Kuran-i Kerim'deki Kelimelerin Sirri 9
 
clout, bulut

Kurân-ı Kerîm’deki Kelimelerin Sırrı 9

Abdurrahman Yördem

Kategori: Kuran-ı Kerim'in Sırları

Gamam / Bulut

Elçiler / İnsan formu Melekler / Bizim Uzaylılar, cisim olduklarından; göklerden gelirken yine bir cisim olan araçları olması gerekir. Nitekim böyle bir araçları var. Dünyayı izliyorlarsa görülmeleri gerekmez mi? Ya da teknolojik aletlerle fark edilmeleri gerekmez mi? Yoksa bu aracın görülmesini engelleyen bir şey mi var?!

Yönetmenliğini Rajkumar Hirani'nin yaptığı, başrolünü Müslüman oyuncu Aamir khan'ın üstlendiği "P.K." filminden bir sahne.

Bir Hint filmi izlemiştim. Yeryüzüne inen bir buluttan çıkan çıplak bir adamın/uzaylının; Hindistan’daki inanç sistemini sorgulayan bir komedi filmi. Yoğun bulut’tan Göklerden gelen araç görünmüyordu. Bu bulut, inançlarında mı vardı. Yoksa senaryoyu yazan kişinin bir keşfi miydi bilmiyorum.

Buna benzer bir olgudan Kurân-ı Kerîm’de de bahsedilir. Meallerde bulut olarak tercüme edilmiş, ancak buluttan başka bir şeyi anlatan bir kelime “GAMAM”.

Kurân-ı Kerîm meallerinde bulut olarak tercüme edilen iki Arapça kelime bulunur. Bu kelimelerden biri GAMAM (الْغَمَامَ), diğeri ise SEHAB (السَّحَابِ) tır.

Yüce Kitabımızda ilgili ayetleri incelersek Bakara suresi 57 ve 210 ayetler, Araf suresi 160. ayet ve Furkan suresi 25. ayetlerde “GAMAM” kelimesi bulut olarak meallerde yazılmış.

Bakara 164, Araf 57, Ra’d 12, Nur 40, 43 , Neml 88, Rum 48, Fatır 9, Tur 44 ayetlerde “SEHAB” kelimesi bulut olarak meallere geçmiştir:

وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَى كُلُواْ مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَكِن كَانُواْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Bulutları üzerinize gölge (GAMAME) kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler. (Bakara 57)

إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتِي تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ النَّاسَ وَمَا أَنزَلَ اللّهُ مِنَ السَّمَاء مِن مَّاء فَأَحْيَا بِهِ الأرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخِّرِ بَيْنَ السَّمَاء وَالأَرْضِ لآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah’ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları (SEHABİ) evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara 164)

هَلْ يَنظُرُونَ إِلاَّ أَن يَأْتِيَهُمُ اللّهُ فِي ظُلَلٍ مِّنَ الْغَمَامِ وَالْمَلآئِكَةُ وَقُضِيَ الأَمْرُ وَإِلَى اللّهِ تُرْجَعُ الأمُورُ

Onlar, bulut (GAMAMİ) gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve (azap) emrinin gerçekleşmesini mi gözlüyorlar? Oysa bütün işler Allah’a döner. (Bakara 210)

وَهُوَ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ حَتَّى إِذَا أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالاً سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ الْمَاء فَأَخْرَجْنَا بِهِ مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ كَذَلِكَ نُخْرِجُ الْموْتَى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O’dur. Bunlar ağırca bulutları (SEHABEN) kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleriz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız. İşte biz, ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız. (Araf 57)

وَقَطَّعْنَاهُمُ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ أَسْبَاطًا أُمَمًا وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى إِذِ اسْتَسْقَاهُ قَوْمُهُ أَنِ اضْرِب بِّعَصَاكَ الْحَجَرَ فَانبَجَسَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ الْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْهِمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَى كُلُواْ مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَكِن كَانُواْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa’ya: ‘Asan’la taşa vur’ diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla (GAMAME) gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik:) ‘Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin.’ Onlar bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Araf 160)

هُوَ الَّذِي يُرِيكُمُ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنْشِئُ السَّحَابَ الثِّقَالَ

O size şimşeği korku ve umut olarak gösteren, (yağmur yüklü) ağırlaşmış bulutları (SEHABE) (inşa edip) ortaya çıkarandır. (Ra’d 12)

أَوْ كَظُلُمَاتٍ فِي بَحْرٍ لُّجِّيٍّ يَغْشَاهُ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِ مَوْجٌ مِّن فَوْقِهِ سَحَابٌ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَا أَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرَاهَا وَمَن لَّمْ يَجْعَلِ اللَّهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِن نُّورٍ

Ya da (inkâr edenlerin amelleri) engin bir denizdeki karanlıklara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut (SEHAB) vardır. Bir kısmı bir kısmı üzerinde olan karanlıklar; elini çıkardığında onu bile neredeyse göremeyecek. Allah kime nur vermemişse, artık onun için nur yoktur. (Nur 40)

أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُزْجِي سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاء مِن جِبَالٍ فِيهَا مِن بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِ مَن يَشَاء وَيَصْرِفُهُ عَن مَّن يَشَاء يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِالْأَبْصَارِ

Görmedin mi ki, Allah bulutları (SEHABEN) sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indirir, onu dilediğine isabet ettirir de, dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir. (Nur 43)

وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَاء بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلَائِكَةُ تَنزِيلًا

Göğün bulutlarla (GAMAMİ) parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün; (Furkan 25)

وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِ صُنْعَ اللَّهِ الَّذِي أَتْقَنَ كُلَّ شَيْءٍ إِنَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَفْعَلُونَ

Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların (SEHABİ) sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi ‘sapasağlam ve yerli yerinde yapan’ Allah’ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır. (Neml 88)

اللَّهُ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَيَبْسُطُهُ فِي السَّمَاء كَيْفَ يَشَاء وَيَجْعَلُهُ كِسَفًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ فَإِذَا أَصَابَ بِهِ مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ إِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ

Allah, rüzgârları gönderir, böylece bir bulut (SEHABEN) kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp-dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler. (Rum 48)

وَاللَّهُ الَّذِي أَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَاهُ إِلَى بَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذَلِكَ النُّشُورُ

Allah, rüzgârları gönderir, onlar da bulutu (SEHABEN) kaldırır, böylece biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte (ölümden sonra) dirilip yayılma da böyledir. (Fatır 9)

وَإِن يَرَوْا كِسْفًا مِّنَ السَّمَاء سَاقِطًا يَقُولُوا سَحَابٌ مَّرْكُومٌ

Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: ‘Üst üste yığılmış bir buluttur (SEHABUN)’ derler. (Tur 44)

Bu ayetlerin dışında “bulut” kelimesi; Ahkaf suresi 24. ayette “ARİD” (azap getiren kasırga), Vakı’a suresi 69. ayette de “yağmur bulutları” karşılığı olarak meallerde yer almıştır.

Ayetler incelendiğinde; Kurân-ı Kerîm’deki ayetlerdeki “sehab” kelimesinin karşılığı, yağmur bulutları ve gökyüzünde gördüğümüz bulutların karşılığıdır. Ancak “gamam” kelimesi geçen ayetler; bize hep ardında İnsan formu meleklerin olduğu bir gölge veya yapay bir bulutu anlatmaktadır.

bulut, cloud, Musa, Moses
Hz. Musa ve kavmi, çölde.

Bakara suresi 57. ayet ve Araf 160. ayetlerde; Hz. Musa’nın kavmi çölde iken su ve yiyecek ihtiyaçlarının Rabbimiz tarafından karşılandığı belirtiliyor. Hz. Musa, emir üzerine kayalara asasını vurarak suyun akmasını sağlamış, GAMAM gölge yaptırılarak kavmine yiyecek sağlanmış. Peki bu Gamam ın arkasında ne var ki, Hz Musa’nın yanında bulunan binlerce kişiden oluşan kavminin yiyecek ihtiyacı nasıl karşılanıyor.

Bakara suresi 210. ayet ve Furkan suresi 25. ayette, Rabbimiz bize GAMAM’ın arkasındakini bildiriyor: MELEKLER. Ad’a, Semud’a, Lut kavmine azap getiren Elçiler/insan formu melekler/Bizim Uzaylılar, Rabbimizin emriyle Hz. Musa’nın kavmine yardımcı oluyorlar. Kayalardan su çıkmasını sağlıyorlar. Muhtemelle Ahit Sandığı /tabut, bu esnada indiriliyor. Binlerce insana her gün yiyecek imal ediliyor.

Bakara suresi 248. ayette bu sandığın melekler (insan formu melekler) tarafından taşındığı bildirildiğine göre yine muhtemelen sandığın içinde insana zarar verecek bir oluşum bulunmaktadır. Akla nükleer bir sandık ve radyasyon gibi insana zarar veren bir durum gelebiliyor.

Buraya kadar anlatılandan anladığımız, gamam bir gölge/yapay bulut. Ardında görevli melekler var. Bu meleklerin içinde bulunduğu bir araç var. Diğer bir yazımda bu araçla ilgili bilgi vereceğim.

Tekrar hatırlatmak isterim. Yazılarımda oluşturduğum kurgular için illa bu şekildir diye bir iddiam yoktur. Benim 21. yüzyıldaki bilim ışığında Kurân-ı Kerîm ayetlerinden anladığımı, kaleme alıyorum. Yüz yıl sonra bilimin geldiği noktada başka yorumlar yapılabilir. En iyisini Allah (cc) bilir.

Abdurrahman Yördem,
Aralık 2018.

«6789101112»





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: abdurrahman yördem, 25.12.2018, 16:17 (UTC):
Allah senden razı olsun. Rabbim sana bu dünyada da iyilikler versin ahirette de. yazımı vurgulayan ve daha fazla anlam kazandıran çalışmaların o kadar mükemmel ki yazdıklarımdan duygulandım. Allah'a binlerce şükürler olsun.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 51939696 ziyaretçi (131706595 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler