M. Kemal ve Vahdeddin Görüsmesindeki Tarihi Hata
 
Atatürk, Sultan, Vahdeddin, Vahdettin

M. Kemâl ve Vahdeddin Görüşmesindeki Tarihi Hata

Kemal Kaplan

Vahdeddin ile Atatürk meselesi her zaman tartışılmıştır. Bir taraf Vahdeddin’i “vatan haini” olarak damgalar, diğeri “M. Kemâl’i Anadolu’ya gönderen sultan” olarak över.

Takvimi vekayi, Atatürk, Samsun
Mustafa Kemâl’in ilk resmi gazete olan Takvim-i Vekayi’de çıkan tayin emri.

Vahdeddin’in M. Kemâl’i 3. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya gönderen imzalı emri, dönemin resmî gazetesi olan Takvim-i Vekayî’de 5 Mayıs 1919’da yayınlanmıştı. Öte yandan yine Vahdeddin imzalı M. Kemâl’in görevden alınma belgesi de karşı tarafın argümanları içinde yer alıyor.

“Tarih, devrin şartları ve psikolojisiyle değerlendirilmelidir.” der İlber Ortaylı. Taraflı tarih, her zaman gerçeği örter ve fantaziler sunar bize. Tarihimiz, bu fantazilerle dolup taştığından itibarlı tarihçilerin ve hâtıratların önemi daha da artıyor.

25 Temmuz 2016 yılında kaybettiğimiz, dünyanın en büyük tarihçileri arasında gösterilen Halil İnalcık, büyük tarihçiliğini şuna borçludur: İnalcık, tarihi yerinde tespit eder. Örneğin Malazgirt Muharebesi’ni araştıracağı zaman, kalkıp Malazgirt Ovası’na gitmiş, veriler ışığında burada tetkiklerde bulunmuş, eldeki bilgileri arazi şartlarıyla karşılaştırmıştır. Dünyada pek az tarihçinin uyguladığı yöntem, onu tarihçilerin ‘kutbu’ yapmıştır.

Her ne kadar tarihçi kimliği taşımamış olsak da, gazetecilikte saha çalışması, mesleğin babafingosudur. Uğur Dündar’ın araştırmacı-soruşturmacı gazetecilik terimini hayatımıza uygulamaya çalıştık her zaman.

Bir yaşam biçimi haline getirdiğimiz düsturun gereğini yerine getirmek maksadıyla, geçen yıl YILDIZ SARAYI’na bir ziyaret gerçekleştirdim.

Topkapı Sarayı’nı herkes bilir de, Yıldız mahsundur. Beşiktaş’ta herkes önünden geçer; lâkin kimse görmez. İttihat ve Terakki dönemiyle, Cumhuriyet’in hışmı, içine kapanık bir çehreye bürümüştür sarayı. Yağmalanmış hazinesi, unutulmuş kimliğiyle Barbaros yokuşuna sinmiştir adeta.

Ali Koç’un başkanlığını yaptığı Yıldız Sarayı Vakfı’nın Başkan Yardımcısı mihmandarlığında geziyoruz sarayı. Bir köşeye geldik. Mihmandar, anlatmaya başladı:

“Burası Sultan Vahdeddin ile M. Kemâl’in İstanbul’dan ayrılmadan önce görüştükleri köşe.”

Bu köşede ne olmuştu?

Bir devletin kaderi, belki de bu köşede tayin edildi. Bir milletin uyanışı, belki de bu köşede konuşuldu...

M. Kemâl, 1932-1933 yıllarında Ankara’da görev yapan ABD Büyükelçisi Charles H. Sherrill’e Vahdeddin ile son görüşmesini anlatmış; Sherrill, görüşmeyi, “Mustafa Kemal’in Bana Anlattıkları” adlı kitabında kullanmıştı. Cumhuriyet tarihçisi olarak tanınan Cemâl Kutay, “Sohbetler” adlı kitabının 104. sayfasında Sherill’in kitabından aldıklarına yer vermişti.

Önce kitapta yazanlara bir göz atalım:

Odaya girdiğim zaman; Sultan, şurada bir masanın yanında oturuyordu (Odanın çabucak çizdiği krokisinde Sultan’ın bulunduğu yeri kırmızı kalemle işaretlemişti). Ben burada idim (Burası da mavi kalemle noktalanmıştı). Bir pencere vardı (Pencerenin bulunduğu yere bir P harfi koymuştu). Sultan benimle konuşurken durmadan pencereden dışarı bakıyordu.

Heyecanla sormuştum:

“Acaba pencerenin dışında ne vardı?”

Mustafa Kemal, bu sorunun cevabını vermeden önce, önündeki kağıda mavi kalemle gemilerin krokisini çizmiş ve sonra bana dönerek:

“Yıldız Sarayı’nın hemen karşısında, Boğaz’da demirli duran müttefik donanmasına bakıyordu.” demişti.

Alıntı: Cemâl Kutay, “Sohbetler”, s.104.

...

Yıldız Sarayı
Yıldız Sarayı’nda Vahdeddin-M. Kemâl görüşmesinin yapıldığı yer.

Yıldız Sarayı
Vahdeddin-M. Kemâl görüşmesinin yapıldığı yer. Bugünkü durumu.

İşte Tarihi Yanılgı

2006 yılında 97 yaşında kaybettiğimiz Cemâl Kutay, Sherrill’in kitabındaki olayı aynen kendi kitabına nakşederken, sanırım Yıldız Sarayı’na gitmemiş, görüşmenin yapıldığı salonu görmemişti. Üzücü...

“Gittim, gördüm, yazdım.” diyememiştir. Ben diyorum...

Tarihçilerin de yanılgısı olacaktır. Beşer, şaşar.

Gelelim yanılgıya:

Yukarıdaki fotoğrafta Yıldız Sarayı’nda Vahdeddin ve M. Kemâl’in görüşme yaptığı salon bulunuyor.

Görüşmenin olduğu yerde herhangi bir pencere yok. Kapatılmış olma ihtimali hiç yok. 100 yıl önce çalınan tabloların çivileri bile duruyor duvarlarda. Sarayın orijinalliği hiç bozulmamış restorasyon sırasında.

Bu kanıt yeterli mi?

Benim için yetersiz.

O esnada ayağa kalkıp birkaç adım atarak pencerden dışarı bakmış olabilirler.

Bunu da göz önüne alarak, etrafı iyice kontrol ettim. Yakında pencere yok.

“Uzaktaki pencereye gitmiş olamazlar mı?” diye bir soru da takılabilir aklımıza.

Saray pencerelerinden hiçbir şekilde denizin görünmesi mümkün değil. Hepsi sarayın bahçesine bakıyor. Sarayın bir de alt bahçesi var. Orası da Yıldız Parkı. Yüksek bir duvar ile ayrılmış.

Bir bir tetkik ettim. Yıldız Sarayı her ne kadar tepe üzerine inşa edilmiş olsa da, pencerelerinden Marmara Denizi’nin görünmesine imkân yok.

Sadece ve sadece sarayın bahçesinin Marmara Denizi tarafındaki köşesinde bulunan Cihannüma Köşkü’nün üst katından denizi görebilmek mümkün. Sultan Abdülhamid, buraya gelerek dürbünle denizi ve halkı seyredermiş.

Bir yanılgı söz konusu. Fakat kim yanılıyor veya yanıltıyor cevap vermek güç.

ABD büyükelçisi Sherrill, M. Kemâl’in anlattıklarını çarpıtmış; yoksa M. Kemâl, Sherrill’i mi yanıltmış bilemiyorum.

Ortadaki gerçek, Sherrill’in kitabında yazdığı gibi olamayacağı: Sultan Vahdeddin, M. Kemâl ile görüşmesinde pencereden işgal kuvvetlerini görmüş olamaz.

Kemal Kaplan,
2 Ocak 2018

Kemal Kaplan Diğer Yazıları ❯

tarih, belge, Sherill, kroki, Yıldız Sarayı, Mustafa Kemal, Atatürk
Sherill’in kitabında Atatürk'ün kendisine anlatırken çizdiğini iddia ettiği kroki, bugün Yıldız Sarayı'nda görüşmenin yapıldığı köşede bir levha üzerinde sergileniyor. Levhanın üzerindeki Atatürk'ün çizdiği söylenen krokide; dikdörtgenler işgal gemilerini, daireler Sultan Vahdettin ve M. Kemâl’i temsil ediyor. “P” harfi ise pencereyi temsil ediyor. Lakin orada bir pencere yok.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50218017 ziyaretçi (127420653 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler