Mesih Kavramı Üzerine
 
Kuran-ı Kerîm, Nisa 171

Mesih Kavramı Üzerine

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet

Etimoloji

“Mesih”, İbranice “מָשִׁיחַ” (mashiach, moshiach ya da māšîaḥ) kelimesinden gelmekte ve “antlaşmış”, “meshedilen” ya da “seçilen” anlamlarına gelmektedir. [1] Yunanca karşılığı “xρίστος” (chrístos) ya da “xρήστος” (chrēstos); [2] İngilizce ise “christ”tir. Bu yüzden “Jesus Christ” ismi, “Jesus the Messiah” (İsa Mesih) ile aynıdır.[1] Yahudiler, “Christ” ve “Cristos” kelimeleri Hıristiyanlığı çağrıştırdığı için bu kelimeler yerine “Mesih” kelimesini kullanmayı tercih eder.[3]

Cristian (Hıristiyan) kelimesi de “mesih” kelimesinin Yunanca karşılığından türemiştir. Terim olarak “İsa Mesih’in hayatına ve öğretilerine dayanan İbrahimî , tektanrılı bir din olan Hıristiyanlığı izleyen ya da ona bağlı olan bir kişi” anlamını karşıla da [4] kelime anlamı, “Mesih’e Bağlı” ya da “Mesih İnanlısı” kişidir.[5]

İbrahimî dinlerde “Mesih”, dünyayı yönetmek ve onu kurtarmak için seçilen kişidir. Terim, ayrıca “Messias” (eski Yunanca: Μεσσίας), “Mşiho” (Aramice: ܡܫܝܚܐ) ve “al-Masih” (Arapça: المسيح, ISO 233: al-masīḥ) şeklinde görülür.[6]

Mesih İnancının Tarihi Kökeni

Mesih inancı’nın tarihi kökeni ile ilgili çok farklı görüşler serdedilmiştir. Max Weber’e göre, ilkel çağlarda birey kötülüklerden korunabilmek için kabilenin putuna değil de, büyücüsüne sığınıyordu. Bu sığınmanın sebebi, büyücünün sahip olduğu karizma idi. Büyücünün onu sıkıntılarından kurtaracağına inanıyordu. İşte bu inanç zaman içinde büyücülerin kutsallaştırılmalarına yol açmıştır. Kutsallaştırma, onların sihirli gücünün halk tarafından, dünyada kurtulmak için satın alınmasıyla ortaya çıkmıştır.

“Mesihçilik” fikrinin ilk ortaya çıkışını M. Ö. takriben 2066 yıllarına, Hz. İbrahim’e kadar götürenler de vardır. Bu görüşe göre “Mesih fikri” Tevrat’ın birinci bölümü olan Tekvin’de Hz. İbrahim ile ilgili zikredilen “mübarek” tasvirine dayanmaktadır. ”Mesih” tabiri, teknik bir terim olarak M. Ö. 1. yüzyıla kadar, Mezmurlar hariç, kullanılmamıştır.

“Mesih inancı”, Hıristiyanlık dininin temelini oluşturduğundan, bu inancın kökleri ve gelişimi hususu batılı araştırmacıların büyük ilgisine mazhar olmuştur. Çeşitli araştırmalar sonucunda ortaya iki ana görüş çıkmıştır: [7]

1) Mesih inancının ilk önce Sümerliler’de doğduğu, Babilliler’de ve Mısırlılar’da geliştiği ve bu iki yoldan bütün dünyaya yayıldığı teorisidir. Bu görüşün tek temsilcisi Alfred Jeremias’tır.

2) İkinci teoriye göre ise, “Mesih inancı” her dinin kendi bünyesinde, kendi tarihi, sosyolojik ve psikolojik şartlara göre doğmuş ve gelişmiştir. Bir dindeki “Mesih inancı”nın diğer dindekine etkisi yoktur.[8]

Mesih inancının ilk önce Sümerliler’de doğduğunu, Babilliler ve Mısırlılar'da gelişmeye devam ettiğini ve bu iki kanaldan bütün dünyaya yayıldığını iddia eden Alfred Jeremias’a göre, zamanın gün geçtikçe kötüleşeceği, günahların dünyayı kaplayacağı, insanlığın beklediği kurtuluşu ise, Tanrı’nın bizzat kendisi ya da göndereceği bir hükümdarın gerçekleştireceği, dünyayı yeniden düzenleyeceği inancı Mezopotamya’da yaygındı. Bu inancın M. Ö. 2000 yıllarında Mısır’ı etkilediği, Mısır’dan İsrailoğullarına, Babil’den İran’a oradan Hindistan’a ve Budizm yoluyla Çin’e kadar uzandığı Jeremis tarafından ileri sürülmektedir.

Yahudilikteki Mesih fikrinin Zerdüştilik’ten kaynaklandığını ileri sürenler, M. Ö. 586’da Babil esaretinin 538 tarihinde İranlılar vasıtasıyla sona ermesi ve Yahudilerin yaklaşık iki yüz yıllık İran hâkimiyetinden yola çıkmaktadırlar. Zerdüştilik’te, “Düalizm” (ikicilik) prensibi gereği, iyiliğin temsilcisi Ahura Mazda ile kötülüğün simgesi Angra Mainyu devamlı mücadele halindedir. Bu mücadelede, Ahura Mazda’ya yardım etmek için “Saoshyant” (Yardımcı, Yardım edici) adında bir kurtarıcı gelecek, dolayısıyla iyilik tarafı ağır basarak, bu sayede insanlar kurtulacaklardır. Bu inancın, Babil esareti sırasında, İran mitolojisinden Yahudilere, “Davud soyundan bir Mesih geleceği, onun sayesinde Tanrı Krallığı’nın kurulacağı ve seçkin kavim olan Yahudilerin delaletiyle yeryüzündeki bütün insanların kurtulacağı” fikrinin aşılandığı ortaya atılan görüşler arasındadır.[9]

Yahudilik ve Hıristiyanlık’ta Mesih Kavramı

Tevrat’ta İsrail’in krallarına “Tanrı’nın Mesihi” denmekteydi ve bu söz “Tanrı tafarından seçilmiş kişi” anlamına geliyordu. Mesih, aynı zamanda rağbet gören bir peygamber ya da rahibe de deniyordu.

Bu mesihlerin tümünün soyunun Hz. Yakub’a dayanması gerekmiyordu. Zira Tevrat’ın [6] Yeşeya kitabında Yahudileri sürgünden kurtardığı [3] ve Kudüs Tapınağı’nı yeniden inşa etme kararı aldığı için Pers kralı Büyük Cyrus’un da bu ünvanla anıldığını görüyoruz.[6]

Kutsal Kitap’taki olayların yaşandığı dönemlerde birisinin yağlanması ya da meshedilmesi, Tanrı’ın kutsal bir rol üstlenmesi için o kişiyi kutsadığı ya da ayırdığı anlamına geliyordu. Böylece “yağlanmış” ya da “meshedilmiş” kişi, Tanrı tarafından belirlenmiş özel bir amaca sahip kişi demekti.

Eski Antlaşma’da peygamber, yüksek rahip ya da kral konumuna getirilecek olan insanlar, kutsal yağla meshedilirdi.[1] Bu tür bir törenle onlara kutsal bir gücün geçtiğine inanılıyordu.[10] Tanrı, İlyas’a Elyesa’yı (Elişa) kendi yerine peygamber olarak meshetmesini söyledi [1] :

וְאֵת֙ יֵה֣וּא בֶן־נִמְשִׁ֔י תִּמְשַׁ֥ח לְמֶ֖לֶךְ עַל־יִשְׂרָאֵ֑ל וְאֶת־אֱלִישָׁ֤ע בֶּן־שָׁפָט֙ מֵאָבֵ֣ל מְחֹולָ֔ה תִּמְשַׁ֥ח לְנָבִ֖יא תַּחְתֶּֽיךָ׃
“Oraya vardığında, Hazaeli Aram Kralı olarak, Nimşi oğlu Yehuyu İsrail Kralı olarak, Avel-Meholalı Şafatın oğlu Elişayı da kendi yerine peygamber olarak meshedeceksin.” [11]

Harun, meshedilerek İsrail’in ilk yüksek rahibi olarak atandı [1] :

וַיִּצֹק מִשֶּׁמֶן הַמִּשְׁחָה עַל רֹאשׁ אַהֲרֹן וַיִּמְשַׁח אֹתוֹ לְקַדְּשׁוֹ
“Harunu kutsal kılmak için başına yağ dökerek meshetti.” [12]

Saul ve Davud ise Samuel tarafından İsrail’in kralları olarak atandı [1] :

וַיִּקַּח שְׁמוּאֵל אֶת-פַּךְ הַשֶּׁמֶן וַיִּצֹק עַל-רֹאשׁוֹ--וַיִּשָּׁקֵהוּ; וַיֹּאמֶר--הֲלוֹא כִּי-מְשָׁחֲךָ יְהוָה עַל-נַחֲלָתוֹ לְנָגִיד.
“Sonra Samuel yağ kabını alıp yağı Saulun başına döktü. Onu öpüp şöyle dedi: Rab seni kendi halkına önder olarak meshetti.” [13]

וַיִּקַּח שְׁמוּאֵל אֶת-קֶרֶן הַשֶּׁמֶן וַיִּמְשַׁח אֹתוֹ בְּקֶרֶב אֶחָיו וַתִּצְלַח רוּחַ-יְהוָה אֶל-דָּוִד מֵהַיּוֹם הַהוּא וָמָעְלָה; וַיָּקָם שְׁמוּאֵל וַיֵּלֶךְ הָרָמָתָה.
“Samuel yağ boynuzunu alıp kardeşlerinin önünde çocuğu meshetti. O günden başlayarak RABbin Ruhu Davudun üzerine güçlü bir biçimde indi. Bundan sonra Samuel kalkıp Rama'ya döndü.” [14]

Bu kişilerin hepsi de kutsanarak bu konumlara getirildiler. Ancak Eski Antlaşma, bunların yanında Tanrı tarafından seçilen bir “kurtarıcı”yı da öngörüyordu.(Isaiah 42:1; 61:1–3) İşte Yahudiler, bu “kurtarıcı”ya “Mesih” adını verdiler.[1]

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, mesih, Yahudilik’te “beklenen kurtarıcı”ya verilen bir sıfattır. Yahudilik ve Hıristiyanlığın vazgeçilmez inançları arasında yer almaktadır.[15] Terim, önceleri Yahudilerin “İsrail’i tutsaklıktan kurtaracak, eski büyüklüğüne ve gücüne kavuşturacak olan kral”a verdikleri ad ve ünvanken; daha sonra dinsel bir anlam kazanmış ve Hıristiyanlar, Hz. İsa’ya “Mesih”in Latincesi olan “Christus” adını vermişlerdir.[16]

“Mesih” isminin Kitab-ı Mukaddes tarafından genel bir anlamda –kutsal bir yetkiye haiz bütün insanlar- Krallar ve Peygamberler için kullanıldığı belirtilir. Özel bir mânâ da ise “Mesih”; İsraili kurtarması beklenen Tanrısal bir elçiyi işaret eder.[10]

Yahudilere göre bu “beklenen kurtarıcı”, Davud oğlu Mesih’tir. O, dağınık İsrailoğullarını toplayıp Yeruşalim’e yerleştirecek, Süleyman Mabedini tekrar inşa edecektir.[15]

Hz İsa henüz dünyaya gelmeden Yahudiler, Mesih’in Hz. Davud’un soyundan geleceğine inanıyorlardı.[17] Hıristiyanlar, Yahudi dini metinlerinde anlatılan beklenen Mesih’in Hz. İsa olduğuna inanıyordu.[3] Bu sebeple Matta ve Luka İncillerinin başında Hz. İsa’nın Hz. Davud soyundan olduğunu gösteren bir şecere yer alıyordu.[18] Yahudiler, bu görüşe asla katılmamış ve kendisi de bir Yahudi olarak dünyaya gelmiş olan Hz. İsa’yı Mesih olarak kabul etmemişlerdir.[3]

Hıristiyanlığa göre İsa’nın Mesih olarak geleceği Tevrat’ta yazılıydı. Onlara göre İsa, Yahudilerin şikayeti üzerine Romalılar tarafından çarmıha gerilerek öldürüldü. Gömüldükten üç gün sonra dirildi, havarileriyle yemek yedi ve yine Tanrı’nın yanına çıkarak O’nun sağına yerleşmişti.

Ehl-i Kitab’ın inancına göre Mesih, kıyametten önce gelecek, dünyayı barış ve adalete kavuşturacak, kendisine inanmayanlardan öç alacaktır. Bu durumda Yahudiler yeni bir kurtarıcı beklerken, Hıristiyanlar ise gerçekte ölmemiş, öyle görünmüş olan İsa’nın döneceğine inanırlar. İslam inancına göre ise Yahudiler İsa’yı inkar etmişler, Hıristiyanlar ise O’nun Allah’ın oğlu ve hatta Allah olduğunu ileri sürmüşlerdir. Oysa Hz. İsa, Allah’ın sadece bir peygamberi ve kuludur.[15]

Hıristiyanlar, Mesih’in daha çok ruhanî bir kurtarıcı olduğuna ve insan ırkını kurtarmaya geldiğine inanırlar. Bahsi geçen krallık ise manevi/göksel bir krallıktır (Tanrı’nın krallığı) Ahir zamanda İsa Mesih'in ikinci defa yeryüzüne inişi ve ordusuyla birlikte antichirst (Deccal) i yenip yok etmesi gerçekleştirilecektir.[3]

ἐξ ἧς ἐγεννήθη ἰησοῦς ὁ λεγόμενος χριστός
“...Meryem'den Mesih diye tanınan İsa doğdu.” (Matta 1:16)

ἡμεῖς δὲ κηρύσσομεν χριστὸν ἐσταυρωμένον ἰουδαίοις μὲν σκάνδαλον ἔθνεσιν δὲ μωρίαν
“Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih'i duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar.” (1. Korintliler 1:23)

Hristiyanlara göre Hz. İsa Mesih olarak ikinci defa gelecek ve Tanrı’nın Krallığını yeniden kuracaktır. İslam hadis kültüründe ise İsa, kıyametten önce inecek Deccal’i öldürecektir. Yaşar Kutluay, bunu şöyle ifade etmektedir.

“Yahudilik’teki “Mesih’i intizar” inancı Hristiyanlık’taki “İsa’nın rucu’u” inancına çevrilmiş bazı sapık mezhepler yoluyla İslam dünyasına da “Mehdiyi intizar” şeklinde geçmiştir.” [10]

B. İslam’da Mesih Kavramı

مَسِيح” (Mesih) kelimesi, Arapçaya Aramice/Süryanice “ܡܫܝܚܐ” (Meşîha, Msheekha, Masīḥ) [19][20] ya da İbranice “מָשִׁיחַ‏” (Ha-Meşîha) kelimesinden geçmiştir.[21][22] Sâmî dillerinde ortak olan kelimenin fiil kökü; Arapça’da “meseha” (مسح), Asur dilinde “maşâhu”, Ârâmîce ve İbrânîce’de “mâşâh”tır.[23]

“Mesih”, Arapçada “ölçmek”, “meshetmek”, “günahlardan temizlenmiş”, “sıddik (tereddütsüz inanan)”, “yürüyen”, “seyahat eden” anlamlarına gelir ve peygamber İsâ b. Meryem’in sıfatı olarak kullanılır.[24][25][26]

Kök itibariyle “beklenen kurtarıcı”ya verilen bir sıfat olarak kullanılan “Mesih” kelimesi, “bir şeyi bir şeyin üstüne düzgünce yaymak, bir şey üzerinde eli yürütmek, bir şeyde bulunan izleri gidermek, üzerine yağ ile yağlamak, yüzden silinen ter, günahlardan temizlenmiş vaftiz edilmiş güzel yüzlü, pek doğru söyleyen kişi, yalancı adam (kezzab), sert mendil, çok cima eden, nakşı gitmiş para, ölçmek, silmek, tok gözlü...” [27] gibi anlamlarda kullanılmaktadır.

Hz. İsa’ya Mesih denmesinin sebeplerini sıralayanlar, Hz. İsa’nın çok seyahat ettiğini hasta olanları mesh ederek Allah’ın izniyle iyileştirdiğini, doğduğunda bedenine yağ sürüldüğünü vs özelliklerini zikreder ve bu sıfatı bu sebeplerden aldığını belirtirler. Deve yürüdüğü zaman Arapça’da (مسحت الابل) “mesehati’l-ibil” denilir.

“Mesih” tabiri, gerek tek olarak gerekse “İbn Meryem” ile beraber Kurân-ı Kerîm’de geçmekle beraber, bu ayetlerin hiçbirisinde Yahudilik ve Hristiyanlık’taki mânâsıyla “beklenen bir kurtarıcıyı ifade etmez. Fakat, gerek ayetlerde gerekse hadislerde rastlanan el-Mesih kelimesinden İsa b. Meryem’in anlaşıldığı kesindir. Ne var ki bu konuda Kurân-ı Kerîm’in tavrı, Yahudilerin beklediği bir “Yahudi Mesih”i ile Hristiyanların ve daha başkalarının “birgün geri döneceğine inandıkları İsa b. Meryem”den tamamen farklıdır. Kurân-ı Kerîm Yahudi ve Hristiyanların düşüncesine iltifat etmemiş ve bünyesinde bu konuda açık bir işarete yer vermemiştir.[10]

Kuran-ı Kerîm'de “Mesih”le İlgili Ayetler

“Mesih” kelimesi, - مسيح haliyle - Kurân-ı Kerîm’de 8 ayette geçmektedir [28] ve sadece Hz. İsa için kullanılmıştır:

اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُۗ اِسْمُهُ الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَج۪يهاً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ
“Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.” (Âl-i İmrân 45)

وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَس۪يحَ ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِۚ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْۜ وَاِنَّ الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا ف۪يهِ لَف۪ي شَكٍّ مِنْهُۜ مَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَق۪يناًۙ
“Ve “Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük” demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.” (Nisâ 157)

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ اِنَّمَا الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُۚ اَلْقٰيهَٓا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُۘ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۚ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌۜ اِنْتَهُوا خَيْراً لَكُمْۜ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰهٌ وَاحِدٌۜ سُبْحَانَهُٓ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌۢ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً۟
“Ey ehl-i kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesîh, ancak Allah'ın resûlüdür, (o) Allah'ın, Meryem'e ulaştırdığı “kün: Ol” kelimesi(nin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafından gönderilmiş, yahut teyit edilmiş, yahut da Cebrail tarafından üfürülmüş bir ruhtur). Şu halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. “(Tanrı) üçtür” demeyin, sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah'tır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.” (Nisâ 171)

لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَس۪يحُ اَنْ يَكُونَ عَبْداً لِلّٰهِ وَلَا الْمَلٰٓئِكَةُ الْمُقَرَّبُونَۜ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ اِلَيْهِ جَم۪يعاً
“Mesih de, gözde melekler de Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim O'na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, hepsini huzuruna toplayacaktır.” (Nisâ 172)

لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاً اِنْ اَرَادَ اَنْ يُهْلِكَ الْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۜ وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular. De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”(Mâide 17)

لَقَدْ كَفَرَ الَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَۜ وَقَالَ الْمَس۪يحُ يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبَّكُمْۜ اِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوٰيهُ النَّارُۜ وَمَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ اَنْصَارٍ
“And olsun ki, "Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir oldular. Oysa Mesih, "Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin; kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur" dedi.” (Mâide 72)

مَا الْمَس۪يحُ ابْنُ مَرْيَمَ اِلَّا رَسُولٌۚ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُۜ وَاُمُّهُ صِدّ۪يقَةٌۜ كَانَا يَأْكُلَانِ الطَّعَامَۜ اُنْظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الْاٰيَاتِ ثُمَّ انْظُرْ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ
“Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilâh olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.” (Mâide 75)

وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌۨ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَس۪يحُ ابْنُ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْۚ يُضَاهِؤُ۫نَ قَوْلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ
“Yahudiler, Uzeyr Allah'ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!” (Tevbe 30)

اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَاباً مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهاً وَاحِداًۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
“(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (Hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.” (Tevbe 31)

Deccal ya da Antichrist (Mesih Karşıtı)

Hıristiyanlıkta “Deccal” - אנטיכריסט ya da “Antichrist” terimi, Yunanca “Ἀντίχριστος” (telafuz: antichristos) kelimesinden türemiştir. Diğer ünvanı, “False Messiah”, yani “Sahte Mesih”tir (Yunanca: Ψευδής Μεσσίας [telafuz: psevdís messías], İbranice: משיח שקר, Süryanice: “nebiya daggala” [yalancı peygamber] ya da “şaheda daggala” [yalancı şahit] ). Şeytani bir figürdür ve kendisinin Mesih olduğunu iddia edecektir.[29] Kelimenin İslam literatüründeki karşılığı, “المسيح الدجال” (el-Mesihu’d-Deccal) ya da diğer adıyla “mesihu’d-dalale”dir.

İslam’da Deccal’e de “Mesih” tabiri verilmesinin nedeni, bir gözünün bir tarafının silik olmasıdır.[30] Çünkü Deccal’in sağ gözü silinmiş, Hz. İsa’nın sol gözü silinmiştir.[31] Büyük ihtimalle Aramice/Süryanice “daggala” (telafuzu: dejjala) kelimesinden türemiştir. Zira, Matta İncili’nin 24:24 ayetinde geçen “Yalancı Mesih” ismi, Kutsal Kitab'ın muteber sayılan Süryani tercümesi Peşitta’da “mesihe dajjale” olarak tercüme edilmiştir [32] :

ܢܩܘܡܘܢ ܓܝܪ ܡܫܝܚܐ ܕܓܠܐ ܘܢܒܝܐ ܕܟܕܒܘܬܐ ܘܢܬܠܘܢ ܐܬܘܬܐ ܪܘܪܒܬܐ ܐܝܟ ܕܢܛܥܘܢ ܐܢ ܡܫܟܚܐ ܐܦ ܠܓܒܝܐ
nəqūmon gēr məšīḥe daggāle wanḇīe dəḵaddāḇūṯā wənettəlon ᵓāṯwāṯā rawrəḇāṯā ᵓayḵ dənaṭᶜon ᵓen meškəḥā ᵓāp lagḇayyā(Matthew 24:24)

Kaynaklar

[1] https://www.gotquestions.org/what-does-Messiah-mean.html (İngilizce)
[2] https://en.wikipedia.org/wiki/Christos_(given_name) (İngilizce)
[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Mesih
[4] https://en.wikipedia.org/wiki/Christian (İngilizce)
[5] https://tr.wikipedia.org/wiki/Hristiyanlık
[6] https://en.wikipedia.org/wiki/Messiah (İngilizce)
[7] Hatice Özdemir Ekinci, “İslam Kelamında Nüzul-u İsa Retoriği” (yüksek lisans tezi), Çorum 2013, s.9.
[8] Sami Baybal, “İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü”, Yediveren Yayınları, Konya, 2002, s. 33-36.
[9] Hatice Özdemir Ekinci, a.g.e., s.12.
[10] Mehmet Atay, “Kütüb-ü Sitte'deki Mehdi Hadislerinin Dinler Tarihi Açısından İncelenmesi” (yüksek lisans tezi), Isparta 2003, s.8-10.
[11] 1 Kings 19:16.
[12] Leviticus 8:12.
[13] 1 Samuel 10:1.
[14] 1 Samuel 16:13.
[15] A. Nevzad Odyakmaz, “Dinler Sözlüğü”, Babil Yayınları, İstanbul 2008, s. 153.
[16] A. Timur Bilgiç, “Din Terimleri - Teoloji Sözlüğü”, Bencekitap, Ankara 2015, s.140.
[17] Mehmet Aydın, “Hristiyan Kaynaklarına Göre Hristiyanlık”, Konya 1993, s.45.
[18] Matta 1/17; Luka 1/1-27.
[19] https://en.wiktionary.org/wiki/ܡܫܝܚܐ (İngilizce)
[20] http://learnaramaic.blogspot.com.tr/2012/06/jesus-christ-in-aramaic.html (İngilizce)
[21] C. W. Emmet, “Messiah” maddesi, “ERE (Encyclopaedia of Religion and Ethics”, ed. by J. Hastings), 8/571.
[22] M. Bu, “Messiah”, JE (The Jewish Encyclopaedia), 8/505.
[23] Gesenius, s. 602; Koehler-Baumgartner, II, 643-645; V, 1922-1923.
[24] İbn Manzûr, “Lisânu’l Arab” (Beyrut 1374-76), 2/593-98.
[25] el-Beyzâvî, “Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vil” (İst. 1296), 1/207.
[26] Doç. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı, “Mesih ve Mehdi İnancı Üzerine” (makale).
[27] İbn Manzur, age, II/593-98; Heyet, Müncid, Beyrut 1983, 760-1.
[28] Âl-i İmrân 45, Nisâ 157, Nisâ 171, Nisâ 172, Mâide 17, Mâide 72, Mâide 75, Tevbe 30 ve Tevbe 31.
[29] https://en.wikipedia.org/wiki/Antichrist (İngilizce)
[30] el-Cevheri İsmail b. Muhammed, “Tacu’l-Luga ve’s-Sıhah el-Arabiyye”, Thk. Ahmed Abdulgafur Attar, Beyrut, 1990, 1/405.
[31] Rağıb el-İsfehani, “Kitabu’l-Eğani”, s.710.
[32] Mehmet Atay, a.g.e., s.122.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 47421851 ziyaretçi (120778224 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler