Thor
 
Thor

Thor

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Mitoloji / İskandinav Mitolojisi

Thor, İskandinav mitolojisinde Odin ve Frigg’in oğludur. İkinci büyük tanrı ve tüm tanrıların ve insanların en güçlüsü [1] ve en önemlisidir.[2] Güç tanrısı Mani’nin babasıdır.[1] Ona, gücüne ve güvenilirliğine ihtiyaç duyan köylüler tapar. [11]

Thor, ezeli devlere karşı tanrılar diyarını koruyan ve günümüzde de belki en tanınmış olan elinde çekiciyle betimlenen gök gürültüsü ve savaş tanrısıdır.[3] Jons J. Berzelius, 1828’te keşfettiği ve toryum olarak adlandırdığı madene, İskandinav şimşek tanrısı Thor’un adını vermiştir.[4]

Thor, Jupiter veya Perşembe gününü (Thursday) temsil eden yılana denk gelen bir Tanrı’dır. İngilizcede “Thursday” (Perşembe), Thor’un günü demektir. O, gücünü babası Odin’den alan yetenekli bir ilahtır.[5]

Thor, Odin’in çocuklarının ilki ve en önemlisidir, Aesir’i ezeli düşmanları olan devlere karşı koruyan savaşçı tanrıdır. Altından saçları olduğu haricinde hakkında pek bir şey bilinmeyen tanrıça Sif ile evlidir.[6]

İskandinav tanrıları arasında en kurnaz, en kötü tanrı Loki’dir. Loki, Sif’e onu sevdiğini ve evlenmek istediğini söyler. Fakat Sif onun teklifini kabul etmez. Reddedilen Loki çok sinirlenir ve bir gece Sif uyurken kılık değiştirerek onun yanına gider, Sif’e güzelliğini veren uzun saçlarını keser ve kestiği saçlarını da yakar. Artık Sif kısa saçlarıyla hiç çekici değildir. Thor da uyanınca bunu görür. Ancak Sif’ten boşanmak yerine onun intikamını almaya karar verir. Bu işi ancak Loki yapar diye düşünür ve Loki’nin peşine düşer.

İskandinav tanrıları tamamen ölümsüz olmadıklarından dolayı Loki Thor’un kendini öldürmesinden korkarak özür diler ve cüce İvaldi’nin oğullarına gider. Bu ünlü cüce demirciler, Sif için altından saç telleri yaparlar. Loki de özrünü kabul etmesi için bu saçları bizzat Thor’a kendi eliyle verir. Thor altın saçları eşine takınca, “Altın saçlı tanrıça” lakabı da bu olaydan sonra başlamıştır, onun daha da çekici olduğunu düşünür ve onunla birlikte olur. Bu birleşmeden sonra da Thrud adlı bir kızı, Lorride adlı da bir oğlu olur, dördü beraber Thrudheim’deki 540 odalı Bilskirnir isimli saraylarında yaşarlar.[7]

Thor
Marten Eskil Winge, Thor’un Jötnar ile Savaşı, 1872

Thor, Cermen Mitolojisinde Donar, Donner ve Thunraz, Anglo Sakson mitolojisindeyse Thunor olarak bilinir. Thor’un diğer adları şunlardır:

  1. Þórr heitir Atli,
  2. ok Ásabragr,
  3. sá es Ennilangr,
  4. ok Eindriði,
  5. Björn, Hlórriði,
  6. ok Harðvéorr,
  7. Vingþórr, Sönnungr,
  8. Véoðr ok Rymr.[7]

Tanrılar, Asgard’da kendilerine uygun kaleler yaparak, bütün canlıların üstünde bir konum elde etmiş, gökyüzündeki kalelerinde onların üzerinde egemenliklerini kurmuşlardır. Hatta Odin burada bulunan gözetleme kulesinden bakarak bütün dünyaları izler, ayrıca “Huginn” (Düşünce) ve “Muninn” (Bellek) adlı kargalarını dünyalara gönderip orada olup bitenleri öğrenirdi. Bazen problem yaratan buz devlerini cezalandırması için oğlu Thor’u görevlendirirdi. Tanrılar ve insanlar çoklukla huzur içinde yaşar ve tanrılar insanlara yaşamın büyülü yönünü mutlu olmayı öğretirlerdi.[8]

Runik anma taşı
Danimarka, Hanning’den bir runik anma taşı. Yazıların sonunda bazı kimselerin Thor’a ait olduğunu düşündüğü bir çekiç simgesi bulunmaktadır, oysaki daha sonraki bir döneme, 12. yüzyıla tarihlenmesi, onun bir zanaatçının işareti olabileceğini gösterir.

Thor, iki sihirli nesneye sahiptir. Bu nesnelerden biri, kocaman bir çekiçtir. [9] Bu çekici kullanırken giydiği demir eldivenleri vardır.[10]

Thor’un en büyük özelliği, sihirli güçleri olan, “parçalayıcı” anlamına gelen “Mjöllnir” kelimesiyle ifade edilen bir çekice sahip olmasıdır.Thor, fırtınaları bu çekici ile kontrol eder, yağmurları onunla yağdırır.[2]  Thor, çekicini, Tanrıların Evi As-gard’ı ve Ölümlülerin Evi Midgard’ı (ortadünya) kötü devlerden korumak için kullanır. Thor’un çekici Mjollnir, gök gürültüsü ve şimşeğe neden olur, böylelikle ürünün bereketli olmasını sağlayan yağmurla ilişkilendirilir.[11]

thorun köekixi
Kolye olarak kullanılan, Thor’un çekici şeklinde bir tılsım. Rømersdal, Danimarka’dan.

Thor’un çekicini Brokk ve Eitri isimli iki cüce kardeş yapmışlardır. Çekiç yapılırken Loki sinek kılığına girip cüceleri ısırarak rahatsız edince bir kaza olmuş, çekicin sapı kısalmıştır. Bu iki cüce ayrıca bu çekice birçok farklı özellik vermiştir. Çekiç, Thor’un onu kolayca saklayabilmesi için küçülebilir. Ayrıca bir bumerang gibi, bir düşmana atılınca düşmana tüm gücüyle çarpar ve sahibinin ellerine geri döner. Thor kılık değiştireceği zaman çekici ile kendi yörüngesinde hızlıca döner. Fırtınaları çekici ile kontrol eder, yağmurları onunla yağdırır. Çekici ile evlilikleri ve nesneleri de kutsayabilir. [7]

Onun güçlü olmasını sağlayan bir diğer sihirli nesne de altın bir kemerdir. Bu kemeri takar takmaz gücü ikiye, hatta üçe katlanır.[9]

İskandinav mitolojisinde tanrılar, çoğunlukla yaya ya da at üzerinde betimlenmiş, sadece Thor iki keçinin çektiği bir savaş arabası ile betimlenmiştir.[12] Bu keçilerden birinin adı Tanngniost (Diş Çatırdatan), diğerinin adı da Tanngrisnir (Diş Gıcırdatan)dır. Bu keçilerin çektiği arabası yerde de gökte de gidebilir.[7] Bu keçiler ölümsüzdür çünkü kemiklerine ve derilerine dokunulmamak şartı ile kesilip yenebilirler. Aç kaldığında bu keçileri yiyen Thor ertesi gün çekici Mjolnir ile deri ve kemiklere dokunur keçileri yeniden hayata döndürdüğüne inanılırdı.[13]

thor

Tanngnost (Dişgıcırdatan) İskandinav mitolojisinde, Thor’un arabasını çeken iki erkek keçiden biridir. Diğerinin adı Tanngrisnir’dir (Diş Bileyen).Arabanın sesi dünyadakiler tarafından gök gürültüsü olarak algılanmaktadır. Bir gün pişirilip yenildikten sonra tüm kemikleri tam olarak kalırsa, sonsuz bir et kaynağıdır. Thor çekiciyle derileri ve kemiklerine vurmakta, keçiler canlanmaktadır.[13][14]

Fakat yolculukları sırasında bir çocuk bu durumdan habersizce keçilerden birinin kemiğindeki iliği çıkarmış ve keçinin canlandığında sakat olduğunu gören Thor öfkelenip arabasını çocuğa çektirmiştir.[15]

Thor, asla kılıç veya mızrak taşımaz fakat bütün savaşlarda öldürücü özelliğiyle bilinir. Başından bir sürü macera geçen Thor, en sonunda Midgar adlı yılanla savaşır ve onu çekiçle denizin altında öldürür. Fakat yılan ölmeden önce zehirli kuyruğunu Thor’a sürer ve onu zehirler. Böylece dünyanın koruyucusu ve gücün simgesi olan Thor, bir yılan yüzünden hayatını kaybetmiş olur.[5]

Thor çok güçlü bir tanrı olmasının yanında insanlar tarafından itibar görmektedir: [16]

“İnsanların en çok saygı duydukları ve bunu kurbanlar keserek ispatladıkları tanrı, Odin’in ilk oğlu olan, gök gürültülü yağmurların tanrısı ve aynı zamanda da en güçlü tanrı olan Thor’du. Thor’un dalgalanan kırmızı bir sakalı vardı, koçların çektiği arabasıyla göklerden yıldırım hızıyla geçerdi, ekinler ve otlaklar için hafif ve sıcak yağmurlar gönderir veya Utgard’da yaşayan düşmanlara karşı yıldırımlar yağdırırdı.” [17]

Longfel-low “Tales of a Wayside lnn” isimli şiirinde Thor’un karakteristiklerinden kimisini canlı bir şekilde resmetmiştir:

“Gördüğün bu ışık
Göklerden yayılan.
Kıpkırmızı yanıp sönen
Kızıl sakalımdan başkası değil

Karanlıklarda rüzgârla uğuldar
Milletlerin içine korku düşürür.
Şimşeklerdir benim gözlerim;
Arabamın tekerlekleri
Gümbürdetir gökleri
Çekicimin darbeleri
Sarsar yeryüzünü.” [18]

Thor, Vikingler zamanında özellikle saygı gösterilen bir tanrıydı. Bremenli Adam, Uppsala’daki tapınakta eşkâlleri Odin, Freyr ve Thor olarak belirlenebilecek üç tanrı heykeli olduğunu söyler. “Onlardan en güçlü olanı” Thor idi ve ortada yer alıyordu. Thor, “havaya hükmeder, yıldırımları, şimşekleri, rüzgârları, yağmurları, elverişli hava koşullarını ve ekinleri” yönetirdi. Eğer salgın hastalık ya da kıtlık baş gösterecek olursa, kurban adanacak ilk tanrı Thor olurdu.

İzlanda veya Norveç mitleri Thor’u bu şekilde pek tasvir etmese de, bu durum onun balıkçılık ve tarım ekonomisi üzerine kurulu bu toplumlarda neden bu kadar rağbet gördüğünü açıklayabilir. Thor, adı Viking çağında hem eril (Thorsteinn ve Thorfinnr) hem de dişil (Thorgerðr ve Thorgunnr) bileşik kişi adlarında kullanılabilen yegâne tanrıydı. Daha yakın dönemlerden kalma İzlanda destanları, Thor’a kendi kişisel tanrıları olarak tapınan insanlardan söz etmektedir. Norveç’in batısında bulunan Mostr adasında yaşamış olan Thorolf böyle bir şahsiyettir. O, “adada Thor adına bir tapınak inşa ettirmişti. Thor’un dostuydu ve bu yüzden ona Thorolf deniyordu”.

Ülkede yaşanan siyasal bir buhran anında “büyük bir şölen düzenledi. Kralla uzlaşması mı gerektiğine yoksa ülkeyi terk edip başka bir yerde kendisine yeni bir hayat mı kurması gerektiğine karar veremeyince sevgili dostu Thor’a danıştı ve aldığı tavsiyeden sonra Thorolf İzlanda’ya gitti”. İzlanda kıyılarına yaklaştığında, kendisine Norveç’teki atalarından miras kalan salonundaki şeref kürsüsünü yıllardır desteklemiş olan tahta payandaları denize attı. Bu payandaların “birinin üzerine Thor’un adı işlenmişti. Thorolf, bu payandanın kıyıya vuracağı yere yerleşmeye karar verdi”. Göçmenler, suda yüzen payandaları takip ettiler ve onları İzlanda’nın batısında yer alan bir burunda karaya vurmuş olarak buldular ve “oraya, o günden beri Thorsnes denmektedir”. Hâlen de öyledir.[19]

Nazım Edda’da yer alan en yalın öyküsel şiirlerden biri olan þrymskviða, yani dev kral Thrym’in öyküsü, buna örnek olarak gösterilebilir. Bu şiir, Thor’un yatağında uyanıp kendisine güç ve güven veren kudretli çekicine uzanmasıyla başlar. Çekicin yerinde yeller esmektedir; çekiç çalınmıştır! Onu bir an önce bulması gerekmektedir, yoksa devler, tanrılar diyarını istila edip bütün tanrıları yok edeceklerdir. O ve kişilik özellikleri arsızlık ve haylazlıktan şeytaniliğe kadar değişen yoldaşı Loki, bu duruma çare aramaya koyulurlar ve nihayet çareyi güzeller güzeli Tanrıça Freyia’dan yardım istemekte bulurlar.

Freyia’dan, giyenin uçabilmesine izin veren kuş kıyafetini ödünç vermesini isterler; böylece, içlerinden biri çekici aramak amacıyla dünyanın üzerinde uçabilecektir. Freyia kıyafeti memnuniyetle onlara ödünç verir. Loki kıyafeti giyer ve hiç zaman kaybetmeden Asgard’dan (yani Tanrılar Diyarı’ndan) devler diyarına uçar. Yolda tesadüfen dev Thrym ile karşılaşır. Thrym, çekici Thor’dan nasıl çaldığını anlatıp keyifle böbürlenmekte ve tanrılar kendisine fidye niyetine gelin olarak güzeller güzeli tanrıça Freyia’yı -burada üslubun balad tarzında tekrarlanması söz konusudur- yollamadıkça, çekici asla geri vermeyeceğini anlatmaktadır. Bunu duyan Loki, derhal geri dönüp olan biteni Thor’a anlatır. İki kafadar, Freyia’yı tekrar ziyaret etmeye karar verirler. Durumu tanrıçaya anlatırlar ve Iotunheim’a (yani Devler Diyarı’na), Thrym’a gelin olarak gitmesi gerektiğini, bu yüzden hemen bir gelinlik bulsa iyi olacağını söylerler:

Freyia hiddetle kükredi.
Büyük tanrıların salonu, ayaklarının altında tiredi.
Parıldayan gerdanlığı paramparça oldu.
“Sırf bir adamı baştan çıkarmak için,
Sizinle Iotunheim’a gelecek kadar deli miyim ben!” dedi.

Bunun üzerine, tanrılar meclisi derhal toplanır ve içlerinden biri, ileri görüşlü Heimdall, bir öneride bulunur. Thor’un, kadın kılığına bürünüp Freyia’nın yerine geçerek Iotunheim’a gidebileceğini söyler.

O vakit tanrıların en cesuru olan Thor dedi ki:
“Tanrılar benim bir dönme olduğumu düşünecekler,
Bu gelinliği giyersem eğer.”

Bütün itirazlarına rağmen, tanrılar ne yapıp edip Thor’u gelinlik giymeye razı ederler ve Loki’yi de gelinin nedimesi kılığına sokup ikiliyi Iotunheim’a gönderirler. Devler, beklenmedik bir şekilde, onları gayet sıcak karşılarlar. Kurt gibi acıkmış olan Thor, düğün şöleni sırasında bir ara kendisini yemek yemeye öylesine kaptırır ki, kurdukları tuzak neredeyse bozulacak olur: Thrym, gelinin doymak bilmez iştahı karşısında dehşete kapılmıştır. Neyse ki kurnaz Loki, Thor’un imdadına zamanında yetişir ve durumu toparlar.

Thrym’a, gelinin onun için adeta deli divane olduğunu, bu yüzden yemeden içmeden kesildiğini, günlerdir ağzına bir lokma yiyecek koymadığını söyleyerek, ‘Freyia’ adına kendisinden özür diler. Evliliğin bir an önce gerçekleşmesi için sabırsızlanan Thrym, daha fazla dayanamaz ve gelini kutsayabilmek için kutsal çekicin derhal getirilmesini emreder. Çekici gördüğü anda, Thor’un kalbi adeta yerinden fırlayacak gibi olur. Thor, ani bir hamleyle, kutsal çekici kaptığı gibi oradaki bütün devleri yere serer. Böylece çekicine kavuşmuş olur.[20]

Thor’a, okyanusun derinliklerinde saklanan canavar Iormungard ile olan mücadelelerine göndermede bulunularak, ‘Dünya Yılanı’nın Düşmanı’ da denir. Bu öykü, Viking çağı oymalarında tasvir edilmiştir. Ama öykünün daha ayrıntılı hali, bir Edda şiiri olan Hymiskviða içerisinde yer alır. Bu bile, korkunç dev Hymir ile Thor arasında geçen bir dizi güç gösterisinden yalnızca biri olarak anlatılmaktadır.

Anlaşılan o ki Thor, sırf tanrılar daha çok bira mayalayabilsinler diye Hymir’in görkemli kazanını çalmak ister ve devin evine konuk olur. Bununla birlikte, başka kaynaklara da sahip olduğu anlaşılan Snorri, bu öyküyü daha inceltilmiş bir halde anlatmaktadır. Thor’un niçin devin yanında kaldığına ilişkin hiçbir şey söylemez, ama Thor’un bir yolculuğu sırasında orada bir gece konaklamış olduğunu söylemekle yetinir.[21]

thor, Iormungard
Gosforth’ta bulunan ve bir balık tutma sahnesini gösteren bu taşta, Thor Dünya Yılanı Iormungard’ı avlarken tasvir edilmektedir. Iormungard öyle güçlüydü ki, Odin onu oltayla yakaladığı zaman ayağı botun altına geçmişti. Bottaki ikinci figür muhtemelen dev Hymir’dir.

Ertesi sabah, Hymir balığa çıkmaya hazırlanmaktadır. Thor da ona eşlik etmek ister. Ama Hymir onun çok güçsüz olduğunu ve açık denizlerde soğuktan donabileceğini söyleyerek, Thor’a karşı çıkar.

Thor öfkelenir ve devle birlikte balığa çıkmakta ısrar eder. Hymir ona kendi balık yemini kendisinin bulmasını söyler. Bunun üzerine, Thor Hymir’in öküz sürüsü içerisindeki en besili öküzü seçer ve onun kellesini kesip Hymir’in henüz suya indirdiği tekneye götürür. İkili, olanca güçleriyle küreklere asılarak kısa sürede bol kalkan balığı avlayabilecekleri bir yere varırlar.

Thor daha da açılmak istediği için küreklere asılmaya devam eder. Bir müddet sonra Hymir onu uyarır ve daha fazla açılmamalarının iyi olacağını, yoksa Dünya Yılanı ile karşılaşabileceklerini söyler. Hymir’in uyarılarına kulak tıkayan Thor, bir süre daha tekneyi açık denizlere doğru sürmeye devam eder. Nihayet, büyük bir olta ve devasa bir kanca çıkarır, öküzün kellesini kancanın ucuna geçirir ve oltasını suya atar.

Dünya Yılanı yemi yuttuğunda devasa kanca onun ağzına takılır. Canavar can havliyle olta ipini çeker ve bu ani hamle sırasında Thor’un elleri teknenin küpeştesine çarpar. Bunun üzerine sabrı taşan Thor, oltaya öyle sert asılır ki, ayakları teknenin altını delip deniz tabanına saplanır. Yılanı küpeşteye kadar çekmeyi başarır ve orada zehir saçan yılanla göz göze gelirler. Thor tam çekicini yılanın başına indireceği sırada, dehşete kapılan Hymir oltanın ipini keser ve canavar kaçar.

Thor çekicini yılanın peşinden fırlatır. Snorri ya da daha ziyade Yüce, kimilerine göre Thor’un bu macerasının sonunda canavarı öldürmüş olduğuna inandıklarını söyler fakat “ben buna katılmıyorum. Sanırım canavarın hâlen hayatta olduğunu ve dünyayı saran okyanusun derinliklerinde saklanmaya devam ettiğini söylemek daha doğru olacaktır” diye de eklemeyi de ihmal etmez.[21]

Diğer bir efsaneye göre; Thor yoksul köylülere yardım etmek için bir köye iner ve iki keçisini onlar için kesip pişirir. Eğer keçilerin postları güzel yüzülürse ve bütün kemikleri bu postların içine doldurulursa Mjöllnir’in kerameti ile keçiler canlanır. Bu nedenle köylüler ziyafet çekerken hiçbir kemiğe zarar vermemeye dikkat ederler. Bir delikanlı, kemiklere dikkat edilmesi gerektiği uyarısını duymaz ve bir incik kemiğini parçalayıp iliğini emmeye başlar. Tam bu sırada Thor onu görür ve kırık kemiği onun elinden alıp bütün kemikleri toplar ve keçileri canlandırır. Fakat keçilerden biri kırık kemiği olduğu için topallamaktadır. Bunun üzerine Thor, delikanlıyı kendine köle yapmak şartı ile o ailenin kökünü kurutmamaya karar verdiğini söyler, aile de delikanlıyı seve seve Thor’a verir.

Bunlar sadece akıllarda kalan birkaç hikâyesidir. Thor için; “Hiç kimse ama hiç kimse, onun büyük kahramanlıklarını aklında tutup ezbere söyleyecek kadar bilge değildir.” denir.[7]

Fiziksel gücün zihinsel güçten daha önemli olup olmadığına anlamaya çalışan Thor ve dev soyundan gelme hilebaz Loki, güçlerini test etmek için devler diyarına giderler. Thialfı ve bir başka yol arkadaşıyla dört kişi olan yolcular, hedeflerine vardıklarında alay konusu olurlar; Devler, hakkında çok şey duydukları Thor un aslında küçücük olmasını gülünç bulurlar. Şüpheci tavırlarına rağmen Thor ve arkadaşlarının meydan okumalarına kulak verirler.

Birinci yarışmada Loki ile bir Dev yemek yeme yarışına girer. Masa, devlerin daha önce görmediği kadar etle tepeleme doludur. Mücadele eden iki taraf, sonu berabere biten karşılaşma için yemeye başlarlar. Neden sonra devin sadece etleri değil kemikleri de yalayıp yuttuğu, dolayısıyla Loki’nin yarışmayı kaybettiği ortaya çıkar.

Bir sonraki yarışmada Thialfi başka bir Dev’e, koşu yarışında meydan okur. Ancak Thialfi inanılmaz bir hızla koşmasına rağmen, rakibi ondan daha hızlıdır ve varış noktasına varıp geri dönerken ThialfTyle yarı yolda karşılaşır.

Thor tek başına üç farklı alanda meydan okur. Birincisinde devasa bir boynuzdan bal likörü içecektir. Thor neredeyse patlayana dek içer, ancak gözlerini açıp baktığında boynuzun sadece küçük bir kısmını bitirebilmiş olduğunu görür, ikinci seferde Thor’dan kocaman gri bir kediyi kaldırması istenir. Bütün kuvvetini kullanmasına rağmen Thor, devasa yaratığın ancak tek patisini kaldırabilir. Üçüncü ve son görevinde Thor dan devlerle dövüşmesi istenir. Önceki başarısızlıkları sebebiyle Thor un kendileriyle değil yaşlı bulaşıkçı kadın Elli’yle dövüşmesine karar verilir. Ancak Thor, yine de yenilgiye uğrar.

Lâkin hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Baştaki alaycılıklarına rağmen, devler Thor un büyük gücünden etkilendiklerini ve dolayısıyla yarışlar boyunca bir iki ufak hileye başvurduklarını itiraf ederler. Yemek yarışmasında Loki ateşi simgeleyen ve önündeki her şeyi yiyen bir Dev ile karşılaştırılmıştır. Thialfi koşu yarışında, daima eylemden daha hızlı olan düşünceyi temsil eden Dev’e karşı mücadele etmiştir. Thor ise rakiplerinin uyguladığı taktiklere rağmen her adımda müthiş bir güç gösterisi sergilemiştir.

İçme teşebbüsünde boynuzun dibinde engin bir okyanusun suyu olmasına rağmen Thor su seviyesini görülür bir şekilde azaltabilmiştir. Dev kedi, esasen dünyanın etrafma sarılan Midgard yılanıdır, buna rağmen Thor kedinin bir patisini kaldırmayı başarmıştır. Son olarak, savaşçı yaşlı kadın, kimsenin alt edemediği Yaşlılık’ın ta kendisidir, bütün bunlarsa zihinsel gücün fiziksel güçten her zaman daha üstün olduğunun bir göstergesidir.[22]

Thor bir savaşçıdır ve onun düşmanları, tanrıların düşmanları olan devler, canavarlar ve tarihöncesi güçlerdir. Snorri, onu şu sözlerle anlatır:

“Thor, tanrıların en önemlisidir. Ona Aesir’in Thor’u ya da Savaşçı Thor da denir. Tüm tanrıların ve insanların en güçlüsüdür… Üç değerli eşyası vardır. Bunlardan ilki, buz canavarlarının ve uçurum devlerinin nerede olurlarsa olsunlar havaya kaldırıldığını anlayabildikleri (ki bu aslında hiç de şaşırtıcı değildir, zira pek çoğunun babasının ve aile efradının kafasını patlatmıştır) Miollnir denen kudretli bir çekiçtir. Thor’un sahip olduğu şahanelerden bir diğeri ise, güç kemeridir. Thor bu kemeri taktığında tanrısal gücüikiye katlanır. Üçüncüsü ise, sahip olduğu şeylerin en değerlisidir: Demirden eldivenler. Bu eldivenler olmaksızın çekicini savuramaz.“

Thor hakkındaki mitlerin birçoğu, varlığını günümüze dek sürdürebilmiştir. Bunlardan bazıları, Skald şiirleri içinde yer alan ve bir yandan bu şiirlerin çok eski tarihlerden kalma olduklarına delalet eden, diğer yandan da Vikingler zamanında bu tanrıya pratikte nasıl tapınıldığının ipuçlarını veren öykülerdir. Thor’un, üzerinde “Thor bu runleri kutsasın” ve “Thor bu abideleri kutsasın” yazan anıtsal yazıtlarda kendisine yakarılan tek tanrı olması da önemli bir noktadır ve onun esirgeyici bir tanrı olarak görüldüğünün göstergesidir. Yine de, mitlere ulaşmak her zaman kolay olmadığı gibi, onların basit öykülerden ibaret olmadıklarını -arkalarında “doğal olgular hakkındaki yaygın kanılar” olduğunu- söylemek de oldukça güçtür.

Thor’un dev Geirrod’la karşı karşıya gelişini anlatan öyküyü ele alalım (buradaki Geirrod’un, Odin’in sonunu hazırladığı kral Geirrod ile hiçbir ilgisi yoktur). İzlandalı şair Eilif Godrunarson, İskandinavya’nın pagan çağının son yıllarında, ‘Thor hakkında dizeler’ anlamına gelen ve bizim bugün þórsdrápa diye bildiğimiz bir şiir kaleme almıştır. Snorri tarafından Skáldskaparmál’da alıntılanmış olduğu için varlığını günümüzde dek koruyabilmiş olan bu şiir, genellikle anlaşılması en güç ve kapalı Skald şiirlerinden biri olarak görülmektedir. Gerçi Snorri öyküyü bir yandan anlatırken bir yandan da anlaşılır kılabilmek için yorumlar ama onun öykünün aslını bildiğinden kim emin olabilir ki? Snorri, öyküyü aşağıdaki gibi anlatır.

Her zaman olduğu gibi, sorun yine Loki’nin başının altından çıkar. Loki, bir gün, Frigg’in giyenin uçmasına izin veren şahin postunu denemektedir. Uçarak Geirrod’un salonuna gelir ve pencere eşiğine konup içeriyi izlemeye başlar. Geirrod, kuşun onu seyretmesinden hiç hoşlanmaz ve hizmetçilerinden birine kuşu derhal yakalaması için emir verir. Hizmetçi salonun duvarına tırmanır. Loki, duvara güç bela tırmanan adamın sinirlenmesinden keyiflenir ve son ana dek orada öylece durur. Fakat ayağı takıldığı için kaçmayı da başaramaz.

Geirrod, şahinin gözlerinden onun aslında kılık değiştirmiş birisi olduğunu anlar ve kim olduğunu öğrenmek ister. Ama Loki konuşmayı reddeder ve bu yüzden kafese kapatılıp üç ay boyunca aç bırakılır. Nihayet, devin bu ‘dostane’ tutumu işe yarar ve kim olduğunu itiraf eder. Bunun üzerine Geirrod, Thor’u güç kemeri ve muhteşem çekici olmaksızın salonuna getirmesi halinde onun hayatını bağışlayacağını söyler.

Loki’nin Thor’u buna nasıl ikna ettiğini bilmiyoruz ama büyük tanrı silahsız halde Loki’yle birlikte Geirrod’un sarayına doğru yola koyulur. İki kafadar yolda dişi bir devin evinde konaklarlar. Dişi dev, Thor’a Geirrod’un kana susamış doğası hakkındaki hakikati anlatır ve ona bir güç kemeri, bir asa ve bir çift demir eldiven ödünç verir; tedbirli olmak her zaman iyidir. Thor, büyük Vimur nehrine geldiklerinde kendisine ödünç verilen kemeri beline bağlar, asayı eline alır ve kemerine sıkıca tutunan Loki’yle birlikte sığ suda ilerlemeye başlar. Nehrin ortasına geldiklerinde su birdenbire ikisinin omuz hizasına kadar yükselir.

Ne olup bittiğini anlamak için etrafına bakınan Thor, karşıdaki tepelerin oluşturduğu vadinin üzerinde çömelmiş vaziyette durmakta olan Gialp’i görür. Gialp, Geirrod’un kızıdır ve suların aniden yükselmesinin sebebi odur. Snorri, aldığı terbiyeden ötürü onun bunu nasıl yaptığını bize söylemez fakat anlaşıldığı kadarıyla Gialp o sırada nehre işemektedir. Bunun üzerine Thor, bir filozof edasıyla “nehri kaynağında kurutmalı” diyerek yerden bir kaya alır ve ona fırlatır. Suda ilerleyip karşı kıyıya vardığında, bir üvez ağacına tutunup kendisini suyun dışına çeker. Snorri, üvez ağacına bu yüzden “Thor’un kurtuluşu” dendiğini de eklemeyi ihmal etmez.

Öykünün bu kısmı, Snorri’nin alıntıladığı başka bir Edda şiirine ait dörtlükte desteklenmektedir. Bu durum, Snorri’nin elinde, bu şiirin, öykünün kendi Edda’sında yer alan nesir halini yazmasına yardımcı olan, daha uzun bir versiyonu bulunduğuna işaret etmektedir:

Sakın ola yükselmeyesin Vimur, sığ sularından geçerken ben,
Seni aşıp devlerin sarayına doğru yol alırken.
Bil ki yükselirsen eğer, benim tanrısal kudretim,
Yükselecektir göklere değin.

Thor, Geriord
Thor ve Geriord

Sonra Thor ve Loki, Geriord’un, böylesine önemli iki tanrı için son derece uygunsuz bir ağırlama yeri olan keçi ağılının bulunduğu salonuna giden yola devam ederler. Ağılda tek bir mobilya parçası vardır, o da bir sandalyedir. Thor sandalyenin üzerine oturduğunda sandalye birdenbire yerden yükselir ve onu çatıya doğru sıkıştırmaya başlar. Dişi devin daha önce kendisine ödünç vermiş olduğu asayı çatı kirişlerine doğru bastırmak suretiyle, kendisini aşağıda tutmaya çalışır ve aniden bir çatırtıyla birlikte acı bir feryat kopar. Geirrod’un kızları, sandalyenin altından yukarı doğru iterek Thor’u tavana doğru sıkıştırıp ezmeye çalışmışlar, ama onun bu karşı hamlesi, kızların belini kırmıştır. Yalnızca bir elyazmasında muhafaza edilmiş olsa da, Snorri’nin Edda’sı bu olayı anlatan şiirden de bazı dizeler alıntılamıştır:

Bir defa kullandım bütün gücümü,
O da, devlerin sarayında.
Geirrod’un kızları Gialp ve Greip,
Beni gökyüzüne kaldırmaya çalıştıklarında.

Geirrod, bu olaydan sonra, Thor’u iki büyük ateşle ısıtılan ve aydınlatılan salonuna çağırır. Thor salondan içeriye adımını attığında Geirrod kor haline gelmiş bir demir külçeyi maşa yardımıyla ateşten çıkarıp tanrıya fırlatır. Neyse ki Thor demir eldivenlerini takmıştır. Demir külçeyi havada yakalayıp Geirrod’a geri fırlatır. Dev, kendisini korumak için salonun sütunlarından birinin arkasına doğru hamle yapar. Ama demir külçe, sütunu, Geirrod’u ve onun ardındaki duvarı bile delip dışarıda toprağa saplanır. Snorri’nin anlattığı öykü bu şekilde sona erer.

Öykünün son kısmı, Saxo Grammaticus’un Gesta Danorum’unda yer alan tuhaf bir parçayla da desteklenmektedir. Saxo, Danimarkalıların İskandinavya’nın kuzeyine doğru at sırtında yaptıkları maceralı ve uzun bir yolculuğu anlatırken, onların yol boyunca tanık oldukları bazı korkunç manzaraları da betimlemiştir. Atlılar, ilk çağlardan kalma yıkık bir kente benzeyen bir kasabaya gelmişler. Burada, temizliğe ve bakıma fena halde ihtiyaç duyan taştan bir salon varmış. İçeri girdiklerinde ise “un ufak olmuş bir kaya parçası ve onun hemen yakınındaki bir platformun üzerinde, bu taş yığınına karşı oturur halde karnı deşilmiş ölü bir adam” görmüşler. Danimarkalı önder Thorkell, bunu takipçilerine “bir keresinde devlerin küstahlığı yüzünden çileden çıkan tanrı Thor, kızgın bir çelik fırlatarak düşmanı Geruthus’un karnını deşmiş, sonra bir dağı delip geçmiştir” diye açıklamış. Yakınlarda belleri kırılmış iki kadın da bulmuşlar.[23]

Thor, Hrungnir
Thor ve Hrungnir

Thor’un devlere karşı verdiği mücadeleleri anlatan, varlığını koruyabilmiş başka mitler de vardır. Sözgelimi, Thor’un Hrungnir ile yaptığı düelloyu anlatan ve Lokasenna’da yer alan öykü bunlardan biridir. Loki, şiirin sonlarına doğru artık öylesine çirkefleşir ki, Thor onu susturmak için çıkagelir. Loki “Niçin etrafta deli danalar gibi dönüp duruyorsun” diyerek onu alaycı bir hoşgeldinle karşılar. Öfkeden köpüren Thor, ona tehditler savurur:

Kapa çeneni seni aşağılık pislik. Kudretli çekicim,
Miollnir kapatacak çeneni, yoksa
Hrungnir’in katilini sağ elimle vuracağım sana,
Bedenindeki bütün kemikler parçalansın diye.

Sonraki dizelerde de tehditler savurmaya devam eder:

Hrugnir’in katili gönderecek seni Hel’e,
Ölüm diyarının kapılarına.

Skald şiirlerinde Thor’un Hrungnir’i nasıl yok ettiğine yönelik kimi anıştırmalar bulunmakla birlikte, bize öykünün ayrıntılı halini yine Snorri anlatmaktadır.

Hrungnir, taş kafalı ve taş kalpli, gudubet bir devdir. Taştan yapılma son derece kalın bir kalkanı ve omzunda taşıyabileceği kadar büyük olan ve silah niyetine kullandığı bir bileğitaşı vardır. Birgün, Hrungnir ile Odin, atlarının hünerleri konusunda kavgaya tutuşurlar. Odin atıyla birlikte kaçar, Hrungnir de öfke içinde onun peşine düşer. O kadar hızlı gitmektedir ki, Asgard’a vardığında durmayı başaramaz ve kapıları kırıp sarayın içine dalar.

Tanrılar, buna rağmen onu bir içki alması için içeriye davet ederler. Hrugnir zilzurna sarhoş olur ve tanrıları yok edip tanrıçaları nasıl kaçıracağı hakkında laflar gevelemeye başlar. Aesir’in çağırttığı Thor, büyük bir hışımla bu düşmanlarına içkiyi kimin ikram ettiğini öğrenmek ister. Hrungnir, Odin’den kendisini orada bulunduğu sürece korumasını talep eder ama tarafsız bir alanda, ülkelerinin topraklarının sınırında Thor ile dövüşmeyi de kabul eder.

Hrungnir, evine gidip kalkanını ve silah olarak kullandığı bileğitaşını yanına alır. Diğer devler, bu dövüşün sonucu hakkında tahminler yürütmeye başlayıp Hrugnir’in dövüşü kaybetmesinden kaygı duyarlar. Bu yüzden, yüreği bir kısraktan alınmış olan, balçıktan devasa bir savaşçı heykeli yaparlar (Olanca görkemine rağmen, bu heykel bile Thor’un karşısına çıktığında tir tir titreyecektir).

Hrungnir, kendi tanığı olarak getirdiği balçık dev ile dövüş meydanına gelir ve Thor’u karşılamak için hazır bekler. Ama balçık dev Thor’u gördüğünde korkudan altına işeyecektir. Thor ise koşu yarışmalarının daimî şampiyonu olan Tialfi’yi kendi tanığı olarak getirir. Tialfi, Hrungnir’e kalkanını önünde tutmasa daha iyi olacağını, zira Thor’un yer altından geleceğini ve onu bu şekilde hazırlıksız yakalayacağını söyleterek, utanç verici bir yalan söyler. Buna kanan Hrungnir, kalkanını yere koyup onun üzerine çıkar ve bileğitaşını da her an saldırabilmek için elinde hazır bulundurur.

Thor yine alışılageldik öfkesiyle dövüş meydanına çıkar ve çekicini Hrungnir’e fırlatır. Hrungnir de bu hamleye aynı şekilde yanıt verir ve o da bileğitaşını Thor’a savurur. İki silah ortada çarpışır. Bileğitaşı parçalara ayrılır; bir parçası yere (dünyadaki bütün bileğitaşlarının çıkarıldığı yere) düşer, geri kalanıysa Thor’un kafasına sıkışır. Thor oracıkta yere yığılıp kalır. Ama kudretli çekici Miollnir, hedefine doğru yoluna devam edip Hrungnir’in kafasını patlatır. Hrungnir de bir bacağı yerde yatan Thor’un üzerine gelecek şekilde yere yığılır. Bu arada Tialfi de balçık devi katleder.

Thor, devin bacağı ile yer arasında sıkışmıştır. Thor’un henüz üç yaşındaki oğlu Magni gelip de bacağı oradan tek hamlede kaldırıncaya dek, kimse bacağı yerinden oynatmayı başaramaz. Thor alçakgönüllü bir dille, oğlunun büyüdüğünde çok güçlü bir erkek olacağını tahmin ettiğini söyler.

Thor eve döner fakat bileğitaşının bir parçası hâlen kafasına sıkışmış haldedir. Tanrılar, soluğu gizemli Aurvandil’in karısı olan cadı Groa’nın yanında alırlar. Cadı, Thor’a büyülü sözler söyler ve taş parçası gevşemeye başlar. Bunun üzerine, Thor cadıyı mükâfatlandırmak ister ve ona bir keresinde Elivagar çayının buz gibi soğuk sularından geçerken kocası Aurvandil’i nasıl sırtındaki küfede taşımış olduğunu anlatır. Aurvandil’in ayak parmaklarından biri küfenin dışarısında kaldığı için donmuştur.

Thor donmuş olan parmağı koparıp gökyüzüne fırlatmış ve parmak bir yıldıza dönüşmüştür. Ama Groa, Thor’un anlattığı bu şeye o kadar memnun olur ki, o sırada söylediği büyülü sözleri unutur ve bileğitaşı tekrar sıkışır. İşte bu yüzden evdeyken bileğitaşları ortalıkta bırakılmaz; olur da ortalıkta bırakırsanız Thor’un kafasına sıkışmış olan parça da titremeye başlar. ‘Kalkan’ yerine kullanılan ‘Hrungnir’in ayak tabanları’ ve ‘Thor’ yerine kullanılan ‘Hrungnir’in kafasını kıran’ gibi kenninglerin kaynağı bu mittir.[24]

Thor’un Ölümü

Midgard’daki korkunç yılan Jörmungand, Odin’in kardeşi olmayı başarır. Thor onunla mücadele eder ve onu öldürür. Ancak yılan suya devrilmeden önce kuyruğunu Thor’a vurarak zehirinin ona bulaşmasını sağlar ve Jormungand ile Thor beraber ölürler. Fakat Ragnarok’un ardından mjolnir çekici ve Odin’in asasının gücü ile bütün tanrılar yeniden dirilmiş, ve bütün evrende kibir ve kötülük yok olmuştur.[7]

Popüler Kültür

Marvel Comics 1960’larda Thor’u yeni bir kahraman olarak çizgi romanlarına eklemiştir.Thor (Marvel Comics) Ayrıca zaman zaman DC Comics çizgi romanlarında da yer almıştır. [7]

Akhenaton'un Hazırladığı Diğer Makaleler ❯

Kaynaklar

[1] Arş. Gör. Mert Kozan, “Kuzey Mitolojisinin Günümüz Popüler Kültürüne Yansımaları”, Yıl: 17, Sayı:: 3, Aralık 2013, s.248.
[2] Duygu Alkan - Oktay Çakır - Zeynep Molder - Deniz Çoban, “Demir Tarihi I”, Metalurji ve Tarih (dergi), s.3.
[3] Yrd. Doç. Dr. Cemile Akyıldız Ercan, “Germen Mitolojisinde Yaratılış”, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2014, 18 (1), s.129.
[4] Nadir Avşaroğlu, “Madencilik ve Mitoloji”, Maden Mühendisleri Odası (dergi), Haziran 2005, s.62.
[5] Yrd. Doç. Dr. Necati Sümer, “Dinsel ve Mitolojik Bir Sembol Olarak Yılan”, International Journal of Social Science, Doi number:dx.doi.org/10.9761/JASSS3229, Number: 43, p. 275-288, Spring I 2016.
[6] Raymond Ian Page, “İskandinav Mitleri”, çev. İsmail Yılmaz, Pjoenix Yayınları, Ankara, ISBN No: 978-605-5738-10-5, s.10-11.
[7] https://tr.wikipedia.org/wiki/Thor
[8] Yrd. Doç. Dr. Cemile Akyıldız Ercan, a.g.e., s.128.
[9] “Mitoloji” (ders kitabı), M.E.B., Ankara 2013, s.39.
[10] Donna Rosenberg, “Dünya Mitolojisi: Büyük Destan ve Söylenceler Antolojisi”, İmge Yayınevi, 3. baskı, Ağustos 2003, s.528.
[11] Donna Rosenberg, a.g.e, s.521.
[12] Yrd. Doç. Dr. Cemile Akyıldız Ercan, a.g.e., s.130.
[13] Cansu Tanpolat, “Doğu ve Batı Kültürlerinde Başlıca Hayvan Mitleri” (lisans tezi), Işık Üniversitesi, 2016, s.48.
[14] Arthur Cotterell - Rachel Storm, “Büyük Dünya Mitolojisi Ansiklopedisi”, Alfa Yayınları, İstanbul 2011, s.232.
[15] Cansu Tanpolat, a.g.e., s.233.
[16] Dr. Şenay Kırgız, “Odin’den Batraz’a: Germen Mitolojisi, Asetin Halk Destanı Karşılaştırılması Üzerine Bir Çalışma”, RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, 2019, sayı:15, DOI: 10.29000/rumelide.580502, s.216.
[17] Reiner Tetzner, “Cermen Tanrı ve Kahramanlarının Efsaneleri”, cilt: 1, Çev. Arzu Yarbaş, İzmir 2004, s.18-19.
[18] Hasan Fırat, “Tötonların Dini: İskandinavlar”, https://hasanfirat.com/wp-content/uploads/2017/01/TÖTONLARIN-Dini.pdf.
[19] Raymond Ian Page, a.g.e., s.84-85.
[20] Raymond Ian Page, a.g.e., s.20-22.
[21] Raymond Ian Page, a.g.e., s.82-83.
[22] Mark Daniels, “Bir nefeste Dünya Mitolojisi”, Maya Kitap, İstanbul 2014, s.198-200.
[23] Raymond Ian Page, a.g.e., s.74-78.
[24] Raymond Ian Page, a.g.e., s.79-81.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Warcraft, 30.06.2019, 10:27 (UTC):
thor hikayesi güzel açıklanmış.. Ancak resimlere biraz sansür katsanız iyi olur...
Çıplak adam resimlerini paylaşmakta ne kadarda meraklısınız....
emeğinize sağlık diyelim...

Yorumu gönderen: Silverhand, 28.06.2019, 18:58 (UTC):
Çok teşekkürler, tıpkı Odin yazınızda olduğu gibi buda iyi bir yazı olmuş. Thor'u Odinden sonra bekliyordum açıkcası. Tekrardan teşekkürler elinize emeğinize sağlık.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 51962534 ziyaretçi (131782001 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler