Ragnarok Günü
 
Ragnarok

Ragnarok Günü

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Mitoloji / İskandinav Mitolojisi

Ragnorok Günü (ya da Ragnarök), İskandinav mitolojisinde kıyamet günü [1][2] de denilen Kozmos’un içindeki her şeyin sonunun gelmesi olayıdır.[3] Tanrıların ölüp dünyanın sonunun geleceği gündür.[1][2] Ragnarok yaşandığı sırada, yalnızca insanların değil, Tanrılar ve diğer canlıların da yok olacağına inanılmaktadır.[3]

“Ragnarok” sözcüğü, bileşik bir sözcüktür. Sözcüğün birinci öğesi olan ragna-, “reginn” sözcüğünün iyelik eki almış çoğul halidir. Sözcüğün ikinci öğesi olan -rok ise ‘harikalar, yazgı, kıyamet’ anlamına gelmektedir. Bu yüzden, “Ragnarok” sözcüğü, tam olarak “tanrıların harikaları/yazısı” anlamına gelmektedir. Fakat sözcüğün ikinci öğesi, “alacakaranlık” anlamına gelen çok daha eski bir sözcük olan “Rĝkkr” ile karışmıştır.[4]

“Alacakaranlık” kelimesi dilbilimsel açıdan uygunsuz kaçsa da anlamsal bakımdan yerinde bir seçim gibi görünüyor... Özellikle de Ragnarök isminin tam karşılığının Hesaplaşma Günü ya da Kader Günü oluşu göz önüne alınınca. Ragnarokkr kelimesi tamı tamına tanrıların alacakaranlığı anlamına gelmektedir.[5]

İskandinav efsanesi Ragnarok, tüm tanrıların, doğaüstü yaratıkların, insanların ve canlıların öldüğü son savaşı ve evrenin yok oluşunu anlatır. Ragnarok’un, Güneş’in karardığı, iklimin sert ve acımasız bir özellik kazandığı ölümcül Fimbulvetr yani “büyük kış” sırasında başladığına inanılır.[2]

Yakındoğu inançlarındaki “Armageddon”dan farklı olarak Ragnarok, sonunda “iyilerin” kazanacağı bir mücadele değil, yitirilmesi kaçınılmaz olan bir savaştır ve gökten gelen alevler, yere düşen yıldızlarla birlikte, dünyanın sonunu belgelemektedir.[6]

Ragnarok, yani son büyük savaş başlayınca tanrılar devlere karşı savaşacaklar, insan soyundan gelen kahraman savaşçılar bu savaşta tanrılarla birlikte savaşacaklar, [8]  yine de devler tanrıları yeneceklerdir.[7] Savaşta kazanan taraf olmayacaktır.[8]

Sonunda devler ve tanrılar arasındaki savaştan geriye birçok ölü ve yıkık bir dünya kalır. Bütün dünyalar alev alev yanmış, güneş kaybolmuş ve yavaş yavaş denize gömülerek yok olmuşlar.[9]

Tanrılar, Ragnarok’un kendileri için kaçınılmaz bir son olduğunu bilirler, zira yapılacak olan son savaşta yenilecekleri onlara önceden haber verilmiştir. Fakat buna rağmen, savaşa hazırlanmaya devam ederler. İskandinav tanrılarının büyüklüğünün, işte bu kaçınılmaz yazgıya boyun eğmeyi reddetmelerinden ileri geldiği dile getirilir. Son savaş hakkında birçok şiirde anıştırmalar bulunmakla birlikte, bu mücadelenin ayrıntılarını öğrenebileceğimiz asıl kaynak yine bizzat Voluspá şiiridir.[10]

Snorri, son savaşın öyküsünü, Voluspá şiirinin bıraktığı yerden devralıp serbestçe alıntılar ve yorumlayarak devam ettirir. Bu dünyanın göreceği son çağ, dehşet verici alametlerle başlayacaktır. Önce ‘korkunç kış’ anlamına gelen fımbulvert yaşanacaktır. Bu kış çok çetin ve uzun geçecektir; “arada tek yaz mevsimi bile yaşanmadan üç kış arka arkaya gelecektir”. Kavga gürültü, adeta salgın bir hastalık gibi dünyayı saracak, İskandinav toplumunda son derece önemli bir yere sahip olan aile kurumu dahi çatırdayacak, aile içi anlaşmazlıklar alıp başını gidecektir. Bu yüzden ahlaksal bağlar da çözülmeye başlayacak ve işte ondan sonra tam anlamıyla bir yıkım çağı yaşanacaktır:

“Savaş baltalarının, kılıçların, kırılmış kalkanların konuşacağı, Ve fırtınaların kopacağı, kurtların saldıracağı bir çağ başlayacak, İnsanların çağı sona ermeden hemen önce.”

Bu dizelerde Yahudi-Hıristiyan mitolojisinde yer alan Deccal’ın gelişi hakkındaki kıssalarda anlatılan dehşet verici kıyamet alametlerinin yankısını bulmak mümkündür. Zira unutmamak gerekir ki Voluspá şiiri büyük olasılıkla Hıristiyanlığın İskandinav pagancılığını etkisi altına almaya başladığı bir dönemden kalmadır.

Bu çağda ortaya çıkacak birtakım doğal kötülük alametleri vardır. Gylfaginning şiirinde Yüce, Gangleri’ye Güneş’in ve Ay’ın, kendilerini yemeye çalışan kurtlardan kaçtıkları için gökyüzünün bir ucundan diğerine koşturup durduklarını söyler. Şimdi öğreniyoruz ki Ragnarok geldiğinde, kurtlar Güneş’i ve Ay’ı yakalayıp yemeyi başaracaklardır:

“Birinci kurt, Güneş’i yutacak ve insanlar bunun büyük bir felaket olduğunu düşünecekler. İkinci kurt ise Ay’ı yutacak ama bu ilki kadar büyük bir infial yaratmayacak. Yıldızlar gökten düşecek, yeryüzü sarsılacak, dağlar hallaç pamuğu gibi sağa sola savrulacak, ağaçlar yerlerinden sökülecek, yalçın kayalıklar un ufak olacak, bütün bağlar kopacak, zincirler kırılacak ve böylece kurt Fenrir serbest kalacak.” [10]


Fenrir, Odin
Kurt Fenrir, Ragnarok’ta Odin’e saldırıyor. Odin’in kuzgunlarından biri, soğukkanlı bir şekilde omzuna tünemiş bulunmaktadır. Andreas’ta bir anma taşı.

Kurt Fenrir Loki’nin oğludur. Ragnarok geldiğinde son savaş için devlerin yanında Tanrılara karşı olan savaşa katılacaktır.[11]

Tanrıların kıyamet günü olan Ragnarok’ta herkesi yiyecek olan kurt, Fenrir’dir. O, “dünyanın harabeye dönmesinden evvel balta-çağı, kılıç-çağı, rüzgar-çağı ve kurt-çağıdır”. Baş tanrı Odin’in kaderi onun kurbanı olmaktır. Tanrılar tarafından kaçırılan ve ona göz kulak olabilecekleri Asgard’a getirilen Fenrir, o kadar vahşidir ki onu sadece savaş tanrısı Tyr besleyebilmektedir. Odin ilk başlarda, kurt hakkında kesin bir fikre sahip değildir ama daha sonra kader tanrıçaları Norn’lar, onu kendi kaderi hakkında uyarınca Fenrir’in hapsedilmesi gerektiğine karar verir. Ancak hiçbir zincir bu hayvanı zapt edebilecek kadar kuvvetli değildir.

Sonunda cüceler, bir dağın kökleri, bir kuşun tükürüğü, bir kedinin ayak sesleri, bir balığın nefesi ve bir kadının sakalı gibi şeylerden sihirli bir zincir yaparlar. Bu, görünürde ipek bir kurdeleye benziyor olsa da Fenrir’in onu boynuna geçirmeye ikna olması için tanrılardan birinin, elini onun dişleri arasına koyarak göründüğü gibi zararsız olduğuna yemin etmesi gerekir. Elini riske atan tek kişi Tyr olur ve kurt zincirin kırılamayacağını anlayıp elini ısırınca diğer tanrılar gülerler. Fenrir daha sonra bir kayaya zincirlenir ve ağzı bir kılıç yardımıyla sürekli açık tutularak ısırması engellenir.[12][13]

Tanrılar, zincire vurdukları Fenrir’i götürüp bir kayaya bağlarlar. Bir daha kimseyi ısırmasın diye kurdun dişlerinin arasına bir kılıç yerleştirmeyi de ihmal etmezler. Kayaya bağlanan kurt, þar liggr hann til ragnarĝkrs, yani “dünyanın sonuna dek orada kalacaktır”.[14]

Ragnarok’ta esaretten kurtulunca Fenrir, korkunç bir hale gelir. Kocaman ağzı o kadar açılır ki alt dudağı yere değerken üst dudağı da gökyüzüne uzanır ve bu haliyle Odin’i yer.[12][13]

Kurt Fenrir, kendisini tutan bağlardan kurtulur, ölüm ve yok edicilik kusan vahşi çocuklarıyla tüm dünyayı kasıp kavurur. Kurtlar, Güneş’i ve Ay’ı yutarlar, Yggdrasil bile titrer.[1][15]

Ragnarok

Temel niteliği ateş olan fesatçı Loki, Ragnarok, Tanrıların Alacakaranlık zamanında Hel (cehennem) sakinlerinin önderi olacaktır.[16]

Loki, devlerden oluşan ordusuyla kabaran denizlere açılır, kızı Hel’de benizleri solgun ölülerden oluşan ordusuyla sisli Nilfheim’dan yükselir. İki ordu birleşerek Vigrid düzlüklerine gelir. Odin Vallhala’daki savaşçıları ve Valkyr’lerden oluşan ordusuyla savaşır. En sonunda Surt, dokuz dünyayı da alevlere boğar ve yeryüzü kaynayan okyanusun dibine çöker.[1][15] Ragnarok’ta Odin’i savaşa götürecek olan at ise Sleipnir’dir.[17]

“Kader ağacı”, İskandinav mitolojilerinde “Yggdrasil” adıyla geçmektedir. Sözcük anlamı “korkunç birinin atı” (“the terrible one’s horse“) olan bu ağacın, tüm dünyaları birbirine bağlayan dev bir dişbudak ağacı olduğu kabul edilir. Üç kökünün altında üç ana dünyanın (“assgard”, “jotunheim”, “niflheim”) yer aldığı bu ağacın temelinde (base) üç kuyu vardır: “Mimir” tarafından korunan “bilgelik kuyusu” (“the well of wisdom”: “mímisbrunnr”), “Norns” tarafından korunan “kader kuyusu” (“the well of fate”: “urdarbrunnr”) ve nehirlerin kaynağı olan “kükreyen kazan” (“roaring kettle”: “hvergelmir”). Bu ağacın çevresinde koşup sürgünlerini yiyen dört geyik bulunmaktadır; bunlar dört rüzgârı temsil ederler. Ağacın sincap “Ratatoks” (“hızlı dişler”); en üst dalda tüneyen, adı kötüye çıkmış, dedikoducu “Vidofnir” (“ağaç yılanı”) gibi başka mukimleri de vardır. Kökleri “Nidhogg” ve öbür yılanlar tarafından kemirilmekte olan bu ağacı “Ragnarok Günü”nde ateş devi “Surt”un ateşe vereceğine inanılır.[18][19]

Surt, Ragnarok geldiği esnada ortaya çıkacak bir Ateş Devidir.[23] Ragnarok’ta Aesir tanrılarının evi olan Asgard’ın güçlü surları yok olur ve gökyüzündeki Bifrost Köprüsü, korkunç alevli dev Surt tarafından tutuşturulur.[1][15]

Loki ve Angrboda’nın çocuklarından biri, devasa bir deniz yılanı olan Jormungand’dır. Odin tarafından tehlikeli bulunan Jormungand, tıpkı Fenrir gibi Asgard’a getirilmiş; fakat daha sonradan okyanusa atılmıştır ve o kadar büyür ki insanların dünyası olan Midgar’ın etrafını sarar. Ona aynı zamanda “Midgard yılanı” da denmektedir.

Kıyamet günü Ragnarok’ta bu yılanın dünyaya saldıracağı ve onu yalnızca Thor’un durdurabileceği söylenir. Ragnarok günüde yılan, Thor tarafından öldürülür fakat Jormungand’ın zehri Thor’un da ölmesine sebep olur.[20]

Devasa dünya yılanı Jormungand da suları karmakarışık olmuş okyanustan çıkar ve her yöne zehir saçarak Vigrid düzlüklerini yutar ve ortadan kaldırır. Thor tarafından öldürülür; fakat onun zehrine maruz kalan Thor’un kendisi de ölür.

Ragnorok Günü’ndeki büyük savaşta Odin ve Thor gibi pek çok tanrı ölecektir. Yalnızca birkaç tanrı sağ kalacak ve bunlardan biri Odin’in oğullarından biri olan Balder’dir. Balder, kör kardeşi Hodr tarafından Loki’nin bir oyunu ile öldürülmüş ve ölüler ülkesi Hel’de kalmıştır. Ragnarok kıyametinin ardından tıpkı başlangıçtaki gibi sellerin ve ateşlerin ortasından yemyeşil bir bir dünya çıkacaktır ve baş tanrı, Balder olacaktır.[1][15]

İskandimav mitolojisine göre Ragnarok Günü’nde her yerde savaş ve ölüm olacaktır. Sköll Güneş’i ve Hati de Ay’ı yutacak; Gullinkambi tanrılara doğru ötecek ve ejderhaları çağıracaktır. Jormungand ve Fenrir serbest kalacak ve Jormungand Thor tarafından öldürülecek fakat Thor’u zehirleyip onun ölümüne sebep olacaktır. Vidar, Fenrir’i; Garm ve Tyr ise birbirlerini öldüreceklerdir. Fenrir ise Odin’i öldürecektir. Heimdall ve Loki dövüşecek ve birbirlerini öldüreceklerdir. Sonrasında dünya ateşler içinde yanacak, bazı tanrılar sağ kalacak, diğerleri ise yeniden doğacak, sonunda nefret ve keder kaybolacak ve kalan lif ve lifthasirler mutlu bir şekilde yaşayacaklardır. [21]

Dünya tekrar denizin içinden yükselerek yeşerir. Asgard’ın dayanıklı duvarlarının arkasına sığınmış olan Vidar (sessiz Tanrı) ve Vali, Modi (Cesaret) ve Magni alevlerden kurtulmuşlardır. Odin ve Thor ölür. Balder ve Höd, Hel’den (yer altı/ölüm diyarı) geri gelip Thor ve Odin’in oğullarıyla birlikte hırsların, fesatlıkların olmadığı bir dünya yaratırlar.[11]

jormurgand
Dünya Yılanı Jormungard

Dünyayı istila edecek başlıca üç kuvvet vardır. Bunlardan biri, savaşçı bir ruh haliyle denizden kıvrıla kıvrıla gelecek olan Dünya Yılanı Jormungard’dır. Iormungard’ın denizdeki hareketi büyük dalgalar oluşturur. Bu dalgaların yarattığı gelgit ise Nalgfar denen gemiyi yüzdürür.[10]

Snorri bu geminin adının ‘tırnak gemi’ anlamına geldiğini söyler, zira bu gemi ölülerin kesilen tırnaklarından yapılmıştır (bu durum, düzenli tırnak bakımı yapmak için mükemmel bir gerekçe teşkil etmektedir). Bu gemide dev Hrym ve Muspell’in kim oldukları bilinmeyen oğulları da bulunmaktadır. Ayrıca, bağlarından kurtulan Loki de geminin dümenine geçmiştir. Bir ateş demonu olan Surt, emrindeki büyük bir orduyla güneyden saldırıya geçer. Kimileri, Muspell’in oğullarının bu ordu içerisinde yer alacağını düşünmektedir. Ama hepsinden daha korkunç olanı, aç kurt Fenrir’in ağzı adamakıllı açılmış halde büyük bir hışımla saldıracak olmasıdır. Snorri, kurdun üst çenesinin gökyüzüne, alt çenesinin ise yeryüzüne değecek kadar büyük olduğunu söyler ve “eğer dünyada yeterince yer olsaydı, ağzını daha da fazla açabilirdi” diye de ekler.

İstilacıların yaklaştıklarını gören Heimdall, hemen borusunu üfleyip tanrıları savaş meclisine çağırır. Odin, kendisine bir öneride bulunması için Mimir’in kesik başına danışmak ister ama artık her şey için çok geçtir. Freyr ateş demonu Surt ile çarpışır ama silahı yeterince güçlü değildir -zira görkemli kılıcını Skirnir’e vermiştir- ve bu nedenle öldürülür. Thor, Iormungard’ı öldürmeyi başarır fakat yılan tarafından zehirlendiği için kendisi de ölür. Fenrir, Odin’i yutar. Odin’in oğlu Vidar, kurdu öldürüp babasının intikamını alır. Voluspá’ya bakılacak olursa, Vidar bunu Fenrir’i kalbinden bıçaklayarak yapar. Ama Vafþúðnismál şiirine göre Vidar kurt Fenrir’i ağzını yırtarak öldürür. Kurdun alt çenesini ayağındaki demir tabanlı ayakkabıyla yere bastırıp üste çenesini var gücüyle yukarı çekmek suretiyle bunu  yapar. Snorri bunların yanı sıra, başka hiçbir yerde izine rastlanmayan iki düello daha anlatır. Korkunç bir tazı olan Garm ile tanrı Tyr birbirlerini öldürürler. Ezeli düşmanlar Heimdall ile Loki de birbirlerini katlederler. Bunun üzerine ateş demonu Surt, dünyanın üzerine alevler saçar ve her şeyi yakıp kül eder. Dünya yanar gider.

Bu öykü oldukça iyi şematize edilmiştir fakat neredeyse hiç tatmin etmemektedir. Çok az şey anlatır. Tanrıların kuvvetleri ile karanlığın kuvvetleri arasındaki savaşa dair genel bir taslak dahi sunmamaktadır. Sözgelimi, adlarını bildiğimiz diğer tanrılar nerededir? Tanrıçalara ne olmuştur? Odin’in sırf bu savaşa hazırlanıp tatbikat yapan ve seçkin savaşçılardan oluşan ordusu nereye gitmiştir?

Her halükarda, Ragnarok yaşlı tanrıların düzeninin sonu anlamına gelmektedir. Voluspá şiiri ve onu izleyen Snorri, eski dünyayı mahvetmiş olan hıyanetlerden tamamen arınmış ya da bu tür kötülükleri cezalandıracak olan yepyeni bir dünyanın müjdecisi olarak düşünülebilecek yeni bir başlangıçtan söz etmektedirler.[22]

Nors mitolojisinin masallarında, aralara bütün dünyanın sonunu getirecek dehşet verici bir felakete göndermeler serpiştirilmiştir. Ragnarok (hükümdarların sonu) olarak da bilinen ve gelecekte bir zamanda gerçekleşecek olan bu olayda, Odin’in krallığının sonu gelecek, ayrıca önemli diğer birçok tanrı da tahtan düşecektir. Bu korkutucu kıyametin birkaç alameti olacaktır. Üç yıllık sonsuz bir kış her şeyi başlatacak ve üç horoz ütecektir: Birincisi devleri, İkincisi tanrıları, üçüncüsüyse Hel’de dirilen ölüleri uyandıracaktır.

Güneş ve Ay tükenecek, yıldızlar artık parlamayacaktır; insanlar ahlaklarını kaybedip birbirlerine çatacaktır. Vahşi kurt Fenrir, zincirlerinden kurtulacak ve Hel’in bekçi köpeği Garmr, yeraltı dünyasının girişinde uluyacaktır.

Bütün evreni taşıyan ağaç Yggdrasil titreyip inleyecek, Jormungand ise kıvrılıp bükülerek büyük bir zelzele yaratacaktır. Çeşitli canavarlar tanrıları öldürecek ve bütün dünyalarda büyük savaşlar patlayacaktır.

Zaman içinde her yeri ateş kaplayacak ve dünya okyanusun dibine çökecektir. Bu anda kıyamet ve kasvet sona erecek ve dünya yeniden, bütün bereketi ve tazeliğiyle dirilecektir. Bazı tanrılar ya yerinde kalacak ya da yeniden doğacaktır ve sefalet, açgözlülük ya da günahkarlık tarihe karışacaktır.[26]

Ragnarok’un üç işareti bulunmaktadır. İlki, Odin ve Frigg’in oğlu olan Tanrı Baldr’ın öldürülmesidir. İkinci işaret, hiç yaz olmadan üç yıl boyunca devam edecek üç uzun kesintisiz soğuk kışın olmasıdır. Üç uzun yıl boyunca süren bu kesintisiz kışların adı “Fimbulwinter” olarak adlandırılır. Bu sırada dünya, savaşlarla boğuşacak ve kardeşler kardeşleri öldürecektir. Üçüncü işaret, gökyüzünde Güneş ile Ay’ı yutan iki kurt olacak ve yıldızlar bile kaybolurken dünyayı büyük bir karanlığa gönderecektir. Dolayısıyla devler ve tanrılar arasında yaşanan savaş tüm evrenin yok olmasına yol açacaktır.[3]

ragnarok, kurt
Ragnarok efsanesine göre Güneş ve Ay'ı kovalayan kurtlar: Skoll ve Hati.

Ragnarok’ta Güneş’i ve Ay’ı kurtların yiyeceği rivayet edilir.[25] Buna göre Güneş’in hızlı yol almasının sebebi, bir kurdun (Kurt Sköll) onu kovalamasıdır. Ragnarok zamanı gelip bu dünya sona erdiğinde onu yakalayacaktır. Başka bir kurt (Kurt Hati) ise, Güneş’in önünde koşup ayı kovalamaktadır. Yine Ragnarok zamanı gelince, Ay da yakalanacaktır.[7][23]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯

Kaynaklar

[1] Arthur Cotterell ve Rachel Storm, “Büyük Dünya Mitolojisi Ansiklopedisi”, Alfa Yayınları, İstanbul 2011, s.247.
[2] “Vikinglerin Yeni İmajı”, Eski Çağ Araştırmaları Dergisi, Yıl:1, Sayı:4, Temmuz 2018, s.26.
[3] Dr. Sibel Cengiz, “Ekolojik Krizin Mitolojisi”, Ardahan Üniversitesi, Uluslararası Mitoloji Sempozyumu, Ardahan 2019, s.31.
[4] R. I. Page, “İskandinav Mitleri”, çev. İsmail Yılmaz, Phoenix Yayınları, Ankara, ISBN No: 978-605-5738-10-5, s.119-120.
[5] A. S. Byatt, “Ragnarök: Tanrıların Alacakaranlığı”, çev. Kemal Baran Özbek, İthaki Yayınları, ISBN: 978-605-375-278-3, 1. Baskı, İstanbul 2013, s.124.
[6] Burak Eldem, “Fraternis: Kayıp Kitaplar, Gizli Kardeşlik”, ISBN 975-10-2439-0, İnkilap Yayınevi, İstanbul 2006, s.187.
[7] Donna Rosenberg, “Dünya Mitolojisi: Büyük Destan ve Söylenceler Antolojisi”, İmge Yayınevi, 3. baskı, Ağustos 2003.
[8] Yrd. Doç. Dr. Cemile Akyıldız Ercan, “Germen Mitolojisinde Yaratılış”, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2014 18 (1), s.130.
[9] NTV, “Mitoloji Başvuru Kitapları”, NTV Yayınları, İstanbul 2010, s.238.
[10] R. I. Page, a.g.e., s.120-121.
[11] Reiner Tetzner, “Cermen Tanrı ve Kahramanlarının Efsanesi” I-II, çev. A. Yarbaş, İlya Yayınları, İzmir 2004, s.224
[12] Arthur Cotterell ve Rachel Storm, a.g.e., s.190.
[13] Cansu Tanpolat, “Doğu ve Batı Kültürlerinde Başlıca Hayvan Mitleri” (yüksek lisans tezi), Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü, İstanbul 2016, s.27.
[14] R. I. Page, a.g.e., s.28.
[15] Cansu Tanpolat, a.g.e., s.111.
[16] Joseph Campbell, “İlkel Mitoloji”, çev. Kudret Emiroğlu, İmge Yayınevi, 2. baskı, Ankara 1992, ISBN 975-533-037-2, s.636.
[17] Arthur Cotterell ve Rachel Storm, a.g.e., s.228.
[18] Icha F. Lindemans, “Yggdrasil”, 2008.
[19] Erdoğan Kul, “Ece Ayhan’ın Şiirlerinde Mitolojik ve Masalsı Öğeler”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi, sayı:18, Şubat 2011, s.72.
[20] Cansu Tanpolat, a.g.e., s.62.
[21] https://tr.wikipedia.org/wiki/Ragnarök
[22] R. I. Page, a.g.e., s.123-124.
[23] Arş. Gör. Mert Kozan, “Kuzey Mitolojisinin Günümüz Popüler Kültürüne Yansımaları”, TSA / Yıl: 17 Sayı: 3, Aralık 2013, s.250.
[24] Cansu Tanpolat, a.g.e., s.16.
[25] Cansu Tanpolat, a.g.e., s.108.
[26] Mark Daniels, “Bir Nefeste Dünya Mitolojisi”, Maya Kitap, İstanbul 2014, s.208.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 52078534 ziyaretçi (132080008 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler