Kus Dili
 

Kuş Dili

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Dil.

Kuş dili, esas anlamıyla günümüzde metapşisik alanda incelenen, popüler ifadeyle altıncı duyu olarak bilinen, pşisik yeteneklerin en gelişmiş, en ileri düzeyini simgeleyen sembolik bir ifadedir. Sadece insanlar arası pşisik iletişimi değil tüm canlılar arası iletişimi ve psikometri yeteneğini kapsar. Metapsişik incelemelerin ve Parapsikoloji’nin mevcut olmadığı yüzyıllarda sufiler, doğal olarak böyle sembolik bir ifade kullanmak durumundaydılar.[1][2]

Bedri Ruhselman şöyle demektedir:

“İki yakın dost birbirlerini sıkıca düşündükleri sırada düşüncelerini birbirlerine rüyalar halinde de aktarabilirler. Şu halde madde durumu bakımından tesir olanakları çok dar ve sınırlı olan insanların yapabildikleri bu tür paranormal olayları daha yüksek maddi olanaklara sahip bedensiz varlıklar neden yapamasınlar? Aksine hem tekamüllerin durumu uygun olduklarından hem de ellerinde kullandıkları seyyal maddelerin zengin olanakları bulunduğundan bu tür fenomenleri yüzlerce hatta tekamül düzeyi çok daha yüksek olan varlıklar, milyonlar ve milyarlarca kez daha daha üstün biçim ve varyete (çeşit)’lerde meydana getirmek olanak ve kudretine daima sahiptirler.

Onlar, tesirlerini bir kısmına az önce değindiğim  biçim ve tarzlarda kullanarak sözünü ettiğim amaç ve hedeflerine ulaşırlar. Bu tesir akışının bir biçimi, “gerçekleşen rüyalar” tarzında oluşur. Bireysel ve kitlesel olarak birtakım imajlar göstermek şeklinde oluşan tesir akışında kısaca bu imajlarla insanların çeşitli yorumlama faaliyetlerinin uyarılarak insanlığın istenilen tekamül ve idrak düzeyine yükselmesinde belirli hedeflere ulaşabilmesinin sağlanması amacı söz konusudur.” [2]

Kimilerine gör Tevrat’taki “çok önceden insanların dilinin tek olduğu” ifadesinde paranormal yeteneklerin insanlarda olağandışı yetenekler olarak mevcut olduğu “devre”lerdeki telepatik iletişim kastedilmektedir.[1][2]

Bir gruba mensup kimselerin, kelimelerin yapı ya da anlamlarını değiştirerek oluşturdukları diller vardır. Bunlara jargon denir. Jargonlar da özel diller arasında yer alır. Ahmet Caferoğlu’nun ilk defa tespit ettiği “Erkilet çerçilerinin gizli dili” ya da “kuş dili” olarak bilinen ve çeşitli şekilleri olan anlaşma araçları jargon örnekleridir.[3][4]

Kuş dili, genellikle şiirsel, birleştirici, ilahi ve meleklere ait bir lisan olarak betimlenir. Kuş dilini anlayan bilgi ve hikmetin en yüksek derecesine ulaşabilir ya da tersine ruhsal gelişim belli bir düzeye ulaştıktan sonra kuş dilini anlamaya başlar.[1][2]

“Kuş Dili” ifadesinin zaman zaman “olayların dili” anlamında kullanıldığı da görülmektedir.

İslam

“Kuş dili” deyimi, ilk kez Kuran-ı Kerim’de kullanılmış sembolik bir ifadedir. İslami geleneğe göre Kuran-ı Kerim’de kendisine ilim verilmiş olan Hz. Süleyman, tüm hayvan dillerini anladığı gibi rüzgarlardan çok iyi yararlanmayı bilen bir peygamberdi.

Kuran’da kuş dilinden şöyle söz edilmektedir: [1][2]

وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُودَ وَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ الطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَيْءٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبِينُ

Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi. (Neml 16)

Bu ayetin devamında;

وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ ﴿٢٠﴾ لَأُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِّي بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ ﴿٢١﴾  فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍ بِنَبَإٍ يَقِينٍ

“(Süleyman) kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi:) “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip, ‘Ben, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe’den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.’ dedi.” (Neml Suresi: 27/20-22)

mealindeki ayetlerde yer alan kıssaya göre Hz. Süleyman, kuşlar ve özellikle ‘Hüdhüd’ kuşu ile konuşur. Bu, Kuran’da kuşlarla iletişim kurulduğunun bildirildiği önemli bir anlatımdır. Hz. Süleyman, bütün doğa unsurları ve güçlerinin boyun eğdiği hükümdar olarak kuşlar üzerinde de hakimiyet kurmuş, onlarla kendi dillerinde konuşmuştur.

Hz. Süleyman’ın, ilahî kudretle kuşların anlayacağı bir dile vakıf olarak, bu dil vasıtasıyla kuşlarla konuşması başlı başına bir mucizeyken, bazı İslâm âlim ve müfessirleri ‘kuş dili’ni derin anlam içeren bir sembol olarak da düşünüp yorumlamışlardır.[5] Örneğin, meşhur müfessir Elmalılı Hamdi Yazır’a göre,

“…Konuşma denilen kavramda en önemli taraf, bir mana ifade etmesi olduğundan, manasız olan sözler bir yana atılıp delaletin konulmuş olması kaydından vazgeçilir de, gerek konuluş itibariyle, gerek aklî ve gerek doğal herhangi bir işaretle bir mana ifade edebilen sesler düşünülürse konuşmanın insana has olmayan bir anlamı elde edilmiş olur ki, işte mantıku’t-tayr, kuş dilinde de düşünülecek mana budur. Bu sebepten kuşun çeşitli duyguları arasındaki münasebetleri idare eden özel duygu ve kabiliyeti, kuş dili ve duygularını ortaya koymak için çıkardığı sesler de kuş dili demek olur.

Hz. Süleyman’ın mucizesinde daha derin bir mana anlaşılması gerekmez mi? diye bir soru hatıra gelir. Bundan dolayı, adı geçen peygambere mucize olarak kuşlar, ileride geleceği üzere Hüdhüd’ün söylediği gibi gerçekten tam bir söz söylediler, demişlerdir. Çünkü Hz. Peygamber’e ağaçlar, taşlar söylemişti; fakat bu manaya göre de Hz. Süleyman’a kuş dili değil, kuşa insan dili bildirilmiş olur. Halbuki “Bize kuş dili öğretildi.” buyurulmuştur. Bu sebepten önemli olan husus, kuşun söylemesinden çok, Hz. Süleyman’ın anlamasında ve anlayışının derinliğindedir.

Hem de Kuran’ın ifadesine göre bu anlayış, sadece kuşun dilinde, lügatinde değil mantığındadır. O yalnız kuşların sesleri veya hareketleri ile ifade ettikleri hislerini anlamakla kalmıyor, o hisleri idare eden ana mantığı, işin gizli ilahî sırlarını biliyordu. Böylece onların şakımalarındaki yüce Allah’ı tesbih ve tazimlerini anladığı gibi, onları idaresi altına alarak kendine has teşkilatıyla ordusunda hizmette de kullanıyordu.” [6]

Edebiyat

Kuş dili aynı zamanda edebiyatımızın da mazmunları arasındadır. Meselâ Yûnus Emre’de bu husus; “Süleyman kuşdilin bilir dediler, Süleyman var Süleymandan içerü.” mısraları ile dile gelmektedir.[7] Kuş dili ifadesinin edebiyatta kullanımına şu örnekler verilebilir:

Ben kuş dilin bilirim, söyler bana Süleyman.

(...)

Gönül okulunda okuyarak kuş dili öğrendik

(...)

Sözümüzü dünyaya Süleyman olanlar anlar

(...)

Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkandan içeri

Şeriat, tarikat yoldur varana
Hakikat, marifet andan içeri

Beni bende deme bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman’dan içeri

Yunus Emre.

(...)

Bülbül olsam gül dalında şakırım
Öz bağımda biten gül neme yetmez
Süleyman’ım kuş dilince okurum
Bana talim olan dil neme yetmez.[1]

Sözlü edebiyatımızda efsane, masal ve destan türündeki eserlerde kuşlarla konuşma ve kuşa dönüşme motifi çokça yer alır. Sözlü edebiyat ürünlerimizde kuşlar kahramanların konuştukları dostları olduğu gibi, özellikle ‘Tanrı’nın elçisi’ ve ‘gaipten haber getirici’ olarak görülür:

“…Bir hanın erkek çocuğu olmuyormuş. Kayın ağacına konmuş bir kuş hana, ‘Senin bir oğlun olacak.’ diye haber veriyor. Hanın bir oğlu oluyor.”; “…Bir çocuk okuma yazma öğrenirken bir kuş geliyor ve ‘Han olacaksın!’ diyor. Gerçekten çocuk sonradan han oluyor.” [5]

“…Keloğlan birini zehirli okla öldürüyor. Öldürülenin karısı bir serçe ile sözleşip, haber alıyor ve öç almak için yola çıkıyor.” [8]

“…Ejder, çınar ağacı üzerindeki yuvanın içinde bulunan kuş yavrularını yemek ister. Bunu gören Er Töştük yılanı öldürüp parçalayarak kuş yavrularına yedirir ve onlarla konuşur. Bir müddet sonra Alp Kara Kuş fırtına, kasırga koparıp yuvasına gelir ve Er Töştük’e iyilikler yapar.” [9]

Örneklerini çoğaltabileceğimiz bu tür eserlerde, diğer hayvanlar insanlarla genellikle insan diliyle konuşurken, kuşlarla iletişimde insanların kuş diliyle de konuştukları dikkati çeker.[5]

Tasavvuf

Kuş dili (remzî dil, işâret dili, mânâ dili), tasavvufta bazı hakikatleri ehli olmayanların anlamaması için remizler (metaforlar, semboller) arkasına saklama sonucu ortaya çıkan dile verilen isimdir. Tasavvufî geleneğe göre bu bilgi ehlinden ehline nakledilir. Böylece sırların gizli kalması sağlanır.[10] Akbıyık da Hikâyet-i Şemse’d-dîn’de bu dili kullanmıştır. Bu anlatıma;

Dâne döktüm avcı oldum bunca yıl
Yimlerem kuş avlaram olup zelîl.

beytiyle girmekte, uzun yıllar bir örümcek misali kurduğu ağına sinek, karınca ve serçe düşürdüğünü ifade etmektedir.[11]

Edebiyatımızda bazı mutasavvıf şairler, şathiyyeleri ve genel olarak alışılmamış sembollerin kullanıldığı tasavvufî şiirleri ‘kuş dili’ olarak nitelemişlerdir.[5] “Maddeye bağımlı olmayan ve lahutî âlemin âdeta ruhani kuşları konumunda olan bu şairler, yine kendi âlemlerinde kanat vuran kişilerin anlayacağı ‘kuş dili’ diye adlandırılan bir tür dil geliştirmişlerdir.” [12]

“Kuş dili” deyimi, sufiler arasında hayli rağbet görmüş ve Bektaşî edebiyatında sıkça kullanılmıştır. Ferudeddin Attar, eserlerinden birine “Kuş Dili” adını vermiştir.[1][2] Bir olgunluk ve seçkinlik göstergesi olan ve Attâr’ın ünlü eserini telmihen ‘mantıku’t-tayr’ da denilen kuş dilini bilmek, Türk mutasavvıflarınca manayı erbabı olmayandan gizlemek, tasavvuf rumuz ve ıstılahlarını bilmek olarak yorumlanmıştır.[13][5]

Kuşların pâdişâhı Simurgu bulmak üzere zahmetli bir yolculuğa girişmiş otuz kuş, sonunda kendilerinin Simurg (sî murg = otuz kuş) olduğunu anlar. Bu tasavvuf edebiyâtında ruhla ilahî zâtın özdeşliği tecrübesini olağanüstü bir şekilde ifâde eden en ustalıklı cinastır.

Bu eserlere verilen Mantıkut-tayr ismi Kurân-ı Kerîm’de gizli bir dilde can kuşları ile konuşabilen Süleyman peygambere atfen verilmiş bir isimdir.[7]

Şamanizm

Kuş dili, şamanist inisiyasyonlarda “gizli dil” olarak ifade edilir. Şamanizm, Asya Şamanizmi’nde psişik yeteneklerin tam anlamıyla faaliyete geçmesi, sırra erme denilen inisiyatik ölüm deneyiminin geçirilmesiyle mümkün olur. İkinci Doğuş’u yaşayan şaman, artık yalnızca bedensel gözleriyle değil ruhani gözü (kalp gözü) ile de görebilmektedir. Bitkilerle bile psişik irtibat kurabildikleri söylenir. Şamanların hayvan seslerini taklit etmeleri, bu yetenekleri edinmiş olmasının sembolik bir temsilinden ibarettir.[1][2]

Geçmişte inanç dünyamızın bir dönemini oluşturan ve bugün özellikle Sibirya’da devam eden Şamanlık inancında, şamanın belli seansların gerçekleştirilebilmesi için ruhlarla iletişim kurulmasında kullanılan ‘gizli dil’i bilmesi gerektiği kabul edilir.[14] Özel güçlere sahip olduğu düşünülen şamanların kullandıkları gizli dil, genellikle ya hayvanların dilleri ya da onların seslerini taklitten ibarettir. Bu nedenle, bir şamanda bulunması gereken en önemli özelliklerden biri hayvan seslerini taklit etme yeteneğine sahip oluştur.[15][5]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler

Kaynaklar

[1] Alparslan Salt - Cem Çobanlı, “Meta Ansiklopedi”, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 2010, s.349-350.
[2] Alparslan Salt, “Semboller Ansiklopedisi”, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 2017, s.229-230.
[3] Zeki Kaymaz, “Türkiye’deki Gizli Diller Üzerine Bir Araştırma”, İzmir 2003.
[4] Prof. Dr. Ahmet Buran, “Karma Diller” (makale).
[5] Edt. Emine Gürsoy Naskali ve Erdal Şahin, “Kültür Tarihimizde Gizli Diller ve Şifreler”, Picus Yayınları, İstanbul 2008, s. 11-34.
[6] Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, “Hak Dini Kur’an Dili”, c. 5, İstanbul 1935, s.3652.
[7] Dr. Sâfi Arpaguş, “Tasavvufta Mantıkut-tayr, Mevlânâda Hz. Süleyman ve Kuşdili Tasavvuru”, M.Ü. İlâhiyat Fakültesi Dergisi 29 (2005/2), s.127.
[8] Bahaeddin Ögel, “Türk Mitolojisi (Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar)”, c. 2, Ankara 1995, s.548-549, 560.
[9] Abdülkadir İnan, “Türk Folklorunda Simurg ve Garuda”, Makaleler ve İncelemeler, 2. bs., Ankara 1987, s. 350.
[10] Ahmet Ögke, “Elmalı Erenlerinde Mânâ Dili”, Ankara: Elmalı Belediyesi Yayınları, 2007, s. 2-3.
[11] Yrd. Doç. Dr. Gürol Pehlivan, “Akbıyık Sultan’ın Bilinmeyen Bir Mesnevîsi: Hikâyet-i Şemseddîn”, Mevlânâ Düşüncesi Araştırmaları Derneği, Sûfî Araştırmaları, sayı: 13, s.108.
[12] Cemâl Kurnaz - Mustafa Tatçı, “Türk Tasavvuf Edebiyatında Sembolik Anlatım veya Kuş Dili”, Türk Yurdu, c. 21, sayı: 167, Temmuz 2001, Ankara, s. 33.
[13] Ömür Ceylân, Kuş Cenneti Şiirimiz –Klâsik Türk Şiirinde Kuşlar-, İstanbul 2003, s. 18.
[14] Mircea Eliade, “Şamanizm”, çev. İsmet Birkan, İstanbul 1999, s.123.
[15] Mircea Eliade, a.g.e., s.124.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50688557 ziyaretçi (128497355 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler