Yeryüzünde Bir Halife: Insan
 
insan, halife

Yeryüzünde Bir Halife: İnsan

Mehmet Akif Ardıç (Akhenaton)

Kategori: Akhenaton'un Köşesi

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Hani Rabbin meleklere: “Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” buyurmuştu da onlar: “Orada fesat çıkaracak ve kanlar dökecek bir kimse mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek seni tesbih ve takdis etmekteyiz” demişlerdi. “Şüphesiz ben sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” buyurmuştu. (Bakara 30)

Gün geçmiyor ki “İnsan daha ne kadar alçalabilir?” sorusu yeniden sorulmuyor insanlara. Yeniden hiddetlenmiyor denizlerin köpükleri, yeniden utanmıyor insan olduğundan insan.

Rabbinin en güzel sanatı insan. En mükemmel şaheseri, şahdamarların daha da yakınında Rabbini bulan. “Ahsen-i takvim”, yani en güzel şekilde yaratılan. Düşünen, akleden, seçim hakkı olan, iradesi ve hükmü olan, aşkı ve hüznü olan, sevinci ve gülümsemesi olan, en mükemmel fıtrat ve donanımla dünyaya gelen, sonsuz bir yaşama ve Allah’ın kendisinden razı olduğu nefis mertebesine kavuşmak için hayat denen bu “simya” ateşiyle imtihan edilen.

Allah, meleklere “Yeryüzünde bir halife yaratacağım.” demişti. Melekler, sormuştu Rablerine: “Yeryüzünde kan dökecek birini mi yaratacaksın?” Günahtan uzak düşüncelerine alçalmanın ve suç işlemenin daha ağır bir tanımı gelmemişti. “Siz bilmezsiniz, ben bilirim.” demişti Rableri onlara.

Bir halife: Yeryüzüne hükmedecek. İyi ile kötüyü seçme hakkına sahip olacak. İçlerinde bulundukları kainat kitabına bakıp elest aleminde Rablerine verdikleri sözü unutmayacak, yeryüzünde yürürken böbürlenmeyecek, kendi nefislerine ya da zayıf olanlara zulmetmeyecek, benliklerini kötülükle beslemeyecek ve yeryüzünde adaletle hükmedecek.

Bütün insanları “iyi” olarak da yaratabilirdi. Ama bunun yerine bizlere meleklere verilmeyen bir şeyi verdi: SEÇME HAKKI! Her şeyi yapabilirsiniz, cüzi irade ile her eylemi. İnsanlara zulmedebilirsiniz. Onların hakkını gaspedebilirsiniz. Kul hakkı yiyebilirsiniz. Hırsızlık yapabilirsiniz. Cinayet işleyebilirsiniz. Ya da bütün bunların tam tersini… Ama ne yaparsanız yapın, kendiniz için yapar ve işlersiniz. Yani kendi nefisleriniz için…

İşte insana sunulan en değerli hediye: SEÇME HAKKI! Her insan için tertemiz bir defter. Ömürlerindeki her gün, yepyeni bir sayfa. Üzerlerine doğan her güneş, yepyeni bir başlangıç. Kendilerine verilen her nimet, yepyeni bir teşekkür vesilesi. Yere değen secdedeki her alın, yepyeni bir sevinç ve mutmainlik.

Rabbiyle olmaktan başka ne ister ki insan! Her secdesini ilk secdesi gibi heceyanlı geçiren bir kul, bıkar mı böyle lütufkar ve rahmeti bol bir Sultan’a ram olmaktan!

Allah aşkına, pencerenden bir dışarı bak! Yağmura, Rabbinin sanatının değdiği her şeye. Aşık olduğun insanın yüzüne bak! Rabbinin emri olmadan dalından düşmeyen yaprağa, mahşerde tüm ruhların dirilmesi gibi yerdeki tohumları tek tek dirilten yağmura, el-Musavvir isminin ışıl ışıl parladığı çiçeklere, ağaçlara, uçan kuşlara, çiçekleri aşılayan rüzgara, bal arısına, her biri sana birbirinden eşsiz tatlar sunan meyvelere, yaşamın kaynağı suya, hidrojene ve oksijene, ışığa ve gölgeye, muazzam bir tasarım olan ellerine ve tüm bedenine, gökyüzündeki yıldızlara, kandil gibi göğü aydınlatan Ay’a, ışıklarını ve ısısını sana cömertçe sunan Güneş’e, demiri erittiğin ateşe……

Rabbinin işleri, ufkunu tutan ve gözlerinin erdiği her yerde. Öylesine bu alemde değilsin! Yeryüzünde özgür; ama başıboş değilsin! Zannettiğin gibi değersiz değilsin! Gez şu alemi, fikirsiz ve izansız değilsin! Zalim’e dur de, elsiz ve ayaksız değilsin! Mazlumlardan yüz çervirme; çünkü vicdansız değilsin.

Sen halifesin! Rabbin var, kimsesiz değilsin. Duan var, çaresiz değilsin. Dünyaya boşuna gelmedin, gayesiz değilsin. Bu dünyada misafirsin, kalıcı değilsin. Başkalarının değil kendi kusurlarını araştır, kimsenin yargıcı değilsin.

Sen halifesin! Rabbin katında değerli. Sana emanet edilen bu bedene ihanet etme. Gönlün, Rabbine mabedindir, mabedini kirletme! Gözlerin senin ruhundur, ruhuna çirkinliği davet etme! Ömür senin sermayendir, sermayeni heba etme! Ettiğin her kötülük, nefsine döner; nefsine zulüm etme!

Meleklerden üstün yaratılan insan, nasıl olur da hayvanlardan daha aşağı olmayı kendine layık görür? Rabbinin her an kendini gördüğünü bilen bir kul, nasıl olur O’nun huzurundayken kötülüğe yürür? Hangi vicdan taşıyan insan, günahsız bir yavrucağa kıyar? Nasıl şeytan onun apaçık düşmanıyken onunla aynı safta yer alır? Nasıl olur da insan, izzetinden, insanlık onurundan ve ahretinden vazgeçer?

BİR İNSAN, RABBİ KENDİSİNİ GÖRÜYORKEN EN KÜÇÜK KÖTÜLÜĞÜ BİLE NASIL İŞLER?

Kalbinde zerre kadar Allah korkusu olan, bir karıncaya bile nasıl kıyar? Bırakın günahsız bir sabiyi öldürmeyi bunu aklından bile nasıl geçirir? Nasıl midesi bulanmaz, kendisinden iğrenmez, vicdanı kendisini öldürmez? Bir hayvanın bile düşmeyeceği bir duruma kendisini nasıl düşürür! Kendisine Rabbi tarafından ruh üflenen insan, bu ruhun kutsallığını bu kadar nasıl kirletebilir, nasıl kirletebilir, nasıl kirletebilir?!!

Acı acı bak dostum, yeryüzünde bir halife olarak yaratılan insanın düştüğü acı duruma. Çocuk katillerine, uyuşturucu tüccarlarına, tecavüzcülere!

Sen ey yeryüzünde “halife” olarak yaratılan insan, kendini “hafife” alma! Meleklerin kendisine secde ettiği insan, Allah’tan başkasına secde etme! Dağların reddettiği yükü yüklenen insan, mükemmel bir varlık olduğunu ve Rabbinin sana çekemeyeceğin bir yükü yüklemeyeceğini göz ardı etme. Rabbini tanımak ve O’na kulluk etmek için yaratılan insan, O’ndan başka Üst tanıma ve O’ndan başka “şey” ya da “kişi”lere kulluk etme. Mükemmel duyularla donatılan insan, “insan olma” duyunu hiç kaybetme!

Sen ey sonsuz bir hayat için yaratılan insan; bu geçici dünya hayatını ebedi yurt zannetme! Sen ey Rabbinin mükemmel olarak yarattığı insan, bu mükemmel bedeni ve ruhunu günah ile çirkinleştirme!

Utanmıştı belki Kabil, kardeşi Habil’i öldürdüğünde. Allah’a ilk karşı geliş, kibir yüzünden işlenmişti. İnsanın ilk günahı açgözlülüğü yüzünden. Kabil ise Habil’i kıskançlığı yüzünden öldürmüştü. Ama bugün, anne-babalarını bile kesen insanlar, yaptıklarını dile getirmekten utanmıyor…

Rabbine sadece bir kez karşı gelen İblis’e Rabbinin gazabı ne olmuştu? Peki ya bizim durumumuz ne olacak? Rabbinin aşkına söyle, kibri yüzünen kovulan ve lanetlenen Şeytan’a karşılık insanın akıbeti ve bizim layığımız, ne olacak?

وَإِذَا الْمَوْؤُودَةُ سُئِلَتْ

“Ve 'diri diri toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman…” (Tekvir 8 )

Dostum, bu çok ağır… Yeryüzüne bir halife olarak gönderilen insanın günahsız, o masum çocuklara yaptıklarını düşünmek ve hala nefes almak çok ağır… O çocukları koruyamamak ve kendini çaresiz hissetmek çok ağır… Esfeli Safilin, yani hayvanlardan aşağı bir varlıkla aynı türden olmanın utancını yaşamak çok ağır…

Dostum, ölen “Eylül” değil, “Leyla” değil biziz, insanlığımız ve tüm insanlık. Yeryüzüne halife olarak yaratılan ama bugün “zalim”e dönüşen varlık!

Eğer Kuran bir dağa indirilseydi, Allah’ın korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görecek olduğun dağların karşısında bu Kuran’ın biz İnsan’lara indirilip de dağ-taş kadar bile olamamamız ve utancımızdan parça parça olmayışımız çok ağır…

Tüm meleklerin secde ettiği insan, bugün şehvetine secde ediyor. Aç gözlülüğüne, kibrine, iğrenç duygulara, paraya, makama, koltuğa ve kendi canileşen ruhuna… Dostum, insanlar gün gelir ölüyor. Ama insanlıkları onlardan daha evvel ölüyor…

Dönelim, düşünmenin bahçelerine dönelim, sevmenin, tahammül etmenin, insan olmanın kutlu bahçelerine… İnsanın izi silinmesin, dün meleklerin Adem’e secde ettiği yerde…

Mehmet Akif Ardıç,
9 Temmuz 2018, Adana.

Akhenaton'un Diğer Yazıları ❯






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 50821471 ziyaretçi (128821107 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler