Mirac 2
 
miraç, mescidi aksa

Miraç

Abdurrahman Yördem

2. Bölüm

Kategori: İslami Yazılar

Miraç konusunda yazmış olduğum ilk yazımda; Hz Muhammed (sav)’in Mekke’den Kudüs’e olan yolculuğunu, yolculuktan önce insan formu melekler ve Cebrail’in onu yolculuğa nasıl hazırladıklarını, yolculuğunda kullanılan uzay aracını, Kudüs’te başka bir gök aracına bindiğini yazmıştım.

Bundan sonraki gökyolculuğuna yine yararlandığım eser olan “Kara Davut” kitabından alıntılarla devam ediyorum.

Kara Davut, Delaili Hayrat Rasulullah (sav) efendimiz, şöyle buyurdu: “Birinci semaya eriştim. Cebrail, birinci semanın kapısını vurup:

— Aç! Diye seslendi.

O kapının adına “Bab-ı Hıfz” derler. Kızıl yakuttan bir kapıdır. O kapının kilidi incidendir. İçeriden o kapının bakıcısı olan İsmail, öyle bir ses çıkardı ki öylesini hiç işitmedim.

— Bağırıp da aç! Diyen kimdir. Dedi.

Cebrail, cevap olarak:

— Cebrail’im

Deyince bu sefer :


— Ya yanındaki kimdir?

Diye sordu. Cebrail:

— Muhammed’dir

Deyince tekrar sordu:


— Ona peygamberlik verildi mi?

Onun sorusuna da Cebrail:

— Evet. Ona peygamberlik verildi.

Deyince İsmail yine sordu:

— Buraya gelmesi için talep ve davet olundu mu?

Onun bu sorusuna da Cebrail şöyle cevap verdi:

— Evet, davet olundu

Bundan sonra İsmail, şöyle dedi.

— Merhaba, hoş geldin. Ne güzel bir gelici geldi.

Ve kapıyı açtı. [1]

Bundan sonra Âdem’i (a.s.) dünyada olduğu surette gördüm. Nurdan libaslar giymiş ve nurdan taht üzerine oturmuştu. [2]

Cebrail’e sordum: “Bu kimdir?” diye. Bana şöyle anlattı: “Babanız Âdem’dir. İleri var, ona selam ver.” Ben de ileri varıp selam verdim. Selamımı tazimle aldı. [3]

Bundan sonra ikinci kat semaya çıktım. Onu sübhan olan Yüce Hak, kırmızı mercandan yaratmış. Bu semanın adına: “kaydum” derler. Bu sema kapıcısının adına “Mihail” derler. Bu semayı gayet nurlu ve şaşaalı gördüm. O kadar ki bakınca gözler kamaşır. Bu semanın kapısı inciden, kilidi nurdandır. Cebrail, bu semanın kapısını vurdu, açılmasını istedi. Onun kapıcısı olan Mihail sordu:

— Kapının açılmasını isteyen kimdir?

.............................
............................... [4]

Aynı soru ve cevaptan sonra; bunları geçtikten sonra, iki genç gördüm.

— Bunlar kimlerdir?

Diye sordum. Cebrail, bana şöyle anlattı:

—Bunlar, Yahya (a.s.) ve İsa (a.s.) peygamberlerdir. Bunlar, birbirinin teyze çocuklarıdır. Onlara selam verdim. Onlar da selamımı tazimle aldılar. [5]

Bundan sonra üçüncü kat semaya yükseldim. Yüce Hak, bu semayı bakırdan yaratmıştı. [6]

Aynı soru ve cevaptan sonra kapı açıldı.

Bunları geçtikten sonra Yusuf’u (a.s.) gördüm. Gayet güzeldi. Güzelliğin yarısı ona ihsan olunmuştu. Selam verdim. Selamımı tazimle aldı. [7]

Bunu geçtikten sonra Davud’u (a.s.) ve oğlu Süleyman’ı (a.s.) gördüm. Selam verdim. Selamımı tazimle aldılar. [8]

Bundan sonra dördüncü semaya yükseldik. Yüce Hak, bu semayı ham gümüşten yaratmıştır. [9]

Daha önce anlatılan şekilde kapı çalınıp vaki sual cevap olduktan sonra kapıyı açtı, içeri girdim. [10]

Bundan sonra İdris (a.s.) ve Nuh (a.s.) peygamberleri gördüm. Bunlara selam verdim. Selamımı alıp tazim eylediler. [11]

Bundan sonra beşinci semaya yükseldik. Yüce Hak, bunu kırmızı altından yaratmış. [12]

Bunları geçtikten sonra İsmail (a.s.), İshak (a.s.), Yakup (a.s.), Lut (a.s.) ve Harun (a.s.) peygamberleri gördüm. Bunlara selam verdim. Selamımı aldılar. [13]

Bundan sonra altıncı semaya çıktım. Bu semayı Hak yakuttan yaratmış. [14]

Aynı soru ve cevaptan sonra kapı açıldı.

Bunları geçtikten sonra kardeşim Musa (a.s.)’yı gördüm. Selam verdim. Selamımı aldı. [15]

Bundan sonra yedinci semaya çıktık. Hak Teala bunu nurdan yaratmış. [16]

Aynı soru ve cevaptan sonra kapı açılır. Bu gök katmanında da Hz. İbrahim (a.s.)’i görür.

Bundan sonra Sidre-i Münteha’ya çıkarıldım. [17]

Bazıları şöyle anlattı; yukarıdan inen, oraya gelir. Aşağı geçemez. Aşağıdan yukarı çıkan da oraya ulaşır. Ondan yukarı çıkamaz. Bundan ötürü oraya “Sidre-i Münteha” denmiştir. [18]

Bundan sonrasını Rasulullah (sav) efendimizden dinleyelim.

İşte Cebrail, beni aldı ve o kürsünün üzerine oturttu. O kürsünün her yanına kürsüler konmuştu. [19]

(Cebrail,) şöyle dedi: Ya Rasulullah, her meleğin bir makamı vardır. O makamı aşıp geçemez. Eğer bir parmak ileri geçersem, Allah’ın celalinden yanarım. Benim makamım, “Sidre-i Münteha”dır. [20]

Yorum

Daha önceki yazımda Rasulullah’ın (sav) Kudüs civarında, TUR adlı uzay aracına bindiğini ve göklere bu araçla yolculuk yapacağını yazmıştım. Ayrıca bu uzay aracı hakkında bilgiler vermiştim. Evrenimizin sınırında bulunan “MEVA” gezegeni ile dünyamız arasında yapılan yolculukların bu araçla Elçiler / İnsan formu melekler tarafından yapıldığı bilgisini de daha önceki yazılarımda belirtmiştim.

Yukarıda alıntılara aldığım yazılar; dikkatinizi çekerim, 16. yüzyılda yazılmış bir eserden alınmıştır. Bu eserde yazılan bu yazıların da Peygamber Efendimiz (sav)’den yaklaşık 100 yıl sonra, 8. yüzyılda anlatılarak yazılan hadis kaynaklarından alındığını da hatırlatırım.

Yukarıda alıntılardaki aldığım anlatıları özetlersek; Rasulullah (sav), gökyolculuğunu yaparken Kuran-ı Kerim’de bize bildirilen yedi kat göğü tek tek geçtiğini, her göğün kapısı olduğunu, bu gök kapılarının olağanüstü ve ayrı renklerde olduğunu, bu kapılardan geçerken kapıların açılmasının belli kurallara bağlı olduğunu ve her gökte bazı peygamberleri gördüğünü Peygamberimiz (sav) bize anlatmaktadır.

Bu kapılarla ilgili Kuran-ı Kerim’de de bazı ayetler bulunmaktadır:

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلْجَمَلُ فِى سَمِّ ٱلْخِيَاطِ ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُجْرِمِينَ

“Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara GÖKKAPILARI açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!” (Araf 40)

وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ

“Onların üzerlerine GÖKYÜZÜNDEN BİR KAPI açsak, oradan yukarı yükselseler de…” (Hicr 14)

solucan deliği, wormhole
Solucan Deliği (Wormhole)

Solucan Delikleri

Şimdi bilim, bu konuda ne diyor, onu inceleyelim.

Solucan deliği, evren boyunca çok uzun yolculuklar için “kısayol”ları oluşturabilen uzay-zaman içerisindeki teorik geçitler olarak tanımlanır ve “Genel Görelilik” kuramının bir tahminidir. Ancak dikkatli olmakta fayda var. Çünkü solucan delikleri; ani çöküşleri, yüksek radyasyonu ve egzotik madde ile tehlikeli karşılaşmaları da beraberinde getirir.

1935 yılında, fizikçiler Albert Einstein ve Nathan Rosen, Genel Görelilik Kuramı’nı kullanarak uzay-zaman içerisinde köprülerin var olduğu önermesinde bulundular. Uzay-zamanda iki farklı noktayı birbirine bağlayan ve teorik olarak kısa geçişler oluşturarak mesafe ve yolculuk süresini azaltabilen bu “kısayol”ları, Einstein ve Rosen ikilisi, “köprüler” ya da “solucan delikleri” olarak isimlendirdi.

Bilim kurgu, solucan deliklerindeki seyahat hikâyeleriyle doludur. Fakat gerçekte ise bu yolculuklar, çok daha karmaşıktır ve bunu henüz gerçekleştirebilmiş değiliz.

İlk sorun şu: boyut. İlk solucan deliklerinin mikroskobik seviyede yaklaşık 10-33 santimetrede var olduğu kabul ediliyordu. Fakat evren genişledikçe, bazılarının da çok daha büyük boyutlara genişlemiş olması oldukça muhtemeldir.

Bir başka sorun ise durağanlıktan kaynaklanıyor. Tahmin edilen Einstein-Rosen solucan delikleri, seyahat için kullanışsız olabilir. Çünkü bu delikler, çok hızlı bir şekilde çökerler. Fakat daha güncel araştırmalar, bir solucan deliğinin -çökmeden- açık halde kalmasını sağlayan “egzotik madde” içerdiği ve uzun bir süre boyunca da değişmeden kalabildiği bulgusuna ulaştı.

Burada bahsi geçen “egzotik madde” kavramı karanlık madde ya da anti-madde ile karıştırılmamalı. Egzotik madde; negatif enerji yoğunluğu ve çok fazla negatif basınç içeren bir fenomen olarak tanımlanıyor. Böyle bir madde, ancak kuantum alan teorisinin bir parçası olan bazı vakum seviyelerindeki davranışlarda görülebilir.

Eğer bir solucan deliği yeteri kadar egzotik maddeden oluşursa, doğal bir şekilde oluşmuş ya da yapay şekilde eklenmiş olsa da teorik olarak uzay boyunca yolculuk yapılmasında ya da bilgi gönderilmesinde bir yöntem olarak kullanılabilir. [21]

Özetlersek; gökyüzünde uzun mesafelerin kısa zamanda aşılabileceği bazı yolların-geçitlerin olabileceği ile ilgili bir teori. Ancak Miraç konusu anlaşılamadığından eksik kalan bilgilerle çıkmaza giren bir teori.

Böyle “kısayol”lar var mı? Evet, var! Miraç’ta olduğu gibi. Çünkü Hz. Muhammed (sav), göklerdeki bu yollarla EVRENİN SINIRLARINA bir gece içersinde gidip geldi.

Dikkat edilirse bir kapıdan evrenin sınırına ulaşmadı. Her gök sonunda diğer gök başlangıcında bu kapılardan / yollardan geçerek evrenin sınırına ulaştı.

solucan deliği, worm hole

Miraç yolculuğu iyi incelendiğinde “Solucan Deliği” teorisinin eksik yerleri tamamlanır. Miraç’ın bize bildirdiklerini sırayla yazalım:

  1. Gökyüzünde mesafeleri kısaltan bazı kapıların/yolların olduğu gerçektir.

  2. Bu yollar, uzayda mesafeleri kısaltmakta, zamanı değiştirmemektedir. Yani zaman yolculuğu yapılmamaktadır. Yapılan yolculuk, tamamen aynı zaman içersinde olmaktadır.

  3. Bu kapılar / yollar, bir yörünge sisteminde yolculuğu kısaltmaktadır. Örneğin Dünya’nın atmosferi dışında bulunan bir kapı / solucan deliği, Güneş Sistemi’nin sınırına kadar yol verir. Aynı şekilde güneş sisteminin sınırında bulunan bir kapı / solucan deliği, Samanyolu Galaksi Sistemi’nin sınırına kadar yol verir. Bunun gibi tespit edilememiş yörünge sistemlerinin her birini bu kapılarla / yollarla geçebilirsiniz. Kısacası ayrı ayrı yörüngelerden oluşan gök katmanlarını bir kapıdan/solucan deliğinden geçemezsiniz.

  4. Miraç yolculuğuna dikkat ederseniz, araç geldiği sınırda açık bir kapı / solucan deliği bulamamaktadır. Yani göklerde kendiliğinden oluşmuş kapılara / solucan deliklerine rastlayamazsınız. Miraç yolculuğunda olduğu gibi birileri, ileri teknoloji ile bu kapıları / solucan deliklerini oluşturmakta.

  5. Miraç yolculuğunda gördüğümüz gibi, gökler arası yolculuk, çok kısa olmakta. Ancak peygamberlerin birbirlerini selamlaması kadar az bir zamanda olmakta. Yani binler, milyonlar ışık yılı uzaklıkları yaklaşık on dakika gibi bir sürede geçebilirsiniz.

Şimdi Miraç yolculuğuna gelelim. Her gök katmanının geçiş süresi çok kısa. Ancak diğer peygamberlerin önceden kaydedilmiş hologram görüntülerinin Hz. Muhammed’e (sav) gösterilmesi ve selamlaşmaları kadar kısa süre. Her gök kapısına gelişinde ayrı renkli olağanüstü görüntüler. Bu, bize Hubble Uzay Teleskopu’nun verdiği büyük bulutsuların fotoğraflarını hatırlatmıyor mu?

Hologram görüntüler neden? Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Âdem’i anlatırken, hem giysisinin ve hem oturduğu tahtın nurdan (ışıktan) olduğunu belirtiyor.

solucan deliği

Her kapıya gelişte sesle iletişim bulunuyor. Hatta Peygamberimiz (sav): “İsmail’in sesi gibi bir ses daha önce işitmedim.” diyor. Yani ses aygıtından gelen böyle bir ses, ilk defa duyan için şaşırtıcı olabiliyor.

Nihayet son gök katmanı olan Sidre-i Münteha’da kürsiye, yani bir şeye oturuyor. Yani araçtan çıkmış ve oturulacak bir yere gelmiş. Daha önce bahsettiğim gibi son gök katmanında bulunan “MEVA” gezegenine gelmiş olduklarını anlatıyor gibi. Ve burada özel bir koltuğa oturtuluyor. Buradan sonra yapacağı evrenin sınırlarının ötesine yolculuğa hazırlanıyor.

Evrenin sınırına kadar bedensel olarak yapılan yolculuk artık sona eriyor. Evrenin dışına yapılacak yolculuk BİLİNÇ / RUH / CAN yolculuğu olacak. Bu yolculuk, diğer yazımda anlatılacak.

Şunu söylemeden geçemeyeceğim: Birçok kitapta bu tip yolculuklar yapan kişiler anlatılır. Bu çeşitli efsane ve inanç sistemleri bozulmuş pagan dinlerde olduğu gibi; bazı evliyalar, din büyükleri için de bu yakıştırmalar yapılmakta. Ancak yukarıda görüldüğü gibi geçmişte böyle bir yolculuk; Rabbimizin izni olmadan, peygamberlik vasfı olmadan mümkün görülmemekte. O zaman acaba Şeytan!!....

Abdurrahman Yördem,
Nisan 2019.

«123»

Kaynaklar

[1] Kara Davut İzmiti, “Delail-i Hayrat Şerhi”, sadeleştiren: Abdulkadir Akçiçek, Çelik Yayınevi, 2014, s.281.
[2] a.g.e., s.282
[3] a.g.e., s.283
[4] a.g.e., s.286-287
[5] a.g.e., s.288
[6] a.g.e., s.291
[7] a.g.e., s.292
[8] a.g.e., s.292
[9] a.g.e., s.300
[10] a.g.e., s.300
[11] a.g.e., s.301
[12] a.g.e., s.302
[13] a.g.e., s.303
[14] a.g.e., s.303
[15] a.g.e., s.304
[16] a.g.e., s.308
[17] a.g.e., s.312
[18] a.g.e., s.312
[19] a.g.e., s.313
[20] a.g.e., s.319
[21] https://bilimfili.com/solucan-deligi-nedir/.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 51936943 ziyaretçi (131699767 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler