Neden Karabasan Görüyorum
 
rüya, kabus, karabasan

Neden Karabasan Görüyorum?

Akhenaton

1. Bölüm

Karabasan konusunda en çok merak edilenlerden biri de neden karabasan gördüğümüz ya da bu deneyimin belli dönemlerde neden arttığıdır.

Öncelikle belirtmeliyim ki, karabasan konusunda yazdığım çoğu makale gibi bu yazı da kaynaklardan yararlanılarak istifade etmiş olduğum bir çalışma değil; kişisel deneyimlere, çıkarım ya da olasılıklara dayalı bir yazıdır. (Bu yüzden hiçbir bilimselliği yoktur.) Çünkü Türkiye’de karabasan konusunda tek kaynak, yine websitemiz; yani gizliilimler.tr.gg’dir. Bunun dışında “Tıp ve Halk İnanışlarında Karabasan” adlı makalemse uzun uzun bu konuya eğilmiş kaynaklara değil sadece satır aralarında karabasan konusuna sadece bir-iki cümleyle atıfta bulunan konusu tamamen farklı makale ve dokümanlara dayalı bir çalışmadır.

En çok yaptığımız hatalardan biri, yaşadığımız deneyimleri yanlış kategoriye sokmamız ya da yanlış adlandırmamızdır. Örneğin;

1. Rüyanızda astral seyahat yapmanız, yaşadığınız deneyimin astral seyahat olduğunu değil; sadece bu olayla ilgili bir rüya görmüş olduğunuzu gösterir.

2. Benzer şekilde rüyanızda sizi büyü yapıldığını görmeniz, size büyü yapıldığını değil sadece böyle bir rüya gördüğünüzü gösterir.

3. Rüyanızda bedensiz varlıkları görmeniz, büyüye ya da cin musallatına uğradığınızı ya da karabasan deneyimi yaşadığınızı değil; a) lüsid rüya, b) şeytani rüya, c) bir konuya fazla odaklanmaktan doğan bilinçaltımızda düşen gündelik rüya, e) fizyolojik ya da psikolojik nedenli bir kabus d) anı ya da vesvese transferi gibi) birçok farklı deneyimden birini yaşamış olduğunuzu da gösterebilir. (Ayırt etmeyi kolaylaştıran bir özellik: Cin musallatında ya da büyüde gözlerinizde nedensiz şekilde geçici bir miyopluk oluşur ve rüyanızda sizin sürekli köpeklerin kovaladığını ya da kedi tırmaladığı filan görürsünüz. Dikkat edin, 3-5 kere değil… Sürekli…)

4. Lüsidik deneyimler, sadece rüyalarda otokontrolü ele alıp dilediğimizi yapmak, havada uçmak, denizde yürümekten ibaret değildir. Lüsid rüyalar, kimi zaman rahmani ve şeytani bir mesaj içeriyor olabilir. (bknz. “Karabasan ile Lüsid Rüya’nın Farkları”)

O halde yapmamız gereken, ilk olarak yaşadığımız deneyimleri doğru kategoriye sokmak ve bu kategorilemede (ister kişisel tecrübelerle isterse bu tecrübeleri yaşayan insanların yazılarıyla) gün geçtikçe ustalık kazanmaktır.

Günümüzde karabasan, birçok deneyimin ortak adı haline gelmiştir. Örneğin bir kâbus görmüşseniz, bedensiz varlıklarla ilgili bir rüya görmüşseniz, şeytani bir lüsid deneyim yaşamışsanız, uyanıkken etrafınızı ani bir soğukluk ve ürperti sarmasıyla başlayan ve sonrasında odanızdan dışarı bile çıkamadığınız aşırı korku patlamaları yaşamışsanız, rüyanızda elinin ortası delik bir varlık ya da kara bir gölge göğsünüze gelip oturmuşsa, rüyada ya da uyanıkken istediğiniz halde bağıramıyor ya da felç durumu yaşıyorsanız, “Ben, karabasan yaşadım” diyebilirsiniz. Çünkü sahip olduğunuz kültürün getirdiği tanım neyse sizin de karabasan yaşama tarifiniz odur.

Karabasan kelimesinin “karanlıkta basan” kelimesiyle ilgisi olup olmadığı, zamanla “karabasan” kelimesine dönüşüp dönüşmediği gibi akla yatkın birçok teorilerin olması bir yana, (yukarıda bahsettim gibi) her kültürde farklı bir anlamı karşıladığı açıktır. Bu yüzden de “karabasan”ı sadece tıp’taki “sleep paralysis” ile ya da ileri derecede “narkolapsi” hastalığının bir belirtisi olarak sunmak (ve işte Karabasan’ın Bilimsel Açıklaması demek), şahsımca eksik ve yanlış bir tanımlamadır.

Ama bunun yanında karabasanı dini bir tanımlamayla Allah’ın cünüp ya da abdestsiz insanları cezalandırması şeklinde göstermeye çalışmak ya da bunu fizyolojik/biyolojik ya da enerjisel bir olay değil de bir cin tarafından yapıldığını iddia etmek de başlı başına ayrı bir yanlıştır. Çünkü karabasan, başta da saydığımız gibi farklı birçok deneyimin ve birçok tarifin genel adıdır.

Gelelim neden (başkaları değil de biz) karabasan görüyoruz sorusuna… Bunun fizyolomizle, biyolojimizle, psikolojimizle, biyoritim, menfez ve enerji açıklığımızla, kullandığımız kimi ilaçların duyularımızı hassasiyetleştirmesiyle, hamileliğimizle, yaşadığımız duygu-durum bozukluğuyla, farkında olmadığımız telepatik yeteneklerimizle, vesveseye maruz kalışımızla, çocukken beynimizin salgıladığı TETA dalgalarının tekrar aktif olmasıyla, kan dolaşımımızla, hazmedemediğimiz bir akşam yemeğiyle, uyuma pozisyonumuzla ilgisi olduğu gibi birçok sebebi olabilir.

Bunun sınırlarını koyacak ve insan üstünde daha gelişmiş ölçümler yapabilecek DÜNYASAL MERCİ, sadece yarının bilimidir. Çünkü sebepleri arasında görmeye meyilli olduğumuz dini hassasiyetimiz ile bilim arasında bir tezat yoktur. İnsanı yaratan da onun dolaşım sistemlerini tayin eden de yer çekimini koyan ya da kâinatı en ufak parçacığına kadar yaratıp elektronundan protonuna, gezegeninden yıldızına kadar bunlara bir yörünge tayin eden Allah’tır. Bilimin verileri hep değişken, kararsız ve sınırlıyken O’nun ilmi sınırsız, değişmez ve Sünnetullah’ın kanunlarına tabidir.

Karabasan deneyimi ile ilgili zaman çizgisinin ya da bu deneyimin yaşanma frekansının artmasının sebepleri de benzer şekilde farklılık göstermektedir. Örneğin yakın bir zamanda iletişim formuna gelen sorulardan karabasan görme sıklığının ve çakra aktivastisyonunun birbiriyle ilgisi hakkındaki bir soruya verdiğim cevapta, (yaşanılan şeyin karabasan mı yoksa farklı bir deneyim mi olduğu tespitini yapmamız gerekir önce) gerek çakra aktivatisyonu gerekse konsantrasyon (yoğunlaşma) alıştırmaları gibi kişisel çalışmalarımızda her zaman bu türle (cinlerle) iletişim için kapı aralayabileceğimiz tehlikesinden bahsetmiştim.

Belirtmek isterim ki, biz geçmişte birçok psişik yeteneğe sahipken zamanla bu yeteneklerimiz köreldi. Belli bir süre sonra bu yetenekler, birçok doğu tradisyonu ve dini öğretilerde yerlerini farklı isimlerle almaya başladı. Hint Budizmi’nin ya da Yoga’nın “7. çakra” dediği şeyle tasavvufun “kalp gözü” dediği şey arasında bir fark yoktur.

Paragraf arası: İnsan, kendini aç bırakarak ve nefis terbiyesiyle ve bunun yanında ustasından öğrendiği gizli pratikleri ve alıştırmaları uygulayarak bu gibi yeteneklere sahip olabilir. Ama bu ona dini bir kutsiyet vermez, her sözü doğru bir adam ya da keramet gösteren bir evliya bir Allah dostu yapmaz. Hele de toplumda bu yetenekler nadir görülüyorsa ya o kişi, ben Allah yolunda yürüyorum der buna toplumu da kendini de inandırır ya da tam tersi olarak lanetli görülerek toplumdan dışlanır. İslam'da Allah dostları ya da evliya diye farklı bir zümre yoktur. Kuran üzere ve Allah rızası üzere yaşayan ve bu yolda ceht gösteren her Müslüman Allah'ın dostu, Allah'a ve elçisine savaş açmış her insan da Allah'ın düşmanıdır.

İnsan anatomisi, günümüz tıbbının keşfedebildiğinden daha kompleks bir yapıya sahiptir. Bugün beynin işleyişi ve hayal bile edemediğimiz yetenekleri ya da psişik güçlerimiz hakkında modern tıbbın verileri sınırlıdır. Bu yetenekler, ister doğuştan gelen bir yatkınlıkla ister psişik çalışmalarla aktive edildiklerinde bize iki sorgulamayı gerekli kılar: “Sahip olduğum bu yetenek, benim için bir lanet mi yoksa bir ödül mü???” Çünkü her şey domino taşları gibi başka bir yeteneğin ya da bir deneyimin önünü açar.

Bu yetenekler arasında bedensiz varlıkların sizinle iletişim kurmalarına bir köprü oluşturuyor olabilirsiniz ve başta ödül diye tanımladığınız yetenek, sizin için aşırı korkutucu, psikolojinizi alt-üst edici bir lanete dönüşebilir. O zaman bu yeteneği aktivite etmeden önce tüm sonuçlarını hesaplamanız ve kendinize şu soruyu sormanız gerekebilir: “Bu yeteneği gerçekten istiyor muyum???”

Bu sorgulamanın sonunda iki tercihiniz vardır: Ya korkmamayı öğreneceksiniz ya da bu caddeye, bu sokağa adımınızı hiç atmayacaksınız…. Atmış olsanız da bu yetenek körelene kadar onu hiç kullanmayacak ve tekrar körelmeye terk edeceksiniz…

1. Bölümün Sonu

Akhenaton,
3 Şubat 2017.

Akhenaton'un Diğer Yazıları ❯





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: SSSZ RÜZGAR, 18.05.2017, 18:59 (UTC):
Sayın Akhenaton,
Yoğunlaşma çalışmalarının cinlerle iletişim kapısını açabileceği tehlikesinin var olduğunu söylemişsiniz. Bunu istemeyen yalnızca psişik yeteneklerini geliştirmek isteyen bi insanda bu olur mu ? Ve bize verilenbu yeteneğin daha doğrusu körelmiş olan bu yeteneğimizin (ki her insan psişik yeteneklerin hepsine sahip değildir her yetenekte olduğu gibi)bize verilen bir ödül mü yoksa lanet mi olduğunu o yetenekleri aktive edip sonucunu görmeden nasıl anlayabilirz ki?(gerçekten kafama takıldı cevaplarsanız sevinirim)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 49776803 ziyaretçi (126431284 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler