Osmanlica Dersleri 8
 

Osmanlıca Dersleri 8

Konu Anlatımı: Akhenaton

İsm-i Fâil

“Fiil” kelimesi, Türkçede bir iş ya da oluş bildiren “eylem” demek olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi? İşte bir eylemi yapan kişiye de “fâil” diyoruz. Hani katili belli olmayan cinayetlere “fâil-i meçhul” deriz ya... Yani o eylemin yapıcısı bilinmiyordur. Katilin kim olduğu meçhuldür.

O zaman şunu aklımıza not edelim: Osmanlıcada bu kalıp, bir eylem yapan, bir eylem gerçekleştiren kişi hakkında bir kelime üretmek için kullanılır.

Örneğin; “Ke-te-be” (كتب), Arapçada “yazmak” anlamına gelen bir fiil köküdür. Şimdi bu fiil kökünden yazma eylemini gerçekleştiren, yani YAZAN anlamına gelen kelimemizi, yani  ism-i fâilimizi bulalım. Kalıbımız nedir? FÂİL (فاعل). Burada bilmemiz gereken, bir kelimenin ism-i fâilini bulmak için asli harfler olan “Fe-a-le”  (ف-ع-ل) harflerinin yerine sırayla ism-i fâile çevireceğimiz fiilin, yani “Ke-te-be” (ك-ت-ب) nin harflerini yerleştirmek. Şöyle ki; FÂİL (فاعل) kalıbındaki “Fe” (ف)’nin yerine “Ke-te-be”nin ilk harfi olan “Ke” (ك)’yi,  “a” (ع)’nın yerine “Ke-te-be”nin ikinci harfi olan “Te” (ت)’yi,  “le” (ل)’nin yerine de “Ke-te-be”nin üçüncü ve son harfi olan “Be” (ف)’yi yerleştirelim: Yani  فاعل (Fâil) كاتب (Kâtip). Muhteşem! Hepsi bu kadar! Demek ki “Ke-te-be” fiilinin “Ketebe” eylemini yerine getiren, yani YAZAN anlamına gelen ism-i fâili, “Kâtip”miş! Duymuşsunuzdur Barış Manço’nun şarkısında “Kâtip arzuhalim yaz yâre böyle.” mısraını. Ne anlama geliyormuş demek ki “kâtip”? Yazan kişi, yazıcı...

Şimdi başka bir örnek: Ecdadımız Fâtih Sultan Mehmed’i bilirsiniz değil mi? Tabii ki bilirsiniz! Şimdi bir ism-i fâil olan bu kelimenin, yani “Fâtih” (فاتح)’in anlamını öğrenelim. Arapçada “Fe-te-ha” (فتح) kelimesi, “açmak” anlamına gelir. O zaman  “Fâtih” de açma eylemini yapan kişi, yani AÇAN denektir. Hatta Rabbimizin 99 esmaül hüsnasından biri, el-Fettah’tır. Yani kullarına yeni yeni rızık kapıları açan demektir. Peki Sultan Mehmed’e neden “Fatih” ünvanı verilmiş olabilir sizce, hiç düşündünüz mü? Çünkü Sultan Mehmed, İstanbul’u fethederek tarihte yeni bir dönem açmıştır. İstanbul’un fethiyle “Ortaçağ” kapanmış ve 1789 Fransız ihtilali’ne kadar sürecek olan tarihte “Yeniçağ” dönemi başlamıştır.

  Örnekleri çoğaltabiliriz:

Arapça Fiil Kökü Anlamı İsm-i Fâili Anlamı
Ka-te-le (قتل) Katletmek, öldürmek Kâtil (قاتل) Öldüren (kişi).
[K]ha-le-ga (خلق) Halk etmek, yaratmak. [K]hâlik (خالق) Yaratan, Yaratıcı.
A-le-me (علم) Bilmek. Âlim (عالم) Bilen.
Ta-le-be (طلب) İstemek. Tâlib (طالب) İsteyen.
Şe-he-de (شهد) Tanıklık etmek. Şâhid (شاهد) Şahit, tanıklık eden.
A-be-de (عبد) İbadet etmek. Âbid (عابد) İbadet eden.
Za-le-me (ظلم) Zulmetmek. Zâlim (ظالم) Zulmeden.
Ha-fe-za (حفظ) Korumak. Hâfız (حافظ) Koruyan.
Ha-ke-me (حكم) Hükmetmek. Hâkim (حاكم) Hükmeden, hüküm veren.
Ke-fe-re (كفر) Gizlemek, örtmek Kâfir (كافر) Gizleyen, (gerçeği) örten.
Ne-za-me (نظم) Dizmek. Nâzım (ناظم) Dizen, (mısra) dizen.
Ne-za-ra (نظر) Bakmak. Nâzır (ناظر) (Bakan)

İsm-i Mef’ûl

“Mef’ûl” (مفعول), yapılan, edilen, bir eylemin etkisinde bulunan, bir eylemden etkilenen demektir. Fâil gibi mef’ûl de feale kökünden türemiştir. Bir fiil kökünün ismi failini bulmak için fiil kökündeki harfleri “fâil” (فاعل) kalıbındaki aslı harfler olan  “fe-a-le” harfleri ile değiştirdiğimiz gibi;   bir fiil kökünün ism-i mef’ûlünü bulmak için de fiil kökündeki harfleri “mef’ûl” (مفعل) kalıbındaki  aslı harfler olan “fe-a-le” harflerinin yerine koyarız. Örneğin; tekrar “Ke-te-be” (كتب), yani YAZMAK fiil kökünü alalım. Bu fiil kökünün ism-i mef’ûlü, YAZMAK fiilinden etkilenen şey, yani YAZILAN’dır.

MEF’ÛL (مفعول) kalıbındaki “Fe” (ف)’nin yerine “Ke-te-be”nin ilk harfi olan “Ke” (ك)’yi,  “a” (ع)’nın yerine “Ke-te-be”nin ikinci harfi olan “Te” (ت)’yi,  “le” (ل)’nin yerine de “Ke-te-be”nin üçüncü ve son harfi olan “Be” (ف)’yi yerleştirelim: Yani  مفعول (Mef’ûl) مكتوب (Mektûb). Artık “mektup” kelimesinin YAZILAN (ŞEY) anlamına geldiğini öğrenmiş de olduk değil mi?

Şimdi ism-i mef’ûl örneklerini çoğaltalım:

Arapça Fiil Kökü Anlamı İsm-i Mef’ûlü Anlamı
Ka-te-le (قتل) Katletmek, öldürmek Maktul (مقتول) Öldürülen (kişi).
[K]ha-le-ga (خلق) Halk etmek, yaratmak. Mahluk (مخلوق) Yaratılan.
Za-le-me (ظلم) Zulmetmek. Mazlum (مظلوم) Zulmedilen, zulme uğrayan.
Ne-za-me (نظم) Dizmek. Manzum (منظوم) Dizilen.
Ha-fe-za (حفظ) Korumak. Mahfuz (محفوظ) Korunan.
A-be-de (عبد) İbadet etmek. Mağbud (معبود) İbadet edinilen, tapınılan.
Ne-ke-le (نقل) Taşıma, nakletme. Menkul (منقول) Taşınılan. (Gayrimenkul = Taşınılmayan mal)
Şe-he-re (شهر) Ünlenmek. Meşhur (مشهور) Ünlenen, ünlü, şöhretli.
Şe-ğa-le (شغل) Uğraşmak. Meşgul (مشغول) (Bir işle) Uğraşan.
Ta-le-be (طلب) İstemek. Matlub (مطلوب) İstenen.

Alıştırmalar

“Ce-he-le” (Bilmemek) fiil kökünün ism-i fail ve ismi mefulünü ve ne anlama gelebileceklerini bulmaya çalışın.

Ders 12. Ders3. Ders4. Ders5. Ders6. Ders7. Ders8. Ders






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50097140 ziyaretçi (127156032 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler