceği ve bizim bilemeyeceğimiz kadar çeşitlidir:

الْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَاعِلِ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا أُولِي أَجْنِحَةٍ مَّثْنَى وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ يَزِيدُ فِي الْخَلْقِ مَا يَشَاء إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah’ındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. (Fatır 1)

Melekler, insanlar gibi duygulara sahip değildirler. Kötü, iyi, güzel, çirkin, acıma, kızma vs. duyguları yoktur. Melekler, Cehennem’de de görevlidir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

6. Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı, insanlar ve taşlardır.üzerinde oldukça sert (iri cüsseli) güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmiş ise ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. (Tahrim 6)

Melekler, Cennet’te de görevlidir:

جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَالمَلاَئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِم مِّن كُلِّ بَابٍ ﴿٢٣﴾ سَلاَمٌ عَلَيْكُم بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ

23. Onlar, Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve soylarından ‘salih davranışlarda’ bulunanlar da (Adn cennetlerine girer). Melekler, onlara her bir kapıdan girip (şöyle derler:)
24. ‘Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel.’ (Rad 23-24)

Ölüm melekleri, iyi insanın canını alırken görevi icabı iyilikle alır:

الَّذِينَ تَتَوَفَّاهُمُ الْمَلآئِكَةُ طَيِّبِينَ يَقُولُونَ سَلامٌ عَلَيْكُمُ ادْخُلُواْ الْجَنَّةَ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

32. Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: ‘Selam size’ derler. ‘Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.’ (Nahl 32)

Yine ölüm melekleri, inanmayan insanların canını alırken görevleri icabı şiddet kullanırlar:

وَلَوْ تَرَى إِذْ يَتَوَفَّى الَّذِينَ كَفَرُواْ الْمَلآئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ وَذُوقُواْ عَذَابَ الْحَرِيقِ

50. Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: ‘Yakıcı azabı tadın’ diye o inkâr edenlerin canlarını alırken görmelisin. (Enfal 50)

Her insanın ölüm meleği ayrıdır. Ona özeldir:

قُلْ يَتَوَفَّاكُم مَّلَكُ الْمَوْتِ الَّذِي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ إِلَى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ

De ki: sizin için görevlendirilen ölüm meleği sizi öldürür; sonra da Rabbinizin huzuruna çıkarılırsınız. (Secde 11)

Bazı melekler, Rabbimizin görevlendirilmesi ile müminlere dua ederler:

هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا

43. O’dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, mü’minleri çok esirgeyicidir. (Ahzab 43)

Bazı melekler de yeryüzündeki tüm insanlara dua ederler:

تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِن فَوْقِهِنَّ وَالْمَلَائِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَن فِي الْأَرْضِ أَلَا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

5. Gökler, neredeyse üstlerinden çatlayıp parçalanacaklar; melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara mağfiret dilerler. Haberiniz olsun gerçekten Allah, bağışlayan ve esirgeyen O’dur. (Şura 5)

Yine her insanın iki yanında görevli yazıcı melekler bulunur:

إِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعِيدٌ ﴿١٧﴾ مَا يَلْفِظُ مِن قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ

17. İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.
18- İnsan hiç bir söz söylemez ki yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın. (Kaf 17-18)

Önünde ve arkasında koruyucu görevli melekler de bulunur:

لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ

11. O’nun (insanın) önünden ve arkasından izleyenleri (takipçileri) vardır, onu Allah’ın emriyle gözetip-koruyorlar. Gerçekten Allah, kendi nefis (öz)lerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip-bozmaz. Allah bir topluluğa kötülük istedi mi, artık onu geri çevirmeye hiç bir (biçimde imkan) yoktur; onlar için O’ndan başka bir veli yoktur. (Rad 11)

Levh-i Mahfuz / ilahi bilgi işlem merkezinden verilen görevlerin yerine getirilmesi ile ilgili melekler arasında ses sinyalleri ile özel bir iletişim ağı bulunmaktadır. Nitekim cinler, dinleme konusunu çözmüşler; ancak dinleyenleri/göklerden haber almak isteyenleri yine görevli melekler engeller. Ve dinlemeye çalışan cinleri cezalandırırlar. Hani göklerde savaş var denir ya. Ancak bu savaş, melekler lehine tek taraflıdır. Cinlerin bu cezaları engellemeleri konusunda hiç şansları yoktur:

إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاء الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ ﴿٦﴾ وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَانٍ مَّارِدٍ ﴿٧﴾ لَا يَسَّمَّعُونَ إِلَى الْمَلَإِ الْأَعْلَى وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ ﴿٨﴾ دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ ﴿٩﴾ إِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

6. Şüphesiz biz dünya göğünü ‘çekici bir süsle’, yıldızlarla süsleyip-donattık.
7. Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;
8. Ki onlar, Mele’i A’la’ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar;
9. Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azap vardır.
10. Ancak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen ‘yakıcı bir alev’ izler (ve yok eder). (Saffat 6-10)

Meleklerin ahiret âleminde görev aldıklarını, Cennet ve Cehennem’de bulunduklarını belirtmiştim. Arş âleminde de melekler bulunur. Buradaki görevleri, Rabbin Arşı’nın etrafında bulunarak, Onu tesbih etmeleridir:

وَتَرَى الْمَلَائِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

75. Melekleri de arşın etrafını çevirmişler olarak Rablerini hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Aralarında hak ile hüküm verilmiştir ve: ‘Âlemlerin Rabbine hamdolsun’ denilmiştir. (Zümer 75)

الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

7. Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tespih ederler, O’na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler. “Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla onları cehennem azabından koru.” derler. (Mümin 7)

وَالْمَلَكُ عَلَى أَرْجَائِهَا وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ

17. Melek(ler) ise, onun çevresindedir. O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır.

Melekler ve İnsan

Konunun en önemli yerine geldik. Kuran-ı Kerim’in birkaç yerinde, Meleklerin; Rabbimizin emriyle Adem’e secde ettiğini görürüz. Yani bir anlamda Melekler, Rabbimizin emri ile İnsana tabi olabileceklerini, hizmet edebileceklerini belirtmiş olmuşlardı.

Bugün insanların kullandıkları teknolojiyi; melekleri programlayarak elde ettiklerini söyleyebilirim. Ve bunun da farkında olmadıklarını da. Bunun açıklamasını yazımın başında belirttiğim gibi elektriği programlamakla elde edilen teknoloji ile açıklayabilirim. Bilinçsiz bir elektriğe buradan git, burada dur diyerek yol tarifi yaparak televizyon, telefon v.d. gibi teknoloji yapacaksınız. Atomun içinde gizlenen korkunç bir gücü çıkaracaksınız. Ve bu güçlerin kaynağını sorgulamayacaksınız. Ya da İlahi kitaplar gündeminize geleceği için bu kaynağı ve bilinci görmemezlikten geleceksiniz. İşte bugünkü bilim anlayışı bu!

Rabbimizin emrine uymayan İblis ve cinler, insanlara hiçbir zaman hizmet etmediler. Aksine insana düşman oldular. Ve insanları devamlı şekilde kötülüğe teşvik ettiler:

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلاَئِكَةِ اسْجُدُواْ لآدَمَ فَسَجَدُواْ إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ

34. Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem’e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu. (Bakara 34)

Vahiy melekleri, Peygamberlere mesaj getirdiler. Bunun dışında birçok görevle insan formunda melekler de insanlarla iletişimde bulundu. Bu konu ayrı bir yazı konusu olarak detaylı bir şekilde anlatılacak. Bugün insanların algıladıkları uzaylı, UFO konuları da bu yazıda belirtilecek. “Bizim Uzaylılar” başlığı ile yazılacak bu yazıda; insan formundaki melekler neye benziyordu, nasıl yaratıldılar, nereden geliyorlardı, nasıl geliyorlardı ve görevleri ne idi. Cinler bunları nasıl taklit ettiler. Elimden geldiği kadar anlatmaya çalışacağım.

Abdurrahman Yördem,
Ekim 2018.

«1234567»






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50812496 ziyaretçi (128794996 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler