Kuran-i Kerim'deki Kelimelerin Sirri 8
 
ufo

Kurân-ı Kerîm’deki Kelimelerin Sırrı 8

Abdurrahman Yördem

Kategori: Kuran-ı Kerim'in Sırları

Elçiler / İnsan Formu Melekler / Bizim Uzaylılar

İnsanoğlu, tarih boyunca çevresindeki varlıkları ve olayları merak etmiş, onları tanımaya çalışmış ve onlarla iletişim kurmaya çalışmıştır. Nitekim evcil hayvanlar ve yetiştirdiği bitkiler, çevresinde bulunan canlılarla iletişim sağlamış; madenlerle kimya yolu ile iletişim oluşturmuştur. Zamanla mikro âlemle, bakterilerle, virüslerle ilaçlar ve tedavi yolları ile iletişim kurmuş; üremelerini engellemiş, onlar kendilerini değiştirmiş, bunun üzerine yeni ilaçlarla adeta savaş oluşturmuştur. Yine atom çekirdeği ve elektronların çarpıştırılması ile davranışları incelenmiştir. Saydığım bu olaylarda dikkat edilirse, insanoğlu, bu varlıkların dünyasına inecek yolları keşfederek onlarla iletişim oluşturmuştur.

İnsanoğlu; makro âlemde, göklerde, uzayda da arayışlarda bulunmuş; kendi gibi akıllı varlıklarla iletişim oluşturmaya çalışmış; ancak bugüne kadar bunda başarılı olamamıştır. Sadece psişik âlemde bulunan varlıklarla/cinlerle çeşitli yollarla iletişim kurduğunu zannetmiş; ancak bu varlıkların tuzaklarına düştüğünü fark etmemiştir.

Yine “uzaylılar” diye insan-hayvan karışımı varlıklar hayal ederek çeşitli yazısal ve görsel medyada bu tip varlık portreleri oluşturmuş ve çok ilginçtir ki, bunları da devamlı insanlarla savaştırmıştır. Sanki gelecekteki insanları savaşa hazırlama gayesi ile…

Peki, ilahi dinlerde anlatılan göklerden gelenler kimdi? Efsanelerde anlatılanlar ve tarih boyunca birçok medeniyete iz bırakmış olanlar kimdi? Göklerden birileri gelmiş miydi? Daha önce geldiler de şimdi niye gelmiyorlar? Yoksa geliyorlar da haberimiz mi olmuyor? Bu tip sorular, devamlı zihnimizi kurcalıyor. Bazıları da bundan nemalanıyor.

İlahi kitabımız Kurân-ı Kerîm, göklerden gelenleri bize bildirir. Öncelikle insanoğlunun göklerden geldiğini:

فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا اهْبِطُواْ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِي الأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَى حِينٍ

“Fakat Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları (durum)dan çıkardı. Biz de: ‘Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır’ dedik. (Bakara 36)

Hz. Âdem ve Eşi, yasak meyveyi yediğinde yaratıldıkları gezegenden Dünya’mıza indirildiler. Bu görev, Rabbimizin emri ile göklerden gelen Elçiler/Bizim Uzaylılar vasıtası ile oldu.

Yine Hz. İdris’in göklerde yaptığı yolculuğu, Hz. Nuh’un gemiyi yaparken Rabbimizin emri ile yardım aldığı varlıklar, bu “elçi”lerdi:

وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلاَ تُخَاطِبْنِي فِي الَّذِينَ ظَلَمُواْ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

“Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi imal et. Zulmedenler konusunda bana hitapta bulunma. Çünkü onlar, suda boğulacaklardır.” (Hud 37)

Hatta Rabbimizin emri ile Hz. Nuh’un kavminin bulunduğu yöredeki yeraltı sularının yeryüzüne çıkmasını sağlayan, gökyüzündeki bulutları bir araya getirerek yağmurun yoğun olarak yağmasını sağlayan da yine bu elçilerdi:

فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاء بِمَاء مُّنْهَمِرٍ ﴿١١﴾ وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاء عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

11. Biz de ‘bardaktan boşanırcasına akan’ bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri de ‘coşkun kaynaklar’ halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti. (Kamer 11-12)

İnsan formu elçiler; yine Rabbimizin emriyle, Hz. Hud’un kavmini KASIRGALAR oluşturarak helak ettiler. Semud kavmini oluşturdukları bir SES ile yok ettiler. Şuayb Peygamber’in kavmi olan Medyen kavmine de depremler oluşturarak helak olmalarına sebep oldular.

Bu ara aklıma ne geldi biliyor musunuz? Hani filmlerde, zamanımızın hayalperestlerinin hayallerinde olan uzaylılarla insanoğlu arasındaki savaşları vardı ya. İşte savaş. Ancak tek taraflı ve insanoğlunun aleyhine bir savaş. Rabbimizin insanoğlunu cezalandırması... Ne ertelenebilir ne de savunulabilir. Rabbimiz emri oluştuğunda uygulanması zorunlu olan ve başka alternatifi bulunmayan tek taraflı savaş. Yazımın ilerisinde gelecek. Yine göklerde tek taraflı savaş var: bu da cinlerin cezalandırılması. Yine tek taraflı savaş.

Hz. İbrahim’le devam edelim. Hud suresi 69. 70. ve 71. ayetler:

وَلَقَدْ جَاءتْ رُسُلُنَا إِبْرَاهِيمَ بِالْبُشْرَى قَالُواْ سَلاَمًا قَالَ سَلاَمٌ فَمَا لَبِثَ أَن جَاء بِعِجْلٍ حَنِيذٍ ﴿٦٩﴾ فَلَمَّا رَأَى أَيْدِيَهُمْ لاَ تَصِلُ إِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُواْ لاَ تَخَفْ إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَى قَوْمِ لُوطٍ ﴿٧٠﴾ وَامْرَأَتُهُ قَآئِمَةٌ فَضَحِكَتْ فَبَشَّرْنَاهَا بِإِسْحَقَ وَمِن وَرَاء إِسْحَقَ يَعْقُوبَ

69. Andolsun, elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldikleri zaman; ‘Selam’ dediler. O da: ‘Selam’ dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.
70. Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. ‘Korkma dediler, biz Lut kavmine gönderildik.’
71. Karısı ayaktaydı, bunun üzerine güldü. Biz ona İshak’ı, İshak’ın arkasından da Yakub’u müjdeledik.

Hz. Lut’a geldiler. Hud suresi 77. ve 81. ayetler:

وَلَمَّا جَاءتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ

77. Elçilerimiz Lut’a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: ‘Bu, zorlu bir gün’ dedi. (Hud 77)

قَالُواْ يَا لُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُواْ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَلاَ يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلاَّ امْرَأَتَكَ إِنَّهُ مُصِيبُهَا مَا أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُ أَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرِيبٍ

81. (Elçiler) Dediler ki: ‘Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiç biriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan (azap), ona da isabet edecektir. Onlara va’dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?’ (Hud 81)

Elçiler, Hz. İbrahim’e daha sonra da defalarca geldiler. Ona eğitim verdiler. Kâbe’nin yapımında yardımcı oldular. Oğlunu kurban edeceği zaman yine Rabbimizin emri ile koç getirdiler.

Lut kavminin yok edilmesinde ilginç bir yöntem uyguladılar. Hud suresi 82. âyette belirtildiği gibi şehrin üstü toprağın altına gelecek şekilde bir basınç uyguladılar. Hepsi KODLANMIŞ göktaşları ile şehrin üstü kapatılmış oldu. (Hud suresi 83. ayet) Bugün biliyoruz ki eşcinsel ilişkiler sonucunda AIDS denilen bir mikrop oluşuyor. Bu şekilde mikrobu da toprağın altına gömdüler Ki diğer insanlara bulaşmasın.

Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun döneminde; Elçiler/Bizim Uzaylılar, Rabbimizin emri ile İsrailoğularına çok kere yardımda bulundular. Tuva vadisinde Hz. Musa’ya mesaj getirdiler. (Araf suresi 145. ayet) Firavun’a türlü belalar oluşturdular. (Araf suresi 133. ayet) Nil Nehri’ni aşarken nehrin yarılmasını sağladılar. (Şuara 63. ayet) Çölde İsrailoğulları’na yol gösterdiler. (Ta-Ha suresi 77. ayet) Kutsal sandığı verdiler. Kutsal sandığı da Elçiler taşıyordu. (Bakara suresi 248. ayet) İhtimalle yiyecek imal ediyordu. (Bakara suresi 57. ayet) Su istekleri üzerine kaynaklar oluşturdular. (Bakara suresi 60. ayet) Hatta 70 kişilik bir gurup İsrailoğulları’nı araçlarına aldılar. Kendilerinden Rabbimizin emri olan Cumartesi yasağı ile ilgili söz aldılar. (Nisa suresi 154. ayet)

Hz. Süleyman devrinde; Rabbimizin emri ile cinler, Hz. Süleyman’a hizmet ediyordu. Cinlerin insana hizmet etmesi söz konusu olmadığından isyan ediyorlardı. Bunun üzerine Elçiler/Bizim Uzaylılar/İnsan formu melekler, isyan eden cinleri cezalandırıyorlardı. (Sebe 12) Yakın gök olan güneş sisteminde bulunan cinleri de cezalandırıyorlardı. Bu cinler; gökyüzünü dinleyerek, aldattıkları insanlara bazı bilgiler veriyordu. Ancak yasak olan bu işlemi yapan cinler; İnsan formu melekler tarafından göktaşları ve ışınlarla cezalandırılıyordu. (Cin 8-9) Cinlerin kendilerini savunmaları mümkün değildi. Bu olay, hala gökyüzünde devam etmektedir.

Hz. Süleyman’ın vefatından sonra cinler; köle olarak kullanılmalarını hazmedemediler. Aldattıkları insanlara Hz. Süleyman hakkında büyücü dedikodusu yaptılar. Onun peygamber olmadığını yaydılar. Bunun üzerine Harut ve Marut adında iki Elçi/İnsan formu melek, Babil’de bunun yalan olduğunu halka bildirdiler. Ayrıca cinlerin insanlara öğrettiği büyücülük konusunda insanları bilgilendirdiler. (Bakara 102)

Hz. İsa döneminde de Hz. Meryem’e ve Hz. İsa’ya geldiler. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (SAV) küçüklüğünden itibaren geldiler. Özellikle Miraç olayında göklerde yolculuk yaptırdılar. Hatta vahiy meleği olan Cebrail de çok kere insan formunda gelerek Peygamberimiz’e (SAV) eğitim vermiş, vahyi getirmiş ve Miraç’ta evrenimizin sınırına kadar eşlik etmişti.

“Elçiler”e neden “Bizim Uzaylılar” dedim? Çünkü gerçek uzaylılar, bunlar! Peki diğerleri kim? Bir de taklit edilen uzaylılar var. Elçiler/Bizim Uzaylılar, Dünya’ya gelir de insanlarla iletişim kurarlarsa Şeytan ve uşakları boş durur mu? Bu olaydan yararlanarak insanların inancını nasıl bozarım diye planlar kurmaz mı? İşte havanın gazlarına şekil verme kabiliyetinden dolayı hologramlar oluşturur. Bazen uzaylı görüntüsü verir, bazen de uçan daire. Hatta uçan dairelere inanılan bölgelerde birçok uçan daire görüntüleri oluşturur. Bunların fotoğrafını bile çekebilirsiniz.

Bir kısım (kendini meditasyona açmış) insanın da beyninde bulunan epifiz bezine sinyaller göndererek onu (düşüncelerini ve hayallerini) kendi dünyasına çekerek, onu uçan daireye bindirir, gökleri gezdirir, doğru-yanlış bilgilendirir, tekrar dünyaya döndürür. Bunu tarih boyunca, çeşitli şekillerde ve milletlerde aldattığı insanlar kanalıyla tekrar ettirerek efsaneler oluşturulmasına ve bu inanışların din haline dönüştürülmesinde etken olmuşlardır.

Rabbimiz, bu durumu bildiğinden; “elçi”lerin, bundan farklı olmasını sağlamış; insanlarla iletişim kuracak melekleri İNSAN FORMUNDA robotlar olarak yaratarak Dünya’ya göndermiştir. Şeytan, cisim haline gelemediğinden ve peygamberler bu durumdan bilgilendirildiklerinden dolayı peygamberleri aldatamamıştır.

İnsan formunda melekler nasıl yaratıldılar, nereden geliyorlar, hangi araçla geliyorlar bundan sonraki yazılarımda belirtilecek.

Buraya kadar yazılandan anlaşılacağına göre göklerden gelen uzaylılar var. Hala gökyüzünde bizi izleyenler var. Çünkü insanlar, cezalandırılıyor. Depremlerle, kasırgalarla, çeşitli afetlerle, büyük kazalarla kendilerini gösteriyorlar. Yöneticilere yanlışta olduklarında işaretler veriyorlar. Ancak bugün İslam ülkeleri de dâhil hiçbir ülke yöneticisi, bu uyarıları anlamıyor. Çevrelerindeki bilim insanları da bunu anlamak istemiyorlar. Ve “uzaylılar” diye sadece magazin yapılıyor.

أَأَمِنتُم مَّن فِي السَّمَاء أَن يَخْسِفَ بِكُمُ الأَرْضَ فَإِذَا هِيَ تَمُورُ ﴿١٦﴾ أَمْ أَمِنتُم مَّن فِي السَّمَاء أَن يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذِيرِ

16. Gökte olanın sizi yere geçirmeyeceğinden emin misiniz? Bir bakmışsınız ki, o (yeryüzü) sallanıp-çalkalanmaktadır.
17. Yoksa gökte olanın üzerinize ‘taş yağdıran (fırtınalı) bir rüzgâr’ göndermeyeceğinden emin misiniz? Siz o takdirde Benim uyarmam nasılmış bilip-öğreneceksiniz. (Mülk suresi 16-17)

Abdurrahman Yördem,
Aralık 2018.

«567891011»






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 51933865 ziyaretçi (131692981 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler