Kuran-i Kerim ve Bilim Acisindan Hz. Ademin Yaratilisi
 

Kurân-ı Kerîm ve Bilim Açısından Hz. Adem'in Yaratılışı

Abdurrahman Yördem

Kurân-ı Kerîm ve bilim açısından insanın yaratılışını incelersek; toprağın içindeki elementlerin, topraktan süzülerek bitkiler, hayvanlar ve bunlardan oluşan besinlerle; anne ve baba vücuduna girdiğini, bu besinlerin vücutlarında işlem görerek sperm hücresini ve dişi hücreyi meydana getirdiğini; bu iki hücreye ulaşan özü toprak olan bu besinlerin; Rabbimizin yarattığı DNA şifreleri ile insan bedenine dönüştüğünü görürüz. (Toprak-insan bedeni) oluşumu.

Bununla birlikte Rabbimiz bize, insan yaratılışının her şeklini de yarattığını göstermiştir. Anne ve babasız yaratılan Hz. Adem, baba kanalıyla annesiz yaratılan eşi, anne kanalıyla babasız yaratılan Hz. İsa’nın yaratılışları, insan yaratılışının her ihtimalinin gerçekleştiğini Rabbimiz ayetleri ile bize bildirmektedir.

Hz. Adem’in yaratılışında; anne ve baba olmadığından, Rabbimizin “OL” emrinin oluşturduğu ve kıyamete kadar gelecek insanların şifrelerinin ilahi yazılımının içinde bulunduğu (DNA) döllenmiş yumurta yaratıldı. Yaratılan bu ilk hücre, toprakla bir şekilde irtibatlandırılarak toprağın süzülmesi ile bitkiye benzer şekilde, beden oluşturuldu. Şekil verildi. Daha sonra Ruh üflenerek şekillenmiş bedene canlılık verildi. Daha sonra eşyaların öğretilmesi ile de bilinç, akıl, şuur verilerek ilk insan (Hz. Adem) olarak yaratıldı. (en iyisini Allah bilir)

Bilimin çözemediği bu durumu Rabbimiz, ayetleri ile bize bildirmektedir.

“Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: Ben ÇAMURDAN BİR İNSAN yaratacağım. ONU KIVAMA ERDİRİP içine RUHUMDAN ÜFLEDİĞİMDE, önünde secde ederek eğilin!” [1]

“Allah, sizi yerden bir BİTKİ (GİBİ) bitirdi.” [2]

“ALLAH, ÂDEM’E BÜTÜN İSİMLERİ, ÖĞRETTİ. Sonra onları önce meleklere arz edip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.
Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alim ve hakîm olan ancak sensin, dediler.

(Bunun üzerine:) Ey Âdem! eşyanın isimlerini meleklere anlat dedi. Âdem, onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.” [3]

Hz. Ademin yaratılmasından sonra, aynı ortamda, aynı şekilde eşi (Havva) yaratılmış. Ancak yumurta hücresi olarak Adem den alınan kök hücresi kullanılarak bugün klonlama dediğimiz şekle benzer bir yaratılışla Havva yaratılmış. (En iyi Allah bilir)

“Ey insanlar! SİZİ BİR TEK NEFİSTEN YARATAN VE ONDAN DA EŞİNİ YARATAN; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.” [4]

“O, odur ki, sizi BİR TEK CANLIDAN YARATTI, EŞİNİ DE ONDAN VÜCUDA GETİRDİ Kİ, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rableri Allah'a şöyle dua ettiler: Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız.” [5]

Hz. İsa, babasız yaratılmıştır. Kurân ayetlerinde; Ruh insan görüntüsü ile gelerek Allah’ın “OL” kelimesi ile Hz. Meryem’in hamile kalmasını sağladığı, ayrıca başka bir ayette Hz. İsa’nın yaratılışının Hz. Adem gibi olduğu bize anlatılmaktadır.

Hz. Adem’in yaratılışında Rabbimizin “OL” emriyle yarattığı DÖLLENMİŞ YUMURTANIN toprakla ilişkilendirilmesinden bedeninin yaratıldığını incelemiştik.

Hz. İsa’nın da buna benzer “OL” emriyle yaratılmış DÖLLENMİŞ YUMURTANIN bugünkü bilimin deyişiyle taşıyıcı anne olarak seçilen Hz. Meryem de bedenlenmesi ile Hz. İsa yaratılmıştır. (En iyi Allah bilir)

Rabbimiz; Kurân-ı Kerîm’de bize bu olayı detaylar ile bildirmektedir:

“Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuzu göndermiştik, ona düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.

Demişti ki: ‘Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma).’

Demişti ki: ‘Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım).’

O: ‘Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken!’ dedi.

‘İşte böyle’ dedi. Rabbin, dedi ki: -Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır) ve iş de olup bitmişti.” [6]

“Allah nezdinde Hz. İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ‘Ol!’ dedi ve oluverdi.” [7]

“Ey Ehl-i Kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın resulüdür, (o) Allah’ın, Meryem’e ulaştırdığı ‘kün: Ol’ kelimesi (nin eseri)dir, O’ndan bir ruhtur.

Şu halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. ‘(Tanrı) üçtür’ demeyin, sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah, ancak bir tek Allah’tır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.” [8]

Kurân-ı Kerîm; Hz. İshak ve Hz. Yahya’nın doğumları ile ilgili ilginç bilgiler verir. Hz. Yahya’nın annesi kısırdır, Hz. İshak’ın annesi de yaşlı, doğum yapamayacak yaştadır.

Bilimin, ileri yıllarda zorunluluk durumunda böyle durumların tedavisinin keşfedebileceğini bize ayetlerle bildirilmiştir. Rabbimizin; Hz. İbrahim ve karısına gönderdiği elçiler ile Hz. İshak’ı müjdelemeleri ve Hz. Zekeriya’ya gönderilen melek vasıtası ile Hz. Yahya’yı müjdelediği ayetler:

“İbrahim’in karısı ayaktaydı. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak’ı müjdeledik; İshak’ın arkasından da Yakûb’u.

Karısı, ‘Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!’ dedi.

Melekler, Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir. Dediler.” [9]

“Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, ‘Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın!’ diye dua etmişti. Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.” [10]

“Orada Zekeriya, Rabbi’ne dua etti: ‘Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin!’ dedi.

Zekeriya, mabette namaz kılarken melekler ona, Allah sana, kendisinden gelen bir ‘kelime’yi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler diye seslendiler.

Zekeriya, ‘Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?’ dedi. Allah, ‘Öyledir, ama Allah dilediğini yapar.’ dedi.” [11]

Abdurrahman Yördem'in Diğer Yazıları ❯

Dipnotlar

[1] Sad 71-72.
[2] Nuh 17.
[3] Bakara 31-33.
[4] Nisa 1.
[5] Araf 189.
[6] Meryem 17-21.
[7] Al-İmran 59.
[8] Nisa 171.
[9] Hud 71-73.
[10] Enbiya 89-90.
[11] Al-İmran 38-40.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50064245 ziyaretçi (127081224 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler